Desteğe köstek olunur
Huzura düşman buyrulur.
Aileye pislik bulaşır
Huzur namerde verilir
Soğuk bir ölüm fısıltısı inlerken,
Camlar sisle kaplanır.
Soluk kesildikçe,
Gerçek imana gelir.
Sessizliğini koruyan vicdan söze dahil olur,
Oysa iş işten geçmiştir.
Gölgelidir gelecek.
Yarın dan haber yoktur.
Uğultuludur ölüm perdesi.
Beden diri iken,
Ruh dağılmıştır geniş zamana.
Kayıp bir yarın için çırpınır göçmen kuşları.
Yol güzergahı yoktur.
Şimdi havalar her yerde soğuk,
Gidilecek ne bir yol,
Ne bir yordam vardır....
Yorgun düşmüş kanatlar,
Boşa çırpılan kanatlar...
Şimdi her şey sonsuz uçurum.
Yolu kesip atmalı,
Kanatları koparmalı,
Adapte olma zamanı.
Pisliğe akmalı
Derine işlemeli.
Nefret kaynamalı...
Ve volkanik bir yanardağ gibi püskürme zamanı.
Zamana dair her şey,
Boşluğa akan kumlardan ibaret.
Bir kum tanesi ile başlayan bir sabır...
Sonsuz kum kütlelerine haps oldu şimdi.
Sessizce Boşluğa akmalı.
Akıp sonsuza karışmalı.
23 Aralık 2016 Cuma
19 Aralık 2016 Pazartesi
#ÖLÜ NEFESLER#
Ölüm melekleri ile bir akşam yemeğiydi
Zifiri karanlık bir ruha refak zamanıydı
Zifti andıran vücutlar...
Soluk alınamayan bir gece
Nefret kokan kelimeler
Buğulu bakan gözler
Kırgındı yaşlar
Hüsran doluydu gökyüzü
Hıçkıra hıçkıra ağladı
Oysa hatalı tamamen gökyüzüydü
Toprağı örtememişti.
Toprak nefret doluydu,
Ancak ne kadar öfkesini dile getirebilirdi ki!
Susmak gerekirdi.
Sonuçta anlaşılmak zor olmamalıydı.
Zaten hatalar telafi edilmeye maruz kaldıysa,
Gereği yoktu kelimenin, cümlenin...
Sessiz bir sis bulutuydu hayat
Gölge dansıyla canlanırdı
Şimdi aynada bakan gözlere küsme zamanı
Ört aynayı,
Kapat gözlerini
Hayaller ara sokaklara gizlendi
Umutlar karanlığa karıştı.
Sessizce sar bugünü.
Dünler arafa girdi.
Gerçek karmaşık.
Hayaller aptallar içindir.
Umutlar ise sadece...
Zifiri karanlık bir ruha refak zamanıydı
Zifti andıran vücutlar...
Soluk alınamayan bir gece
Nefret kokan kelimeler
Buğulu bakan gözler
Kırgındı yaşlar
Hüsran doluydu gökyüzü
Hıçkıra hıçkıra ağladı
Oysa hatalı tamamen gökyüzüydü
Toprağı örtememişti.
Toprak nefret doluydu,
Ancak ne kadar öfkesini dile getirebilirdi ki!
Susmak gerekirdi.
Sonuçta anlaşılmak zor olmamalıydı.
Zaten hatalar telafi edilmeye maruz kaldıysa,
Gereği yoktu kelimenin, cümlenin...
Sessiz bir sis bulutuydu hayat
Gölge dansıyla canlanırdı
Şimdi aynada bakan gözlere küsme zamanı
Ört aynayı,
Kapat gözlerini
Hayaller ara sokaklara gizlendi
Umutlar karanlığa karıştı.
Sessizce sar bugünü.
Dünler arafa girdi.
Gerçek karmaşık.
Hayaller aptallar içindir.
Umutlar ise sadece...
7 Aralık 2016 Çarşamba
#VAKİT NAKİT Mİ?#
Vakit nakittir dediler
Zaman sadece bana dedi
Akrep ve yelkovan ayaklandı
İtirazları vardı...
Bu kabul edilir gibi değildi
Sonsuzluğun hüküm sürdüğü topraklarda,
Zaman kavramının olması trajediden ibaretti.
Üzgündü kum saati,
Huzursuzdu dünya yı saran adam.
Fakat zaman tek laf etti, bana dedi...
Sonsuzluk anlamını yitirmeye başlamıştı.
Anlamını yitiren yelkovan ve akrep hiçliğe karışmıştı.
Dünya dönmeye,
Göçler yaşanmaya devam etti,
Bereket tanrıçası isyan etti
Buzullar eridi...
Tükenmişti dünya,
Zaman algısı dünya yı tüketmişti.
Zaman, hatasını anlamaya başlamıştı...
Ancak süreç inişe geçmişti.
Çırpınmaya gerek kalmamıştı.
Dünya toz bulutu haline gelmeye yüz tutmuştu.
Her şey geriye sarmaya hazırlanıyorken,
Dünya yı saran adam, zamanı çoktan dışlamıştı.
Zaman ise, 'özür dilemekten öteye gidememişti'.
Zaman algısı koca bir harabe oluşturmuştu.
Zamanın tekrar yok sayılmasının bir anlamı kalmamıştı.
Her şey çoktan yok oluş sürecine girmişti.
Zaman şimdi kendisiyle değer kazanıyordu.
Ancak tek başına boşluktan ibaretti.
Vakit nakittir derler,
Ancak değersiz zamanınızı hiçe saydığınız anlarda,
Hiçe saydığınız nesnelere geri dönülmesi imkansız bir yola girmiş bulunmaktasınız.
Zaman sadece bana dedi
Akrep ve yelkovan ayaklandı
İtirazları vardı...
Bu kabul edilir gibi değildi
Sonsuzluğun hüküm sürdüğü topraklarda,
Zaman kavramının olması trajediden ibaretti.
Üzgündü kum saati,
Huzursuzdu dünya yı saran adam.
Fakat zaman tek laf etti, bana dedi...
Sonsuzluk anlamını yitirmeye başlamıştı.
Anlamını yitiren yelkovan ve akrep hiçliğe karışmıştı.
Dünya dönmeye,
Göçler yaşanmaya devam etti,
Bereket tanrıçası isyan etti
Buzullar eridi...
Tükenmişti dünya,
Zaman algısı dünya yı tüketmişti.
Zaman, hatasını anlamaya başlamıştı...
Ancak süreç inişe geçmişti.
Çırpınmaya gerek kalmamıştı.
Dünya toz bulutu haline gelmeye yüz tutmuştu.
Her şey geriye sarmaya hazırlanıyorken,
Dünya yı saran adam, zamanı çoktan dışlamıştı.
Zaman ise, 'özür dilemekten öteye gidememişti'.
Zaman algısı koca bir harabe oluşturmuştu.
Zamanın tekrar yok sayılmasının bir anlamı kalmamıştı.
Her şey çoktan yok oluş sürecine girmişti.
Zaman şimdi kendisiyle değer kazanıyordu.
Ancak tek başına boşluktan ibaretti.
Vakit nakittir derler,
Ancak değersiz zamanınızı hiçe saydığınız anlarda,
Hiçe saydığınız nesnelere geri dönülmesi imkansız bir yola girmiş bulunmaktasınız.
22 Kasım 2016 Salı
#DEVLER ZAMANI#
Seviyesizliğin seviye sayıldığı bir zaman dilimiydi
Hiç susmayan, sürekli konuşan cüsselilerin zamanıydı
Beynin yarım kaldığı,
Evrim süzgecinden geçirilmemiş beyinciklerdi.
İnsancıl değerlerin kayboluşu ile,
Güneş doğmaya utanır hale gelmişti.
Karanlık ile bütün pislikler örtülüyordu.
Güneş, gölgeler ile bir anlaşma yapmıştı,
Aydınlığa inat, örtülen pislikler olmalıydı.
Yoksa yaşam olanaksız olacaktı,
Her şeyden önce hala çocuklar vardı...
Öncelikle aydınlığı tanımalıydılar.
Bütün güzellikleri tüm çıplaklığıyla görmeliydiler.
Tabi ki sonrası tercih meselesi olacaktı,
Ya da yönlendirilmeler ile zorunlu kılınacaktı.
Ne önemi vardı ki,
Önemli olan başlangıcın iyi görünmesiydi.
İlerleyen akrep ve yelkovan ile umutlar geride kalmıştı.
Büyüyen nesiller, gölgelere gizlenmeyi öğrenmişlerdi.
Konuşulan 4 lafın 1'i ya doğru ya yarımdı,
İnsanlık yerini devlere bırakmıştı.
Sadece yemeliydiler,
Sadece tüketmeliydiler,
Bütün evren onlarındı,
Zaten onların olmayan şeyin varlığı anlamsızdı.
Bu nedenle olmamalıydı,
Ya da küçük çaplı bir oyuncak olmaya mahkumdu.
Karmaşık bir zaman dilimiydi,
Ağzı olan bütün devler anırıyordu,
Bunlar Sadece hareket eden varlıklardı,
Bir amaçları varmış gibi görünürlerdi.
Oysaki her konuştuklarına kendileri bile inanmıyordu.
Sadece akrep ve yelkovan ile paralel ilerlemeye çalışıyorlardı.
Devlerin tek zaafı akrep ve yelkovanın hareketiydi.
Hayranlıkla bunu izlerlerdi.
Son yorgunluk diliminde ise,
Yeni oyuncaklarını sayar ve uyurlardı.
Hiç susmayan, sürekli konuşan cüsselilerin zamanıydı
Beynin yarım kaldığı,
Evrim süzgecinden geçirilmemiş beyinciklerdi.
İnsancıl değerlerin kayboluşu ile,
Güneş doğmaya utanır hale gelmişti.
Karanlık ile bütün pislikler örtülüyordu.
Güneş, gölgeler ile bir anlaşma yapmıştı,
Aydınlığa inat, örtülen pislikler olmalıydı.
Yoksa yaşam olanaksız olacaktı,
Her şeyden önce hala çocuklar vardı...
Öncelikle aydınlığı tanımalıydılar.
Bütün güzellikleri tüm çıplaklığıyla görmeliydiler.
Tabi ki sonrası tercih meselesi olacaktı,
Ya da yönlendirilmeler ile zorunlu kılınacaktı.
Ne önemi vardı ki,
Önemli olan başlangıcın iyi görünmesiydi.
İlerleyen akrep ve yelkovan ile umutlar geride kalmıştı.
Büyüyen nesiller, gölgelere gizlenmeyi öğrenmişlerdi.
Konuşulan 4 lafın 1'i ya doğru ya yarımdı,
İnsanlık yerini devlere bırakmıştı.
