yorgunluklarım var benim
umutsuzluklarım ceplerimde
adım adım boşluğa yürüyorum
havada asılı kalan bir kuklayım
önümde karanlık uzun bir yol var
ışık yok sonunda
yürümek zorunda kaldığım sonsuz bir yol
her adımda, takılıp düştüğüm taşlara inat; kalkıyorum
yara bere içinde yola devam ediyorum
benim belkilerim kaldı
belki diyorum...
bugün karanlığa beyaz bir çarşaf giydirdim
her şey değişti sanki
sahi değişir mi böyle..?**
26 Aralık 2014 Cuma
14 Aralık 2014 Pazar
inancını yitirmiş birine umuttan bahsetmek..
adım attıkça sen uzaklaştın
elimi uzattım, kayboldun
aradım seni, günlerce... ömürlerce...kayıptın
yıkıldım, bomboş kaldım...sensizdim
belkide beni bulsaydın, büyürdüm.... büyütürdüm bizi..
sen kayıpları bulamadın, ben karanlıklarda kaldım...
hiçleştik... bomboş kaldık..
sen benle, ben senle olamadık..
günlerce seni sordum....
yürüdükçe anılar canlandı..
dayanamadım, dizlerim titredi...düştüm..
gözyaşlarım aktı..
özledim seni..
gitmek bu kadar kolay mıydı?
nasılda bu kadar sessizleşiyordu insan
nasılda hissizleşiyordu böyle?
nasılda ruhsuzlaşıyordu...
aynadaki kim diyordu bana?
bu yüz neden bu kadar mutsuz diyordu?
hiç mi gülümsemedin sen diyordu?
seni mutlu eden hiç anın var mı diye soruyordu?
ona verebilecek cevap yoktu
kırgınlıklar,mutsuzluklar,hayaller....
kim anlatabilirdi ki ...
susmak tek cevaptı ona
onunda tek cevabı susmaktı
zaten konuşmaya mecali yoktu
yorgundu... yürek yorgunuydu
bıkmıştı...korkudan ziyade inancı kalmamıştı..
inancını yitirmiş birine umuttan bahsetmek anlamsızdı..
elimi uzattım, kayboldun
aradım seni, günlerce... ömürlerce...kayıptın
yıkıldım, bomboş kaldım...sensizdim
belkide beni bulsaydın, büyürdüm.... büyütürdüm bizi..
sen kayıpları bulamadın, ben karanlıklarda kaldım...
hiçleştik... bomboş kaldık..
sen benle, ben senle olamadık..
günlerce seni sordum....
yürüdükçe anılar canlandı..
dayanamadım, dizlerim titredi...düştüm..
gözyaşlarım aktı..
özledim seni..
gitmek bu kadar kolay mıydı?
nasılda bu kadar sessizleşiyordu insan
nasılda hissizleşiyordu böyle?
nasılda ruhsuzlaşıyordu...
aynadaki kim diyordu bana?
bu yüz neden bu kadar mutsuz diyordu?
hiç mi gülümsemedin sen diyordu?
seni mutlu eden hiç anın var mı diye soruyordu?
ona verebilecek cevap yoktu
kırgınlıklar,mutsuzluklar,hayaller....
kim anlatabilirdi ki ...
susmak tek cevaptı ona
onunda tek cevabı susmaktı
zaten konuşmaya mecali yoktu
yorgundu... yürek yorgunuydu
bıkmıştı...korkudan ziyade inancı kalmamıştı..
inancını yitirmiş birine umuttan bahsetmek anlamsızdı..
vazgeçersin
vazgeçersin tam o an gelirler
ya da vazgeçersiniz sonra gelirler ama anlamı kalmaz
sizi aldatırlar.. yerinize birilerini koyarlar...
sonra dönerler..."olmadı", derler
ne olmadı?
kimse kendisini sen yapmaz
ama ben yaptım
uyduruk mucizeler yarattım ikimize
sadece bu dünya'ya sığdıramadım
yaşlarımı sildim...
her şey düzeldi, dedim kendime
belki bahar gelmedi
ama bazı şeyler geldi ve geçti
bunu inkar edemem
kendimce suskunluklarım oldu
kabullenişlerim oldu
kabul edemediğim şeyler oldu.
karşı koyamadığım senler oldu
belki birgün geçer diyorum hala
ya da vazgeçersiniz sonra gelirler ama anlamı kalmaz
sizi aldatırlar.. yerinize birilerini koyarlar...
sonra dönerler..."olmadı", derler
ne olmadı?
kimse kendisini sen yapmaz
ama ben yaptım
uyduruk mucizeler yarattım ikimize
sadece bu dünya'ya sığdıramadım
yaşlarımı sildim...
her şey düzeldi, dedim kendime
belki bahar gelmedi
ama bazı şeyler geldi ve geçti
bunu inkar edemem
kendimce suskunluklarım oldu
kabullenişlerim oldu
kabul edemediğim şeyler oldu.
karşı koyamadığım senler oldu
belki birgün geçer diyorum hala
13 Aralık 2014 Cumartesi
İnsanımızın Yoksun Olduğu Ahlak Kuralı
bugün toplu taşıma aracına bindiğimde, gördüğüm şey karşısında ben utandım
biz türkiye'de yaşıyoruz
evet gittikçe asimile olan bir kültürümüz var
ama ailenizin size öğrettiği hiç mi bir şey yok
saygı? görgü? peki ya ahlak?
illede birinin öğretmesine de gerek yok
insan düşünebilen bir varlık diyorlar..
arkadaşlar lütfen rahatlıkla, beyninizi kullanmamayı birbirine karıştırmayın
bilmiyorsanız ben yazıcam, umarım sizde okursunuz!
şimdi bir toplu taşıma aracına binildiğinde;
kural 1: bacak bacak üstüne atılmaz, koltuk size özel değil!
siz öyle rahat oturuyorsunuz diye, yanınızdaki veya önünüzdekini rahatsız edemezsiniz.
kural 2: kalçanız koltuğa, sırtınız arkaya dik gelecek şekilde oturulur
kural3: ayaklar yere basmalı,
gelelim bugün gördüğüm şeylere...
otobüse bindik, parayı verip dar arada ilerlemek isterken bir arkadaşın ayağına takılmamak için bir çaba sarf ettim...kural 1 i unutma!
tutunmak için demire elimi uzatınca, bir ayak gördüm. arkadaşın biri götünü koyacağı yeri ya şaşırdı...belkide koltuğa oturmayı bilmiyordur diye düşündüm... sonra giyimine bakınca, rahatlıkla beynini kullanmamayı karıştırdığını fark ettim...
arkadaşlar rahatlık bu değil. avrupalaşın... istersen yabanileşin ama adabıyla yapın...her şeyi birbirine karıştırmayın..
DİP NOT: Toplu alanlarda herkesin bir alanı vardır. o alanı işgal edemezsiniz.
biz türkiye'de yaşıyoruz
evet gittikçe asimile olan bir kültürümüz var
ama ailenizin size öğrettiği hiç mi bir şey yok
saygı? görgü? peki ya ahlak?
illede birinin öğretmesine de gerek yok
insan düşünebilen bir varlık diyorlar..
arkadaşlar lütfen rahatlıkla, beyninizi kullanmamayı birbirine karıştırmayın
bilmiyorsanız ben yazıcam, umarım sizde okursunuz!
şimdi bir toplu taşıma aracına binildiğinde;
kural 1: bacak bacak üstüne atılmaz, koltuk size özel değil!
siz öyle rahat oturuyorsunuz diye, yanınızdaki veya önünüzdekini rahatsız edemezsiniz.
kural 2: kalçanız koltuğa, sırtınız arkaya dik gelecek şekilde oturulur
kural3: ayaklar yere basmalı,
gelelim bugün gördüğüm şeylere...
otobüse bindik, parayı verip dar arada ilerlemek isterken bir arkadaşın ayağına takılmamak için bir çaba sarf ettim...kural 1 i unutma!
tutunmak için demire elimi uzatınca, bir ayak gördüm. arkadaşın biri götünü koyacağı yeri ya şaşırdı...belkide koltuğa oturmayı bilmiyordur diye düşündüm... sonra giyimine bakınca, rahatlıkla beynini kullanmamayı karıştırdığını fark ettim...
arkadaşlar rahatlık bu değil. avrupalaşın... istersen yabanileşin ama adabıyla yapın...her şeyi birbirine karıştırmayın..
DİP NOT: Toplu alanlarda herkesin bir alanı vardır. o alanı işgal edemezsiniz.
12 Aralık 2014 Cuma
Daha 17ymiş...
ERDAL EREN'in Anısına...
Boşver beni
Mühin değilim
Bu onun hikayesi
Çok beyazdı, kir tutardı
Ömrü kelebek kadardı
Mektupları şişedeyken
Bir de bakmış deniz yokmuş
Tek başına dans ederken
Mutsuzluktan sarhoşmuş
Daha 17ymiş.
Oyundan kalkmak isterken
Kağıtlar dağıtılmış
Bu hava boşluğunda
Artık her şey satılıkmış
Trafikte akmayan
Hep onun şeridiyken
Söylediği son şarkı
Elveda ZalimDünyaymış
TEOMAN
Bana Bir Masal Anlatın
belki bir gün gözyaşı olmayan, gözleri umutla bakan...
gülümsemenin eksik olmadığı
kalp ağrısı olmayan
hep güneşin olduğu, parlak bir zaman olur...
bazen merak ediyorum...
gökyüzündeki yıldızların, bazılarının neden çok parlak olduğunu
kendimce bir fikir yürüttüm..
sanırım parlak olanlar, umutlu yüreklere ait
gece çok solgun...
herkes umudunu yitirmiş olamaz, öyle değil mi?
yarınlar bu denli kimsesiz kalmamalı...
hadi bana bir masal anlatın;
mesela küçük bir kız çocuğu olsun
gözlerini güneşli bir günde,çiçek kokan bir yerde açsın
gökyüzü masmavi olsun
yemyeşil ormanlar olsun
birbirine gülümseyen insanlar olsun
yanaklara değebilecek tek şey yağmur olsun..
o küçük kızın umutla baktığı yarınları olsun
o küçük kızın tek hayali uçmak olsun..
kanatlarını hayal etsin..
imkansız olan, tatlı bir hayali olmalı
bu da sadece ve sadece kanatları olmalı..
gülümsemenin eksik olmadığı
kalp ağrısı olmayan
hep güneşin olduğu, parlak bir zaman olur...
bazen merak ediyorum...
gökyüzündeki yıldızların, bazılarının neden çok parlak olduğunu
kendimce bir fikir yürüttüm..
sanırım parlak olanlar, umutlu yüreklere ait
gece çok solgun...
herkes umudunu yitirmiş olamaz, öyle değil mi?
yarınlar bu denli kimsesiz kalmamalı...
hadi bana bir masal anlatın;
mesela küçük bir kız çocuğu olsun
gözlerini güneşli bir günde,çiçek kokan bir yerde açsın
gökyüzü masmavi olsun
yemyeşil ormanlar olsun
birbirine gülümseyen insanlar olsun
yanaklara değebilecek tek şey yağmur olsun..
o küçük kızın umutla baktığı yarınları olsun
o küçük kızın tek hayali uçmak olsun..
kanatlarını hayal etsin..
imkansız olan, tatlı bir hayali olmalı
bu da sadece ve sadece kanatları olmalı..
10 Aralık 2014 Çarşamba
Zaman olgusu
Gün çoğumuza başlangıç
Çoğumuza bitiş
Ama kimse yaşananları çöpe atamaz..
Biz unutmak istesek de, geçmiş kapıda..
Kendimize haksızlık etmeyelim.
Bir başkasına asla !
Kişi kendi değerini, kendi yaşatır..
Bu saatten sonra yapamadıysanız es geçin, lütfen
Boşa çırpınmayın !
İllede çırpınmak istiyorsanız. kendiniz için değerli olana adım atın
Çünkü, sonradan pişmanlık olgusunu silmiş olursunuz.
Sonuçta, her şeye rağmen kişi kendisi iyi olanı bilir ya da bilmeli
Değil mi?
Eğer bilmiyorsa, sorgulamadan yürümeli
Sadece yürümeli.. karar vermeden
Zaman gösterir, gidilecek yolu
Zaman olgusu hiç sevilmez
Hatta hiç birimiz tahammül edemeyiz
Ama zaman gereklidir, alışmaya
Hazmetmeye... bekledikçe anlarız.. anladıkça..
Düşünce akışımız değişir..
Sonuçta değişim es geçilmez..
Ve sonuçlara katlanmak gerekir..
İstesekte, istemesekte
Çoğumuza bitiş
Ama kimse yaşananları çöpe atamaz..
Biz unutmak istesek de, geçmiş kapıda..
Kendimize haksızlık etmeyelim.
Bir başkasına asla !
Kişi kendi değerini, kendi yaşatır..
Bu saatten sonra yapamadıysanız es geçin, lütfen
Boşa çırpınmayın !
İllede çırpınmak istiyorsanız. kendiniz için değerli olana adım atın
Çünkü, sonradan pişmanlık olgusunu silmiş olursunuz.
Sonuçta, her şeye rağmen kişi kendisi iyi olanı bilir ya da bilmeli
Değil mi?
Eğer bilmiyorsa, sorgulamadan yürümeli
Sadece yürümeli.. karar vermeden
Zaman gösterir, gidilecek yolu
Zaman olgusu hiç sevilmez
Hatta hiç birimiz tahammül edemeyiz
Ama zaman gereklidir, alışmaya
Hazmetmeye... bekledikçe anlarız.. anladıkça..
Düşünce akışımız değişir..
Sonuçta değişim es geçilmez..
Ve sonuçlara katlanmak gerekir..
İstesekte, istemesekte
GEÇMİŞ olsun
Sana hep yenilik kaldı
En baştan başlarsan, hep güzel olur sandın.
Ama yaptığının..kendi kendini kandırmak olduğu gördün..
Boş, yaptığın her şey boş..biliyorsun
Olsun. yinede adım atacağım,dedin
Devam et. ama pişmanlık kötüdür
Şansı devirir
Gerçi sen şansı teğet geçtin..
Hadi geçmiş olsun...
En baştan başlarsan, hep güzel olur sandın.
Ama yaptığının..kendi kendini kandırmak olduğu gördün..
Boş, yaptığın her şey boş..biliyorsun
Olsun. yinede adım atacağım,dedin
Devam et. ama pişmanlık kötüdür
Şansı devirir
Gerçi sen şansı teğet geçtin..
Hadi geçmiş olsun...
9 Aralık 2014 Salı
Yalın İnsancıklar
Çoğu zaman gerçeklik algısını yitiriyor insan
Doğruyu yanlışı ayırt edemeyebiliyor
kendisi için neyin iyi olduğunu bilemeyebiliyor
Uyku neden bu kadar tatlı?
insan neden uyandığında hissizleşir?
belkide uyuduğumuzda gerçekliğe adım atıyoruzdur?
olamaz mı? olabilir...
mutlu musunuz?
gerçekten bunu soruyorum
ben değilim sanırım..
tam da bir teste gerek var..
Mutluluğunuza 10 ile 1 arasında bir değer verin
ben 3 veriyorum
neden 2 değil bende bilmiyorum..
ama 4 değil... o denli yakın değilim gülücüklere..
Bu yokluk hissi bana başı ve sonu olmayan bir hikayeyi andırıyor
kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz
sevmeye programlanmış gibi
her şey mükemmel giderken, bir de bakıyorsunuz yalınlaşmışsınız
İşte tamda bundan sözediyorum...
Yalın olmaktan...
Yalınlık güzeldir..
Ama gerçeklik algısını yitiren, yalın insanlar hiç çekilir gibi değil
Nereden mi biliyoruz bunu?
Zaten içindeyiz...
Doğruyu yanlışı ayırt edemeyebiliyor
kendisi için neyin iyi olduğunu bilemeyebiliyor
Uyku neden bu kadar tatlı?
insan neden uyandığında hissizleşir?
belkide uyuduğumuzda gerçekliğe adım atıyoruzdur?
olamaz mı? olabilir...
mutlu musunuz?
gerçekten bunu soruyorum
ben değilim sanırım..
tam da bir teste gerek var..
Mutluluğunuza 10 ile 1 arasında bir değer verin
ben 3 veriyorum
neden 2 değil bende bilmiyorum..
ama 4 değil... o denli yakın değilim gülücüklere..
Bu yokluk hissi bana başı ve sonu olmayan bir hikayeyi andırıyor
kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz
sevmeye programlanmış gibi
her şey mükemmel giderken, bir de bakıyorsunuz yalınlaşmışsınız
İşte tamda bundan sözediyorum...
Yalın olmaktan...
Yalınlık güzeldir..
Ama gerçeklik algısını yitiren, yalın insanlar hiç çekilir gibi değil
Nereden mi biliyoruz bunu?
Zaten içindeyiz...
7 Aralık 2014 Pazar
Susmak Çok ŞEYdir
her gidişe bir elveda yakışır
her gidişe bir el sallayış yakışır
ya gidenden haberiniz yoksa..
sessizce çekip gittiyse
o zaman ona s.. yakışır
hayat bu. her şey kısacık kelimelerden ibaret değil mi?
bazen tam gidecekken, geri döner ve sarılır
buna denebilecek çok fazla şey yok
bazen aşırı duyguları anlatacak kelimeleri bir araya getirmek zorlaşır
bazen de dönmesini beklersiniz, ama dönen olmaz
gidenler çok olur... ama dönecek olan, hiç dönmez..
duyguları ifade edebilecek kelime kalmaz..
sessizlik çok şey ifade eder
susmak çok şeydir,anlayana..
susmak rahatlamaktır
kendini dinlemektir
yalın olmayı somutlaştırmaktır..
her gidişe bir el sallayış yakışır
ya gidenden haberiniz yoksa..
sessizce çekip gittiyse
o zaman ona s.. yakışır
hayat bu. her şey kısacık kelimelerden ibaret değil mi?
bazen tam gidecekken, geri döner ve sarılır
buna denebilecek çok fazla şey yok
bazen aşırı duyguları anlatacak kelimeleri bir araya getirmek zorlaşır
bazen de dönmesini beklersiniz, ama dönen olmaz
gidenler çok olur... ama dönecek olan, hiç dönmez..
duyguları ifade edebilecek kelime kalmaz..
sessizlik çok şey ifade eder
susmak çok şeydir,anlayana..
susmak rahatlamaktır
kendini dinlemektir
yalın olmayı somutlaştırmaktır..
6 Aralık 2014 Cumartesi
Ve Tanrı Yarattı; APTAL İNSANI
Herkes kendi halinde yaşamaya devam ediyor
Kimisi şuan kartonun üstünde, uyuşmuş bedenine rağmen huzurla uyuyor
Kimisi sıcacık yatağında bir sağa bir sola dönüyor
Kimisi mutlulukla ruh eşine sarılmış,tv izliyor
Kimisi bedenine kollarını dolamış,müzik dinliyor
Kimisi kaybettiklerine ağlıyor,soğuğa inat..sol cebindeki şişeyle, sokakları tavaf ediyor
Kimisi gecenin bu saatinde çalan telefonla yıkılıyor
Kimisinin ise bu saatlerde sevinçten ağzı kulaklarına varıyor
Hayat bu. Farklı yerlerde, farklı hayatlarla renkli bir dünyadayız sanki
Aslında bu dünya; Renkliden çok grimtrak
Çünkü renkli demek; Eşit demek, farklılıkların tatlı karmaşası demek
Fakat renkler eşit dağılmıyor ki
Mutluluktan çok, acı var
Huzurdan çok, huzursuzluk var
Toktan çok, aç var
Tamlıktan yoksunuz...gittikçe eksiliyoruz
Kimisinin ekmek almak için, fabrikada kaybettiği kolu
Kiminin mutlu olmak için kestiği yüreği
Kiminin biriyle düşlerine ulaşmak için gittiği yoldan, yarım dönmesi
Kiminin hayata olan sevincini ellerinden alıyoruz..
Nasıl mı?
Hayatın acımasız oyunlarından galip çıkamayıp, bedensel olarak eksilenler....
Bazı şeyler için, hep bir günah keçisi arıyoruz,
Sokakta tekerlekli sandalyede birini gördüğümüzde, asalak gibi gözlerimizi dikip. Acıyarak bakıyoruz
Sizce bu ne kadar doğru?
Sizce bu devletin sorunu mu?
Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Bu insan bu bakışlardan dolayı dışarı çıkmıyor..
Bizler somut olan şeylere, bu bakış açısıyla yaklaşıyoruz
Yaptığımızın yanlışlığını hepimiz kabul ediyoruz. Fakat bir gelişme yok
Asıl sorun, kabullenip sallamak.
Kör olmayı görev sayanlarımız var.
