22 Kasım 2016 Salı

#DEVLER ZAMANI#

Seviyesizliğin seviye sayıldığı bir zaman dilimiydi
Hiç susmayan, sürekli konuşan cüsselilerin zamanıydı
Beynin yarım kaldığı,
Evrim süzgecinden geçirilmemiş beyinciklerdi.
İnsancıl değerlerin kayboluşu ile,
Güneş doğmaya utanır hale gelmişti.
Karanlık ile bütün pislikler örtülüyordu.

Güneş, gölgeler ile bir anlaşma yapmıştı,
Aydınlığa inat, örtülen pislikler olmalıydı.
Yoksa yaşam olanaksız olacaktı,
Her şeyden önce hala çocuklar vardı...
Öncelikle aydınlığı tanımalıydılar.
Bütün güzellikleri tüm çıplaklığıyla görmeliydiler.
Tabi ki sonrası tercih meselesi olacaktı,
Ya da yönlendirilmeler ile zorunlu kılınacaktı.
Ne önemi vardı ki,
Önemli olan başlangıcın iyi görünmesiydi.

İlerleyen akrep ve yelkovan ile umutlar geride kalmıştı.
Büyüyen nesiller, gölgelere gizlenmeyi öğrenmişlerdi.
Konuşulan 4 lafın 1'i ya doğru ya yarımdı,
İnsanlık yerini devlere bırakmıştı.
Sadece yemeliydiler,
Sadece tüketmeliydiler,
Bütün evren onlarındı,
Zaten onların olmayan şeyin varlığı anlamsızdı.
Bu nedenle olmamalıydı,
Ya da küçük çaplı bir oyuncak olmaya mahkumdu.

Karmaşık bir zaman dilimiydi,
Ağzı olan bütün devler anırıyordu,
Bunlar Sadece hareket eden varlıklardı,
Bir amaçları varmış gibi görünürlerdi.
Oysaki her konuştuklarına kendileri bile inanmıyordu.
Sadece akrep ve yelkovan ile paralel ilerlemeye çalışıyorlardı.
Devlerin tek zaafı akrep ve yelkovanın hareketiydi.
Hayranlıkla bunu izlerlerdi.
Son yorgunluk diliminde ise,
Yeni oyuncaklarını sayar ve uyurlardı.