Sadece yemeliydiler,
Sadece tüketmeliydiler,
Bütün evren onlarındı,
Zaten onların olmayan şeyin varlığı anlamsızdı.
Bu nedenle olmamalıydı,
Ya da küçük çaplı bir oyuncak olmaya mahkumdu.
Karmaşık bir zaman dilimiydi,
Ağzı olan bütün devler anırıyordu,
Bunlar Sadece hareket eden varlıklardı,
Bir amaçları varmış gibi görünürlerdi.
Oysaki her konuştuklarına kendileri bile inanmıyordu.
Sadece akrep ve yelkovan ile paralel ilerlemeye çalışıyorlardı.
Devlerin tek zaafı akrep ve yelkovanın hareketiydi.
Hayranlıkla bunu izlerlerdi.
Son yorgunluk diliminde ise,
Yeni oyuncaklarını sayar ve uyurlardı.
7 Ekim 2016 Cuma
#YAŞADIKÇA ÇOĞALIR#
Zemin param parça
Sonsuz bir boşluğa doğru kaymaya başladı
Yine başa sardı,
Bütün yalanlar, gerçeğe tekabül etti
Nefes alamadan sadece yaşıyorum
Kendim dışında her şey yer değiştiriyor.
Gerçeğin benliğine muhtacım.
Suskunluğun infazına ramak kaldı.
Yine de celladı bekliyorum.
Sadece ben bende değilim,
Herkes her yerde,
Her şey dağıldı yine.
Bütün bir dünya parçalara bölündü,
Söylenecek hiçbir şey kalmadı.
Yalana, yanlışa, rolcülere...
Demoloji yapanlara inat nefes almadan adım atıyorum.
Şimdi ya evet ya hayır.
Sonsuz bir uçurumun başında sallanıyorum.
Kendi celladım oldum.
Ve yine ben kendi pimimi çekmeye hazırım.
Yorgun bir hüzün perisine inat,
Arsızca çırpınan bir orospu misali hayat,
Bu hayat kaygısı ama benle ama bensiz
Sadece bir cümleye sığabilir nitelikte.
Benli cümleler yok artık,
Kalan varan bir misali,
Bitmişlik sıfırın başlangıcıydı sadece.
Ve şimdi eksilme zamanı.
Eksi 1'den başladım bugün..
Oysa insan yaşadıkça çoğalır derdi aneannem,
Şimdi anlıyorum ki,
İnsancıklar çoğaldıkça 'yaşadıkça çoğalır' kelimesi hiçliğe karışıyor.
Bu kelimeyi bende canlı tutan bir şey var;
Hiçlik duygusu!!!
Belirsiz bir evren de çırpınan bir akbabaya inat
Karada yaşamaya zorlanan bir balık misaliydi...
Şimdi şimdi bomboş bir bardak...
Köşede biriken can kırıklığına inat,
Paramparça bir avuç...
Sisli perdeye inat,
Akmaya direnen gözyaşlarıyla...
Yaşanan piç bir duygu her şey.
Sonsuz bir boşluğa doğru kaymaya başladı
Yine başa sardı,
Bütün yalanlar, gerçeğe tekabül etti
Nefes alamadan sadece yaşıyorum
Kendim dışında her şey yer değiştiriyor.
Gerçeğin benliğine muhtacım.
Suskunluğun infazına ramak kaldı.
Yine de celladı bekliyorum.
Sadece ben bende değilim,
Herkes her yerde,
Her şey dağıldı yine.
Bütün bir dünya parçalara bölündü,
Söylenecek hiçbir şey kalmadı.
Yalana, yanlışa, rolcülere...
Demoloji yapanlara inat nefes almadan adım atıyorum.
Şimdi ya evet ya hayır.
Sonsuz bir uçurumun başında sallanıyorum.
Kendi celladım oldum.
Ve yine ben kendi pimimi çekmeye hazırım.
Yorgun bir hüzün perisine inat,
Arsızca çırpınan bir orospu misali hayat,
Bu hayat kaygısı ama benle ama bensiz
Sadece bir cümleye sığabilir nitelikte.
Benli cümleler yok artık,
Kalan varan bir misali,
Bitmişlik sıfırın başlangıcıydı sadece.
Ve şimdi eksilme zamanı.
Eksi 1'den başladım bugün..
Oysa insan yaşadıkça çoğalır derdi aneannem,
Şimdi anlıyorum ki,
İnsancıklar çoğaldıkça 'yaşadıkça çoğalır' kelimesi hiçliğe karışıyor.
Bu kelimeyi bende canlı tutan bir şey var;
Hiçlik duygusu!!!
Belirsiz bir evren de çırpınan bir akbabaya inat
Karada yaşamaya zorlanan bir balık misaliydi...
Şimdi şimdi bomboş bir bardak...
Köşede biriken can kırıklığına inat,
Paramparça bir avuç...
Sisli perdeye inat,
Akmaya direnen gözyaşlarıyla...
Yaşanan piç bir duygu her şey.
4 Ekim 2016 Salı
#ARAFA GİRİŞ#
Sessizliğin bekaretini bozduğu bugünlerde,
Suskunluğa yenik düşmüş bir bakireydi
Hepsi bundan ibaretti
Hüzün kokan bir odada olmuştu herşey
Şimdi ise başa sarmaktan bıkmış bir orospuydu
Artık bitmişti,
Bütün bir dünya yok olmuştu
Şimdi karanlığa gömülmek,
Gölgelere sığınmak daha huzurluydu.
Utancın yerini arsızlığa bıraktığı insancıklardan usanmıştı,
Şimdi sadece durmak,
Konuşmadan anlaşılmak,
Çaba harcamadan adım atmak istiyordu.
Ödediği bedellerin hepsi boşluktan atılmıştı,
Geriye sarsılmış bir yıldız kalmıştı
O da sönmek üzere olan bir mumdu
Kendinden geriye kalan bir karabasandı
Ruh arafa sığınmıştı
Ne bir ileri Ne bir geriydi,
İp boynunda celladını bekleyen bir katildi,
Giyotine vurulmadan önce ,
Tek isteği bir duble olmuştu.
Ne trajedi ama !
Hiçliğin hiçliğiyle var olmuştu,
Kısasa kısas demişti,
Hep tamam demişti,
Yamalara inat bütünleştirmişti.
Fakat hepsi bir İSten ibaretti
Yanan ateş ile yok olmuştu.
Sayıklamacaydı bütün bir evren
Sesli sessiz bir trajedi perdesindeydi,
Sonsuz karanlığa girmeye hazırlanıyordu.
Kendinden geriye kalan tek şey,
Dorian Grey misali bir canavardı.
İnsanlığı geride kalan bir bedendi bu,
Son kez demişti,
Fakat çatlak aynadan süzülenlerle...
Bu artık anlamsız bir kelime haline gelmişti.
Sonu sonsuza bağlanmıştı.
Suskunluğa yenik düşmüş bir bakireydi
Hepsi bundan ibaretti
Hüzün kokan bir odada olmuştu herşey
Şimdi ise başa sarmaktan bıkmış bir orospuydu
Artık bitmişti,
Bütün bir dünya yok olmuştu
Şimdi karanlığa gömülmek,
Gölgelere sığınmak daha huzurluydu.
Utancın yerini arsızlığa bıraktığı insancıklardan usanmıştı,
Şimdi sadece durmak,
Konuşmadan anlaşılmak,
Çaba harcamadan adım atmak istiyordu.
Ödediği bedellerin hepsi boşluktan atılmıştı,
Geriye sarsılmış bir yıldız kalmıştı
O da sönmek üzere olan bir mumdu
Kendinden geriye kalan bir karabasandı
Ruh arafa sığınmıştı
Ne bir ileri Ne bir geriydi,
İp boynunda celladını bekleyen bir katildi,
Giyotine vurulmadan önce ,
Tek isteği bir duble olmuştu.
Ne trajedi ama !
Hiçliğin hiçliğiyle var olmuştu,
Kısasa kısas demişti,
Hep tamam demişti,
Yamalara inat bütünleştirmişti.
Fakat hepsi bir İSten ibaretti
Yanan ateş ile yok olmuştu.
Sayıklamacaydı bütün bir evren
Sesli sessiz bir trajedi perdesindeydi,
Sonsuz karanlığa girmeye hazırlanıyordu.
Kendinden geriye kalan tek şey,
Dorian Grey misali bir canavardı.
İnsanlığı geride kalan bir bedendi bu,
Son kez demişti,
Fakat çatlak aynadan süzülenlerle...
Bu artık anlamsız bir kelime haline gelmişti.
Sonu sonsuza bağlanmıştı.
26 Eylül 2016 Pazartesi
#İNADINA SİS#
Nefes alırken gözlerini kapattı
Bedeni çaresizce buna bağlıydı.
Bu hüzün kokan zemin,
Soluklaştırdı gökyüzünü.
Mavi-beyaz gök inleyince,
Güneş, Ay'a küsünce,
Anladı insancık hüznün rengini.
Gözleri kızarırdı hep,
Yüreği kanla kaplıydı,
Çürümüş bir odada paslanıyordu bedeni
Anlamın anlamsızlığıyla inliyordu
Anlam yüklediği her şey bir anda hiçleşmişti.
Zaman algısı korkutuyordu
Şansın şanssızlığa açılan bir pencerede durmuştu.
Her şey bir adımdı,
Ya atacaktı ya da...
Suskunluğu kendi kendisini imha ettiriyordu
Kendisine işkence yöntemi başarılı olmuştu.
Şimdi anlıyordu çizilen kağıtların,
Söylenen kelimelerin,
Hüzünlü bir yalnızlığa tekabül ettiğini.
Mutlu olmaktan nefret eden bir insancıktı
Her daim isyan bayrağıyla gezerdi.
Fakat artık bocalıyordu.
Sona bir adım daha atmaya meyilliydi.
Bütün bir ömrü koca bir boşluktan ibaretti.
Aradığı küçük bir huzurdu,
Artık kanatlanan insanlığıyla,
Sonsuzluğa açtığı suskunluğu bir gölge gibi büyümüştü.
Kendisi dışında her şey dönüyordu,
Kendisine bir anlam yükleyememenin verdiği bir ağırlıkla boğuşuyordu.
Susmak ruhunu çıldırtıyordu
Konuşmak beynini uyuşturuyordu.
Sessizliğe açtı,
Milyon sese inat,
Kendisine açtığı savaş ile boğuluyordu
İçinde kopan fırtınaya rağmen,
inadına susuyordu.
Bu kendisine verdiği en büyük cezaydı.
Bedeni çaresizce buna bağlıydı.
Bu hüzün kokan zemin,
Soluklaştırdı gökyüzünü.
Mavi-beyaz gök inleyince,
Güneş, Ay'a küsünce,
Anladı insancık hüznün rengini.