Sanırım böyle çok mutlular
Bu Mutluluğunuzla, bir an önce ölmenizi temenni ediyorum.
Bizler gelişmelere kısırız
Neden mi?
Bizlerin kendimize ait, bir bakış açısı yok
Yaşamak için bir nedenimiz yok
Olmadığı gibi, olanlara kafa tutuyoruz,
İnançlarını zedeliyoruz
Fikrimiz olmayan her şeye kafa tutuyoruz,
Susup, kabullenmeyi geçtim...asilce gitmeyi bile bilmiyoruz
Bu aslında çok net bir şeyi ortaya çıkarıyor
İnsanın kendisine saygısı yoksa..
Ne karşıdakinin düşüncelerine saygısı olur
Ne de duygularına...ne de inançlarına
Bir yerde aslında beynimizi de kenara bırakmış vaziyetteyiz
Ve çok bariz ki, duygularımızı da artık kullanmıyoruz
Erkek diyor ki; "Para olduktan sonra ayağıma gelmeyecek kadın yok"
Kadında diyor ki; "Bende bu güzellik olduktan sonra, elde edemeyeceğim erkek yok"
Peki ya kalp? ya duygular?
Madem böyle, bari hayvanlara saygı duyun
En azından onlar hala aynı amaca hizmet ediyorlar
Boş yere zarar vermiyorlar...
Tek savaşları, hayatta kalma mücadeleleri
Onlara saygı duyun, Bizden daha sadıklar
Onlara saygı duyun, kendi sınırlarını biliyorlar
Onlar bencillik nedir bilmiyorlar
Gerektiğinden fazlasını alma algıları yok
Bizim algımız var...sadece var, algı bozukluğumuz var
Bizler elimizde olan hiçbir şeyin ne değerini, ne de kullanma adabını biliyoruz.
Ve tanrı yarattı; APTAL İNSANI
Kimisi şuan kartonun üstünde, uyuşmuş bedenine rağmen huzurla uyuyor
Kimisi sıcacık yatağında bir sağa bir sola dönüyor
Kimisi mutlulukla ruh eşine sarılmış,tv izliyor
Kimisi bedenine kollarını dolamış,müzik dinliyor
Kimisi kaybettiklerine ağlıyor,soğuğa inat..sol cebindeki şişeyle, sokakları tavaf ediyor
Kimisi gecenin bu saatinde çalan telefonla yıkılıyor
Kimisinin ise bu saatlerde sevinçten ağzı kulaklarına varıyor
Hayat bu. Farklı yerlerde, farklı hayatlarla renkli bir dünyadayız sanki
Aslında bu dünya; Renkliden çok grimtrak
Çünkü renkli demek; Eşit demek, farklılıkların tatlı karmaşası demek
Fakat renkler eşit dağılmıyor ki
Mutluluktan çok, acı var
Huzurdan çok, huzursuzluk var
Toktan çok, aç var
Tamlıktan yoksunuz...gittikçe eksiliyoruz
Kimisinin ekmek almak için, fabrikada kaybettiği kolu
Kiminin mutlu olmak için kestiği yüreği
Kiminin biriyle düşlerine ulaşmak için gittiği yoldan, yarım dönmesi
Kiminin hayata olan sevincini ellerinden alıyoruz..
Nasıl mı?
Hayatın acımasız oyunlarından galip çıkamayıp, bedensel olarak eksilenler....
Bazı şeyler için, hep bir günah keçisi arıyoruz,
Sokakta tekerlekli sandalyede birini gördüğümüzde, asalak gibi gözlerimizi dikip. Acıyarak bakıyoruz
Sizce bu ne kadar doğru?
Sizce bu devletin sorunu mu?
Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Bu insan bu bakışlardan dolayı dışarı çıkmıyor..
Bizler somut olan şeylere, bu bakış açısıyla yaklaşıyoruz
Yaptığımızın yanlışlığını hepimiz kabul ediyoruz. Fakat bir gelişme yok
Asıl sorun, kabullenip sallamak.
Kör olmayı görev sayanlarımız var.
Sanırım böyle çok mutlular
Bu Mutluluğunuzla, bir an önce ölmenizi temenni ediyorum.
Bizler gelişmelere kısırız
Neden mi?
Bizlerin kendimize ait, bir bakış açısı yok
Yaşamak için bir nedenimiz yok
Olmadığı gibi, olanlara kafa tutuyoruz,
İnançlarını zedeliyoruz
Fikrimiz olmayan her şeye kafa tutuyoruz,
Susup, kabullenmeyi geçtim...asilce gitmeyi bile bilmiyoruz
Bu aslında çok net bir şeyi ortaya çıkarıyor
İnsanın kendisine saygısı yoksa..
Ne karşıdakinin düşüncelerine saygısı olur
Ne de duygularına...ne de inançlarına
Bir yerde aslında beynimizi de kenara bırakmış vaziyetteyiz
Ve çok bariz ki, duygularımızı da artık kullanmıyoruz
Erkek diyor ki; "Para olduktan sonra ayağıma gelmeyecek kadın yok"
Kadında diyor ki; "Bende bu güzellik olduktan sonra, elde edemeyeceğim erkek yok"
Peki ya kalp? ya duygular?
Madem böyle, bari hayvanlara saygı duyun
En azından onlar hala aynı amaca hizmet ediyorlar
Boş yere zarar vermiyorlar...
Tek savaşları, hayatta kalma mücadeleleri
Onlara saygı duyun, Bizden daha sadıklar
Onlara saygı duyun, kendi sınırlarını biliyorlar
Onlar bencillik nedir bilmiyorlar
Gerektiğinden fazlasını alma algıları yok
Bizim algımız var...sadece var, algı bozukluğumuz var
Bizler elimizde olan hiçbir şeyin ne değerini, ne de kullanma adabını biliyoruz.
Ve tanrı yarattı; APTAL İNSANI
5 Aralık 2014 Cuma
sonuca katlanmak zordur
hep susalım dedim
hep susmanı, hep susmak istedim
çünkü biz çok farklıydık...ben bira derdim sen çay
birbirimizi hiç anlamadık, anlayamadık..
Zaman geçmekte...düşünmek anlamsızdır
Karar net alındıysa, sonuca katlanmak zordur
hep susmanı, hep susmak istedim
çünkü biz çok farklıydık...ben bira derdim sen çay
birbirimizi hiç anlamadık, anlayamadık..
Zaman geçmekte...düşünmek anlamsızdır
Karar net alındıysa, sonuca katlanmak zordur
4 Aralık 2014 Perşembe
Bir Şehir ve Bir insan
yarınlar belirsiz ve henüz anılar yok
ama dünler çok özleniyor
bir insan varlığıyla bir şehri yaşanır kılar mı?
onsuz şehir bomboş olur mu?
o kişi o şehirden gittiyse..
rüzgar kokusunu getiremez ki!
oysa o buradayken, kokusu her yerdeydi..
Adım başı varlığı hissedilir miydi?
Bir şehri yaşanır kılan içindeki insanlardır.
O şehre renk katan bazı insanlar vardır
Vazgeçemezsiniz o insanlardan
Siz isteseniz bile, yüreğiniz izin vermez
Aklınız izin vermez
Burnunuz, kulaklarınız,gözleriniz izin vermez..
Birileri onun gibi kokar
Birilerinin sesi ona benzer
Birilerini ona benzetirsiniz
Özlemek çok güzel, acısı da güzel
Bazen sadece özlemek lazım
Zarar görmemek adına
Bu azraili sevmek gibi
Canınızı alacak bilirsiniz ama acıtmadan alsın dersiniz...
Canınızı illede acıtarak alacaksa...kaçabilirsin belki..
"O gelmeden ben canımı alırım dersiniz"..
ama dünler çok özleniyor
bir insan varlığıyla bir şehri yaşanır kılar mı?
onsuz şehir bomboş olur mu?
o kişi o şehirden gittiyse..
rüzgar kokusunu getiremez ki!
oysa o buradayken, kokusu her yerdeydi..
Adım başı varlığı hissedilir miydi?
Bir şehri yaşanır kılan içindeki insanlardır.
O şehre renk katan bazı insanlar vardır
Vazgeçemezsiniz o insanlardan
Siz isteseniz bile, yüreğiniz izin vermez
Aklınız izin vermez
Burnunuz, kulaklarınız,gözleriniz izin vermez..
Birileri onun gibi kokar
Birilerinin sesi ona benzer
Birilerini ona benzetirsiniz
Özlemek çok güzel, acısı da güzel
Bazen sadece özlemek lazım
Zarar görmemek adına
Bu azraili sevmek gibi
Canınızı alacak bilirsiniz ama acıtmadan alsın dersiniz...
Canınızı illede acıtarak alacaksa...kaçabilirsin belki..
"O gelmeden ben canımı alırım dersiniz"..
3 Aralık 2014 Çarşamba
AH ne de Güzelleşirdik
Aşk adam seçer mi?
Neden hep başlamadan biter?
Aşk siyah-beyazı biraraya getirir
Sadece karmaşayı görmek için yapar bunu
Aşk bu karmaşadan mutluluk duyar
Ama için için o renklerin karışmasını ister
Ama bu mümkün değildir
Siyah-beyaz nasıl karışır
Gece-gündüz,güneş-ay nasıl karışabilir ki
Sonu bellidir hep..
Aşık olan gururlu insanlar, sonu görünce bırakıp giderler
Oysa derler ya aşkta gurur olmaz..
Gururu bir yana bırakanlar ise..
AŞKtan her bir yudum alışta eksilirler
Eksildikçe hiçleşirler...
Ve karşıdakine bunu hiç yansıtamazlar...
Git gide tükenirler
Ama aşıktır... tek bakış eritir..
Zamanla kalpler çarpışır
Sarsıntının şiddetine dayanamazlar
Biri ölür, biri kalır
Gerçek aşklar hep yarım kalır...
Gururlu insanın aşkı derindedir
Yüreği sızlar, kanadıkça sessizleşir
Yalınlaşır
Bırakıp gittiği için hasarları ağırdır
Restorasyon yapılmaz
Baştan bir zemin gerekir
Ama zemin için ömür kısadır
Aşk yarım kalır
Aşk yarım bırakır
Aşk karmaşadır
Aşk bir sel gibidir, içine düştüysen sürüklenirsin
herkes hayatta kalamaz, sele inat bir şeylere tutunursun
Fakat bazen tutunacak bir şey bulamazsın ve seni alır, yok eder
Aşk vefalı olsaydın, siyah-beyaz yerine siyah-gri olsaydın.
Karıştırsaydın... Ne de güzelleşirdik...güzelleştirirdik..
Ama bu doğana aykırı değil mi?
Sen daha çok...
Uslanmaz bir çocuk kadar yaramaz ama masum
Arsız bir fahişe kadar umursamaz ama tehlikelisin..
Neden hep başlamadan biter?
Aşk siyah-beyazı biraraya getirir
Sadece karmaşayı görmek için yapar bunu
Aşk bu karmaşadan mutluluk duyar
Ama için için o renklerin karışmasını ister
Ama bu mümkün değildir
Siyah-beyaz nasıl karışır
Gece-gündüz,güneş-ay nasıl karışabilir ki
Sonu bellidir hep..
Aşık olan gururlu insanlar, sonu görünce bırakıp giderler
Oysa derler ya aşkta gurur olmaz..
Gururu bir yana bırakanlar ise..
AŞKtan her bir yudum alışta eksilirler
Eksildikçe hiçleşirler...
Ve karşıdakine bunu hiç yansıtamazlar...
Git gide tükenirler
Ama aşıktır... tek bakış eritir..
Zamanla kalpler çarpışır
Sarsıntının şiddetine dayanamazlar
Biri ölür, biri kalır
Gerçek aşklar hep yarım kalır...
Gururlu insanın aşkı derindedir
Yüreği sızlar, kanadıkça sessizleşir
Yalınlaşır
Bırakıp gittiği için hasarları ağırdır
Restorasyon yapılmaz
Baştan bir zemin gerekir
Ama zemin için ömür kısadır
Aşk yarım kalır
Aşk yarım bırakır
Aşk karmaşadır
Aşk bir sel gibidir, içine düştüysen sürüklenirsin
herkes hayatta kalamaz, sele inat bir şeylere tutunursun
Fakat bazen tutunacak bir şey bulamazsın ve seni alır, yok eder
Aşk vefalı olsaydın, siyah-beyaz yerine siyah-gri olsaydın.
Karıştırsaydın... Ne de güzelleşirdik...güzelleştirirdik..
Ama bu doğana aykırı değil mi?
Sen daha çok...
Uslanmaz bir çocuk kadar yaramaz ama masum
Arsız bir fahişe kadar umursamaz ama tehlikelisin..
2 Aralık 2014 Salı
Onurlu olmak lazım
Kimseye ikinci bir şans verme
İkinci şansı verdiğin insan..
İlk yaptığı hatadan daha kötü bir hata yapar
Acı olan ise; tekrar affeder diye düşünür
Ben böyle insanlara KİMLİKSİZler diyorum
Kendini bulamayan,sorunlu,öfke ataklı insanlar...
Hayatımızda vazgeçemediğimiz insanlara defalarca şanslar veririz
Al canımı yak, ama olsun
Sen mutluysan sorun değil...
Zaten aşk acıyla güzeldi değil mi?
Heyyyyy! sana sesleniyorum!
Kendine gel...
Aşkın acısı güzel kısmını yanlış anlamışsın!
Aşkın mutluluğuna doy, sonra acısını dibine kadar iç
İşte bu aşk acısının güzel kısmı.
Bu kimliksizler..
Her verdiğimiz şansta daha da ileriye giderler
Unutmayın, karşınızdaki insan sizi aşağılamaya başladıysa..
Hakaret etmeye başladıysa...
Hep yapıp yapmaması önemli değil.
Bir kere o hakkı verdiyseniz ve o başladıysa...
Başlamak devam etmek demektir
Arkanıza bakmayın, gidin
Kalırsanız sizi daha da küçültürler..
Bir bakarsınız kendinize saygınız kalmamış...
İlerleyen süreç daha sıkıntılıdır. Neden mi?
Kimliksizler, siz farkında olmadan dediği her şeyi yaptırır size
Siz durup baktığınızda ise; Gel, git, yat, ye, yürü....
Ne yapıyoruz dersiniz? ama soramazsınız
Çünkü karşınızdaki her lafına itaat edilmesine alışkındır
Sizi de itaatkarlar listesine eklemiştir
Biri sizin onurunuzu yerle bir ediyorsa silin onu
Gururunuzu hiçe sayıyorsa silin
Bunların hepsi oldu, artık sondayım diyorsanız...
Toplayın kendinizi, Beden bu dünya'ya bir kere gelir.
Fakat ruh dönüşümlüdür
Bir başka hayatta, yeniden bir varoluşta
Sorgulamalar ve güvensizliklerle başa çıkamazsınız
Üstelik yarım kalan bir gurur ve onurla yola devam edemezsiniz.
Topla kendini ve Sil! At!
ÖNERİ:
Kimse vazgeçilmezin olmasın
İllede olacaksa
Kendi kendinin ol
Varsın narsist desinler
Zaten herkes bir şeyler söylemiyor muydu?
Unutma bu hayatı sen yaşıyorsun
Bu yüzden kimsenin kelimeleriye, hayatını lekeleme!
İkinci şansı verdiğin insan..
İlk yaptığı hatadan daha kötü bir hata yapar
Acı olan ise; tekrar affeder diye düşünür
Ben böyle insanlara KİMLİKSİZler diyorum
Kendini bulamayan,sorunlu,öfke ataklı insanlar...
Hayatımızda vazgeçemediğimiz insanlara defalarca şanslar veririz
Al canımı yak, ama olsun
Sen mutluysan sorun değil...
Zaten aşk acıyla güzeldi değil mi?
Heyyyyy! sana sesleniyorum!
Kendine gel...
Aşkın acısı güzel kısmını yanlış anlamışsın!
Aşkın mutluluğuna doy, sonra acısını dibine kadar iç
İşte bu aşk acısının güzel kısmı.
Bu kimliksizler..
Her verdiğimiz şansta daha da ileriye giderler
Unutmayın, karşınızdaki insan sizi aşağılamaya başladıysa..
Hakaret etmeye başladıysa...
Hep yapıp yapmaması önemli değil.
Bir kere o hakkı verdiyseniz ve o başladıysa...
Başlamak devam etmek demektir
Arkanıza bakmayın, gidin
Kalırsanız sizi daha da küçültürler..
Bir bakarsınız kendinize saygınız kalmamış...
İlerleyen süreç daha sıkıntılıdır. Neden mi?
Kimliksizler, siz farkında olmadan dediği her şeyi yaptırır size
Siz durup baktığınızda ise; Gel, git, yat, ye, yürü....
Ne yapıyoruz dersiniz? ama soramazsınız
Çünkü karşınızdaki her lafına itaat edilmesine alışkındır
Sizi de itaatkarlar listesine eklemiştir
Biri sizin onurunuzu yerle bir ediyorsa silin onu
Gururunuzu hiçe sayıyorsa silin
Bunların hepsi oldu, artık sondayım diyorsanız...
Toplayın kendinizi, Beden bu dünya'ya bir kere gelir.
Fakat ruh dönüşümlüdür
Bir başka hayatta, yeniden bir varoluşta
Sorgulamalar ve güvensizliklerle başa çıkamazsınız
Üstelik yarım kalan bir gurur ve onurla yola devam edemezsiniz.
Topla kendini ve Sil! At!
ÖNERİ:
Kimse vazgeçilmezin olmasın
İllede olacaksa
Kendi kendinin ol
Varsın narsist desinler
Zaten herkes bir şeyler söylemiyor muydu?
Unutma bu hayatı sen yaşıyorsun
Bu yüzden kimsenin kelimeleriye, hayatını lekeleme!
30 Kasım 2014 Pazar
Alabora oldu beynim
hayat seçtiğimiz tercihlerdir diyorlar
söyleyin o halde efendiler madem öyle!
ben neden tercih ettiğim yolu seçemedim?
bana hep 30 tercih sunuldu
bende onlardan birini seçmeye çalıştım
olmasını istediklerimi en başa yazdım, istemediklerimi en sona
neden hep en sondaki oldu
o kadar inançlıydım ki, en son yazdığımı bile kabullenip;hayırlısı bu dedim
oysa bu hayırlı falan değildi
hayat sadece gözümü boyayıp durdu, sen istediğini de yaz... azcık hayal kur
Ama şunu aklından çıkarma, hep son söz benimdir dedi
bu tıpkı kaçmak istediğin şeylerden kaçıp,uzaklaşıp tam yeni bir başlangıç yapıp adapte olmuşken
kaçtıklarını bir bir önüne getirip, ayaklarına prangalar vurmasıdır
sonraları kollarını keser,daha sonra öyle bir hale gelirsin ki düşünemezsin
afallarsın...karmaşadan başka bir şey bırakmaz sende
hep yeni bir başlangıç istedim
hep sildim, hatta o kadar kalıcı sildim ki... anıdan eser kalmadı
ama bu bende boşluklar yarattı
bu tıpkı bir puzzle gibi.. her seferinde yapmak istedim
fakat her seferinde puzzlen en önemli parçalarını kaybettim
hep yeni puzzllar aldım, ama her seferinde aynısı oldu
Şimdilerde yine aynısı..
30 tercih,saçma sapan umutlar
sonraları 3 tercih...hepside seni parçalara ayıran yerlere
dayanamadım alim saydığım,saygı duyduğum insana sordum
mutsuzsuz yapma dedi.. hepsini es geç yeni bir puzzle al dedi
sonra durdum, sorgulamalardan bıkan beynimi..daha çok karıştırdım
alabora oldu beynimm..
yanıtsız artık..ama o alimin bana verdiği akılla değil bir adım gitmek..yolumu bile bulamam
çünkü o bile ne dediğini bilmiyorken, bana nasıl akıl verme cesaretinde bulunabilir ki
ama bu da benim hatam... neden soruyorsun ki!!!
Artık hayırlı diyemiyorum..inançlı olanlar içindir bu kandırmaca kelime
ben kendimden bile emin değilim artık, inançtan söz etmek boş
artık bıraktım umudu,hayalleri,inanmayı
inanmak istiyorum bazı şeylere..artık olmuyor
Bazen uzaklara dalıyorum..nedeni yok..
içim kopkoyu, bomboş..kırıntıları bile sildim..
dedim yaa anılardan eser yok
beni üzen her anıyı sildim
ama şimdi anlıyorum ki bu hataymış
çünkü artık boşluğumda boğuluyorum
Gelişi güzel yaşamak istedi bazıları..ama fatura her adımlarında bana kesildi
ve şimdi onların hatalarını ben ödüyorum
hayat bu kadar acımasız olmamalı diyorum
sonra durup kendime kızıyorum
5 tane evi olan insanlar para sayarken
karton üstünde uyuyan, çöpten ekmek toplayanlar var.
dolaplara ayakkabılarını sığdıramayan insanlar varken, ayakları cıplak olan insanlar var.
sofrada tabakta kalan yemeği bırakıp,çöpe atan insanlar varken.. çöpleri ekmek için karıştıran insanlar var.
birikim hesaplarıyla bankalar para saçıyor.. ama sokaktaki küçük çocuklar aç uyuyor
o çocuklar umudu hayallerle öğreniyorlarken, diğerleri parayla öğretiyorlar
bu hayat böyle işte...
tek tasanız alamadığınız ikinci pabucunuz olsun
ama unutmayın ki bu hayatta daha ciddi şeylerde var
mesela sokakta kartonlarda yatan çocuklar var
o çocukların mutlu etmek çok basit...