Gözleri kızarırdı hep,
Yüreği kanla kaplıydı,
Çürümüş bir odada paslanıyordu bedeni
Anlamın anlamsızlığıyla inliyordu
Anlam yüklediği her şey bir anda hiçleşmişti.
Zaman algısı korkutuyordu
Şansın şanssızlığa açılan bir pencerede durmuştu.
Her şey bir adımdı,
Ya atacaktı ya da...
Suskunluğu kendi kendisini imha ettiriyordu
Kendisine işkence yöntemi başarılı olmuştu.
Şimdi anlıyordu çizilen kağıtların,
Söylenen kelimelerin,
Hüzünlü bir yalnızlığa tekabül ettiğini.
Mutlu olmaktan nefret eden bir insancıktı
Her daim isyan bayrağıyla gezerdi.
Fakat artık bocalıyordu.
Sona bir adım daha atmaya meyilliydi.
Bütün bir ömrü koca bir boşluktan ibaretti.
Aradığı küçük bir huzurdu,
Artık kanatlanan insanlığıyla,
Sonsuzluğa açtığı suskunluğu bir gölge gibi büyümüştü.
Kendisi dışında her şey dönüyordu,
Kendisine bir anlam yükleyememenin verdiği bir ağırlıkla boğuşuyordu.
Susmak ruhunu çıldırtıyordu
Konuşmak beynini uyuşturuyordu.
Sessizliğe açtı,
Milyon sese inat,
Kendisine açtığı savaş ile boğuluyordu
İçinde kopan fırtınaya rağmen,
inadına susuyordu.
Bu kendisine verdiği en büyük cezaydı.
11 Eylül 2016 Pazar
#MİLADIN BAŞLANGICI#
Zaman girdabına sıkışıp kaldı,
Kalp atışları hızlanmıştı.
Kayıp yıllara gelmişti.
Zihninden silmek istemişti.
Zor olmuştu,ama başarmıştı.
Şimdi ise zaman girdabında, hatırlamaya başlamıştı.
Soluğu kesilmişti.
Göz yaşlarına engel olamamıştı.
Artık korkuyordu kendinden.
Kayıp yıllarla beraber giden şeyler olmuştu.
Sevgi,İnanç,merhamet,güven.
Miladın başlangıcıyla birlikte gelenler ise,
Narsistlik,şizofreni,paranoyaklıklar...
Çok geçmeden toparlanan mantıkla birlikte,
Saçmalığa yer bırakmayan bir Narsist doğmuştu.
Hiçlik çerçevesinde başlayan bir milattı bu.
Nihilist bir bakıştı bu.
Narsist bir paranoyağın hayata gelişiydi bu.
Zaman girdabından karanlığa attığımız anılar,
Ödediğimiz bedellerin resimleridir.
Korkaklığımızdan dolayı sileriz onları.
Oysa o resimlere baktıkça,
Geçtiğimiz yolların tek yönlü olduğunu hatırlar,
Ve başka yollara yönelebiliriz...
Boşluk zamanlara üzülmemeli insan,
Bazen boşlukta süzülmeli...
Ki daha net görsün gerçeği.
Çünkü karmaşa gerçekliği örten bir perdedir.
Kalp atışları hızlanmıştı.
Kayıp yıllara gelmişti.
Zihninden silmek istemişti.
Zor olmuştu,ama başarmıştı.
Şimdi ise zaman girdabında, hatırlamaya başlamıştı.
Soluğu kesilmişti.
Göz yaşlarına engel olamamıştı.
Artık korkuyordu kendinden.
Kayıp yıllarla beraber giden şeyler olmuştu.
Sevgi,İnanç,merhamet,güven.
Miladın başlangıcıyla birlikte gelenler ise,
Narsistlik,şizofreni,paranoyaklıklar...
Çok geçmeden toparlanan mantıkla birlikte,
Saçmalığa yer bırakmayan bir Narsist doğmuştu.
Hiçlik çerçevesinde başlayan bir milattı bu.
Nihilist bir bakıştı bu.
Narsist bir paranoyağın hayata gelişiydi bu.
Zaman girdabından karanlığa attığımız anılar,
Ödediğimiz bedellerin resimleridir.
Korkaklığımızdan dolayı sileriz onları.
Oysa o resimlere baktıkça,
Geçtiğimiz yolların tek yönlü olduğunu hatırlar,
Ve başka yollara yönelebiliriz...
Boşluk zamanlara üzülmemeli insan,
Bazen boşlukta süzülmeli...
Ki daha net görsün gerçeği.
Çünkü karmaşa gerçekliği örten bir perdedir.
#ANLAM BOŞLUĞU#
Şimdi sessizlik algısını anlıyorum
Bir şizofrenin penceresinde asılı kaldım
Kafamın içinde milyonlarca sese inat susuyorum.
Susmaktan bitap düştüm,
Fakat konuşmaya da korkuyorum.
Gözlerim perdeli artık,
Renksel algıdan eser yok.
Kendimi kandırmıyorum artık.
Rol yapmaktan yorgunum!
Kimliksiz bir kişiliğim var.
Bir bedene sığamıyoruz artık.
Görmemezlikten gelsen bile,
Ormandaki gölgeler kımıldamaz yerinde,
Yanılsamalara inat,
Suskunluğa inat,
Bu bedeni ayakta tutarlar...
Onlarda kullanmaya meyillidirler.
Cansız düşene dek, seni sarsarlar.
Kaçmak çözüm derlerdi eskiden,
Kaçmak, bataklıkta çırpınmaya benzer.
Çırpındıkça daha aşağı çekilirsin.
Bu yüzden,sadece duruyorum.
Hiçbir şeye şekil vermeden,
Bir yön çizmeden,
Kendim dışında, her şeye hafifçe değiyorum.
Bu gölge çukurunda yönlenmek çok zor,
Karanlıkta adım atmak zor,
Hissel analiz mümkün değil.
Milyon ses inliyorken, duymak zor.
Çok sıkışık burası,
İlerlemekte zorlanıyorum.
Beklemek,
Zaman algısı olmayan biri için anlamsızdır.
Sevmek,
Huzuru kaçmış birisi için boşluktur.
Huzur,
Ölüm algısını tadan için hiçliktir.
Bir şizofrenin penceresinde asılı kaldım
Kafamın içinde milyonlarca sese inat susuyorum.
Susmaktan bitap düştüm,
Fakat konuşmaya da korkuyorum.
Gözlerim perdeli artık,
Renksel algıdan eser yok.
Kendimi kandırmıyorum artık.
Rol yapmaktan yorgunum!
Kimliksiz bir kişiliğim var.
Bir bedene sığamıyoruz artık.
Görmemezlikten gelsen bile,
Ormandaki gölgeler kımıldamaz yerinde,
Yanılsamalara inat,
Suskunluğa inat,
Bu bedeni ayakta tutarlar...
Onlarda kullanmaya meyillidirler.
Cansız düşene dek, seni sarsarlar.
Kaçmak çözüm derlerdi eskiden,
Kaçmak, bataklıkta çırpınmaya benzer.
Çırpındıkça daha aşağı çekilirsin.
Bu yüzden,sadece duruyorum.
Hiçbir şeye şekil vermeden,
Bir yön çizmeden,
Kendim dışında, her şeye hafifçe değiyorum.
Bu gölge çukurunda yönlenmek çok zor,
Karanlıkta adım atmak zor,
Hissel analiz mümkün değil.
Milyon ses inliyorken, duymak zor.
Çok sıkışık burası,
İlerlemekte zorlanıyorum.
Beklemek,
Zaman algısı olmayan biri için anlamsızdır.
Sevmek,
Huzuru kaçmış birisi için boşluktur.
Huzur,
Ölüm algısını tadan için hiçliktir.
23 Ağustos 2016 Salı
#PAZARIN PAZARLIĞI#
Huzur kayıp,
Gece gündüze gizlenmiş
Gündüz geceye mahkum.
Kayıplar vermeye devam ediyorum.
Manevi kayıplarım var.
Gittikçe insanlığımı kaybediyorum.
İnsanlığa dair tek şey öfke olarak tohumlanıyor.
İnsancık yine yaptı yapacağını,
İki kuruşluk insan için,1 tl değeri insanı heba etti.
Toplumsal bir algıdır bu dostum.
Sen yanındakini saymazsan,
O da seni saymaz.
Çevremde değerini yerle bir eden,
Saygınlığını düşüren insancıklar var.
Artık kimseye etmem şikayet,
Susma zamanı geldi.
İçimde kopan fırtınalara inat,
Sessizliğimi bozmayacağım.
Er ya da geç hakikat tokat gibi çarpacak.
Her kaybettiğine üzülme,
Aldığın bir ödül olacaktır sonunda.
Seni bugüne kadar,
Bir yerlere getiren senin inancındı.
Şimdi ise başkasının inancından medet umma!
Unutma ki herkes kendi kadar insandır.
Ve anla ki, Menfaat bitti mi pazarlık biter.
Tek tırmandıysan dağı
Tek çıktıysan yokuşu
Artık kimsenin itmesini beklememelisin!
Sana senden başka dost kalmamış ise,
Kaybedemeyeceğin bir nesne ile yola koyul.
Seni saymayanlar ile yola devam etme!
Durup sorgula,
Ve boşa zaman kaybetme!
Gece gündüze gizlenmiş
Gündüz geceye mahkum.
Kayıplar vermeye devam ediyorum.
Manevi kayıplarım var.
Gittikçe insanlığımı kaybediyorum.
İnsanlığa dair tek şey öfke olarak tohumlanıyor.
İnsancık yine yaptı yapacağını,
İki kuruşluk insan için,1 tl değeri insanı heba etti.
Toplumsal bir algıdır bu dostum.
Sen yanındakini saymazsan,
O da seni saymaz.
Çevremde değerini yerle bir eden,
Saygınlığını düşüren insancıklar var.
Artık kimseye etmem şikayet,
Susma zamanı geldi.
İçimde kopan fırtınalara inat,
Sessizliğimi bozmayacağım.
Er ya da geç hakikat tokat gibi çarpacak.
Her kaybettiğine üzülme,
Aldığın bir ödül olacaktır sonunda.
Seni bugüne kadar,
Bir yerlere getiren senin inancındı.
Şimdi ise başkasının inancından medet umma!
Unutma ki herkes kendi kadar insandır.
Ve anla ki, Menfaat bitti mi pazarlık biter.
Tek tırmandıysan dağı
Tek çıktıysan yokuşu
Artık kimsenin itmesini beklememelisin!
Sana senden başka dost kalmamış ise,
Kaybedemeyeceğin bir nesne ile yola koyul.
Seni saymayanlar ile yola devam etme!
Durup sorgula,
Ve boşa zaman kaybetme!
#YERDEN YAĞAN YAĞMURLAR#
Karanlığın hüküm sürdüğü günlere inat
Küçük bir tebessümdü onu yaşatan
Kendi hüznünü arkaya sakladı insan
Yanındaki insancığa sarıldı.
Hayata verilen ikramlara karşı,
Bu insancığın tebessümünü istedi
Zaman ilerledikçe, ikramlar az geldi.
Zaman kısaldıkça, hüzün bulutları boy gösterdi
Yıldızlar zamanda kayboldu.
Güneş doğmaktan usandı.
Ay geceye küstü.
Bulutlar yere indi,
Yağmurlar yerden yağdı.
İstenilen ufak tebessümdü oysa,
O tebessüm bir dünya'yı yerle bir eden ki!
İstediğinde o dünya'yı yeniden toparlayandı.
İnsancık sıkıldı,insandan.
İnsanın ona verdikleri az geldi.
Sonu gelmeyen ırmaklar,
Tükenmeyen meyveler,
Hiç bitmeyecek bir sabır,
Her gün artacak bir aşk vaadetti ona insan!
Ve sözünü tuttu insan.
Fakat yapılanlar, gün geçtikçe az geldi insancığa!
Tebessüm yerini, gözyaşına bıraktı.
Öfkeye, nefrete yer açıldı.
Sonu gelmeyen bir karanlık oluştu.
İnsan bu girdaba sürükleniyordu.
İnsancık, insanı bıraktı
İnsan girdaba girdi.
Kendi hiçliği ile yüzleşti!
Ve anladı ki,
Sadece kendisiydi hakikat!!!
Kendisini kandırdığı tebessüm,
Bütün bir dünya'yı yere indirmişti.
Şimdi de o dünya'yı,
Kendi tebessümü ile düzeltecekti.
Ve insan anladı ki,
Yerle bir ettiği dünya, Kendi hakikatiydi!!!
Küçük bir tebessümdü onu yaşatan
Kendi hüznünü arkaya sakladı insan
Yanındaki insancığa sarıldı.
Hayata verilen ikramlara karşı,
Bu insancığın tebessümünü istedi
Zaman ilerledikçe, ikramlar az geldi.
Zaman kısaldıkça, hüzün bulutları boy gösterdi
Yıldızlar zamanda kayboldu.
Güneş doğmaktan usandı.
Ay geceye küstü.
Bulutlar yere indi,
Yağmurlar yerden yağdı.
İstenilen ufak tebessümdü oysa,
O tebessüm bir dünya'yı yerle bir eden ki!
İstediğinde o dünya'yı yeniden toparlayandı.
İnsancık sıkıldı,insandan.
İnsanın ona verdikleri az geldi.
Sonu gelmeyen ırmaklar,
Tükenmeyen meyveler,
Hiç bitmeyecek bir sabır,
Her gün artacak bir aşk vaadetti ona insan!
Ve sözünü tuttu insan.
Fakat yapılanlar, gün geçtikçe az geldi insancığa!
Tebessüm yerini, gözyaşına bıraktı.
Öfkeye, nefrete yer açıldı.
Sonu gelmeyen bir karanlık oluştu.
İnsan bu girdaba sürükleniyordu.
İnsancık, insanı bıraktı
İnsan girdaba girdi.
Kendi hiçliği ile yüzleşti!
Ve anladı ki,
Sadece kendisiydi hakikat!!!
Kendisini kandırdığı tebessüm,
Bütün bir dünya'yı yere indirmişti.
Şimdi de o dünya'yı,
Kendi tebessümü ile düzeltecekti.
Ve insan anladı ki,
Yerle bir ettiği dünya, Kendi hakikatiydi!!!
18 Ağustos 2016 Perşembe
#KUŞ BAKIŞI#
Suskunlugu,çozum sandigim cok zamanlar oldu
Simdilerde anliyorum ki, cozumu falan hikaye imis
Asil sebebim, anlasilmak imis
Insan anlasildigi kadar,hayatina renk katabilir imis
Bende isin bu tarafinda donmusum
Simdi anlam kazanmasi gereken seyler,
Bir hiclikten ibaret...
Zamanin zincirini kopardigi bu gunlerde,
Her seyin bazi bazi nihilizme gittigi gorusundeyim.
Durup baktigim an etrafima,
Bir karabulut gozlerime iniyor.
Pembelik gidiyor, sadece iskelet kaliyor.
Otekilestirmeyin,nesnelestirmeyin
Her seyden once siz de iskeletesiniz,
Onlarda iskelet, gozluklerinizi cikarmayi unutmayin.
Simdilerde anliyorum ki, cozumu falan hikaye imis
Asil sebebim, anlasilmak imis
Insan anlasildigi kadar,hayatina renk katabilir imis
Bende isin bu tarafinda donmusum
Simdi anlam kazanmasi gereken seyler,
Bir hiclikten ibaret...
Zamanin zincirini kopardigi bu gunlerde,
Her seyin bazi bazi nihilizme gittigi gorusundeyim.
Durup baktigim an etrafima,
Bir karabulut gozlerime iniyor.
Pembelik gidiyor, sadece iskelet kaliyor.
Otekilestirmeyin,nesnelestirmeyin
Her seyden once siz de iskeletesiniz,
Onlarda iskelet, gozluklerinizi cikarmayi unutmayin.
7 Ağustos 2016 Pazar
#NARSİST BEBEK#
Sorun temelli atılan her adım sorun getirir
Güven temelli oluşan her hikaye mutsuzluk getirir
Önce kendine gelmeli insan,
Önce kendini keşfetmeli insan,
Öğrenmeli ki ondan bir tane daha yok!
Bunu kavramak oldukça zor olmalı.
Ki kendim dahi hala anlayamadım.
Kendimle başbaşa kaldığım şu uçsuz bucaksız zamanlar,
En çok da kendime ihanet ettiğim o zamanlar,
Hala kırgınım kendime...
Toparlayamadığım onca şeye!
Bir de bunu ekledim..
Karmaşa çorap söküğü gibi oldu
Düzenden eser kalmadı.
Sanki onca savaşı, şimdiki karmaşa için vermiş gibiyim
Kendime kızgınım,
En çok da kendim dışındaki herkesin hayatını kolaylaştırmaya çalıştığım için.
Kendime öfkeliyim,
En çok kendimi dinlemek yerine,kendim hariç herkesi dinlediğim için.
Kendime yaptığım şeyleri hazmedemiyorum,
Hayatımdaki herkese gösterdiğim sevgiyi,saygıyı,mutlu etmek için attığım taklaları....
Kendim için çeyreğini bile yapmadığım için...
Cümleler yine sonsuz oldu.
Hep üç noktaya vardı sonuç.
Tıpkı şu anda kendime yaşattığım saçmalıklar gibi.
Artık her şeyin bir sonu olmalı.
Her şey bir sonuca varabilir.
Bir muamma içinde kurduğum bir dünya bu
Ne başı belli, ne de sonu.
Artık dur demeli bazı şeylere.
İlk adım başlandı.
Dönüş için çok geç.
Kendim hariç hiçbir canlıya tapmayacağım.
Anladım ki; dostta benim, düşman da benim...
Sevgili de benim, arkadaş da benim...
İnsanlar seni istedikleri gibi kimliklendirirler.
Fakat önemli olan senin onları koyduğun yerdir.
Sadece kendini gören kişiolmalısınız.
Dilerseniz bencil deyin.
Fakat doktor önce kendi yarasına pansuman yapmalı!!!
Ötesinde netice belli...
Şimdi anladın mı narsist bebeğim.
Sadece senli olmalı artık her kelimen,
Her adımın senli olmalı.
Sadece kendinle beslenmelisin.
Herkesi dinle, ama senli bir fikrin olsun.
Herkes bir şekilde yönlendirmeye çalışır seni
Sen ki sadece canlılar evreninde kendine tapan ol.
Ötesinde netice belli...
5 Ağustos 2016 Cuma
#ŞİMDİ 4/4LÜK HER ŞEY#.
Bugün günlerden ayrılık zamanı
Sonsuz teşekkürlerin havada uçtuğu birgün
Binbir kelimeye sığınma günü
Gereksiz kırgınlıkların baş gösterdiği sefil birgün
Kırgınlığın yerini,nefrete bıraktığı birgün
Mutluluğa vedanın başladığı birgün
Tek duygunun, mantığın söz sahibi olduğu birgün.
Serzenişler bitti
Ve sen gittin
Gidişin bir kentsel dönüşüm projesiydi
Sen o harabeyi yıkma cesareti verdin
Şimdi ben de yeni bir bina'ya emek verebilirim
Az çaba ile gelecek olan bir huzur olacak
Sen olmasaydın, harabe yüreğim hep kırılgan olacaktı.
Şimdi her şeyi göze aldım
Ve pimi çektim
Bütün dünler yıkıldılar...
Şimdi önüme bakacağım.
Sefil duyguların yerini,cesur bir kimliğe değiştim
Duygu karmaşası bana göre değil
Herkes durması gerektiği yerde
Herkes durmak istediği durakta bekliyor.
En büyük kırgınlığım, başta söylemen gerekeni yine sonda söyledin.
Bu yüzden noktalar, virgüle döndü.
Fakat artık, keskin ünlemler var.
Soruların gereksizliği sadece aynalarda beliriyor.
Tek dürüstlük aynada kendini gösterdi.
Ne kadar huzurla doldum,
Bunu hiç bilemeyeceksin.
Şimdi anlıyorum ki, her daim kendime dürüsttüm
Kendim ve herkese dürüsttüm
Hiçbir zaman kimseyi değiştirmeye çalışmadım
Ya da değişmeleri için zorlamadım
Fakat sen hep değişim göstermemi istedin
Ben bir isyanım
İsyanı bastıramazsın, BELKİ BİR SÜRE kandırırsın
Fakat sonra??
Baş edemezsin benimle
Sorularım seni kasıyor ise, artık noktalamalısın.
Şimdi bir isyan perdesi daha
Bunu bastırmaya zorlayan sensin
Zarar sende bitti
Neden mi???
Beklediğin sonuç yoktu
Sonun bir başlangıcını başlattın
Yıkılması gereken harabeyi yıktın
Kendinin başlatmak istediği,Yeni yapıyı hiçe saydın
Önemi yok.
Herkes yeni başlangıçları sever tatlım.
Sıkma canını sen,
Sen dışında artık herkes dost
Dostluğun düşmanlığa dönüşmesi kadar karmaşık bir düzen bu
Sayende şimdi dörtdörtlük her şey.
Sonsuz teşekkürlerin havada uçtuğu birgün
Binbir kelimeye sığınma günü
Gereksiz kırgınlıkların baş gösterdiği sefil birgün
Kırgınlığın yerini,nefrete bıraktığı birgün
Mutluluğa vedanın başladığı birgün
Tek duygunun, mantığın söz sahibi olduğu birgün.