Çocukluk ne önemli bir şey
ne görürsen öyle yaparsın
o çocuk ona çikolata almadığın için ağlamaz,
o çocuğun büyük bir yüreği var ve sen ne zaman ki o yüreği kanatırsan o zaman ağlar
o sadece bir sevgi kırıntısı ister, sevilmek ister.. umudu bilmek ister
unutma ki o bir dünyadır.. kimse çocukların değerini bilmez
hep büyütürken şiddetle,hırsla,öfkeyle,umutsuzlukla,beklemelere tabi tutarsınız
çocuklara sözler vermeyin, siz büyükler o sözleri tutmadığınızda yarattığınız hayal kırıklığını hiçbir zaman bilemezsiniz,bilemeyeceksiniz de..
her adım atışınız, başka bir insanın hayatını sallar
bu yüzden kendinizi bilip, sağlam adımlar atın
sağlam atın ki, başka insanlarda depremler yaratmayın
sizlere önerim... çocuklara verebileceğiniz tek şey SEVGİ olsun
onlar her şeyi bilir... siz sadece sevin onları
Sevin ki, sevilmeyi bilsinler
bir çocuğun gülüşü ne kadar masumsa, hayatta onun kadar acımasız
Bunu da aklınızdan çıkarmayın..
söyleyin o halde efendiler madem öyle!
ben neden tercih ettiğim yolu seçemedim?
bana hep 30 tercih sunuldu
bende onlardan birini seçmeye çalıştım
olmasını istediklerimi en başa yazdım, istemediklerimi en sona
neden hep en sondaki oldu
o kadar inançlıydım ki, en son yazdığımı bile kabullenip;hayırlısı bu dedim
oysa bu hayırlı falan değildi
hayat sadece gözümü boyayıp durdu, sen istediğini de yaz... azcık hayal kur
Ama şunu aklından çıkarma, hep son söz benimdir dedi
bu tıpkı kaçmak istediğin şeylerden kaçıp,uzaklaşıp tam yeni bir başlangıç yapıp adapte olmuşken
kaçtıklarını bir bir önüne getirip, ayaklarına prangalar vurmasıdır
sonraları kollarını keser,daha sonra öyle bir hale gelirsin ki düşünemezsin
afallarsın...karmaşadan başka bir şey bırakmaz sende
hep yeni bir başlangıç istedim
hep sildim, hatta o kadar kalıcı sildim ki... anıdan eser kalmadı
ama bu bende boşluklar yarattı
bu tıpkı bir puzzle gibi.. her seferinde yapmak istedim
fakat her seferinde puzzlen en önemli parçalarını kaybettim
hep yeni puzzllar aldım, ama her seferinde aynısı oldu
Şimdilerde yine aynısı..
30 tercih,saçma sapan umutlar
sonraları 3 tercih...hepside seni parçalara ayıran yerlere
dayanamadım alim saydığım,saygı duyduğum insana sordum
mutsuzsuz yapma dedi.. hepsini es geç yeni bir puzzle al dedi
sonra durdum, sorgulamalardan bıkan beynimi..daha çok karıştırdım
alabora oldu beynimm..
yanıtsız artık..ama o alimin bana verdiği akılla değil bir adım gitmek..yolumu bile bulamam
çünkü o bile ne dediğini bilmiyorken, bana nasıl akıl verme cesaretinde bulunabilir ki
ama bu da benim hatam... neden soruyorsun ki!!!
Artık hayırlı diyemiyorum..inançlı olanlar içindir bu kandırmaca kelime
ben kendimden bile emin değilim artık, inançtan söz etmek boş
artık bıraktım umudu,hayalleri,inanmayı
inanmak istiyorum bazı şeylere..artık olmuyor
Bazen uzaklara dalıyorum..nedeni yok..
içim kopkoyu, bomboş..kırıntıları bile sildim..
dedim yaa anılardan eser yok
beni üzen her anıyı sildim
ama şimdi anlıyorum ki bu hataymış
çünkü artık boşluğumda boğuluyorum
Gelişi güzel yaşamak istedi bazıları..ama fatura her adımlarında bana kesildi
ve şimdi onların hatalarını ben ödüyorum
hayat bu kadar acımasız olmamalı diyorum
sonra durup kendime kızıyorum
5 tane evi olan insanlar para sayarken
karton üstünde uyuyan, çöpten ekmek toplayanlar var.
dolaplara ayakkabılarını sığdıramayan insanlar varken, ayakları cıplak olan insanlar var.
sofrada tabakta kalan yemeği bırakıp,çöpe atan insanlar varken.. çöpleri ekmek için karıştıran insanlar var.
birikim hesaplarıyla bankalar para saçıyor.. ama sokaktaki küçük çocuklar aç uyuyor
o çocuklar umudu hayallerle öğreniyorlarken, diğerleri parayla öğretiyorlar
bu hayat böyle işte...
tek tasanız alamadığınız ikinci pabucunuz olsun
ama unutmayın ki bu hayatta daha ciddi şeylerde var
mesela sokakta kartonlarda yatan çocuklar var
o çocukların mutlu etmek çok basit...
Çocukluk ne önemli bir şey
ne görürsen öyle yaparsın
o çocuk ona çikolata almadığın için ağlamaz,
o çocuğun büyük bir yüreği var ve sen ne zaman ki o yüreği kanatırsan o zaman ağlar
o sadece bir sevgi kırıntısı ister, sevilmek ister.. umudu bilmek ister
unutma ki o bir dünyadır.. kimse çocukların değerini bilmez
hep büyütürken şiddetle,hırsla,öfkeyle,umutsuzlukla,beklemelere tabi tutarsınız
çocuklara sözler vermeyin, siz büyükler o sözleri tutmadığınızda yarattığınız hayal kırıklığını hiçbir zaman bilemezsiniz,bilemeyeceksiniz de..
her adım atışınız, başka bir insanın hayatını sallar
bu yüzden kendinizi bilip, sağlam adımlar atın
sağlam atın ki, başka insanlarda depremler yaratmayın
sizlere önerim... çocuklara verebileceğiniz tek şey SEVGİ olsun
onlar her şeyi bilir... siz sadece sevin onları
Sevin ki, sevilmeyi bilsinler
bir çocuğun gülüşü ne kadar masumsa, hayatta onun kadar acımasız
Bunu da aklınızdan çıkarmayın..
Zamanaşımı
Cevabını bulamadığımız yüzlerce soru var. Sorular çoğaldıkça insan kendinden
uzaklaşıyor ve cevaplar hepten bulunmaz oluyor. Artık ne deseler kabul etmiyorsun ya
da her cevabı kabul ediyorsun. Zamanında bulamadığın bütün cevapların soruları gün
geçtikçe sorun oluyor. İlk başlarda sadece soruların varken artık sorunların var ve
çözmek mümkünlüğünü kaybediyor. İşte o zaman kafayı dağıtıyorsun, sonuçta her
şeyi sen çözemesin. Zaten kimse senden her şeyi çözmeni beklemez. Sen kendini
kasarsın boşuna ve iyice dengesiz bir ruh haline bürünürsün. O halde soruları cevapla
çünkü sorunların cevabı yok.
A.Batman
uzaklaşıyor ve cevaplar hepten bulunmaz oluyor. Artık ne deseler kabul etmiyorsun ya
da her cevabı kabul ediyorsun. Zamanında bulamadığın bütün cevapların soruları gün
geçtikçe sorun oluyor. İlk başlarda sadece soruların varken artık sorunların var ve
çözmek mümkünlüğünü kaybediyor. İşte o zaman kafayı dağıtıyorsun, sonuçta her
şeyi sen çözemesin. Zaten kimse senden her şeyi çözmeni beklemez. Sen kendini
kasarsın boşuna ve iyice dengesiz bir ruh haline bürünürsün. O halde soruları cevapla
çünkü sorunların cevabı yok.
A.Batman
29 Kasım 2014 Cumartesi
Bizler Geçici Dünyanın GEZGİNleriyiz
Her güzelin içinde bir kusur var derler.
Bu dünya'nın tek kusuru bizleriz
Biteceğini bile bile nesnelere anlamlar yüklüyoruz
Öleceğimizi bile bile duvarlar örüyoruz etrafımıza
Tapular alıyoruz,tutsak kuşlar gibi yaşıyoruz
Aslında dünyadaki nesneleri bu kadar sahiplendiğimiz için bu kadar mutsuzuz
Bir kafes yapıyoruz, sonra bu kafese bir de kapı yapıyoruz
Anahtarını ait olmak istediğimiz başka bir nesneye veriyoruz
Kafese giriyoruz. Sonrasında çıkamıyoruz
Ama bazılarımız kafeste olduğunu bile unutuyor
Kendi kendisini tutsak yaptığını unutuyor
Sonra isyanlar...umutsuzluklar..
Madem her şey geçici
Sonuçta kalıcı olan hiçbir şey yok
Tek gerçek küllere dönüp, toprağa karışacağımız gerçeği
Neden en güzeli, hala sona saklıyorsunuz ki?
En güzeli en başa alsanıza
Mesela ben meyveyi çok severim
Yemekte her zaman en sevdiğimi başta yerim
Çünkü 2 saniye sonra o orada olmayabilir veya ben onu tadacak fırsatı bulamayabilirim
Bu Hayatta sevdiğimiz şeyleri sona saklamamızdan dolayı, hep geç kalmışlıklarımız var
Ben her zaman istediklerime yönelmeyi seçtim, vazgeçmedim
Fakat olmayacak gibiyse de zorlamadım sınırı
Kendimi yıpratmamaya çalıştım
Ama beni inciten yine ben oldum
Dediğim gibi geçici dünyanın gezginleriyiz
Gezginler gelir ve gider
Aitlik nedir bilmezler
Sahiplenmezler hiçbir nesneyi
Benim ayakkabım,benim kolyem demezler
Bez parçalarını bile sahipleniyorken insan, nasıl olurda hep mutlu olmayı hayal eder?
Tek kaybediş nedenimiz sahiplenme hastalığımız
Kendimizi bile es geçiyoruz
ama bu hastalıktan dolayı mutlu olmayı unutun
Ne zamanki sadece ruhen , enerjileri sahiplenirsek
O zaman her şey farklı olacak.
Bu dünya da tek somutluk: tadına baktığınız yemek ve yaptığınız boşaltım
Gerçekliğin tek algısı da bunun kadar basit.
Anlayabilene artık...
Bu dünya'nın tek kusuru bizleriz
Biteceğini bile bile nesnelere anlamlar yüklüyoruz
Öleceğimizi bile bile duvarlar örüyoruz etrafımıza
Tapular alıyoruz,tutsak kuşlar gibi yaşıyoruz
Aslında dünyadaki nesneleri bu kadar sahiplendiğimiz için bu kadar mutsuzuz
Bir kafes yapıyoruz, sonra bu kafese bir de kapı yapıyoruz
Anahtarını ait olmak istediğimiz başka bir nesneye veriyoruz
Kafese giriyoruz. Sonrasında çıkamıyoruz
Ama bazılarımız kafeste olduğunu bile unutuyor
Kendi kendisini tutsak yaptığını unutuyor
Sonra isyanlar...umutsuzluklar..
Madem her şey geçici
Sonuçta kalıcı olan hiçbir şey yok
Tek gerçek küllere dönüp, toprağa karışacağımız gerçeği
Neden en güzeli, hala sona saklıyorsunuz ki?
En güzeli en başa alsanıza
Mesela ben meyveyi çok severim
Yemekte her zaman en sevdiğimi başta yerim
Çünkü 2 saniye sonra o orada olmayabilir veya ben onu tadacak fırsatı bulamayabilirim
Bu Hayatta sevdiğimiz şeyleri sona saklamamızdan dolayı, hep geç kalmışlıklarımız var
Ben her zaman istediklerime yönelmeyi seçtim, vazgeçmedim
Fakat olmayacak gibiyse de zorlamadım sınırı
Kendimi yıpratmamaya çalıştım
Ama beni inciten yine ben oldum
Dediğim gibi geçici dünyanın gezginleriyiz
Gezginler gelir ve gider
Aitlik nedir bilmezler
Sahiplenmezler hiçbir nesneyi
Benim ayakkabım,benim kolyem demezler
Bez parçalarını bile sahipleniyorken insan, nasıl olurda hep mutlu olmayı hayal eder?
Tek kaybediş nedenimiz sahiplenme hastalığımız
Kendimizi bile es geçiyoruz
ama bu hastalıktan dolayı mutlu olmayı unutun
Ne zamanki sadece ruhen , enerjileri sahiplenirsek
O zaman her şey farklı olacak.
Bu dünya da tek somutluk: tadına baktığınız yemek ve yaptığınız boşaltım
Gerçekliğin tek algısı da bunun kadar basit.
Anlayabilene artık...
Sabah Uy---KUU--MM
Başımıza ne geldiyse alışkanlıktan geldi. Çok sevmekten öte bir şeydi bu... Her şeyi
mahveden bazen... Alışmak kaybetme korkusunu en derin hissettiren duygulardan biri.
İnsan ölümden ne kadar korkmuyorum dese de korkar. Ölmek yok olmaktır.
Herkes bir şeylere alışır ve alışmak ölmek gibidir çünkü insan önce kendine alışır ve
ardından başkaları gelir. Hayatına aldığın ve kabullendiğin herkese zamanla alışırsın.
Onu kaybettiğinde de kısmen ölürsün. İnsan bir kere ölür derler, insan bir kere ölmez.
İnsan sadece bir kere yok olur. Toprak olur, kül olur ama insan bir kere ölmez.
Defalarca ölebilir. Defalarca doğabilir. İnsan yeteneklidir; hiç olmayacak biri için bütün
bir hayatını mahvedebilir.
Asıl değerli olan neydi? İnsandı. sendin. Aynada gördüğündü değerli olan. Her
haliyle kabul ettiğin kişi yine şendin. Sen aslında bir bardak çaydın, bir bardak su, bir
bardak da yalnızlık. Belki defalarca öldün hiç hak etmeyen birileri yüzünden. Canını
yaktılar, yaranı bile bile kanattılar. Aynı şeyi onlar da yaşadı. Onların da canı yandı. Bu
dünyada herkesin canı yanar ve insan canı yandıkça acımasızlaşır. Ben kimseye
alışamıyorum diyen insan acımasızlaşmaya başlamıştır ve acımasızlık korkunun
çocuğudur.
Hâlâ birilerine alışabiliyorsan ve hâlâ birilerini çok sevebiliyorsan yaşıyorsun
demektir. Bunun dışında da yaşıyor olabilirsin ama hayat sevebildiğin kadar... Aldığın
nefes onu başkasıyla paylaşabildiğin kadar. Sen kendine birini katabildiğin kadarsın.
A.Batman
mahveden bazen... Alışmak kaybetme korkusunu en derin hissettiren duygulardan biri.
İnsan ölümden ne kadar korkmuyorum dese de korkar. Ölmek yok olmaktır.
Herkes bir şeylere alışır ve alışmak ölmek gibidir çünkü insan önce kendine alışır ve
ardından başkaları gelir. Hayatına aldığın ve kabullendiğin herkese zamanla alışırsın.
Onu kaybettiğinde de kısmen ölürsün. İnsan bir kere ölür derler, insan bir kere ölmez.
İnsan sadece bir kere yok olur. Toprak olur, kül olur ama insan bir kere ölmez.
Defalarca ölebilir. Defalarca doğabilir. İnsan yeteneklidir; hiç olmayacak biri için bütün
bir hayatını mahvedebilir.
Asıl değerli olan neydi? İnsandı. sendin. Aynada gördüğündü değerli olan. Her
haliyle kabul ettiğin kişi yine şendin. Sen aslında bir bardak çaydın, bir bardak su, bir
bardak da yalnızlık. Belki defalarca öldün hiç hak etmeyen birileri yüzünden. Canını
yaktılar, yaranı bile bile kanattılar. Aynı şeyi onlar da yaşadı. Onların da canı yandı. Bu
dünyada herkesin canı yanar ve insan canı yandıkça acımasızlaşır. Ben kimseye
alışamıyorum diyen insan acımasızlaşmaya başlamıştır ve acımasızlık korkunun
çocuğudur.
Hâlâ birilerine alışabiliyorsan ve hâlâ birilerini çok sevebiliyorsan yaşıyorsun
demektir. Bunun dışında da yaşıyor olabilirsin ama hayat sevebildiğin kadar... Aldığın
nefes onu başkasıyla paylaşabildiğin kadar. Sen kendine birini katabildiğin kadarsın.
A.Batman
28 Kasım 2014 Cuma
Sabah Uykum'dan kıssalar
Hayatı sorgulamak kolay çünkü herkes kendi gözünden bakabilir dünyaya... Kiminin
gözleri ıslanırken içinde gülüşler vardır, kiminin yanakları tuzundan yenmez. Sen
baktığını görürsün ve dünya senin etrafında dönüyordun Başkaları başka hayatlar,
onlar hep yalan.
Senin mutlulukların var, acıların var... Kaybettiklerin, kazandıkların var. Sen
kendinden bakıyorsun dünyaya. Senin canın yanıyorsa 3. Dünya Savaşı çıksa
umurunda olmaz ama sen mutluysan ve o savaş çıkıyorsa, "Hadi ya, iki dakika mutlu
olacaktık, nereden çıktı şimdi bu savaş?" dersin. Mutluluğunu bozan şeyleri sevmezsin.
Canın yanıyorsa zaten dünyada bundan kötüsü olamaz senin için.
İnsan kendine bakamaz, aynalar bunun için üretilmedi. Zaten hiçbir ayna senin
ruhunu göstermez. Eski Türk filmlerine benzemez hayat, yani şöyle bir cümle
kuramazsın: "Hayır, siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum." Sen
vazifenden istifa edemiyorsun, eninde sonunda hayat seni kovuyor. Senin istediklerin
olmayacak ve inan dünyanın en zengin insanının da sorunları var.
Acılar beyninin sana kıyabildiği kadar... Mutluluk zaten beynine çok uzak çünkü
beynin yüzde doksanı olumsuza çalışır. Olumsuz olsa yine iyi... Olumsuza çalışıyor...
Bu ne gayret be oğlum. Kazık mı çakacaksın sanki. Bir kendine gel, beyninin yüzde
onu ile yaşa biraz. Olumluya çalış, sevmeye alış...
A.BATMAN
gözleri ıslanırken içinde gülüşler vardır, kiminin yanakları tuzundan yenmez. Sen
baktığını görürsün ve dünya senin etrafında dönüyordun Başkaları başka hayatlar,
onlar hep yalan.
Senin mutlulukların var, acıların var... Kaybettiklerin, kazandıkların var. Sen
kendinden bakıyorsun dünyaya. Senin canın yanıyorsa 3. Dünya Savaşı çıksa
umurunda olmaz ama sen mutluysan ve o savaş çıkıyorsa, "Hadi ya, iki dakika mutlu
olacaktık, nereden çıktı şimdi bu savaş?" dersin. Mutluluğunu bozan şeyleri sevmezsin.
Canın yanıyorsa zaten dünyada bundan kötüsü olamaz senin için.
İnsan kendine bakamaz, aynalar bunun için üretilmedi. Zaten hiçbir ayna senin
ruhunu göstermez. Eski Türk filmlerine benzemez hayat, yani şöyle bir cümle
kuramazsın: "Hayır, siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum." Sen
vazifenden istifa edemiyorsun, eninde sonunda hayat seni kovuyor. Senin istediklerin
olmayacak ve inan dünyanın en zengin insanının da sorunları var.
Acılar beyninin sana kıyabildiği kadar... Mutluluk zaten beynine çok uzak çünkü
beynin yüzde doksanı olumsuza çalışır. Olumsuz olsa yine iyi... Olumsuza çalışıyor...
Bu ne gayret be oğlum. Kazık mı çakacaksın sanki. Bir kendine gel, beyninin yüzde
onu ile yaşa biraz. Olumluya çalış, sevmeye alış...
A.BATMAN
SOĞUK KAHVE'DEN inciler
SOĞUK KAHVE'DEN inciler
İnsan içindeki boşlukları yazar,kimsenin dolduramadığı, belki de hiçbir zaman dolduramayacağı...Eksildikçe daha çok yazarsın ve her giden bir kitap bırakır boşluğuna. Ağırlaşırsın, kalınlaşırsın ve cephe alırsın artık çünkü ne kadar çok insan geçerse hayatından o kadar zor güvenirsin. Güvenemedikçe sen hep, sen olarak kalırsın. Biz olmak bir hayal olur, katamazsın kimseyi hayatına .İlk insanda doğruyu bulacak kadar şanslı değiliz ama doğru insanı bulmak için yüzlerce hayattan geçecek kadar da aptal olmamalıyız.
A.Batman
25 Kasım 2014 Salı
Artık Gri Değil Dünya
Her şey bir umut kırıntısıyla başlamıştı
Güvenmek zor işti, ama umudun başlangıcı güveni de tetikliyordu
Hayat ne kadar adaletsiz olsa da, bazen küçükte olsa adil olmaya yelteniyordu
Güzel şeylere zaman var diyordu
Sabırlı olmak erdemdir diyordu
Bunu söylemek ne de kolaydı
Gel gör ki.. ne günler geçiyordu
Ne de uzun geceler kısalıyordu
Geçen tek şey içindeki hevesti
Sonra birgün..gözlerini açtı
Gördüğü rüyadan çok etkilenmişti
İlk defa rüyası gri değildi
Rengarenk çiçekler, gülümseyen insanlar
Yeşil bahçeler, tüten bacalar
Sarılan insanlar vardı
Umutla bakan gözler görmüştü
Yoksa bütün bunlar tebessümlü yarınların habercisi miydi?
Bunu bilmek belki de imkansızdı
Ama bu o umut kırıntısını yüreğe saplamıştı
Artık gri değildi dünya
Her adımının bir nedeni olmaya başlamıştı
Güvenmek zor işti, ama umudun başlangıcı güveni de tetikliyordu
Hayat ne kadar adaletsiz olsa da, bazen küçükte olsa adil olmaya yelteniyordu
Güzel şeylere zaman var diyordu
Sabırlı olmak erdemdir diyordu
Bunu söylemek ne de kolaydı
Gel gör ki.. ne günler geçiyordu
Ne de uzun geceler kısalıyordu
Geçen tek şey içindeki hevesti
Sonra birgün..gözlerini açtı
Gördüğü rüyadan çok etkilenmişti
İlk defa rüyası gri değildi
Rengarenk çiçekler, gülümseyen insanlar
Yeşil bahçeler, tüten bacalar
Sarılan insanlar vardı
Umutla bakan gözler görmüştü
Yoksa bütün bunlar tebessümlü yarınların habercisi miydi?
Bunu bilmek belki de imkansızdı
Ama bu o umut kırıntısını yüreğe saplamıştı
Artık gri değildi dünya
Her adımının bir nedeni olmaya başlamıştı
24 Kasım 2014 Pazartesi
Ölüm esiyor buralara
Anladım ki hiçbir şey değişmeyecek
Bunun bizim tercihlerimizle alakası yok
Kalbimizle de. Sadece hayatın sunduğu koşul önemli
Tıpkı KPSS başvurusu gibi
Nitelik meselesi
Bu niteliği ya taşırsın ya da taşımazsın
Asıl trajik kısmı ise
Taşımadığı niteliğe rağmen, inatla tercih yapma çabasıdır
Bile bile kendini kandırırsın
Tıpkı böyle olan birini tanıyorum
Günden güne, gözlerimin önünde kendini kandırmasını..
İzlemiyorum, böyle anlaşılmasın!
Her daim ona gerçekleri söylüyorum
Ama sabah yine her şey, bir önceki gün gibi oluyor
Birinin karşınızda kendi kendisini yok etmesi çok acı...
Bir şeyler yapmaya yelteniyorsunuz
Ertesi gün hiçbir şey yapmamış gibisiniz
Bu tıpkı kötü bir kabus gibi
Hergün bir önceki gün ile aynı
Umutsuzca, çözüm yolları aramak
Çaresiz aslında...
Pes etmekten nefret ediyorum
Bir çocuk gibi inatlaşıyorum dünya'yla
Çocuklar hayal kırıklığının, çaresizliğin anlamını bilmezler
Oysa ben biliyorum
Yine de değişmesini, çaresizce istiyorum
Bu bataklığın ortasında kürek çekmek gibi
Belki diyorum,sadece belki..
Çünkü mutluluğu herkesten çok, o hak etti
Şimdi her şeyini yok eden, o canavarlara dönmesi...canımı acıtıyor
Söylesenize hayallerinizi çalan, Sizi satan
Sizi hiç kabullenmeyen
Her gittiğinizde kapıyı gösteren
Sizi hiçliğe itenlere döner miydiniz?
Bu nasıl bir yürektir ki, her şeye rağmen...
Dönüp, 'geliyorum size' diyor
Böyle yürekler, sürünmeye mahkümdur
Ben öfkeleniyorken,bu insan sakin
Çünkü ne yaptığını göremiyor
Etki altındaki bir prenses gibi
Masaldan farkı ise sonu mutlu bitmeyecek olması
Gözü hiçbir şey görmüyor
Hiçbir şeyi hatırlamıyor
Sadece dönmeye odaklı adım atıyor
Görmüyor ki; o insanlar, uçurumun dibinde şeytanla anlaşma yapıyorlar
Şeytanla; 3 cana karşı,onun büyük yüreği
Günden güne umut tükeniyor
Yerini karanlığa, soğuk, çaresiz boşluğa bırakıyor
Ölüm esiyor buralara
O görmüyor bunu
Bunun bizim tercihlerimizle alakası yok
Kalbimizle de. Sadece hayatın sunduğu koşul önemli
Tıpkı KPSS başvurusu gibi
Nitelik meselesi
Bu niteliği ya taşırsın ya da taşımazsın
Asıl trajik kısmı ise
Taşımadığı niteliğe rağmen, inatla tercih yapma çabasıdır
Bile bile kendini kandırırsın
Tıpkı böyle olan birini tanıyorum
Günden güne, gözlerimin önünde kendini kandırmasını..
İzlemiyorum, böyle anlaşılmasın!
Her daim ona gerçekleri söylüyorum
Ama sabah yine her şey, bir önceki gün gibi oluyor
Birinin karşınızda kendi kendisini yok etmesi çok acı...
Bir şeyler yapmaya yelteniyorsunuz
Ertesi gün hiçbir şey yapmamış gibisiniz
Bu tıpkı kötü bir kabus gibi
Hergün bir önceki gün ile aynı
Umutsuzca, çözüm yolları aramak
Çaresiz aslında...
Pes etmekten nefret ediyorum
Bir çocuk gibi inatlaşıyorum dünya'yla
Çocuklar hayal kırıklığının, çaresizliğin anlamını bilmezler
Oysa ben biliyorum
Yine de değişmesini, çaresizce istiyorum
Bu bataklığın ortasında kürek çekmek gibi
Belki diyorum,sadece belki..
Çünkü mutluluğu herkesten çok, o hak etti
Şimdi her şeyini yok eden, o canavarlara dönmesi...canımı acıtıyor
Söylesenize hayallerinizi çalan, Sizi satan
Sizi hiç kabullenmeyen
Her gittiğinizde kapıyı gösteren
Sizi hiçliğe itenlere döner miydiniz?
Bu nasıl bir yürektir ki, her şeye rağmen...
Dönüp, 'geliyorum size' diyor
Böyle yürekler, sürünmeye mahkümdur
Ben öfkeleniyorken,bu insan sakin
Çünkü ne yaptığını göremiyor
Etki altındaki bir prenses gibi
Masaldan farkı ise sonu mutlu bitmeyecek olması
Gözü hiçbir şey görmüyor
Hiçbir şeyi hatırlamıyor
Sadece dönmeye odaklı adım atıyor
Görmüyor ki; o insanlar, uçurumun dibinde şeytanla anlaşma yapıyorlar
Şeytanla; 3 cana karşı,onun büyük yüreği
Günden güne umut tükeniyor
Yerini karanlığa, soğuk, çaresiz boşluğa bırakıyor
Ölüm esiyor buralara
O görmüyor bunu
Mutlu sonlu tasarılar
Hayat! Durdun, durdun yine tam 12'den vurdun
Dipsiz kuyularda uyanmak
Karanlık,soğuk odalarda uyumak
Sol tarafının acıdan uyuşup, sürekli saçmalaması
Yetmezmiş gibi, kafanın içindeki seslerin belirsizliği
Ne mantık bıraktın, ne de duygu
Şimdi de karşıma geçtin
'Al, bu mutlu olmak için;sana bir fırsat' diyorsun
İnan bana, sana olan inancımın son kırıntısını da yitirdim
Derler ya; artık ağzınla kuş tutsan boş...
Şimdi yarattığın tasarım o kadar kusursuz ki
Her şey mükemmel olacak gibi
Ayağıma hep taktığın o taşları da kaldırmışsın
Hiç bir engel yok gibi, ama...
Bu seferde ben sana inanmayı reddediyorum!
Sana güvendiğim her an, her şeyi tepetaklak ettin
Korkmuyorum artık senden
İstediğini yap!
Yapabileceğin hiçbir şey, canımı bir önceki kadar acıtamayacak
Ben dersimi aldım
Senin kurguna ihtiyacım yok
Sana önerim; Gidip mutlu sonlu tasarılar hazırlaman
Belki; İnsanlar böylelikle, seni sevmeye başlar
Dipsiz kuyularda uyanmak
Karanlık,soğuk odalarda uyumak
Sol tarafının acıdan uyuşup, sürekli saçmalaması
Yetmezmiş gibi, kafanın içindeki seslerin belirsizliği
Ne mantık bıraktın, ne de duygu
Şimdi de karşıma geçtin
'Al, bu mutlu olmak için;sana bir fırsat' diyorsun
İnan bana, sana olan inancımın son kırıntısını da yitirdim
Derler ya; artık ağzınla kuş tutsan boş...
Şimdi yarattığın tasarım o kadar kusursuz ki
Her şey mükemmel olacak gibi
Ayağıma hep taktığın o taşları da kaldırmışsın
Hiç bir engel yok gibi, ama...
Bu seferde ben sana inanmayı reddediyorum!
Sana güvendiğim her an, her şeyi tepetaklak ettin
Korkmuyorum artık senden
İstediğini yap!
Yapabileceğin hiçbir şey, canımı bir önceki kadar acıtamayacak
Ben dersimi aldım
Senin kurguna ihtiyacım yok
Sana önerim; Gidip mutlu sonlu tasarılar hazırlaman
Belki; İnsanlar böylelikle, seni sevmeye başlar
20 Kasım 2014 Perşembe
Sahipsiz bir aşk'a itaf!
sana bir adım gelmek için her şeyi feda edebilirdim
ama sen gel diyecek cesareti bulamadın
söylesene ey sevgili başını yastığa koyduğunda rahat uyuyor musun
gecelerin nasıl geçiyor?
ılık mı? soğuk mu?
bana her gece kış biliyor musun?
yatağım soğuk
kalbim üşüyor
karanlıklardayım
gel nolur!
ellerini uzat da çıkalım birlikte, bu karanlık diyardan
Sensizlik çok zor
nolur cezalandırma beni sensizlikle
biliyorum ki, sensiz olmuyor
nefes alamıyorum, gözlerim seni arıyor
sen yokken gözlerim görmüyor
kulaklarım duymuyor, her yerde sesini arıyorum
kokunu arıyorum
Sahipsiz bir aşk'a itaf!
Şans vermeli bu aşka..
ama sen gel diyecek cesareti bulamadın
söylesene ey sevgili başını yastığa koyduğunda rahat uyuyor musun
gecelerin nasıl geçiyor?
ılık mı? soğuk mu?
bana her gece kış biliyor musun?
yatağım soğuk
kalbim üşüyor
karanlıklardayım
gel nolur!
ellerini uzat da çıkalım birlikte, bu karanlık diyardan
Sensizlik çok zor
nolur cezalandırma beni sensizlikle
biliyorum ki, sensiz olmuyor
nefes alamıyorum, gözlerim seni arıyor
sen yokken gözlerim görmüyor
kulaklarım duymuyor, her yerde sesini arıyorum
kokunu arıyorum
Sahipsiz bir aşk'a itaf!
Şans vermeli bu aşka..
Sadece es ve geç
Öyle bir gel ki, geldiğini rüzgar hissetmesin
Yüreğim ürkmesin, soğukluğundan
Sessizce, ürkekçe es ve geç
Seni hissetmeme izin ver
Senden önce büyük bir zelzele oldu burada
Can kırıkları çok oldu
Bu yüzden sadece es ve geç
Bekleme hiçliği, Bekleme yüreği
Beklersen, sadece yıkıma şahit olursun
Sen git sadece
Unutma! gidersen, tekrar geri dönebilirsin
Kalırsan sadece acılara şahitlik edersin
Feryatlar kulağını sağır eder
Kırıklar bileklerini keser
Çukurlara düşebilirsin,düşersen çıkamazsın
Karanlık buralar, çok karanlık
Diplerdeyim. Karanlığın dibindeyim
Sen aydınlıklara alışıksın, ışıksız yapamazsın
Çok durmamalısın,
Karanlıktakiler seni hissederse, dönüş yolunu bulamazsın
Sen nefes alamazsın dipte
Korkmuyorsun! Cesursun. Biliyorum
Ama sen aydınlık, ben karanlık
Bu yüzden sadece es ve geç
Yüreğim ürkmesin, soğukluğundan
Sessizce, ürkekçe es ve geç
Seni hissetmeme izin ver
Senden önce büyük bir zelzele oldu burada
Can kırıkları çok oldu
Bu yüzden sadece es ve geç
Bekleme hiçliği, Bekleme yüreği
Beklersen, sadece yıkıma şahit olursun
Sen git sadece
Unutma! gidersen, tekrar geri dönebilirsin
Kalırsan sadece acılara şahitlik edersin
Feryatlar kulağını sağır eder
Kırıklar bileklerini keser
Çukurlara düşebilirsin,düşersen çıkamazsın
Karanlık buralar, çok karanlık
Diplerdeyim. Karanlığın dibindeyim
Sen aydınlıklara alışıksın, ışıksız yapamazsın
Çok durmamalısın,
Karanlıktakiler seni hissederse, dönüş yolunu bulamazsın
Sen nefes alamazsın dipte
Korkmuyorsun! Cesursun. Biliyorum
Ama sen aydınlık, ben karanlık
Bu yüzden sadece es ve geç
Belkilerin olasılığını sevdim
Giden çok oldu.Gelen hep geç geldi
Şimdi yine aynısı...
Artık gücüm yok
Kimseyi beklemek istemiyorum
Her bekleyiş içimden bir şeyleri yakıyor
Yanan şeyler...Canımı acıtıyor
Küllenmiyor, Alev daha da büyüyor
Bu acıyı bir tek ben hissediyorum
Hissizleştim ben.Duygu karmaşam bitti
Duygularım uyuştu
Üzülmek, mutlu olmak sadece lafta kaldı
Bu beni çok hırpalıyor
Umutla devam etmeyi hayal ediyorum
Belki umut etmek, güzelceler getirir
Yine olasılık hesabına başladım
Bunu yapıyorsanız, sorun ciddi demektir!
Ama bir yerde iyi. Neden mi?
Kendimizi kandırabiliyorsak;
cümle sonlarına '...güzel olacak' deyip adım atabiliriz
Adım atmaya devam ettikçe
Belkilerle uğraşırız
Yine sebepler yaratabiliriz
Yeniye olan yabancılıktan çıkabiliriz
Belki.....
Belki bu yüzden
Belkilerin olasılığını sevdim...
Şimdi yine aynısı...
Artık gücüm yok
Kimseyi beklemek istemiyorum
Her bekleyiş içimden bir şeyleri yakıyor
Yanan şeyler...Canımı acıtıyor
Küllenmiyor, Alev daha da büyüyor
Bu acıyı bir tek ben hissediyorum
Hissizleştim ben.Duygu karmaşam bitti
Duygularım uyuştu
Üzülmek, mutlu olmak sadece lafta kaldı
Bu beni çok hırpalıyor
Umutla devam etmeyi hayal ediyorum
Belki umut etmek, güzelceler getirir
Yine olasılık hesabına başladım
Bunu yapıyorsanız, sorun ciddi demektir!
Ama bir yerde iyi. Neden mi?
Kendimizi kandırabiliyorsak;
cümle sonlarına '...güzel olacak' deyip adım atabiliriz
Adım atmaya devam ettikçe
Belkilerle uğraşırız
Yine sebepler yaratabiliriz
Yeniye olan yabancılıktan çıkabiliriz
Belki.....
Belki bu yüzden
Belkilerin olasılığını sevdim...
Keşke o kadar kolay olsaydı
Şimdi sen, 'gel her şey düzelecek' diyorsun ya
İnan sevgili, dediğine çoğu zaman; sende inanmıyorsun
İnadımı bilirsin,sevgimi de, nefretimi de!
Kolay geçmiyor. Biliyorsun ki alevim her şeyi yakar
Sana dair olan her şeyi siler
Sen çok can yaktın! Tek lafla düzelir sandın!
Keşke o kadar kolay olsaydı
Duygularım uyuştu. İnan bana his yok içimde
Sadece; acıyı sevmeye başladım
Tek gerçek, tek hakikat bu
Bu beni korkutuyor. Kendimden cesaret buldum
Sonuçta mutluluğu istedim, acıyı da göze aldım
Mutluluğun dibini içemedim
Acının dibini içeceğim.
İçmeyen sen gibi olsun...
İnan sevgili, dediğine çoğu zaman; sende inanmıyorsun
İnadımı bilirsin,sevgimi de, nefretimi de!
Kolay geçmiyor. Biliyorsun ki alevim her şeyi yakar
Sana dair olan her şeyi siler
Sen çok can yaktın! Tek lafla düzelir sandın!
Keşke o kadar kolay olsaydı
Duygularım uyuştu. İnan bana his yok içimde
Sadece; acıyı sevmeye başladım
Tek gerçek, tek hakikat bu
Bu beni korkutuyor. Kendimden cesaret buldum
Sonuçta mutluluğu istedim, acıyı da göze aldım
Mutluluğun dibini içemedim
Acının dibini içeceğim.
İçmeyen sen gibi olsun...
En büyük hazine hatırlamak
Bizleri biz yapan anılarımız
Hiç düşündünüz mü o anıların silindiğini
Bazılarımız buna dua eder...
En çokta yaralandıkları zamanlarını silmek isterler..
Sildiğimizi düşünüyorumda...bizler birer boşluk oluruz
Kendimizi unuturuz..benlikten uzaklaşırız
Yaşadığımız en tatlı duyguyu, bize hatırlatan tek şey acıdır
Bunu göremiyoruz
İstediğimiz şeylere dikkat etmeliyiz!
Bir alzheimer hastası, sevgiliye ;
Kafamda bir silgi var. günden güne seni siliyor, beni siliyor,bizi...her şeyi siliyor..
Sevgilinin gözlerine bakıp;
Söylesene sevgilim, anılar gittikten sonra aşkın ne anlamı var ki?
Gerisi bir boşluk...
Anılar yaşadığımızı gösteren birer resim
Bizleri biz yapan birer hazine
Duygunun rengini bize öğreten bir ressam
Ruhumuzu şenlendiren bir melodi
Anılarınızı sildiğinizi veya silebildiğinizi düşünün..
İçi boş, karanlık bir oda gibi olursunuz...
Hiç düşündünüz mü o anıların silindiğini
Bazılarımız buna dua eder...
En çokta yaralandıkları zamanlarını silmek isterler..
Sildiğimizi düşünüyorumda...bizler birer boşluk oluruz
Kendimizi unuturuz..benlikten uzaklaşırız
Yaşadığımız en tatlı duyguyu, bize hatırlatan tek şey acıdır
Bunu göremiyoruz
İstediğimiz şeylere dikkat etmeliyiz!
Bir alzheimer hastası, sevgiliye ;
Kafamda bir silgi var. günden güne seni siliyor, beni siliyor,bizi...her şeyi siliyor..
Sevgilinin gözlerine bakıp;
Söylesene sevgilim, anılar gittikten sonra aşkın ne anlamı var ki?
Gerisi bir boşluk...
Anılar yaşadığımızı gösteren birer resim
Bizleri biz yapan birer hazine
Duygunun rengini bize öğreten bir ressam
Ruhumuzu şenlendiren bir melodi
Anılarınızı sildiğinizi veya silebildiğinizi düşünün..
İçi boş, karanlık bir oda gibi olursunuz...