Serzenişler bitti
Ve sen gittin
Gidişin bir kentsel dönüşüm projesiydi
Sen o harabeyi yıkma cesareti verdin
Şimdi ben de yeni bir bina'ya emek verebilirim
Az çaba ile gelecek olan bir huzur olacak
Sen olmasaydın, harabe yüreğim hep kırılgan olacaktı.
Şimdi her şeyi göze aldım
Ve pimi çektim
Bütün dünler yıkıldılar...
Şimdi önüme bakacağım.
Sefil duyguların yerini,cesur bir kimliğe değiştim
Duygu karmaşası bana göre değil
Herkes durması gerektiği yerde
Herkes durmak istediği durakta bekliyor.
En büyük kırgınlığım, başta söylemen gerekeni yine sonda söyledin.
Bu yüzden noktalar, virgüle döndü.
Fakat artık, keskin ünlemler var.
Soruların gereksizliği sadece aynalarda beliriyor.
Tek dürüstlük aynada kendini gösterdi.
Ne kadar huzurla doldum,
Bunu hiç bilemeyeceksin.
Şimdi anlıyorum ki, her daim kendime dürüsttüm
Kendim ve herkese dürüsttüm
Hiçbir zaman kimseyi değiştirmeye çalışmadım
Ya da değişmeleri için zorlamadım
Fakat sen hep değişim göstermemi istedin
Ben bir isyanım
İsyanı bastıramazsın, BELKİ BİR SÜRE kandırırsın
Fakat sonra??
Baş edemezsin benimle
Sorularım seni kasıyor ise, artık noktalamalısın.
Şimdi bir isyan perdesi daha
Bunu bastırmaya zorlayan sensin
Zarar sende bitti
Neden mi???
Beklediğin sonuç yoktu
Sonun bir başlangıcını başlattın
Yıkılması gereken harabeyi yıktın
Kendinin başlatmak istediği,Yeni yapıyı hiçe saydın
Önemi yok.
Herkes yeni başlangıçları sever tatlım.
Sıkma canını sen,
Sen dışında artık herkes dost
Dostluğun düşmanlığa dönüşmesi kadar karmaşık bir düzen bu
Sayende şimdi dörtdörtlük her şey.
31 Temmuz 2016 Pazar
#YILDIZLI GECELER#
Ayrılık çanları çaldı mı,
Durmak yakar bedeni.
Kendine yabancılaşan insanın felaketidir bu
Ne kendisini tanır
Ne de karşısındakini
Aynı zamanda olan biten herşey yabancıdır
Önce seslerle başlar
Sonra belli belirsiz gölgeler
Daha iyi gibi oldu derken,
Gölgeler gerçeğe dönüşür.
Artık onlar dost kervanına girmiştirler...
Uyumazlar onlar,
Uyutmaz onlar,
Nefesin kesilene kadar, emerler ruhunu
Karanlığın sonunun olmadığını gösterirler sana
Gerçek ile hayal karıştı mı,
Algısızlık başlar
Deli derler, bipolar derler, şizofren derler....
Her kelimeyi munasip sanırlar.
Oysaki en munasip şey o kelimeleri onlara yerleştirmektir.
Kişi içinde olduğu bedende çırpınırken,
Çaresizce kelimeleri yuvarlamak basittir
İsyan bitmiştir,
İç çatışma başlamıştır.
Sessizleşir her şeyiyle...
Korku dolu günler başlar,
Onlar uyumaz, Onu da uyutmazlar.
O uyumazsa kimse uyumaz.
Korku yerini endişeye bırakır.
Çözümsüzdür bütün yöntemler
Sana dönüp, tutuklu bırakacak sorular başlar
Bir bedene kaç ruh sığar?
Bu beden dar geldi bana?
Her yer neden karanlık?
Heryer de konuşmalar...
Yoruldum bu fısıltılardan..
Çok geçmeden kandırmaca tedavi başlar.
Uyku çözüm sanırlar,
Sanrılarla boğuşmak, baygınca bakışlar...
O gitmiştir, o hariç herkes o bedene sahiptir.
Sahipsizlik bir volkan gibi beyni sızlatır.
Sızıntılara karşı başlayan bir iç çatışma başlar.
Yerlİ yersiz kararlar başlar.
Her kafa, bir şeytana sunulmuştur
Şeytancıklarla başlayan sonsuz çığlıklar,
Yerini hiçliğe bırakmaya meyilli iken
Parlak bir yıldız ile sonuca ulaşılır.
Durmak yakar bedeni.
Kendine yabancılaşan insanın felaketidir bu
Ne kendisini tanır
Ne de karşısındakini
Aynı zamanda olan biten herşey yabancıdır
Önce seslerle başlar
Sonra belli belirsiz gölgeler
Daha iyi gibi oldu derken,
Gölgeler gerçeğe dönüşür.
Artık onlar dost kervanına girmiştirler...
Uyumazlar onlar,
Uyutmaz onlar,
Nefesin kesilene kadar, emerler ruhunu
Karanlığın sonunun olmadığını gösterirler sana
Gerçek ile hayal karıştı mı,
Algısızlık başlar
Deli derler, bipolar derler, şizofren derler....
Her kelimeyi munasip sanırlar.
Oysaki en munasip şey o kelimeleri onlara yerleştirmektir.
Kişi içinde olduğu bedende çırpınırken,
Çaresizce kelimeleri yuvarlamak basittir
İsyan bitmiştir,
İç çatışma başlamıştır.
Sessizleşir her şeyiyle...
Korku dolu günler başlar,
Onlar uyumaz, Onu da uyutmazlar.
O uyumazsa kimse uyumaz.
Korku yerini endişeye bırakır.
Çözümsüzdür bütün yöntemler
Sana dönüp, tutuklu bırakacak sorular başlar
Bir bedene kaç ruh sığar?
Bu beden dar geldi bana?
Her yer neden karanlık?
Heryer de konuşmalar...
Yoruldum bu fısıltılardan..
Çok geçmeden kandırmaca tedavi başlar.
Uyku çözüm sanırlar,
Sanrılarla boğuşmak, baygınca bakışlar...
O gitmiştir, o hariç herkes o bedene sahiptir.
Sahipsizlik bir volkan gibi beyni sızlatır.
Sızıntılara karşı başlayan bir iç çatışma başlar.
Yerlİ yersiz kararlar başlar.
Her kafa, bir şeytana sunulmuştur
Şeytancıklarla başlayan sonsuz çığlıklar,
Yerini hiçliğe bırakmaya meyilli iken
Parlak bir yıldız ile sonuca ulaşılır.
19 Temmuz 2016 Salı
#SUSMA ZAMANI#
Nefes alamıyorum
Kendi cellatlığımı kendim yaptığımdan bu yana keyfim kaçık
Küskünüm her nesneye
Küskünüm her zerreciğe
Kızgınım, en çok gökyüzüne
Çünkü, Sonsuzluk kavramını yalanladığı için,
Yordu beni yine,
Düşünmek değil bu
Resmen paspas oldum
Dünden bugüne, hala titriyorum karanlıkta.
Yetemedim ya, en çok da kendime
En büyük ihaneti kendime yaptım
Dar ağacına geçtim
Sadece izledim kendimi
İntahara meyil olması,maktulun suçu değil ki
Onu buna yönlendiren kitleyi sorgulamalı
Fakat vaziyet boktan
Kendimi sorgularken içim sarsılıyor
Kulaklarım uğulduyor
Ruhum hiçliğe kaçtıkça
En çok fiziksel bedeni alıkoyuyorum
Biliyorum ki onu alıkoyamadığım saniye...
O saniye ki her şey tepetaklak olacak.
Sustum yine
En çok da sana sustum
Bu büyük alfabeydi değil mi?
Yine yazdım kendimi...
Yine de bitmiyor kelimeler...
Bittiği an ben de bitmiş olacağım.
İnsanlığım boyunca, susacağım
En çok da sana..
Değişim şart diyor filozof
Haklı!
Hayat bu hazırlık yap..
Hiçbir zaman kimse aynı kalmaz.
Menfaat değiştikçe, beklenti yüksek buluta ulaşınca..
ŞŞŞtttt!! BEKLEME artık
Ya devam ya da siktir et
Kırgın bir yüreğim var
Kendimi kendime küstürdüm
Kendim hariç herkesi güneşe çektim
Her ışık huzmesi, beni dibe çekti
Şimdi dipte isem,..
Boş koy,
Artık suskunluk zamanı.
Bitti acı.
Bitti son kırıntı
Cam kırıklarımı bıraktım ben
Dahası kalmadı, cümle kurmanız gereksiz.
Siz sustukça, ben konuşacağım
İşte o zaman anlayacaksınız.
Tarihi geçmiş yemek gibi olacak.
Yemek isteyeceksiniz ama nasip olmayacak.
JUST I AM
Kendi cellatlığımı kendim yaptığımdan bu yana keyfim kaçık
Küskünüm her nesneye
Küskünüm her zerreciğe
Kızgınım, en çok gökyüzüne
Çünkü, Sonsuzluk kavramını yalanladığı için,
Yordu beni yine,
Düşünmek değil bu
Resmen paspas oldum
Dünden bugüne, hala titriyorum karanlıkta.
Yetemedim ya, en çok da kendime
En büyük ihaneti kendime yaptım
Dar ağacına geçtim
Sadece izledim kendimi
İntahara meyil olması,maktulun suçu değil ki
Onu buna yönlendiren kitleyi sorgulamalı
Fakat vaziyet boktan
Kendimi sorgularken içim sarsılıyor
Kulaklarım uğulduyor
Ruhum hiçliğe kaçtıkça
En çok fiziksel bedeni alıkoyuyorum
Biliyorum ki onu alıkoyamadığım saniye...
O saniye ki her şey tepetaklak olacak.
Sustum yine
En çok da sana sustum
Bu büyük alfabeydi değil mi?
Yine yazdım kendimi...
Yine de bitmiyor kelimeler...
Bittiği an ben de bitmiş olacağım.
İnsanlığım boyunca, susacağım
En çok da sana..
Değişim şart diyor filozof
Haklı!
Hayat bu hazırlık yap..
Hiçbir zaman kimse aynı kalmaz.
Menfaat değiştikçe, beklenti yüksek buluta ulaşınca..
ŞŞŞtttt!! BEKLEME artık
Ya devam ya da siktir et
Kırgın bir yüreğim var
Kendimi kendime küstürdüm
Kendim hariç herkesi güneşe çektim
Her ışık huzmesi, beni dibe çekti
Şimdi dipte isem,..
Boş koy,
Artık suskunluk zamanı.
Bitti acı.
Bitti son kırıntı
Cam kırıklarımı bıraktım ben
Dahası kalmadı, cümle kurmanız gereksiz.
Siz sustukça, ben konuşacağım
İşte o zaman anlayacaksınız.