19 Kasım 2014 Çarşamba
Gitmek gerekiyordu, tekrar geriye dönebilmek için
ömürde her kal, bir git demeydi
insanoğlu bunu çok sonraları anlamıştı
kalmak istiyordu, ama gitmesi istenmişti
yalvardı, gururu hiçe saydı
ağızdan çıkacak olan tek bir kelimeye endeksledi ömrünü
'Kal' demedi! daha kötüsü oldu...
'Artık git!'... arkasını dönemiyordu
cesaretini toplayıp,gözyaşları içinde gözlerini o alevli gözlere kilitledi
belki değişir fikri; diyordu
bacakları güçsüzce titriyordu, bu beden ağır geliyordu...
daha fazla dayanamadı, yüreği sıkışıyordu
nefes alamıyordu... içinde volkanlar patlıyordu
gözleri acıyordu... bir yumru boğazında kitlenmişti
sessiz gözyaşları, hıçkırıklara dönmüştü
ilahi varlık, taptığı o varlık kımıldamıyordu
gözlerinde öfke vardı, nefretle küçümsüyordu...
Napmalıydı ki şimdi
yerden kalkacak güç yoktu
gitmek gerekiyordu ama takat yoktu
elden tutacak bir dost yoktu
Son kalan gücüyle ayağa kalktı
Affet! diyebilmişti
Bunun ne de gereksiz bir kelime olduğunu..
O gözlerdeki boşluğu görünce anladı
Çaresizlik işte buydu
Bunu şimdi çok iyi anlıyordu
Arkasına dönerse, biliyordu ki artık her şey geride kalacaktı
İlahi varlık özgürdü, evet! ama...
Onundu işte. Dönerse artık onunla olmayacaktı...
Bırakıp gidemiyordu...Tapılası varlığın nefret dolu bakışları canını yakıyordu
Ama şimdi giderse, bir daha bu bakışları bile bulamayacaktı
Yüreği göğsüne büyük gelmişti... nefes aldırmıyordu
Gitmek gerekiyordu, tekrar geriye dönebilmek için
Gitmeliydi..
insanoğlu bunu çok sonraları anlamıştı
kalmak istiyordu, ama gitmesi istenmişti
yalvardı, gururu hiçe saydı
ağızdan çıkacak olan tek bir kelimeye endeksledi ömrünü
'Kal' demedi! daha kötüsü oldu...
'Artık git!'... arkasını dönemiyordu
cesaretini toplayıp,gözyaşları içinde gözlerini o alevli gözlere kilitledi
belki değişir fikri; diyordu
bacakları güçsüzce titriyordu, bu beden ağır geliyordu...
daha fazla dayanamadı, yüreği sıkışıyordu
nefes alamıyordu... içinde volkanlar patlıyordu
gözleri acıyordu... bir yumru boğazında kitlenmişti
sessiz gözyaşları, hıçkırıklara dönmüştü
ilahi varlık, taptığı o varlık kımıldamıyordu
gözlerinde öfke vardı, nefretle küçümsüyordu...
Napmalıydı ki şimdi
yerden kalkacak güç yoktu
gitmek gerekiyordu ama takat yoktu
elden tutacak bir dost yoktu
Son kalan gücüyle ayağa kalktı
Affet! diyebilmişti
Bunun ne de gereksiz bir kelime olduğunu..
O gözlerdeki boşluğu görünce anladı
Çaresizlik işte buydu
Bunu şimdi çok iyi anlıyordu
Arkasına dönerse, biliyordu ki artık her şey geride kalacaktı
İlahi varlık özgürdü, evet! ama...
Onundu işte. Dönerse artık onunla olmayacaktı...
Bırakıp gidemiyordu...Tapılası varlığın nefret dolu bakışları canını yakıyordu
Ama şimdi giderse, bir daha bu bakışları bile bulamayacaktı
Yüreği göğsüne büyük gelmişti... nefes aldırmıyordu
Gitmek gerekiyordu, tekrar geriye dönebilmek için
Gitmeliydi..
18 Kasım 2014 Salı
UU-YUU-MM
İnsanın hicbir şey hissetmemesi normal midir?
Kendini unutması!
Yürürken sağ bacağını sola uydurmaya çalışması normal midir?
Sanırım duyguların yitip gitmesi kişiyi karanlığa sokuyor
Acıyı hissettirmiyor ya da yediğiniz yemeğin tadımı anlamıyorsunuz
Tebessümleri zor yakalıyorsunuz
Bitkinliğin, yorgunluğun, isteksizliğin dibine vuruyorsunuz
Amaçsız olmak canınızı yakıyor
Yetişecek herhangi bir şeyin olmaması can sıkıyor, ama olması daha da can sıkardı değil mi?
Böyle durumlarda herkesler aslında kimsedir
O kocaman çevre sıfırlanmıştır
Arayacak tek bir numara olmaz
Gel bir bira içelim diyecek bir kişi bile olmaz
Sormakta istemeyiz, nazlanmalarına tahammül edemeyiz
Yürek sızlanırken, karşıdakinin sızlanmalara kayıtsız kalırız
İstek o dur ki; kayıtsız, karşıda eşlik edecek bir dosttur
Çoğu zaman ya somuttur ya da kalem,kağıttır
Aslında en iyi dostum bu süreçte kalem ve kağıttır
O kadar İyiler ki
Kıskanıyorum birlikteliklerini
Çok uyumlular, kusursuzlar...
beklentisiz, tatlı tatlı atışıp devam ediyorlar
somutluk dunya'ydı
her adımda daha geride kaldın
sana ait olan her yoldan geri döndüm
sırf senin gibi olmasın,sonu senin gibi çıkmasın diye döndüm
sen gidince yeni bir ben oldum ben
senden çok uzak, senden apayrı bir ben
değiştim ben
sendeki bir benlik yok artık, her adımımla değiştirdim onu ben
artık başlangıçlarım bile değişti
sayende oldu bu
sana sonsuz teşekkür ediyorum.
evet çok şey aldın benden
beni benden ettin
beni hiç ettin
ama değdi
yeni bir benlik yarattın
gurur duy kendinle
duygunun hiçliğini anladım
sonuçta hakikatte sevginin yeri yoktu değil mi?
artık son önemli benim için
mantık neye gittiyse o
soyutluk hiçlikmiş, boşlukmuş,
somut olan eldeydi değil mi?
somutluk dunya'ydı
sana ait olan her yoldan geri döndüm
sırf senin gibi olmasın,sonu senin gibi çıkmasın diye döndüm
sen gidince yeni bir ben oldum ben
senden çok uzak, senden apayrı bir ben
değiştim ben
sendeki bir benlik yok artık, her adımımla değiştirdim onu ben
artık başlangıçlarım bile değişti
sayende oldu bu
sana sonsuz teşekkür ediyorum.
evet çok şey aldın benden
beni benden ettin
beni hiç ettin
ama değdi
yeni bir benlik yarattın
gurur duy kendinle
duygunun hiçliğini anladım
sonuçta hakikatte sevginin yeri yoktu değil mi?
artık son önemli benim için
mantık neye gittiyse o
soyutluk hiçlikmiş, boşlukmuş,
somut olan eldeydi değil mi?
somutluk dunya'ydı
16 Kasım 2014 Pazar
Acının Sonsuzluğuna
Her adım, sonsuzluk muydu
Yoksa hiçlik miydi
Sanırım hiçlikti...
Çünkü sonsuzluk olsaydı.. elbet eskilerden biri derdi...
Güzel tatlı, kavuşmalı...sonsuzlu cümleler kurardı
Demek ki yoktu.
Ya da bizden öncekilerde yoktu
Ya da hiç olmamıştı
Şimdilerde öyle kavuşmalara da gerek yok ki
Sadece karşıdaki gözlerimize bakıp, az da olsa hislerimizi anlaya dursun..yeterli bu
Bunu yapabilene gerçekten aşk olsun
Süslü püslü cümleler,kelimeler sarmış dört bir yanı
Kendimizi kandırmaya ne de meyilliymişiz, değil m?
Ben alışamadım o süslü laflara
Hakikatten ne de uzaklar öyle
Kalıp gibi
Nereye giydirsen oluyorlar
Hakikat bu muydu ki!
Asıl olan sadece kendi kalıbına uyardı arkadaş
Her kalıba sığmazdı
Sadece gerçeği gördüğüm içindi, belki de bu acı
O halde bu acının sonsuzluğuna, içiyorum.
Yoksa hiçlik miydi
Sanırım hiçlikti...
Çünkü sonsuzluk olsaydı.. elbet eskilerden biri derdi...
Güzel tatlı, kavuşmalı...sonsuzlu cümleler kurardı
Demek ki yoktu.
Ya da bizden öncekilerde yoktu
Ya da hiç olmamıştı
Şimdilerde öyle kavuşmalara da gerek yok ki
Sadece karşıdaki gözlerimize bakıp, az da olsa hislerimizi anlaya dursun..yeterli bu
Bunu yapabilene gerçekten aşk olsun
Süslü püslü cümleler,kelimeler sarmış dört bir yanı
Kendimizi kandırmaya ne de meyilliymişiz, değil m?
Ben alışamadım o süslü laflara
Hakikatten ne de uzaklar öyle
Kalıp gibi
Nereye giydirsen oluyorlar
Hakikat bu muydu ki!
Asıl olan sadece kendi kalıbına uyardı arkadaş
Her kalıba sığmazdı
Sadece gerçeği gördüğüm içindi, belki de bu acı
O halde bu acının sonsuzluğuna, içiyorum.
Kafamda Sen Kokan Kelimeler, Seninkinde..
Bütün yaralara temiz bir bez gerekiyordu
Kirli bir bez, yarayı iyileştiremezdi
Mikrop kaptırırdı
Temiz gerekliydi,
Temiz olanı seçtin
Beklemen gerekliydi
Sen bekleyemedin
Hızla yeniyi, temizi istedin
Her şeye, her yaraya zaman gerekiyordu
Bazılarımız zamanı salladık, bazılarımız bekledik..
Öyle bir an geldi ki dağıttın her şeyi.. herkesi..
Bu sadece seni sarstı
Sen bunu çok sonraları gördün
Sana zarar veren her şeyi geride bıraktın
Belkide bilerek yaptın bunu
Daha az hasar almak için..
Kimse anlayamaz ne yapmaya çalıştığını,herkes kafasında öteni bilirdi
Değil mi??
Benim kafamda sen kokan kelimeler, seninkinde.. ondan, bundan, şundan kelimelerdi
Ne de can sıkıcıydık.. değil mi?
Ne senin istediğin bir ben, ne de benim istediğim bi ben olmuştuk!!!
Kirli bir bez, yarayı iyileştiremezdi
Mikrop kaptırırdı
Temiz gerekliydi,
Temiz olanı seçtin
Beklemen gerekliydi
Sen bekleyemedin
Hızla yeniyi, temizi istedin
Her şeye, her yaraya zaman gerekiyordu
Bazılarımız zamanı salladık, bazılarımız bekledik..
Öyle bir an geldi ki dağıttın her şeyi.. herkesi..
Bu sadece seni sarstı
Sen bunu çok sonraları gördün
Sana zarar veren her şeyi geride bıraktın
Belkide bilerek yaptın bunu
Daha az hasar almak için..
Kimse anlayamaz ne yapmaya çalıştığını,herkes kafasında öteni bilirdi
Değil mi??
Benim kafamda sen kokan kelimeler, seninkinde.. ondan, bundan, şundan kelimelerdi
Ne de can sıkıcıydık.. değil mi?
Ne senin istediğin bir ben, ne de benim istediğim bi ben olmuştuk!!!
kelebekler
içimde uçuşan kelebekler vardı
oluşları bazen sancı yaratırdı
bazende tarif edemediğim,fakat bitmesini istemediğim bir duygu yaratırdı
şimdi o kelebeklerin kalıntıları acı veriyor
derince bir boşluk yarattı
düzelemeyecek bir çukur oluştu
belki düzelir diye, belediye çalışmalara başladı
başlarında sen duruyordun
komut veriyordun, ama bana verdiğin komutlar kadar basit değildi bu sefer çok zordu.. değil mi?
o çukuru onaracak kimse çıkmadı
yapılan çalışmalar, sonuçsuzdu,
çünkü hep malzemeden çalınıyordu
pes etmeyen biri vardı
o da zamanla adım atmaya üşenir hale geldi...
adımlarım yavaşladı, sende yavaşladın
koşmalar son buldu
şimdiler de sadece bir sen bir ben diye devam ediyoruz
ama bana yetmiyor bu
sen çok kırdın..
belkide bundandı bu gidişlerim..hiç düşündün mü?
hayır! değil mi? sen kendinden başkasını düşünmezsin
zaten senin kendi yargıların var..
oluşları bazen sancı yaratırdı
bazende tarif edemediğim,fakat bitmesini istemediğim bir duygu yaratırdı
şimdi o kelebeklerin kalıntıları acı veriyor
derince bir boşluk yarattı
düzelemeyecek bir çukur oluştu
belki düzelir diye, belediye çalışmalara başladı
başlarında sen duruyordun
komut veriyordun, ama bana verdiğin komutlar kadar basit değildi bu sefer çok zordu.. değil mi?
o çukuru onaracak kimse çıkmadı
yapılan çalışmalar, sonuçsuzdu,
çünkü hep malzemeden çalınıyordu
pes etmeyen biri vardı
o da zamanla adım atmaya üşenir hale geldi...
adımlarım yavaşladı, sende yavaşladın
koşmalar son buldu
şimdiler de sadece bir sen bir ben diye devam ediyoruz
ama bana yetmiyor bu
sen çok kırdın..
belkide bundandı bu gidişlerim..hiç düşündün mü?
hayır! değil mi? sen kendinden başkasını düşünmezsin
zaten senin kendi yargıların var..
15 Kasım 2014 Cumartesi
Sevemediğim Puzzle Parçaları
Bu hayat çok öfkeli bir kurucunun eseridir belkide
Göz göre göre hep aynı şeyleri; farklı insanlar ve mekanlarda yaşıyoruz
En acı olanı ise bizi tüketen bazı insanları, hayatlarımızdan atamamamızdır
Hep aynı hataları yaparlar, buna hata denir mi bilemem ama..
Tek bildiğim hep aynı yerden, nokta atışı yapıp..hüzne boğdukları
Erkin Korayın'da dediği gibi.. böyle gelmiş,böyle gidecek korkarım valla
Ne de güzel söylemiş..
Kangıren kolu kesemeyince...bütün bedeni ele geçirir..
Bizde buna izin verdik
Artık çıkış yolu yok
Bataklıkta çırpındıkça,daha derine inermiş insan..
Her yukarı çıkışta..daha da dibe battığımı anladım
Artık hiçbir şey yapmaya heves kalmadı
Zaman geçtikçe,..
Hayat; her karesini bildiğiniz puzzle gibi duruyor karşınızda
Arada yanlış parçaları koyuyorsunuz
Ama resim,çerçeve,renkler aynıdır
Sadece siz doğru parçayı bulmak için
Koy, çıkart şeklinde deneyerek ararsınız
Öyle bir zaman gelir ki..
Puzzlen bir heyecanı kalmaz
Bir şeyler değişir diye; puzzlen bazı parçalarını, evin dört bir yanına dağıttım
Hiç sevmediğim kısımlarını ise sobada yaktım
Artık böyle devam etsin istemiyorum
Bir yerlerde, bir şeyleri değiştirecek...bir şeyler olmalı
Göz göre göre hep aynı şeyleri; farklı insanlar ve mekanlarda yaşıyoruz
En acı olanı ise bizi tüketen bazı insanları, hayatlarımızdan atamamamızdır
Hep aynı hataları yaparlar, buna hata denir mi bilemem ama..
Tek bildiğim hep aynı yerden, nokta atışı yapıp..hüzne boğdukları
Erkin Korayın'da dediği gibi.. böyle gelmiş,böyle gidecek korkarım valla
Ne de güzel söylemiş..
Kangıren kolu kesemeyince...bütün bedeni ele geçirir..
Bizde buna izin verdik
Artık çıkış yolu yok
Bataklıkta çırpındıkça,daha derine inermiş insan..
Her yukarı çıkışta..daha da dibe battığımı anladım
Artık hiçbir şey yapmaya heves kalmadı
Zaman geçtikçe,..
Hayat; her karesini bildiğiniz puzzle gibi duruyor karşınızda
Arada yanlış parçaları koyuyorsunuz
Ama resim,çerçeve,renkler aynıdır
Sadece siz doğru parçayı bulmak için
Koy, çıkart şeklinde deneyerek ararsınız
Öyle bir zaman gelir ki..
Puzzlen bir heyecanı kalmaz
Bir şeyler değişir diye; puzzlen bazı parçalarını, evin dört bir yanına dağıttım
Hiç sevmediğim kısımlarını ise sobada yaktım
Artık böyle devam etsin istemiyorum
Bir yerlerde, bir şeyleri değiştirecek...bir şeyler olmalı
13 Kasım 2014 Perşembe
seni özledim (ölüm)
her bir başlangıç, bir kaybedişti
bunu, çok sonraları anlıyor insan
başlarda, her adımda daha iyi olduğunu hissediyorsun
zaman geçtikçe, her şeyin aynı kaldığını farkediyorsun
zorla atılan adımlar gibi,devam diyorsun
belkilerle devam etmeye başlıyorsun
ama nafile...
hayat zaten olasılık hesabıyken
attığımız adımı da buna bağlamaya başladığımız an, tükeniyoruz
her şey farklı olmalı dediğimiz an, aynıya bir adım atıyoruz
yeni başlangıç dediğimiz an, eskiye bir adım dönüyoruz
acı olan, bunu başlarda anlayamıyoruz
inanmaya o kadar inanmışken..
körleşiyoruz..
tam da o an, kaybetmeye başlıyoruz
kaybettikçe, acıdan kendimizden geçiyoruz
bedenimizin uyuşması bizi umutlu kılıyor
belki de, sonraki güne daha umutla uyanmamızı sağlıyor
fark etmekten korktuğumuz; umuda, mutluluğa... ihtiyacımızın olmadığıydı
bir basamak kadar mesafe kalmıştı sana
sen karşımda duruyordun
ben adım atmaya korkuyordum
şunu da biliyordum ki, huzur sendeydi
seni özledim (ölüm)....
bunu, çok sonraları anlıyor insan
başlarda, her adımda daha iyi olduğunu hissediyorsun
zaman geçtikçe, her şeyin aynı kaldığını farkediyorsun
zorla atılan adımlar gibi,devam diyorsun
belkilerle devam etmeye başlıyorsun
ama nafile...
hayat zaten olasılık hesabıyken
attığımız adımı da buna bağlamaya başladığımız an, tükeniyoruz
her şey farklı olmalı dediğimiz an, aynıya bir adım atıyoruz
yeni başlangıç dediğimiz an, eskiye bir adım dönüyoruz
acı olan, bunu başlarda anlayamıyoruz
inanmaya o kadar inanmışken..
körleşiyoruz..
tam da o an, kaybetmeye başlıyoruz
kaybettikçe, acıdan kendimizden geçiyoruz
bedenimizin uyuşması bizi umutlu kılıyor
belki de, sonraki güne daha umutla uyanmamızı sağlıyor
fark etmekten korktuğumuz; umuda, mutluluğa... ihtiyacımızın olmadığıydı
bir basamak kadar mesafe kalmıştı sana
sen karşımda duruyordun
ben adım atmaya korkuyordum
şunu da biliyordum ki, huzur sendeydi
seni özledim (ölüm)....
12 Kasım 2014 Çarşamba
kara sinek
hayat bir kelime oyunuydu
devam mı? tamam mıydı? işte bütün olay buydu
sona yaklaştıkça, kelime oyunu yapmaya başlamıştık
bu, ömrü uzatmıştı
fakat zaman geçtikçe, bu kelime oyunu yetmez hale gelmişti
bu oyunda sen daha iyiydin
bu bir oyundu, değil mi?
bu oyunu çok ciddi oynuyordun. korkularım vardı
ama sen, bu korkularımı göremeyecek kadar umutluydun
senin için ya vardı ya yoktu değil mi? keşke, keşke benim içinde öyle olsaydı
ama sana göre en büyük keşke ben, bana göre en büyük keşke hayattı
işte bütün fark buradaydı
sonuçta birimiz devam edebilmiştik
o da sendin
sen dildeydin, ben yürekte
sen hep dile getirdin, ben hep sustum
sen korktun, ben sessizce cesaret buldum
gün geldi ki: hadi kalk gidelim..
ben evet diyecekken, sen yok olmaz, nasıl yaparız dedin
geçmiş olsun kara sinek
devam mı? tamam mıydı? işte bütün olay buydu
sona yaklaştıkça, kelime oyunu yapmaya başlamıştık
bu, ömrü uzatmıştı
fakat zaman geçtikçe, bu kelime oyunu yetmez hale gelmişti
bu oyunda sen daha iyiydin
bu bir oyundu, değil mi?
bu oyunu çok ciddi oynuyordun. korkularım vardı
ama sen, bu korkularımı göremeyecek kadar umutluydun
senin için ya vardı ya yoktu değil mi? keşke, keşke benim içinde öyle olsaydı
ama sana göre en büyük keşke ben, bana göre en büyük keşke hayattı
işte bütün fark buradaydı
sonuçta birimiz devam edebilmiştik
o da sendin
sen dildeydin, ben yürekte
sen hep dile getirdin, ben hep sustum
sen korktun, ben sessizce cesaret buldum
gün geldi ki: hadi kalk gidelim..
ben evet diyecekken, sen yok olmaz, nasıl yaparız dedin
geçmiş olsun kara sinek
yalansın, yalancısın sende...
anladım ki sende onun gibisin
o da senin gibi
herkesin bir doğrusu var
sevmeye 5 kala bıraktınız onu
sizin sevgiye ihtiyacınız yok
siz görüntüye bakarsınız
duygu yok, görüntü var
size adım atılsa bile, nedenini bilemezsiniz siz
fakat siz başlangıcı yaptınız!
inancı kalmayanı, inandırdınız
şimdi noldu
kendinize mi geldiniz? yoksa düşünebilmeye mi başladınız
sizin gibiler, boşluklarda, ölmeli
yalnızlığı iliklerine kadar hissedip, titreyerek ağlayıp düşmeli
hıçkırdığından dolayı, nefes alamaz olmalı
tuzlu sular seller olmalı
sizin gibi insanları düşünmemek lazım
sonuç her daim aynı dediğimde, kızardın
hatırlıyorsun ya!
ama sende artık görüyorsun! sende aynısın, bende..
sende hiçmişsin
sonuçta hep sözler tutulamalı derdin!
ama ya verilen mutluluk sözleri?
yalandı her şey
her daim kandırlıdığımız gibi.. sende yaptın
yalansın, yalancısın sende...
o da senin gibi
herkesin bir doğrusu var
sevmeye 5 kala bıraktınız onu
sizin sevgiye ihtiyacınız yok
siz görüntüye bakarsınız
duygu yok, görüntü var
size adım atılsa bile, nedenini bilemezsiniz siz
fakat siz başlangıcı yaptınız!
inancı kalmayanı, inandırdınız
şimdi noldu
kendinize mi geldiniz? yoksa düşünebilmeye mi başladınız
sizin gibiler, boşluklarda, ölmeli
yalnızlığı iliklerine kadar hissedip, titreyerek ağlayıp düşmeli
hıçkırdığından dolayı, nefes alamaz olmalı
tuzlu sular seller olmalı
sizin gibi insanları düşünmemek lazım
sonuç her daim aynı dediğimde, kızardın
hatırlıyorsun ya!
ama sende artık görüyorsun! sende aynısın, bende..
sende hiçmişsin
sonuçta hep sözler tutulamalı derdin!
ama ya verilen mutluluk sözleri?
yalandı her şey
her daim kandırlıdığımız gibi.. sende yaptın
yalansın, yalancısın sende...
11 Kasım 2014 Salı
ölüm ile burun buruna
bütün kırgınlığı, kırıklığı... bıraktım
sadece tatlı bir tebessüm için
yaşananlar huzur doluydu,gelecek vaaediyordu.
tek yapman gereken küçük adımlar ve tebessümlerdi
kalbim kendinde değildi
çok bir zaman geçmemişti ki
onun gözlerinde boşluğu gördüm
her şey değişmişti
hayat alt üst olmuştu
ben ise düzlemeye çalışıyordum
fakat düzelmiyordu
her toparlayamayışım da, daha da öfkeleniyordum
o ise artık bambaşkaydı
öyle birini sevmiştim ki, bir nevi intihardı bu
o kendisine , ben ise ona yaşıyordum
baş ağrılarım, karartılarım çoğalmıştı
sonunda o inadımı yenip, doktora gitmiştim
tahlil sonuçları beni aydınlatmamıştı
kimse ölüm ile burun buruna gelindiğinde, ne yapmak gerektiğini anlatmıyordu
hayal kurmazdım, evet! ama şimdi o ne olacak diyordum...
o kendinden vazgeçmişti, ben ondan vazgeçememiştim
son iyi değildi
ama bu denli huzursuz da olmamalıydı, sonuçta ölümdü bu
çokta yabancı değildi, değil mi?
daha geçenlerde 28 yaşındaki ilker'i kaybetmiştik
hayatı dolu dolu yaşayan
ufacık bir surat asışına, küçücük bir inada verdiği cevaplar inadına kulaklarda çınlıyordu
sonucu düşünmek ne de bitiriciydi
sadece tatlı bir tebessüm için
yaşananlar huzur doluydu,gelecek vaaediyordu.
tek yapman gereken küçük adımlar ve tebessümlerdi
kalbim kendinde değildi
çok bir zaman geçmemişti ki
onun gözlerinde boşluğu gördüm
her şey değişmişti
hayat alt üst olmuştu
ben ise düzlemeye çalışıyordum
fakat düzelmiyordu
her toparlayamayışım da, daha da öfkeleniyordum
o ise artık bambaşkaydı
öyle birini sevmiştim ki, bir nevi intihardı bu
o kendisine , ben ise ona yaşıyordum
baş ağrılarım, karartılarım çoğalmıştı
sonunda o inadımı yenip, doktora gitmiştim
tahlil sonuçları beni aydınlatmamıştı
kimse ölüm ile burun buruna gelindiğinde, ne yapmak gerektiğini anlatmıyordu
hayal kurmazdım, evet! ama şimdi o ne olacak diyordum...
o kendinden vazgeçmişti, ben ondan vazgeçememiştim
son iyi değildi
ama bu denli huzursuz da olmamalıydı, sonuçta ölümdü bu
çokta yabancı değildi, değil mi?
daha geçenlerde 28 yaşındaki ilker'i kaybetmiştik
hayatı dolu dolu yaşayan
ufacık bir surat asışına, küçücük bir inada verdiği cevaplar inadına kulaklarda çınlıyordu
sonucu düşünmek ne de bitiriciydi
10 Kasım 2014 Pazartesi
bilinmez
hayat küçük bi kıvılcım
o kıvıcılcımı yakaladıysan, Alevlendirmelisin
kıvılcım söndüğünde,geriye hiçlik kalıyor
ardı arkası kesilmeyen kaybedişler
kurgusuz cümleler takip ediyor
sonra boşluk
kaybedişi iliğine kadar hissedip, için için kaynamak nedir kimse bilemez belkide
yanındaki her hangi bir cana ihtiyaç, nedir bilemez belki kimse
yerini hiçliğin alması, ne can acıtır
hissiz gibisindir,oysa içinde fırtınalar kopar
yürek sıkışır, gözler yanar
etraf bomboştur, kimsesizdir her yer
nedeni yoktur hiçliğin, aslında hiç neden aranmamıştır
sadece kişi kendiyle oynamıştır...
herkes bir kelime arar, ama o kelime sadece bendir
kişi söyleyemez
çaresizlik değildir bu, bilinmezliktir.
çünkü kişi kendini anlayamazken, yeni bir kelime nasıl yapmalı ki
her şey bir arada olamıyor
sonuç hep tek..
bunu kavramak bile üst makamdır
o kıvıcılcımı yakaladıysan, Alevlendirmelisin
kıvılcım söndüğünde,geriye hiçlik kalıyor
ardı arkası kesilmeyen kaybedişler
kurgusuz cümleler takip ediyor
sonra boşluk
kaybedişi iliğine kadar hissedip, için için kaynamak nedir kimse bilemez belkide
yanındaki her hangi bir cana ihtiyaç, nedir bilemez belki kimse
yerini hiçliğin alması, ne can acıtır
hissiz gibisindir,oysa içinde fırtınalar kopar
yürek sıkışır, gözler yanar
etraf bomboştur, kimsesizdir her yer
nedeni yoktur hiçliğin, aslında hiç neden aranmamıştır
sadece kişi kendiyle oynamıştır...
herkes bir kelime arar, ama o kelime sadece bendir
kişi söyleyemez
çaresizlik değildir bu, bilinmezliktir.
çünkü kişi kendini anlayamazken, yeni bir kelime nasıl yapmalı ki
her şey bir arada olamıyor
sonuç hep tek..
bunu kavramak bile üst makamdır
9 Kasım 2014 Pazar
Yürek Sızısı Ürkütür İnsanı
Eskilerden bir ben vardı, her şeyi en ince ayrıntısıyla düşünen
Un ufak tartarak adım atan, yanındakine kol kanat olan bir bendi o
Sonra her şey değişti
Ele avuca sığdırılan kalp, avuç içinde çizilerek kanatıldı
Kanayan yüreği sarmaya güç yoktu, bu yüzden hiç kanamamış gibi davranmayı seçtiler
Yaraları sarılamazdı. Ama alçıya alınırsa, belkide yürek yenilenebilirdi
Buna kimsenin cesareti yoktu.. kendisinin bile..
Zaman geçtikçe, yüreği kanayan kişi tek kadim dostu olan; ölümü seçmişti
Yaşanması gereken çoğu şeyi, evet! belki yaşamamıştı
Fakat artık yeni duygulardan korkar olmuştu
Yürek sızısı ürkütür olmuştu
Korkuyordu bir şeyler dilemekten...istemekten..elde etmekten
Çünkü elde etmeye yakın hissettiği her an, aslında kaybetmeye yakınlaştığını gösteriyordu
Ve evet! kaybediyordu. bu yüzden susuyordu, akışına bırakıyordu
Fakat hissiz ve umutsuzdu
Bazı zamanlarda, kulağa gelen bir melodiyle yeniden hayat buluyordu
Çok geçmeden sonu düşünüp, kendini sarsıyordu
Ve ne kadar aptal olduğunu söyleyip, kendine sövüyordu
Avuntular baş gösteriyordu, bazen bir melodiyle; bazende bir kaç sözle veya kitap aralarında
En çokta kitap aralarındaydı umut
Umut kitap aralarından göz kırpıyordu ve o da buna inanmak istiyordu; buna sığınıyordu
Yeniden normale dönmek istiyordu
Fakat her bir istekte daha da derine batıyordu
Daha da aşağı çekilir hale gelmişti
Bu yüzden konuşmamayı, hatta düşünmemeyi seçmişti
Yaşını, kimliğini, karakterini sollamıştı
Ailesini, duygularını ve hatta taptığı mantığı da sollamıştı
Sonuçta hayat hep 1-0 öndeydi
Bir adım öne geçmek mümkün değildi
Öne geçmek; doğuştan gelen bir armağandı; altın bir goldü...
Herkese nasip olmazdı bu gol
Un ufak tartarak adım atan, yanındakine kol kanat olan bir bendi o
Sonra her şey değişti
Ele avuca sığdırılan kalp, avuç içinde çizilerek kanatıldı
Kanayan yüreği sarmaya güç yoktu, bu yüzden hiç kanamamış gibi davranmayı seçtiler
Yaraları sarılamazdı. Ama alçıya alınırsa, belkide yürek yenilenebilirdi
Buna kimsenin cesareti yoktu.. kendisinin bile..
Zaman geçtikçe, yüreği kanayan kişi tek kadim dostu olan; ölümü seçmişti
Yaşanması gereken çoğu şeyi, evet! belki yaşamamıştı
Fakat artık yeni duygulardan korkar olmuştu
Yürek sızısı ürkütür olmuştu
Korkuyordu bir şeyler dilemekten...istemekten..elde etmekten
Çünkü elde etmeye yakın hissettiği her an, aslında kaybetmeye yakınlaştığını gösteriyordu
Ve evet! kaybediyordu. bu yüzden susuyordu, akışına bırakıyordu
Fakat hissiz ve umutsuzdu
Bazı zamanlarda, kulağa gelen bir melodiyle yeniden hayat buluyordu
Çok geçmeden sonu düşünüp, kendini sarsıyordu
Ve ne kadar aptal olduğunu söyleyip, kendine sövüyordu
Avuntular baş gösteriyordu, bazen bir melodiyle; bazende bir kaç sözle veya kitap aralarında
En çokta kitap aralarındaydı umut
Umut kitap aralarından göz kırpıyordu ve o da buna inanmak istiyordu; buna sığınıyordu
Yeniden normale dönmek istiyordu
Fakat her bir istekte daha da derine batıyordu
Daha da aşağı çekilir hale gelmişti
Bu yüzden konuşmamayı, hatta düşünmemeyi seçmişti
Yaşını, kimliğini, karakterini sollamıştı
Ailesini, duygularını ve hatta taptığı mantığı da sollamıştı
Sonuçta hayat hep 1-0 öndeydi
Bir adım öne geçmek mümkün değildi
Öne geçmek; doğuştan gelen bir armağandı; altın bir goldü...
Herkese nasip olmazdı bu gol
Bir Damla Tuzlu Su
Aşkta nefes almak, nefes aldırmak ne de zor
Aşk anlamsız olduğu kadar karmaşıktır
Nerede duygu yüklü arıza varsa oradadır
Sonunu düşünmez, olacağa bakar
Başlamak ister ama sonu görmez
Son önemsizdir, sonu sadece hayal etmeyi sever
Gerçek sonlar aşka göre değildir
Aşkın sloganı 'anı yaşa'dır
Anı yaşa, yaşa ki sonu ümitle bekleyesindir
Ümitler, kıpırtılar,umutlar...aşkladır
Aşkın elini tuttuğunuz an, sonu göremeyecek kadar körleşirsiniz
Körleştikçe sona olan yakınlığı hiçlersiniz
Geceleri yalnız uyurken, hiçlik sarsar bedeninizi...kalbinizi sıkar
Güneş doğduğunda yeniden ümitlenirsiniz.. her şeyi bir kabus olarak düşlersiniz
Ne de güzel kandırırız kendimizi değil mi???
Zaman geçtikçe güzelleşir her şey
Ama sonu düşünmeye başlarız, gerçek sonu!
Gerçek son yakınlaştıkça, yürek yangınlarla sarsılır
Sarsıldıkça düşlerden kan,ter içinde uyanırsınız
Sonra birgün...... sonu biliyordum dersiniz
Karşınızdaki dostunuza anlatırken..
Bir damla tuzlu suyla, hüzünlü bir tebessüm edersiniz...
Aşk anlamsız olduğu kadar karmaşıktır
Nerede duygu yüklü arıza varsa oradadır
Sonunu düşünmez, olacağa bakar
Başlamak ister ama sonu görmez
Son önemsizdir, sonu sadece hayal etmeyi sever
Gerçek sonlar aşka göre değildir
Aşkın sloganı 'anı yaşa'dır
Anı yaşa, yaşa ki sonu ümitle bekleyesindir
Ümitler, kıpırtılar,umutlar...aşkladır
Aşkın elini tuttuğunuz an, sonu göremeyecek kadar körleşirsiniz
Körleştikçe sona olan yakınlığı hiçlersiniz
Geceleri yalnız uyurken, hiçlik sarsar bedeninizi...kalbinizi sıkar
Güneş doğduğunda yeniden ümitlenirsiniz.. her şeyi bir kabus olarak düşlersiniz
Ne de güzel kandırırız kendimizi değil mi???
Zaman geçtikçe güzelleşir her şey
Ama sonu düşünmeye başlarız, gerçek sonu!
Gerçek son yakınlaştıkça, yürek yangınlarla sarsılır
Sarsıldıkça düşlerden kan,ter içinde uyanırsınız
Sonra birgün...... sonu biliyordum dersiniz
Karşınızdaki dostunuza anlatırken..
Bir damla tuzlu suyla, hüzünlü bir tebessüm edersiniz...
6 Kasım 2014 Perşembe
Boşluk
her şey allak bullak
yine sen yoksun
yine yardımcı hasta bakıcılar var
onlara seni sormaktan bitap düştüm
keşke seni sormama gerek bırakmasaydın
duvarlar çok soğuk be sevgili
kimse beni dinlemiyor
yatağımın ucunda duran mor koltuk bile yan duruyor
sus dercesine...utanıyorum perdelerden
aynalardan kaçıyorum, göz ucuyla bakmaya korkar oldum
senin yüzünden haksızlık ettiğim insanlar var biliyorsun değil mi???
en çokta kendime haksızlıklarım var!!!
yine sen yoksun
yine yardımcı hasta bakıcılar var
onlara seni sormaktan bitap düştüm
keşke seni sormama gerek bırakmasaydın
duvarlar çok soğuk be sevgili
kimse beni dinlemiyor
yatağımın ucunda duran mor koltuk bile yan duruyor
sus dercesine...utanıyorum perdelerden
aynalardan kaçıyorum, göz ucuyla bakmaya korkar oldum
senin yüzünden haksızlık ettiğim insanlar var biliyorsun değil mi???
en çokta kendime haksızlıklarım var!!!
Bana Şans
Hayat bir sana bir bana dedi
Sıra her bana geldiğinde sen dedim, o ise şansımı aldı
Her adımımda şanssız olmam yüzüme yüzüme çarptı
Yeri geldi adım attık ama engeller çıktı
Bu yüzden tekli adımlar attık,destek gerekiyordu adımlara
Ama kol değneklerim olmadığı için devam edemedim
Bir anda çıka geldin sen, tam adım atacakken..
Hayat bana sen onu, ben şansını aldım dedi
Ve sen gittin, elde ne değnek ne de bir dost kaldı
Yapayalnız kaldırıma oturdum
Kendimi ve seni düşündüm
Bu anlaşma hiç de adil değildi..
Tekrar bir anlaşma istedim...
Bu şansı vermedi hayat bana
Eğer yaşadığım ikilemleri çözebilirsem, bir şans daha verebilirdi
Evet bu şansı henüz hakedemedim, ikilemleri çözmek her babayiğidin harcı değildir
Bu hileli bir oyun bunu biliyorum
Ama sonunu bile bile adım attım
Hep dediğim gibi; mutlu olmak istiyorsak, üzülmeyi göze almak zorundayız...
Bunları düşünürken bir dost çıkageldi; düşünme yaşa dedi!
Nasıl diye sordum? anı yaşa, düşünme dedi
Denedim dediğini, çünkü o çok farklıydı..
Belki onun bakış açısıyla bakarsam, bir şeyleri değiştirebilir diye düşünmüştüm
Sonra birgün bana seviyor musun diye sordu?
Hayır , ama nefret ediyorum diyebildim
Gece kafamı yastığa koyduğumda o vardı
Evet bu sevgiydi...ama sonu alevliydi..sonu uçurumdu...
Hep dediğim gibi son hep aynıydı...
Dosta teşekkür ederim...
Sıra her bana geldiğinde sen dedim, o ise şansımı aldı
Her adımımda şanssız olmam yüzüme yüzüme çarptı
Yeri geldi adım attık ama engeller çıktı
Bu yüzden tekli adımlar attık,destek gerekiyordu adımlara
Ama kol değneklerim olmadığı için devam edemedim
Bir anda çıka geldin sen, tam adım atacakken..
Hayat bana sen onu, ben şansını aldım dedi
Ve sen gittin, elde ne değnek ne de bir dost kaldı
Yapayalnız kaldırıma oturdum
Kendimi ve seni düşündüm
Bu anlaşma hiç de adil değildi..
Tekrar bir anlaşma istedim...
Bu şansı vermedi hayat bana
Eğer yaşadığım ikilemleri çözebilirsem, bir şans daha verebilirdi
Evet bu şansı henüz hakedemedim, ikilemleri çözmek her babayiğidin harcı değildir
Bu hileli bir oyun bunu biliyorum
Ama sonunu bile bile adım attım
Hep dediğim gibi; mutlu olmak istiyorsak, üzülmeyi göze almak zorundayız...
Bunları düşünürken bir dost çıkageldi; düşünme yaşa dedi!
Nasıl diye sordum? anı yaşa, düşünme dedi
Denedim dediğini, çünkü o çok farklıydı..
Belki onun bakış açısıyla bakarsam, bir şeyleri değiştirebilir diye düşünmüştüm
Sonra birgün bana seviyor musun diye sordu?
Hayır , ama nefret ediyorum diyebildim
Gece kafamı yastığa koyduğumda o vardı
Evet bu sevgiydi...ama sonu alevliydi..sonu uçurumdu...
Hep dediğim gibi son hep aynıydı...
Dosta teşekkür ederim...
5 Kasım 2014 Çarşamba
Kurgusuz Kelimeler
Ey aşk ne de acımasızsın sen!
kalbi öyle bir hale getiriyorsun ki, onun nefesi olmadan yaşatmıyorsun
Senin en büyük düşmanının nefret olduğunu öğrendiğim gün, yüreğim kanadı
Gözlerim yandı, ruhum çırpınmaya başladı
Her çırpınışında daha da derine indim
İndikçe ,soluk alamaz oldum...karanlıktı...