Tarihi geçmiş yemek gibi olacak.
Yemek isteyeceksiniz ama nasip olmayacak.
JUST I AM
16 Temmuz 2016 Cumartesi
#GAMERS WİTH GRAY#
Yine ölüm makineleri konuştu
Yine robotlar yürüdü
Hayat bu ya!
Dün gece sularında; bir aksiyon,savaş karışımı bir film vardı ekranlarda
Sinema bilgisi olanda konuştu,
Bilgisi olmayanda konuştu
Herkes bir yorum yaptı
Eleştirmenler oy birliğiyle, sokak festivalini başlattılar
Festival hakkında fikri olanda gitti, olmayan da
Gamers filmindeki Gerard Butler gibi, komuta yön belirleyicide idi.
Gamers sadece sağa, sola gidiyordu.
Sonra aldığı komut ile ateş açtı,
Fakat nedendi bilmiyordu!
Çok geçmeden, karşı takım atağa geçti...
Kanla kaplı bir illüzyon gösterisi başladı.
Ekran alaca kırmızıydı.
Bu film gittikçe hareketlenmeye başladı...
Gamers ve Grey dışında, isimsiz canlılar belirdi.
Çok geçmeden homo sapiens sapiens oldukları anlaşıldı.
Fakat bu kurgudaki şiddet sahneleri +18 küçüldü belki de
Çünkü Gamers zaten 18 yaşındaydı...
Grey ise eğitimi yeni tamamlamış, 17 yaşlarındaydı...
Fakat homo sapiens sapiens için bir yaş belirteci yoktu...
Tek fark şiddet meyillisi her homo s.s. ataktaydı.
Çok geçmeden, Gamers ile Grey bir takım oldu.
Bu savaştan birbirlerini koruyarak sağ çıkacaklarını anladılar.
Homo sapiens kendi içinde gruplara ayrılmıştı...
Neanderthal,habilis,erectus vs.
Çok geçmeden filmin kurgusu aksiyondan çıktı...
Yüksek doz şiddet içeren, max.kanlı bir film oldu.
Kanda limit yoktu.
Şiddette limit belirtilmemişti...
Filmin sonu belirsizdi.
Tek gerçek Gamers ile Gray ölümleriydi.
Üstelik bu sadece bir aksiyon filmiydi.
Yön belirleyici homo sapiensi düşünmeden adım atmıştı.
Şimdi hasılat rekoru kırdı filmi
Fakat yeni film için ne Gamers
Ne de gray'LER KALMADI.
29 Haziran 2016 Çarşamba
#HAYVAN MEZBAHASI#
kendimi sorgulayan cümleler geçiyor kafamdan.
Aklım ayrı, kalbim ayrı, yaşadığım hayat ayrı.
Hiçbiri uymadı yine birbirine.
Keşke pişti olsaydım yine,
Keşke aynılaşsaydı bunlar.
Olmadı, olduramıyorum.
Bu dikiş tutmayan soğuk bir yara gibi.
Gözlerimin önüne düşen saçlarım değil,
Gözlerimin önüne düşen kollar var.
Suratıma vuran rüzgar değil,
Suratıma vuran kan damlaları.
Nefes alamadığım tek an buydu!
Sokak ortasında duran, gövdesinden ayrı küçük bebek!
Gözlerime bakıyordu.
Dizlerimin bağı çözüldü,
Yere düştüm...
Etrafımda çığlıklar vardı,
Algı sorunu yaşıyordum...
Hayat bu muydu???
Bu ise, benim için anlamı kalmamış demek ki.
Sessizliğim, bedenim ile ruhum arasındaki bağlantıyı kopardı.
Konuşamadığım anlardan biriydi bu.
Ellerim bağlandı,
Ayaklarım yoktu sanki,
Bu mezbaha da bile, cüzdanlara saldıranlar vardı.
Kopmuş bedenleriyle, hareket etmeye çalışan insanlar vardı,
Çocuklarını arayanlar vardı,
Can pazarından tutun,
Mal pazarına dönen bir hayvan mezbahasıydı sanki burası.
Ruhumun göç etmesi için, dua ettiğim tek andı.
Çaresizce bedenim ile verdiğim bir savaştı bu.
Bedenim bana ihanet ediyordu.
Kıpırdamıyordu,
Sanki, bu bedende kımıldayan tek şey gözlerim gibiydi.
Gözlerim ise perdeliydi sanki.
Bilinçsizce akıttığım tuzlu suya engel olamıyordum.
Bu bitmek bilmeyen bir kabustu.
Çok geçmeden bedenime yayılan bir ısı,
Beni kendime getirdi.
Fakat geç kalmıştım.
Bedenimin yarısı alev almıştı.
Mutlu son muydu bu?
Artık beden ve ruhun savaşı bitmiş miydi?
Hayvan mezbahasından çıkış yoktu.
Bunu o gün anladım.
Arafta şıkışıp kalındığı çoklu bir süreçti bu.
Bitmeyecek bir kabus,
Boğulmaya devam ettiğim, bir girdaptı.
27 Haziran 2016 Pazartesi
#ÖFKE NÖBETİ#
Her şey bir öfkeye yol açar oldu
Kendim ile konuşamadığım,
Konuşmaya korktuğum,
Konuşmaya korktuğum,
Her söylediğim kelimenin tuzak dolu olması,
Bana ağır mal oldu.
Susmayı,
Dilimi tutmayı,
Lal olmayı öğrenemedim gitti.
Bıkkınlığın arifesine ramak kalmıştı yaaa
Ramak falan değil....
Dibine vurdum
Bir kendime engel olsam,
En çok da kızgınlığım kendime...
Hayatıma karşı olan bütün müdahalelere susar oldum.
Kendime kızgınlığım,
Asıl öfkem kendime,
Kendimi bu soktuğum mağduriyete serzenişim.
Okyanusun ortasında,
Topladığım balıklar için, ödediğim para kadar saçma her şey.
Kendime bir zindan inşa ettim.
İçinde nefes alamadığım,
Beti benzi atmış duvarlı odalar
Kapkaranlık, ışıksız...
Tozlu her yer...
Yönümü seçemez haldeyim.
Tam oldu derken,
Bir deprem daha.
Bir yanılgı daha.
Bu boşa aldanışlarım,
Hep beynimin med cezirlerinden
Öğrenemedim bir türlü, tek yönlü gidişi...
Anlayamadım bir türlü,
Bu hayatta tek dostumun, bir kağıt parçası olduğunu.
Anlasam bile, algı seviyem şu ara çok düştü.
Aklımın odaları kilitli artık.
Açmaya korkar haldeyim...
Aptal olmak için çok geciktim.
Akıllı olmak için, yanlış sahnedeyim.
Bu süreç tam bir kaos....
Bildiğim tek şey var,
Fırtına ya sayılı günler kaldı....
23 Haziran 2016 Perşembe
#BİLİYORUM SUÇLU BENİM#
Saygının sırtını döndüğü
Sevginin boşluğa terk edildiği
Seviyesizliğin dibe vurduğu
Kaypak insancıkların türediği bu süreç tam bir kaos
Fark ettim ki ben yanlış zamandayım.
Yanlış zamanda yapılan bir oyuncağım.
Beynin geride kalması gerekli kılınan bu zaman,
Çapraşık bir zaman benim için.
Karmaşık oyuncaklar rafta şimdi
Saçları olan güzel bebekler devri şimdi.
Yüzü boyalı,
Teni kapalı bebek,
Seni sevme zamanı.
Sevin artık, Bu zaman tam senin zamanın.
Beyin korteksinin içine bakan yok!
Hacmi seni yorar, beni çıldırtır.
Ten güzelliğinin, alıklığını kapattığı bu süreci değerlendir!
Alıklığını yok sayacaklar,
Tenine tapacaklar yavru ceylan...
Kendi kendine kalamayacaksın
Ruhun çırpınışlara girer mi bilemem
Ama sen pişman olmazsın
Düşünebilecek bir Mküp meselesi bu
Önce yüzünü kaybettin, güzelliğim.
Ya o pamuk eller??
Şimdi karanlığın içinde, kendini bile saramaz haldeler.
Hep derdim ya sana;
Bu temiz kalbi kirletme,
Bu ruhu parçalama,
Ürkütme o bakışlarını,
Dik yürü, Ürkek bakarsan boynunu bükerler be çocuk!!!
Neden beni dinlemedin sanki?
Şimdi bu karanlık bana çok fazla.
Yardım istemeye yüzün yok biliyorum!
Ama ben ki, seni ben saydım.
Ben ki. ruhunu ruhuma eşitledim.
Kötüysen; ruhun bedeninin haykırışlarını, kulaklarıma yankılatır!
Bu yankı, bana beni unutturur.
Oysa sen...
Ben ruhumdaki son ışığı da kaybettiğimde, yanımdaydın.
Feryatlarıma aldırmadın.
Sadece sustun, bekledin.
Bekledin, gözlerimin içine bakıp acımla beslendin.
Şimdi ben yine kendimi yok sayacağım
Ve yine seni, kendi girdabından çıkaracağım.
Ve sen, yine bu yapılan sessiz el uzatışıma;
Aptal diyeceksin,
Kurtulduğun için gülümsemek yerine;
Yeniden alıklığa vuracaksın...
Hiçliğine doyamadığın şu günlerde,
Yine ve yeniden en büyük aptal benim...
Girdabında ölüme terk etmediğim için, suçlu benim.
Sevginin boşluğa terk edildiği
Seviyesizliğin dibe vurduğu
Kaypak insancıkların türediği bu süreç tam bir kaos
Fark ettim ki ben yanlış zamandayım.
Yanlış zamanda yapılan bir oyuncağım.
Beynin geride kalması gerekli kılınan bu zaman,
Çapraşık bir zaman benim için.
Karmaşık oyuncaklar rafta şimdi
Saçları olan güzel bebekler devri şimdi.
Yüzü boyalı,
Teni kapalı bebek,
Seni sevme zamanı.
Sevin artık, Bu zaman tam senin zamanın.
Beyin korteksinin içine bakan yok!
Hacmi seni yorar, beni çıldırtır.
Ten güzelliğinin, alıklığını kapattığı bu süreci değerlendir!
Alıklığını yok sayacaklar,
Tenine tapacaklar yavru ceylan...
Kendi kendine kalamayacaksın
Ruhun çırpınışlara girer mi bilemem
Ama sen pişman olmazsın
Düşünebilecek bir Mküp meselesi bu
Önce yüzünü kaybettin, güzelliğim.
Ya o pamuk eller??
Şimdi karanlığın içinde, kendini bile saramaz haldeler.
Hep derdim ya sana;
Bu temiz kalbi kirletme,
Bu ruhu parçalama,
Ürkütme o bakışlarını,
Dik yürü, Ürkek bakarsan boynunu bükerler be çocuk!!!