Kimse yoktu, sonsuz bir hiçlikti
Nefret ne de yakışıyormuş sana aşk
Bu tıpkı siyah, beyaz gibi
Ama hangisi daha iyi bilemiyorsun
Aşık olduğunda, yüreğin onun adını hep pompalar
Fakat nefret ettiğinde yüreğin susar, sadece soluk alamaya başlarsın
Zamanla bunun ne denli gereksiz olduğunu hissedersin..
Kafan, kalbin, kolun, bacağın...hepsi bağımsızlığını ilan etmeye başlar
Vücudunun her bir mekanizması geri tepmeye başlar
Gözlerin acır, bitkin bir hale gelirsin.
Fakat gözlerine inat, beynin konuşmaya devam eder
Sabah olmaz, sabah olunca da gece olmaz...
Günler birbirini kovalar, ama senin için geçen bir saniye bile yoktur.
Sadece göz açar ve kaparsın.
Zaman yanılgısına düşmezsin
Çünkü yetişecek biri yoktur
Ya da yetişecek bir iş, arkadaş, bir hayal...
Dibe vura vura toplar insan kendini, ama dibi görmeden toplayamazsın!
Etraf o kadar kalabalık ki, insan kendini göremez hale geliyor..
Taa ki kendini kaybedince, kimseyi göremez hale geliyorsun
Buna bile izin verilmiyor...
Kendimizi kaybetmek için, yan koltukta oturan teyzeye sormamız gerekiyor
Ya da 'anne kendimi kaybedebilir miyim?'
Her şey bu kadar basit ve sıradansa..
Neden bu kadar soru? Neden bu kadar kalıp?
Es geçesi geliyor insanın..
Bu da kolay değil, değil mi?
Yan koltuktaki teyze izin vermiyor..
Sürekli konuşuyor..sürekli umuttan, hayattan, güzellikten konuşuyor
Ne de anlamsız geliyor, Ah bir bilse
O da kendince haklı tabi.
Nefret sarmış dört bir yanımı teyzem!
Ne yapsam geçmiyor, onun yüzünden kimseye inanamıyorum
Son şans bileti de yandı, artık geçmez bu öfke..
Sizi hiçlikle burun buruna bırakan, hayallerinizi yakan, gözlerinizi acıtan kişi doğru değildir
Bırakın her şeyi ve kaçın
Öfkeniz ve siz yanyana oturuyorsanız, vay halinize!
kalbi öyle bir hale getiriyorsun ki, onun nefesi olmadan yaşatmıyorsun
Senin en büyük düşmanının nefret olduğunu öğrendiğim gün, yüreğim kanadı
Gözlerim yandı, ruhum çırpınmaya başladı
Her çırpınışında daha da derine indim
İndikçe ,soluk alamaz oldum...karanlıktı...
Kimse yoktu, sonsuz bir hiçlikti
Nefret ne de yakışıyormuş sana aşk
Bu tıpkı siyah, beyaz gibi
Ama hangisi daha iyi bilemiyorsun
Aşık olduğunda, yüreğin onun adını hep pompalar
Fakat nefret ettiğinde yüreğin susar, sadece soluk alamaya başlarsın
Zamanla bunun ne denli gereksiz olduğunu hissedersin..
Kafan, kalbin, kolun, bacağın...hepsi bağımsızlığını ilan etmeye başlar
Vücudunun her bir mekanizması geri tepmeye başlar
Gözlerin acır, bitkin bir hale gelirsin.
Fakat gözlerine inat, beynin konuşmaya devam eder
Sabah olmaz, sabah olunca da gece olmaz...
Günler birbirini kovalar, ama senin için geçen bir saniye bile yoktur.
Sadece göz açar ve kaparsın.
Zaman yanılgısına düşmezsin
Çünkü yetişecek biri yoktur
Ya da yetişecek bir iş, arkadaş, bir hayal...
Dibe vura vura toplar insan kendini, ama dibi görmeden toplayamazsın!
Etraf o kadar kalabalık ki, insan kendini göremez hale geliyor..
Taa ki kendini kaybedince, kimseyi göremez hale geliyorsun
Buna bile izin verilmiyor...
Kendimizi kaybetmek için, yan koltukta oturan teyzeye sormamız gerekiyor
Ya da 'anne kendimi kaybedebilir miyim?'
Her şey bu kadar basit ve sıradansa..
Neden bu kadar soru? Neden bu kadar kalıp?
Es geçesi geliyor insanın..
Bu da kolay değil, değil mi?
Yan koltuktaki teyze izin vermiyor..
Sürekli konuşuyor..sürekli umuttan, hayattan, güzellikten konuşuyor
Ne de anlamsız geliyor, Ah bir bilse
O da kendince haklı tabi.
Nefret sarmış dört bir yanımı teyzem!
Ne yapsam geçmiyor, onun yüzünden kimseye inanamıyorum
Son şans bileti de yandı, artık geçmez bu öfke..
Sizi hiçlikle burun buruna bırakan, hayallerinizi yakan, gözlerinizi acıtan kişi doğru değildir
Bırakın her şeyi ve kaçın
Öfkeniz ve siz yanyana oturuyorsanız, vay halinize!
30 Ekim 2014 Perşembe
Keşkeler
Yeni başlangıçlar her zaman insanı korkutur
Fakat korkunun ecele faydası yok derler
Ki bu doğru bence
Fakat yara aldıkça, güven sarsıldıkça..İçimizde bir şeyler biriktirmeye başlıyoruz
Bu biriktirdiğimiz şeylerin, zamanla anılar olduğunu fark ediyoruz
Sarsılıyoruz... Başa dönmekten korkar hale geliyoruz
Sanki adım atarsak, farkında olmadan uçurumdan atlayacakmışız gibi hissediyoruz
Bu bir yerde doğru. Çünkü hayatın her adımı risk
Sonuçta ömür denen şeyin cetvelini çözebilen yok
İki saniye bile 1 saniye ye fark atmıyor mu?
Her şey birbirini geride bırakıyorken..
Neden bazı şeyleri garantilemeye çalışıyoruz..
Sonuçta yolun sonu belli değil mi?
Tek fark her adım başı, çantamıza attığımız şeyler..
Yük biriktikçe kaslarımız gelişiyor sanki..
Alıştırıyoruz kendimizi ağırlığa
Bir zaman sonra sürüklemeye başlıyoruz..
Yürüyemez hale geliyoruz..Ama bırakmak, gitmek diye bir şey aklımızda yok
Çünkü ağırlığı, yorgunluğu, unutulmuşluğu, hamallığı seviyoruz
Sonra bir gün,çantanın gereksizliğini fark ediyoruz!
Çantayı olduğu yerde bırakıp gidiyoruz...Sonucu düşünmeden sadece gidiyoruz
İçimizde büyük bir boşluk, büyük bir karanlık oluşuyor ...yalınlığın farkına varınca da..
Keşke diyoruz..
Keşkeler olacak elbette, fakat erken farkına varıp...
Düzeltmek gerekiyor bazı şeyleri.. en önemlisi de kendimizdeki yaraları sarmadan yeni olan her şeyden uzak durmalıyız..,
Bunu yapmadığımız için de keşkelere maruz kalıyoruz...
Fakat korkunun ecele faydası yok derler
Ki bu doğru bence
Fakat yara aldıkça, güven sarsıldıkça..İçimizde bir şeyler biriktirmeye başlıyoruz
Bu biriktirdiğimiz şeylerin, zamanla anılar olduğunu fark ediyoruz
Sarsılıyoruz... Başa dönmekten korkar hale geliyoruz
Sanki adım atarsak, farkında olmadan uçurumdan atlayacakmışız gibi hissediyoruz
Bu bir yerde doğru. Çünkü hayatın her adımı risk
Sonuçta ömür denen şeyin cetvelini çözebilen yok
İki saniye bile 1 saniye ye fark atmıyor mu?
Her şey birbirini geride bırakıyorken..
Neden bazı şeyleri garantilemeye çalışıyoruz..
Sonuçta yolun sonu belli değil mi?
Tek fark her adım başı, çantamıza attığımız şeyler..
Yük biriktikçe kaslarımız gelişiyor sanki..
Alıştırıyoruz kendimizi ağırlığa
Bir zaman sonra sürüklemeye başlıyoruz..
Yürüyemez hale geliyoruz..Ama bırakmak, gitmek diye bir şey aklımızda yok
Çünkü ağırlığı, yorgunluğu, unutulmuşluğu, hamallığı seviyoruz
Sonra bir gün,çantanın gereksizliğini fark ediyoruz!
Çantayı olduğu yerde bırakıp gidiyoruz...Sonucu düşünmeden sadece gidiyoruz
İçimizde büyük bir boşluk, büyük bir karanlık oluşuyor ...yalınlığın farkına varınca da..
Keşke diyoruz..
Keşkeler olacak elbette, fakat erken farkına varıp...
Düzeltmek gerekiyor bazı şeyleri.. en önemlisi de kendimizdeki yaraları sarmadan yeni olan her şeyden uzak durmalıyız..,
Bunu yapmadığımız için de keşkelere maruz kalıyoruz...
29 Ekim 2014 Çarşamba
Sonuç Daima Tektir
Hayat hiçbir zaman adil olmayacak
Şans hiçbir zaman size dönmeyecek
Fakat siz değişirseniz, bir ihtimal bazı şeyler değişebilir
Belki de bu da mümkün olmayacaktır
Sonuçta 2-1 çıktığında her zaman sonuç tektir
Sonuç her daim tek olacaktır
Sadece sayılar değişecek 3-2 sonuç 1 gibi
Kısacası her şey kısır bir döngüden ibaret
Her zaman olacak olanları biliyoruz, yinede belkide... diyoruz
Bazı şeylerin belkisi yoktur
Evet olasılıklarla yaşıyoruz ama Sonuç daima tektir
Olasılıklarla başlayıp, kesin sonuçla devam ediyoruz
Nedense her seferinde keşke diyoruz!!!
Zaten olasılıkla başlamıştık ve sonucu tahmin ediyorduk..
Peki ama neden şimdi bu pişmanlık...
İnsan kendisiyle çelişiyorsa zaten..
Artık her şey anlamını yitirmeye başlamış demektir..
Dip not: Olasılıklar vardır belki ama kesin sonucu sakın unutmayın!
Şunu da unutmayalım ki mutlu olmak için; acıyı göze almak gerekir
Yoksa embesil bir hayat yaşarız..
Bu da insanlığımızı unutmamıza neden olur...
23 Ekim 2014 Perşembe
Seni nasıl arayayım ki!!!
Hatalarımızdan ders aldıkça, bizi öğretici yaptılar
Oysa sadece mutluluğa yaklaşmak istemiştik
Bu onlar için o kadar anlamsız bir gerekçeydi ki
Hatalarınızı da alın, derslerinizi de ...gidin der gibiydiler
Keşke o kadar kolay olsaydı
keşke kaybetme konusunda da ders çıkarabilseydik
Ama bunu hiç kime öğretmedi
Bir vardı ve bir yok oldu ile baş başa kalmıştık
Elimde iki şarap kadehiyle başbaşaydım
bir kendime, bir ona harcadığım hiçliğime doldurdum
Doldurdukça şarap azaldı..ama hiçlik gözlerime gözlerime bakıyordu
Ruhuma sesleniyordu.Senin yapmadığını o yapıyordu.
Sonra ne mi oldu? Boşver sen sadece uyu
Bıraktığın o emanet sevgiyi bu gece uçurdum
Hiçlik ve ben ona son kadefi kaldırdık
Artık Mutlu ol emi!
Sıra kimindi unuttuk ama ben sana saldım sıramı
Mutlu ol benim yerime de, ben sensiz yapamadım
Hazmedemedim, soda iç dediler ama olmuyor be sevgili
Ben kendime sadece akşamları anestezi yapabildim
Sabahları ruhum kabul etmedi
Ama akşamları bana yolladığın hiçlik izin verdi
Artık akşamları uyuyorum.
Aramıyorum.... Kendimi bile unutuyorken...
Seni nasıl arayayım ki!!!
Hiçliğin Çukurunda Ölüyorum
Adım atmaya korktun! Ben ise hiç düşünmedim
Senin amaçların vardı, benim ise tek amacım sendin
Sen kendin için, ben senin için vardım
Sen adımlarını kendine göre atardın, ben sana yetişmek için büyük atardım
Yoruldum... Yordun...
Umut ederdim.. ama artık edemiyorum
Umutlarımı her gidişinle kırptın
Sen ne olduğunu anlamamıştın bile..ama ben yorulmuştum
Her şey bu denli net mi ? hayır değil
Gidişler normal gelir başlarda, hazmetmeyi denersin..
Taa ki kendi hiçliğini görene dek... O kadar yalınsındır ki ,kendini görme fırsatı bile bulamamışsındır.
Gidişler olur ve gelişler ..her defasında o yalınlığı hissedersin damarlarında
Kalbin acır, ama artık ses edemezsin... sadece git diyebilirsin.
Çünkü her gidiş bir diğerini dindirmiştir , ki bu da artık gittiğine alıştım demek olmuştur...
Fakat asıl sorun gitmene alışmak değildi..Asıl sorun senin bana verdiğin bir torba hiçlikti
Ben her defasında onu sana taşıyordum... Ama sen bilmiyordun
Sonra bir gün önümde duran torbayı sordun!!!
Çok geç sevgilim... Kararlar verdin..ikimiz adına yalnızlık bıraktın
Şimdi ne mi oldu... torbalar birikti içimde...
Bana bıraktığın hiçliğin çukurunda ölüyorum...
Sakın gelip alma.... artık anlamsız her şey
Senin amaçların vardı, benim ise tek amacım sendin
Sen kendin için, ben senin için vardım
Sen adımlarını kendine göre atardın, ben sana yetişmek için büyük atardım
Yoruldum... Yordun...
Umut ederdim.. ama artık edemiyorum
Umutlarımı her gidişinle kırptın
Sen ne olduğunu anlamamıştın bile..ama ben yorulmuştum
Her şey bu denli net mi ? hayır değil
Gidişler normal gelir başlarda, hazmetmeyi denersin..
Taa ki kendi hiçliğini görene dek... O kadar yalınsındır ki ,kendini görme fırsatı bile bulamamışsındır.
Gidişler olur ve gelişler ..her defasında o yalınlığı hissedersin damarlarında
Kalbin acır, ama artık ses edemezsin... sadece git diyebilirsin.
Çünkü her gidiş bir diğerini dindirmiştir , ki bu da artık gittiğine alıştım demek olmuştur...
Fakat asıl sorun gitmene alışmak değildi..Asıl sorun senin bana verdiğin bir torba hiçlikti
Ben her defasında onu sana taşıyordum... Ama sen bilmiyordun
Sonra bir gün önümde duran torbayı sordun!!!
Çok geç sevgilim... Kararlar verdin..ikimiz adına yalnızlık bıraktın
Şimdi ne mi oldu... torbalar birikti içimde...
Bana bıraktığın hiçliğin çukurunda ölüyorum...
Sakın gelip alma.... artık anlamsız her şey
22 Ekim 2014 Çarşamba
Acıyı Hissetmeyi Sevin
Bazen sadece bir omuz ararız.. Soru sormadan...akan gözyaşlarımızın düştüğü omuzlar...
Yaramızı sarmalarını beklemeyiz sadece sessizlik...küçükte olsa bir şefkat isteriz..
Bu imkansızdır, çünkü yürek meraklıdır...sorular sorar.. Sordukça kanatır..kanattıkça tanır ve kaybeder..
Yaralı bir yürek görürseniz, sorular sormayın! Sadece sarılın, onun tek ihtiyacı bir omuzdur.
Konuşamıyorsanız,sadece dinleyin... illede konuşmaya çalışmak düşüncesinden çıkın..
Yaralı bir yürek sözcükleri sevmez...sorgulamaları sevmez... sadece bir omuz... Düşen gözyaşlarının ıslattığı bir omuz....
Büyük yaralar geç iyileşir. Toparlanmak bazen o kadar zor olur ki.. Verdiğiniz değere, harcadığınız zamana..kendinize yaptığınız yanlışları düşündükçe deliye dönersiniz..
Bu çözüm değildir. Yeni olandan uzak durun. Yürek yüreği iyileştirmez!!
Daha çok acı verir. kendinizi toparlamak isterken daha da kötüye gidersiniz.
Bir süre acıyı sevin. O yaşattığı bölünmeyi, ruhsuzluğu,hiçliği,boşluğu,anlamsızlığı iliklerinize kadar hissedin.. Bu tek gerçekliktir!
Acıdan daha gerçek hiçbir şey yoktur. Dağılın, dağıtın.. Kimseyi düşünmeyin.
Bu sürece kadar düşündünüz! Şimdi noldu? neredeler?
Sizi dinleyen, nasılsın diyen birileri yoksa... Kimseyi kazanmamışsınız. O halde kaybedeceğiniz ya da düşünmeniz gereken hiç kimse yok!
Acılarınızı paylaşmayı deneyin.. Yazın, anlatın.. Düşünmeyin artık.
Yaramızı sarmalarını beklemeyiz sadece sessizlik...küçükte olsa bir şefkat isteriz..
Bu imkansızdır, çünkü yürek meraklıdır...sorular sorar.. Sordukça kanatır..kanattıkça tanır ve kaybeder..
Yaralı bir yürek görürseniz, sorular sormayın! Sadece sarılın, onun tek ihtiyacı bir omuzdur.
Konuşamıyorsanız,sadece dinleyin... illede konuşmaya çalışmak düşüncesinden çıkın..
Yaralı bir yürek sözcükleri sevmez...sorgulamaları sevmez... sadece bir omuz... Düşen gözyaşlarının ıslattığı bir omuz....
Büyük yaralar geç iyileşir. Toparlanmak bazen o kadar zor olur ki.. Verdiğiniz değere, harcadığınız zamana..kendinize yaptığınız yanlışları düşündükçe deliye dönersiniz..
Bu çözüm değildir. Yeni olandan uzak durun. Yürek yüreği iyileştirmez!!
Daha çok acı verir. kendinizi toparlamak isterken daha da kötüye gidersiniz.
Bir süre acıyı sevin. O yaşattığı bölünmeyi, ruhsuzluğu,hiçliği,boşluğu,anlamsızlığı iliklerinize kadar hissedin.. Bu tek gerçekliktir!
Acıdan daha gerçek hiçbir şey yoktur. Dağılın, dağıtın.. Kimseyi düşünmeyin.
Bu sürece kadar düşündünüz! Şimdi noldu? neredeler?
Sizi dinleyen, nasılsın diyen birileri yoksa... Kimseyi kazanmamışsınız. O halde kaybedeceğiniz ya da düşünmeniz gereken hiç kimse yok!
Acılarınızı paylaşmayı deneyin.. Yazın, anlatın.. Düşünmeyin artık.
19 Ekim 2014 Pazar
Geç Değil
Bunu yapma! Bunu yazma! Aman dur, bak sonra herkes ne düşünür.....derken her şey sarpa sardı değil mi?
Ne oldu? Hani nerede o umursadığın insanlar? Emin ol kimse senin hayatını düşünmüyor.
Sadece ne kadar acı çektiğini merak ediyorlar. Hepsi bu. Bazı insanlar umutsuzluklarımızla, kırgınlıklarımızla, çaresizliklerimizle mutlu olurlar...
Hayat bu denli basitleşebiliyorsa, sende kendin için basitleştir. Kimseyi alma dünyana.
İnan sana bir adım yakın olan, sana en büyük zararı veriyor.. Özellikle sana gülümseyenden kork. Neden mi? Çünkü ona her şeyini anlatacağın hissine kapılırsın. Anlatınca ne mi olur? Kimsenin kırmadığı,kimsenin incitemediği kadar incitir seni.. Paramparça bırakır seni... Kendini toparlaman o kadar uzun zaman alır ki! Sen uyandığında hayat durmuş olur...
Bu saatten sonra istesen de sana gülümseyene dönemezsin. Kaçarsın. Hayat işte bu kadar basit...
Ders alacağım diye de hataya düşmekten korkma ama! Çünkü mutlu olmak istiyorsan, üzülmeyi de göze almalısın.
Ne yazık ki bu olmuyor öyle değil mi? üzülmemek için hep bize biçilen hayatla yetiniyoruz.
Kimseyi düşünmemeyi öğrenmek gerekiyor. Bunu yapabildiğimizde gerçekten mutlu olmuş olacağız. Bencil olmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Çocukken hep paylaşmayı, empati kurmayı öğrettiler.. Ne yazık ki hayat böyle devam etmiyor! Büyüdüğümüzde her şeyini paylaşanı alıp kullanıp,çöpe atıyorlar.. Empati kuranlarımız ise, kendini o kadar kaptırıyor ki; kendisini artık düşünemez hale geliyor..