Neden beni dinlemedin sanki?
Şimdi bu karanlık bana çok fazla.
Yardım istemeye yüzün yok biliyorum!
Ama ben ki, seni ben saydım.
Ben ki. ruhunu ruhuma eşitledim.
Kötüysen; ruhun bedeninin haykırışlarını, kulaklarıma yankılatır!
Bu yankı, bana beni unutturur.
Oysa sen...
Ben ruhumdaki son ışığı da kaybettiğimde, yanımdaydın.
Feryatlarıma aldırmadın.
Sadece sustun, bekledin.
Bekledin, gözlerimin içine bakıp acımla beslendin.
Şimdi ben yine kendimi yok sayacağım
Ve yine seni, kendi girdabından çıkaracağım.
Ve sen, yine bu yapılan sessiz el uzatışıma;
Aptal diyeceksin,
Kurtulduğun için gülümsemek yerine;
Yeniden alıklığa vuracaksın...
Hiçliğine doyamadığın şu günlerde,
Yine ve yeniden en büyük aptal benim...
Girdabında ölüme terk etmediğim için, suçlu benim.
10 Haziran 2016 Cuma
BU AĞIR OLDU!!!
Kendi cehennemimde boğuluyorum
İçime attığım zifiri karanlığı dışa vurdu
Hala içimdeki balçığı yutmaya zorluyorum
Çevremdeki gereksiz,
Beni kullanmaya meyilli,
Maddi manevi kullanmayı planlayan,
Bütün örümcek kafalardan bıktım
Evet kendi cehennemimi oluşturdum belki
Fakat sizden tek kurtuluşum buydu
Ona rağmen hala yapıştınız
Sülük bile daha yararlı iken
Siz nasıl bu kadar gereksizsiniz
Aklım artık almıyor
Tanrı aşkına gidin artık
Yakamı,paçamı bırakın
Sizi artık duymak istemiyorum
Görmek istemiyorum
Derdinizi tasanızı toplayın
ve kendi pisliğine gömülün
Kendime artık yetemiyorum
Size yetişmekten kendimi unuttum
Bugün sondu!!!
Sizin gibi yalan alanında masterım yok
Sizin gibi tiyatro alanında uzman değilim
Doğru bulmadığım, insanlara yakın olamıyorum
Hümanistim,düşmanım bile olsa yardım ederim
Kabul ediyorum,biraz da aptalım
En kızdığım şey ise içine girdim bu çukurun
Çırpındıkça daha da dibe batıyor olmam
Artık kendimi duyamaz haldeyim.
Artık böyle devam edin,
Her gün biraz daha insanlığımı geride bırakır hale getirdiniz beni
Teşekkür ederim, Bedeli ağır olan bu terbiyesizliğiniz için!!!
Sizler için yaptığım onca şey hiç bir şeymiş.
Şimdi anlıyorum DELİ TEYZEYİ...
Ellerim kanlı,
Avuç içlerim param parça,
Göğsümde bir boşluk,
Gözlerim daha çok dalıyor,
Artık beynimde karanlık, sonu belirsiz labirentler var.
Hiçbir şey daha iyiye gitmiyor dayıcım.
Sen rahat uyu,
Bu dünya'nın tek gerçeklik algısı,
Şeytanların artık aramızda oluşu
Bu beden..
Bu ruhun ızdırabı..
bana kalan tek şey huzursuzluğum.
Bu huzursuzluk,
Bu alemin gerçek olduğunu gösteren somut tek şey.
İçime attığım zifiri karanlığı dışa vurdu
Hala içimdeki balçığı yutmaya zorluyorum
Çevremdeki gereksiz,
Beni kullanmaya meyilli,
Maddi manevi kullanmayı planlayan,
Bütün örümcek kafalardan bıktım
Evet kendi cehennemimi oluşturdum belki
Fakat sizden tek kurtuluşum buydu
Ona rağmen hala yapıştınız
Sülük bile daha yararlı iken
Siz nasıl bu kadar gereksizsiniz
Aklım artık almıyor
Tanrı aşkına gidin artık
Yakamı,paçamı bırakın
Sizi artık duymak istemiyorum
Görmek istemiyorum
Derdinizi tasanızı toplayın
ve kendi pisliğine gömülün
Kendime artık yetemiyorum
Size yetişmekten kendimi unuttum
Bugün sondu!!!
Sizin gibi yalan alanında masterım yok
Sizin gibi tiyatro alanında uzman değilim
Doğru bulmadığım, insanlara yakın olamıyorum
Hümanistim,düşmanım bile olsa yardım ederim
Kabul ediyorum,biraz da aptalım
En kızdığım şey ise içine girdim bu çukurun
Çırpındıkça daha da dibe batıyor olmam
Artık kendimi duyamaz haldeyim.
Artık böyle devam edin,
Her gün biraz daha insanlığımı geride bırakır hale getirdiniz beni
Teşekkür ederim, Bedeli ağır olan bu terbiyesizliğiniz için!!!
Sizler için yaptığım onca şey hiç bir şeymiş.
Şimdi anlıyorum DELİ TEYZEYİ...
Ellerim kanlı,
Avuç içlerim param parça,
Göğsümde bir boşluk,
Gözlerim daha çok dalıyor,
Artık beynimde karanlık, sonu belirsiz labirentler var.
Hiçbir şey daha iyiye gitmiyor dayıcım.
Sen rahat uyu,
Bu dünya'nın tek gerçeklik algısı,
Şeytanların artık aramızda oluşu
Bu beden..
Bu ruhun ızdırabı..
bana kalan tek şey huzursuzluğum.
Bu huzursuzluk,
Bu alemin gerçek olduğunu gösteren somut tek şey.
8 Haziran 2016 Çarşamba
#KİRALIK BEDENLERDEYİZ#
Arkadaşlar öncelikle ben imam hatip mezunu değilim
Fakat şöyle bir sorunum var
Takıntılı olduğum yönlerim var
Örnek olarak,kafamdaki soruları açıkta asla bırakamam
Her daim sonuç odaklı olan beyinciklerdenim
Farkındayım, bunun en büyük zararı bana
Her neyse,
Konuya dönelim...
Şimdi oruç tutuluyor, çok güzel.
Fakat neden tutuyorsunuz?
Cevap bana düşmez!
Fakat olay şu ki;
Kendiniz dışında, başka insanlara yanlış bilgi vermenize karşıyım!!!
Müslümanım diye gezinen insancıklar;
Önce bir din kitabını açıp, okuyun!
Sonra dışarıya bilgi aktarımı yapıp, labalaba yapabilirisiniz.
Geçen bu oruç mevzusunu,
yabancı uyruklu bir şahıs ile konuştum;
O: - "İki yıldır müslümanım sadece 1 kere oruç tuttum" dedi.
Ben: -"Neden?" dedim.
O: - "Din farklı, Aç insanları anlamak için oruç tutuluyor.
Bende o yüzden tutmuyorum" dedi.
"Tam anlamıyla haklı,tercih meselesi bu!"
Ben: - "Yanlış yönlendirmişler seni,
Oruç tutmak, aç insanları anlamak için; Doğru.
Fakat tek neden bu değil!
Bedeni temizlemek için,
Ruhu terbiye etmek için,
Kısaca genel anlamıyla;
Nefsimize söz geçirmek için tutmamız gereklidir.
Dinimizde oruç tutmak farzdır"dedim.
##############################
Beyni olan fakat kullanamayan insancıklarız;
Bazılarımız için bu doğru
Fakat oruç tutmak, bir beynimiz olduğunu hatırlatır bize
Hükmün bizde olduğunu gösterir.
###############################
Bu konuşmayı yapamadım tabi.
Sadece özetini anlattım.
Çünkü karşımdaki sorgulayan biriydi.
Kendimi ifade etmekte zorlanmadım.
Diğer beni rahatsız eden konu ise;
İnsanlara bu beden emanet olarak verildi.
Kiralık bedenlerdeyiz,
Karşılığında ruhumuza ve bedenimize iyi bakmalıyız.
Aslında dinin temeli burada yatıyor!
Orucu temiz niyetli tutanlar, sahura uyanmalı.
Neden mi?
Beden gün boyu aç,susuz,
Konu sadece açlık değil,
Konu sağlığınız!
Çünkü sizler çalıştıkça vücut da çalışır.
Sadece uyurken, vücut kendini yavaşlatır.
Bu yüzden önerim, iyi bir sahur yapmalısınız!
Size verilen emanetlere cefa çektirmeyin.
Kaş yapayım derken göz çıkarmayın.
Bir ayette şu yazıyordu;
Namazı kaçırdıysanız, Koşmayın!
Bedeni terletmeyin, yormayın!
Bu yüzden ki kaza namazlarınız var,
Sonuçta bu beden size emanet olarak verildi....
Her neyse, bu bilgiler çok okumaktan geçiyor.
Neredeyse bütün kitapları okudum.
Sadece en eski olan verileri okumak nasip olmadı henüz...
Çok zeki değilim
Beynim çok hasarlı.
Normalin dışındayım...
(Bu yazıyı biri rica ettiği için yazdım.Din özgür iradeli bir kuram. Kimseyi sorgulamak bana düşmez.Bu kişisel bir blog. Kendi düşüncelerimden ibaret.Kişisel düşüncelerinizi kendinize saklayın, lütfen.)
5 Haziran 2016 Pazar
Bir Aylık Müslüman
Bu yazım kendisine saygısı olmayanlara,
Ve kendisini kandıran,
Ne yaptığını bilmeyenlere,
Sırf yapmak için yapanlara ithafen yazıldı
Lütfen yarası olanlar üstüne alsın.
Şimdi bugün itibariyle, herkes müslüman oldu değil mi?
Nasıl mı, oruç tutarak güya dine olan bağlılığını gösteriyor.
Yanılıyorsun insancık zerresi,
O işler öyle yürümüyor,
Neden mi??
Ramazan ayı dışında da aç bu insanlar.
Sadece 1 aylık yaptığın yardım;
Senin kendini tatmin etmene yarayan bir saçmalıktan ibaret.
Şimdi bu bir ay oruç tutup,
Namaz kılınıyor bu güzel.
Çünkü nefsini terbiye ediyorsun.
Aslında bu da dinin güzel yönlerinden biri,
Neden mi?
Ruhunu ve bedenini arındırıyorsun.
Dur tahmin edeyim, bunu hiç biriniz düşünmediniz!
Sorun yok, geç değil.
Gel gelelim zorla tutan zümreye:
Kendinizi kandırıyorsunuz da, fakat diğer alemi kandırdığınızı sanıyorsunuz.
Oruç ve diğer bazı şartlar sizi cennete götürmez!
Sizin insancıklara olan davranışlarınız, sizi güzel bir yola sokar.
Yani bazılarınız "oley cennete gideceğim, hadi bir oruç tutayım."