Umarım bugün birileri empati kurmadan, paylaşmadan birgün geçirmiştir. Bencil olmalı insan, AZıcık kendimiz için mutlu olmayı öğrenelim.
Bunu artık haketmedik mi??
Ne oldu? Hani nerede o umursadığın insanlar? Emin ol kimse senin hayatını düşünmüyor.
Sadece ne kadar acı çektiğini merak ediyorlar. Hepsi bu. Bazı insanlar umutsuzluklarımızla, kırgınlıklarımızla, çaresizliklerimizle mutlu olurlar...
Hayat bu denli basitleşebiliyorsa, sende kendin için basitleştir. Kimseyi alma dünyana.
İnan sana bir adım yakın olan, sana en büyük zararı veriyor.. Özellikle sana gülümseyenden kork. Neden mi? Çünkü ona her şeyini anlatacağın hissine kapılırsın. Anlatınca ne mi olur? Kimsenin kırmadığı,kimsenin incitemediği kadar incitir seni.. Paramparça bırakır seni... Kendini toparlaman o kadar uzun zaman alır ki! Sen uyandığında hayat durmuş olur...
Bu saatten sonra istesen de sana gülümseyene dönemezsin. Kaçarsın. Hayat işte bu kadar basit...
Ders alacağım diye de hataya düşmekten korkma ama! Çünkü mutlu olmak istiyorsan, üzülmeyi de göze almalısın.
Ne yazık ki bu olmuyor öyle değil mi? üzülmemek için hep bize biçilen hayatla yetiniyoruz.
Kimseyi düşünmemeyi öğrenmek gerekiyor. Bunu yapabildiğimizde gerçekten mutlu olmuş olacağız. Bencil olmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Çocukken hep paylaşmayı, empati kurmayı öğrettiler.. Ne yazık ki hayat böyle devam etmiyor! Büyüdüğümüzde her şeyini paylaşanı alıp kullanıp,çöpe atıyorlar.. Empati kuranlarımız ise, kendini o kadar kaptırıyor ki; kendisini artık düşünemez hale geliyor..
Umarım bugün birileri empati kurmadan, paylaşmadan birgün geçirmiştir. Bencil olmalı insan, AZıcık kendimiz için mutlu olmayı öğrenelim.
Bunu artık haketmedik mi??
17 Ekim 2014 Cuma
Önem Sırası Bizde
hayatta hiçbir zaman istediğiniz şeylerin yolunda gitmesini beklemeyin. Yolunda bir şeyler gitmiyorsa bir yerlerde ciddi sorunlar var demektir. Bunu kadere ya da şansa bağlamayın. Eğer bunu yaparsanız sadece kendinizi kandırırsınız!
Diyelim ki bir şeyi çok istediniz. Ve onun için ne gerekiyorsa yaptınız ama olmuyor... Burada durup bir düşünün, ne kadar yıprandığınızı görün. Siz ne kadar çabalarsanız da hala her şey aynı, demek ki durup yeter! demenin zamanı geldi. Durun ve sadece kendinizi düşünün.
Hep derler 'hayat acımasız'diye evet bu doğru. Fakat biz insanlar daha da çekilmez hale getiriyoruz. Kimsenin hayatı mükemmel değil. O yüzden kimseyi kınamayın,nefret etmeyin,önyargılı olmayın... Bunlardan herhangi birini bile yapmanız sizleri belli bir kalıba sokar. Sonra her attığınız adımda kimlerin ne düşündüğünü önemsersiniz.
Hayat kısa ve acımasız.. Sizi üzen ya da sorgulayan, kınayan...vs. kim olursa olsun kurtulun ondan.. Milyon tane insan var! karşınızdakine defalarca şans verip sizi anlamasını beklemeyin. Çünkü siz bunu yaparken karşıdaki sizi düşünmez. Taa ki siz kararlar verip, hayatınızı düzene sokacağınız zaman; Neden demeye başlar!
Bencillik gerekiyorsa bencil olun. Sizden bir tane daha yok! bunu hiç unutmamak gerekiyor. İnsancıklara bu denli değer vermek yerine, kendimizi hatırlasak keşke..
Herkes bir yana ben bir yana diyebildiğimiz gün, mutlu oluruz belki. Belkiler umudun ışığında büyür. Umut olmadan insanlık olmaz..
Diyelim ki bir şeyi çok istediniz. Ve onun için ne gerekiyorsa yaptınız ama olmuyor... Burada durup bir düşünün, ne kadar yıprandığınızı görün. Siz ne kadar çabalarsanız da hala her şey aynı, demek ki durup yeter! demenin zamanı geldi. Durun ve sadece kendinizi düşünün.
Hep derler 'hayat acımasız'diye evet bu doğru. Fakat biz insanlar daha da çekilmez hale getiriyoruz. Kimsenin hayatı mükemmel değil. O yüzden kimseyi kınamayın,nefret etmeyin,önyargılı olmayın... Bunlardan herhangi birini bile yapmanız sizleri belli bir kalıba sokar. Sonra her attığınız adımda kimlerin ne düşündüğünü önemsersiniz.
Hayat kısa ve acımasız.. Sizi üzen ya da sorgulayan, kınayan...vs. kim olursa olsun kurtulun ondan.. Milyon tane insan var! karşınızdakine defalarca şans verip sizi anlamasını beklemeyin. Çünkü siz bunu yaparken karşıdaki sizi düşünmez. Taa ki siz kararlar verip, hayatınızı düzene sokacağınız zaman; Neden demeye başlar!
Bencillik gerekiyorsa bencil olun. Sizden bir tane daha yok! bunu hiç unutmamak gerekiyor. İnsancıklara bu denli değer vermek yerine, kendimizi hatırlasak keşke..
Herkes bir yana ben bir yana diyebildiğimiz gün, mutlu oluruz belki. Belkiler umudun ışığında büyür. Umut olmadan insanlık olmaz..
11 Ekim 2014 Cumartesi
Hayat Herşeye Rağmen Güzelmiş
Her şeye ne kadar kayıtsız kalabiliriz bilemiyorum. Bildiğim tek şey yeni çıkan bir Ipone'a kayıtsız kalınmadığı.
Ya da yeni açılan kafelerde ortam kurma çabamız. Çok acınası gibi görünüyor!
Marka delisi olduk çıktık. Üstelik aldığımız,yediğimiz, giydiğimiz kısacası delisi olduğumuz her şey karşı takımdan..
Yıllar önce kara kutular geldi girdi yuvalarımıza, Çok geçmedi saniyeler bile oynamadan kara kutuyu açtık ve beyinlerimiz nakavt. Adamlar böylelikle 1-0 öne geçtiler. Bu maçtan çok çok sonraları haberimiz oldu. O zamana kadar da iş işten geçti. Geçmişler ola bizlere.
Şimdilerde bazılarımız bilinçli gibi. Aslında gibi demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum. Kendi başımıza bir şeyi sorgulayamamak kötü .. Eskiden doğru bilgiler ışığında,araştırmalar yapılır mantıklı olan şeye karar verilirdi. Şimdilerde herkesin her konuda bir bilgisi var. Doğru mu? yanlış mı? Bunu hiç kimse bilmiyor..
Yanlış olan doğrularla veya doğru olan yanlışlarla hayatlar devam ediyor. En kötüsü de bu çarpıklıkla yeni üretimler yapılıyor. Sıcak sıcağına inanılıyor.
Sorguyu da geçelim, Kara kutuyu da veya ortamı da....Bence en kötüsü artık kültürümüzün yok oluşu. Big bang'e gerek kalmadan biz ortadan kaldırdık. Asimile olduk. Değerlerimizi unuttuk. Kendimizi unuttuk.
Hepimiz bir diğerimizin kopyası olduk.Zaten projede buydu. Ama ses etmeyelim. Kimse uyanmasın değil mi? Hepimiz oturduğumuz yerden tweet atalım, gerginliğimiz geçsin rahatlayalım.
2 5 karelere devam edilsin. Beyinin uyuşması iyidir. Hepimiz birer makine olduk çıktık nasılsa. Yarın sabah ekmek derdine düşeceğiz ve köpek gibi çalıcağız.
Hayat bize güzel değil mi? dert yok tasa yok. Kim aç? kim tok? kime ne! 'Ben doydum.Şükür'.
Zaten adamlar yapıyor,bize ne gerek var. Para kimdeyse o tüketir,mantığına devam.
KISACASI hayat çok güzel..İyi ki bu internet illeti var. Johnny depp'in "transcendence" filmini yaşıyoruz adeta...
Ya da yeni açılan kafelerde ortam kurma çabamız. Çok acınası gibi görünüyor!
Marka delisi olduk çıktık. Üstelik aldığımız,yediğimiz, giydiğimiz kısacası delisi olduğumuz her şey karşı takımdan..
Yıllar önce kara kutular geldi girdi yuvalarımıza, Çok geçmedi saniyeler bile oynamadan kara kutuyu açtık ve beyinlerimiz nakavt. Adamlar böylelikle 1-0 öne geçtiler. Bu maçtan çok çok sonraları haberimiz oldu. O zamana kadar da iş işten geçti. Geçmişler ola bizlere.
Şimdilerde bazılarımız bilinçli gibi. Aslında gibi demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum. Kendi başımıza bir şeyi sorgulayamamak kötü .. Eskiden doğru bilgiler ışığında,araştırmalar yapılır mantıklı olan şeye karar verilirdi. Şimdilerde herkesin her konuda bir bilgisi var. Doğru mu? yanlış mı? Bunu hiç kimse bilmiyor..
Yanlış olan doğrularla veya doğru olan yanlışlarla hayatlar devam ediyor. En kötüsü de bu çarpıklıkla yeni üretimler yapılıyor. Sıcak sıcağına inanılıyor.
Sorguyu da geçelim, Kara kutuyu da veya ortamı da....Bence en kötüsü artık kültürümüzün yok oluşu. Big bang'e gerek kalmadan biz ortadan kaldırdık. Asimile olduk. Değerlerimizi unuttuk. Kendimizi unuttuk.
Hepimiz bir diğerimizin kopyası olduk.Zaten projede buydu. Ama ses etmeyelim. Kimse uyanmasın değil mi? Hepimiz oturduğumuz yerden tweet atalım, gerginliğimiz geçsin rahatlayalım.
2 5 karelere devam edilsin. Beyinin uyuşması iyidir. Hepimiz birer makine olduk çıktık nasılsa. Yarın sabah ekmek derdine düşeceğiz ve köpek gibi çalıcağız.
Hayat bize güzel değil mi? dert yok tasa yok. Kim aç? kim tok? kime ne! 'Ben doydum.Şükür'.
Zaten adamlar yapıyor,bize ne gerek var. Para kimdeyse o tüketir,mantığına devam.
KISACASI hayat çok güzel..İyi ki bu internet illeti var. Johnny depp'in "transcendence" filmini yaşıyoruz adeta...
6 Ekim 2014 Pazartesi
Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapmayın!
Hayatı bu denli zora sokan biz insanlarız.Güzelleştiren de bizler değil miyiz? Keşke hayattaki önceliklerimiz sevdiklerimizin önüne geçmese.
Bazen tercih ettiğin şeyleri iyi düşünmelisiniz! Sevgi mi? para mı? gibi...
Şunu unutmayalım ki parayı tercih eden hiç bir zaman dürüst,saf bir sevgi bulamayacaktır.
Öte yandan sevgiyi tercih eden ise o parayı her türlü kazanır. Demek istediğim sadece maddeyi düşünmemeli insan. İnsan insanlığını unutmamalı.Bizleri biz yapan beyin ve kalp arasındaki kontağı kurmak değil midir?.
Bu konuda sanıyorum ki kimse bana katılmıyor. Eğer aksi olsaydı bu denli incinmiş olmazdım. Yanınızda diğer eşiniz yoksa (kadı-erkek farketmiyor sizi anlayan biri yoksa) hayat o denli kolay olmuyor. Şartlar belkide extra kolay oluyor fakat içinizdeki o kolaylık,o adaptasyon yoksa hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor.
Zamanla robotlaşıyoruz. Duygular yerini mantığa... Cesaret yerini korkaklığa....mutluluk yerini hiçliğe bırakıyor..Kimse böyle olmak istememişti...
Kendini bitkin,tükenmiş hissetmek acı verir insana. O üretkenliğin yerini tüketime bıraktığı bir süreçteyiz.
Kendi hayatınız ile ilgili karar vermeden önce; Lütfen durup bir düşünelim!
Çünkü durup düşünme zahmetine girmediğiniz o tercihiniz ile eğer hayatınızda birileri varsa..Onların savrulmasına neden olursunuz. Ve o savrulan insanlar kendi hayatları hakkında karar veremez hale gelirler. Şart değil size ölümüne bağlı olmaları. Burada kendi iç dünyalarında yaşadıkları bunalımdan sözediyoruz.
Bu insanlar yaşama sevinçlerini kaybederler,Gülümsemekten sıkılırlar,İnsanların günlük yaptığı rutin şeylerden bıkarak sadece uyumayı tercih ederler. Ve siz dönüp bu insana baktığınızda; Çok düşünmeyin sadece dile getirin!
EVET bu sizin eseriniz. Düşünerek hareket etseydiniz, O kişiye de bir seçim hakkı sunmuş olurdunuz. Böylelikle kendisini toparlayıp, kendi hayatı için çözümler üretebilecek zamanı bulabilirdi.
DİP NOT: Bu kişinin sevgiliniz olmasına gerek yok, arkadaşınız,ailenizden biri....de olabilir. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapmayın!
4 Ekim 2014 Cumartesi
Kendini Sevmeyi Öğren!
Ne kadar zayıf yaratıklarız. Küçücük bir sevgi kırıntısıyla yakıp kül ediyoruz bütün benliğimizi. Oysa durup baksak, yaptığımız hiç de mantıklı değil.Sonuçta biz bütün canlılar içinde aklını kullanabilen tek varlıklarız.
Peki ama neden konu sevgi olduğunda bu denli sefilleşiyoruz?
Herkesin en büyük şikayeti güven! Bence asıl sorun bunu dile getirenlerde. Çünkü birine güvendiğinde aksini düşünmezsin. Yaptığın her şeyi karşılıksız yaparsın, bir çıkar beklemeden, katıksız yaparsın. Ne zaman ki biri bir şeyleri sorgulamaya başlarsa işler sarpa sarmaya başlıyor.
O çok sorgulayan kişi güveni sarsan kişi oluyor. Sanırım aileden gelen bir güvensizlik var. Yoksa neden biranda şeytan içine tohum atmaya başlasın ki?
Her şey bir yana güvensizlik ve sevgisizlik çok çok kötü. İkisi biraraya geldiğinde süper ikiliyi oynarlar. En iyi dostun süper ikili olmuşsa durum çok kötü. Depresyondasın! daha da kötüsü gizli depresyondasın! Geçmiş olsun . Tek çare beynin içindeki milyon tane sesin susması için antidepresan desteği...
Ah bir de ben güçlüyüm ayakları var. Her şey dış görünüşte değil, Ama dış görünüşün mükemmelliği her şeyi yoluna sokuyor gibi görünmesi ne de huzur verici...Asıl atak gece o yastığa kafayı koymakla başlıyor..
Her neyse uzun lafın kısası:
"Kendin için bir adım atamıyorsan, yanındaki için sakın atmaya kalkma! Gün gelir yanındaki gitmeye karar verir sen ise sadece ardından gitmek zorunda kalırsın. Ya da gururun seni durdurur. Belki de o muhteşem mantığın uyanır ve gidemezsin !" der.
Böylelikle mutlu bir masal olmaz bu. O halde kafanı kullan sağlam bas! Senden daha değerli hiçbir şey yok. Asıl olay kendini benimsediğinde, kendine değer verdiğinde karşıdakine de verebilirsin. Sanırım bütün sorunumuz bu. Kendimizi sevmeden bir başkasını sevmeye çalışıyoruz. Fakat şunu bilmiyoruz 'bilmediğin bir şeyi karşıdakine aktaramazsın'. Sevgi de bu. Kendini sevmeyi öğrenmeden başkasını sevemezsiniz ki!!!
27 Eylül 2014 Cumartesi
BİRİLERİ GELİR BİRİLERİ GİDER
Hava yağmurlu, artık sonbahar geldi. Yaz geldi ve gitti... Hayat bu değil mi biri geliyor ve gidiyor..Bu tıpkı başlangıç ve bitiş gibi... Doğuş ve ölüm gibi...
Her şeye bir adım yakın ve bir adım uzağız...Özlem duysak da susuyoruz,kırılsak da sessizleşiyoruz. Herşeye anlam yüklediğimiz kadar basitleştirebiliyoruz. Hatalıysak da haklı olmaya çalışacak kadar yüzsüzleşiyoruz. Suçlu olmasak da günah keçisi olmaya hazırlıyoruz kendimizi.
Hep başkaları daha önemli dediğimiz kadar içimizde boğuluyoruz. Tıpkı kralın kendini üstün görerek tahtını kölelere taşıttığı gibi... O kral o köleleri hiç görmeyecek. Onların acısını ya da açlığını umursamayacak. Bir umuttu sendeki de!!!
Belki birgün seninle gurur duyarlar. Belki birgün iyi ki varsın derlerdi. İşte senin bütün çaban buydu. Onlar hiç görmedi, görmeyecekte!! O küçücük yüreğin her gittiğinde tekrar tekrar sıkıştı. Her defasında sana olan kinleri,nefretleri,küçümsemeleri,seni hiçe saymaları seni yok etti. Ama ne sen ne de onlar bunu hiç görmedi belki de göremeyeceksiniz.
Hayat bu denli basit. Birileri hep birilerini suçlar. Birileri birileri için kendini feda eder ama o birileri bunu hiç görmez!!! Biliyor musun ne zaman görecekler? Bu seni incitmesin! Sendeki o küçücük yüreğe, sığdırdığın o dünyandan bütün o burukluğu,o takdir edilmeyi,o sevilmeyi bıraktığın gün ve o küçücük yüreğine maddiyatı inşaa ettiğin gün ! Evet işte o gün teşekkürler! iyi ki varsın,seninle gurur duyuyoruz diyecekler! İşte hepsi bu kadar basit. Hayat bir toprak parçası yaşarken inşa ediyoruz, Ölürken de altına giriyoruz!
7 Eylül 2014 Pazar
Ondan Bundan BENden
Ondan Bundan BENden....
Sonbahar başlangıcı içimi gıdıklıyor. Bu bir sonbahar çocuğu olduğum için olmalı. Adeta huzurla doluyorum. Tabi bunu hüzünlü kılan şeylerde var. Şeylerden nefret ediyorum..
Sevgilim iş buldu,benden tam tamına 7 saatlik bir mesafede. Ah tabi ki hafta da bir benim olduğum şehre yüksek lisans dersleri için geliyor. Buna da şükür. Ya gelmeseydi? Her şey daha zor olurdu. Eminim çoğu insan uzaktan ilişki yürütmeye ters bakıyordur. Hatta bunu saçma bulanlarımız da vardır. Bunlardan biri de bir zamanlar 'BEN'dim. Fakat kendinizi duygusal akımın içinde bulduğunuzda, işlerin dile getirdiğiniz kadar kolay olmadığı görüyorsunuz.
Yinede her şey yolunda lafını hep kendime tekrar ediyorum. Zaten insanoğlu her şeyi tekrar ederek yoluna sokmuyor mu? ya sözlü ya da eylemle yoluna giriyor. Öyle değil mi? Acıyı da tekrar tekrar yaşıyoruz, mutluluğu da... Fakat her seferinde hiç yaşamamışız gibi 'hadi yola devam' diyoruz. Bunu diyebildiğimiz sürece her şey daha anlamlı oluyor.
Ben hayatın her sahnesinin tekrardan ibaret olduğunu düşünenlerdenim. Neden mi? Anaokuluna başladım... Yeni ortam,yeni arkadaşlar,bir öğretici, en önemlisi de hiç bitmeyen merak duygum..
İlkokula başladım....Yeni ortam,yeni arkadaşlar,bir öğretici, en önemlisi de hiç bitmeyen merak duygum..
Ortaokula başladım.........
Ve üniversiteyi bitirdim. Ne mi oldu yine aynı şekilde bu döngü devam etti. Her zaman hayatımızda bir jokerimiz,bir asımız,bir sineğimiz,bir valemiz vardır.....
Her sene yani her yeni başlangıçta yeni bir hayat size sunulur. Ölümden bahsetmiyorum. Yeni bir şehir demek benim için her zaman yeni bir dünya olmuştur. Sanırım ben her şeye çok fazla anlam yükleyenlerdenim. Hayat yüklediğimiz anlamlar kadar güzeldir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)