Yok kardeş! o işler öyle yürümüyor.
En iyisi sen şöyle yap;
Ali Ağaoğlu gibi kendi cennetini yarat
Yarat da diğer insanları dinden soğutma artık.
Böylece kendini kandırmaya devam edeceksin,
fakat istemediğin orucu,namazı vs. yapmayacaksın,
Rahat ol ARTIK!
Dışarıdan herkesi kandırdığını zannetmekten yorulmadın mı!
Hadi, kendini de kandırmakta çok başarılısın da,
Ama bak bu işler böyle gitmez,
Dine inancı olan insanlara yazık,
Senin gibi sefil insancık zerreleri ne yaptığını bilmediği sürece,
Aç olan varlıklar, sadece ramazan ayı denen ayda hatırlanacak.
Kalk silkelen!
İstemediğin şeyleri, yapmayı seviyormuşsun gibi göstermekten vazgeç.
Azıcık kendine saygı duy,
Hadi boşver! Kendine saygı duyamazsın ki.
Parana saygı duy,
bunu güzel yaparsın.
Ya da vazgeçtim,
Sen böyle devam et!
En azından bir ay,
Sadece bir ay,
Gereksiz sesleri duymayacağımız, şanslı bir ay bu.
Bu ay ki huzurun dibine vurulacak bir ay.
Dedikodularınız hem birikecek,
Azıcı fesatlık yapamayacaksınız,
En azından iftar yemeğine kadar susacaksınız.
Güzel bir ay bizi bekliyor dostcuklar
Gözümüz gönlümüz aydın olsun dostcuklar
Sevgili dostcuklar,
Bu ay insancık zerrelerini ekart etmiş olacağız.
Dip Not: Lütfen sadece bu ay yardım etmeyin
Her daim birilerinin elinden tutun
Türü fark etmiyor
Sadece içinizden gelen samimiyetle yapın
Başka şeylerin arkasına sığınarak yapmayın.
Ve kendisini kandıran,
Ne yaptığını bilmeyenlere,
Sırf yapmak için yapanlara ithafen yazıldı
Lütfen yarası olanlar üstüne alsın.
Şimdi bugün itibariyle, herkes müslüman oldu değil mi?
Nasıl mı, oruç tutarak güya dine olan bağlılığını gösteriyor.
Yanılıyorsun insancık zerresi,
O işler öyle yürümüyor,
Neden mi??
Ramazan ayı dışında da aç bu insanlar.
Sadece 1 aylık yaptığın yardım;
Senin kendini tatmin etmene yarayan bir saçmalıktan ibaret.
Şimdi bu bir ay oruç tutup,
Namaz kılınıyor bu güzel.
Çünkü nefsini terbiye ediyorsun.
Aslında bu da dinin güzel yönlerinden biri,
Neden mi?
Ruhunu ve bedenini arındırıyorsun.
Dur tahmin edeyim, bunu hiç biriniz düşünmediniz!
Sorun yok, geç değil.
Gel gelelim zorla tutan zümreye:
Kendinizi kandırıyorsunuz da, fakat diğer alemi kandırdığınızı sanıyorsunuz.
Oruç ve diğer bazı şartlar sizi cennete götürmez!
Sizin insancıklara olan davranışlarınız, sizi güzel bir yola sokar.
Yani bazılarınız "oley cennete gideceğim, hadi bir oruç tutayım."
Yok kardeş! o işler öyle yürümüyor.
En iyisi sen şöyle yap;
Ali Ağaoğlu gibi kendi cennetini yarat
Yarat da diğer insanları dinden soğutma artık.
Böylece kendini kandırmaya devam edeceksin,
fakat istemediğin orucu,namazı vs. yapmayacaksın,
Rahat ol ARTIK!
Dışarıdan herkesi kandırdığını zannetmekten yorulmadın mı!
Hadi, kendini de kandırmakta çok başarılısın da,
Ama bak bu işler böyle gitmez,
Dine inancı olan insanlara yazık,
Senin gibi sefil insancık zerreleri ne yaptığını bilmediği sürece,
Aç olan varlıklar, sadece ramazan ayı denen ayda hatırlanacak.
Kalk silkelen!
İstemediğin şeyleri, yapmayı seviyormuşsun gibi göstermekten vazgeç.
Azıcık kendine saygı duy,
Hadi boşver! Kendine saygı duyamazsın ki.
Parana saygı duy,
bunu güzel yaparsın.
Ya da vazgeçtim,
Sen böyle devam et!
En azından bir ay,
Sadece bir ay,
Gereksiz sesleri duymayacağımız, şanslı bir ay bu.
Bu ay ki huzurun dibine vurulacak bir ay.
Dedikodularınız hem birikecek,
Azıcı fesatlık yapamayacaksınız,
En azından iftar yemeğine kadar susacaksınız.
Güzel bir ay bizi bekliyor dostcuklar
Gözümüz gönlümüz aydın olsun dostcuklar
Sevgili dostcuklar,
Bu ay insancık zerrelerini ekart etmiş olacağız.
Dip Not: Lütfen sadece bu ay yardım etmeyin
Her daim birilerinin elinden tutun
Türü fark etmiyor
Sadece içinizden gelen samimiyetle yapın
Başka şeylerin arkasına sığınarak yapmayın.
4 Haziran 2016 Cumartesi
Dibini Göremeyene Selamlar
kendime tahammül sınırını aştım
ayaklarıma batan dikenleri yok sayarak koşuyorum
yorgunum, en çok da kendime bıkkınlığım
bu cehennem beni aştı
aklım dağıldı
toz bulutları içinde düşlerim
düş olduğunu anlamak bile zorlaşmış belli ki
toz kalıplarının arasına saklanır iken buldum onları
anladım ki geri de kalmış, düş kavramım
beynim olumlu veya olumsuz ayrımını bırakalı çok olmuş
haberim yok kendimden
benlik duygum kalmadı artık
yerime karar veren farklı karakterlerim var artık
Günün anlam ve önemi şu ki; bataklık gülü hep batakta kalmalı
elimi attığım ilk anda kirletti beni
yardımı haketmiyorsun yavru ceylan
Anladım ki o bataklığın tek pisliği sensin
Aptallığın tek sınırı, kendini zeki sanman
Acıyorum sana, neden mi!!!
Pislikliğine
saf görünen o bebek yüzüne lanet olsun
İpin ucuna bıraktın beni
Halatı boynuma taktın
tabureyi salla ve bırak
Korkaksın sen derdim ama değil
sen aptal görünümlü zeki şeytanlardansın
Düşüp ağlama numarası yapan yavşaklardansın
Benim gibileri hiç anlamayacaksın,yazık sana
Bizler ki eğilip kalkarız.Düşmeyiz!!!
Sen sana uzatılan yemek tabağına tüküren pisliklerdensin
Lafım yanlış anlaşılmasın
bugün o cümleyi kulandığım;"Lafım sana değil".
Asıl bunu bilmesi gereken kişilik bozukluğu olan şahıs hiç bilemeyecek
Çünkü işine gelmeyecek
Kendini yabancılara adayıp, dibini göremeyen insana selamlar..
ayaklarıma batan dikenleri yok sayarak koşuyorum
yorgunum, en çok da kendime bıkkınlığım
bu cehennem beni aştı
aklım dağıldı
toz bulutları içinde düşlerim
düş olduğunu anlamak bile zorlaşmış belli ki
toz kalıplarının arasına saklanır iken buldum onları
anladım ki geri de kalmış, düş kavramım
beynim olumlu veya olumsuz ayrımını bırakalı çok olmuş
haberim yok kendimden
benlik duygum kalmadı artık
yerime karar veren farklı karakterlerim var artık
Günün anlam ve önemi şu ki; bataklık gülü hep batakta kalmalı
elimi attığım ilk anda kirletti beni
yardımı haketmiyorsun yavru ceylan
Anladım ki o bataklığın tek pisliği sensin
Aptallığın tek sınırı, kendini zeki sanman
Acıyorum sana, neden mi!!!
Pislikliğine
saf görünen o bebek yüzüne lanet olsun
İpin ucuna bıraktın beni
Halatı boynuma taktın
tabureyi salla ve bırak
Korkaksın sen derdim ama değil
sen aptal görünümlü zeki şeytanlardansın
Düşüp ağlama numarası yapan yavşaklardansın
Benim gibileri hiç anlamayacaksın,yazık sana
Bizler ki eğilip kalkarız.Düşmeyiz!!!
Sen sana uzatılan yemek tabağına tüküren pisliklerdensin
Lafım yanlış anlaşılmasın
bugün o cümleyi kulandığım;"Lafım sana değil".
Asıl bunu bilmesi gereken kişilik bozukluğu olan şahıs hiç bilemeyecek
Çünkü işine gelmeyecek
Kendini yabancılara adayıp, dibini göremeyen insana selamlar..
Şeytanlar Alemi
Kendimle çeliştiğim bir savaşın içindeyim
şu günlerde kendime tahammülüm yok
kendimi duymaktan bıktım
son ışığın gölgesi de gitti
artık yapacağım şeylerden korkuyorum
Bocalamalarımın şiddeti arttı
algı sorunu yaşadığım şu günlerde tek dostum kendimim
en büyük düşmanımda kendimim
içimdeki şeytanlarla yaşamak çok yorucu
hepsine birden uyum sağlamak çok zor
fakat beni dizginleyen tek şey beyin uyuşukluğum
beynimi uyuşturmadığım takdirde bir karmaşa girdabı oluşuyor
bu girdap alacakaranlığın tam ortasında oluyor
Bugün yine o girdapta çırpınıyorum
nefes alamıyorum
göğsümün sıkışıklığı bedenimin kaskatı olmasına neden oluyor
ölüm ile yaşam arasında sıkıştım yine
Bu arafta kalmak tam bir cehennem
Kendi cehennemimi yarattım ben
yanımda sürüklediğim tek beden kendimim
çok fazla varlıkla yaşıyorum
kimseye zarar vermek istemem
bu arafta kimseye yer yok
tek bir beden gerekli!!!
tek bir kurban
bazen gönüllü olmalı insan
koşulsuz şartsız bir adım atmalı
görünürde kurban çok fazla
fakat bir bedende yaşayan şeytancıklara yaranmak çok zor
hepsini mutlu etmeli ki bende mutlu olayım
Peki bakalım sizler dönün hadi
ben yola devam etmeliyim
fiziki anlamda hep yek, hep tek..
Kendime yettiğim şu alemde
Kendinize zaman ayırın, bana değil
Kalp atışlarınızı, ruh halinizi görmekten sıkıldım
Kendim yeterim bu cehenneme
Daha fazla karanlık istemiyorum
Zifiri karanlığın ortasında,
kendi girdabımda boğulduğum yeter bana
1 Haziran 2016 Çarşamba
GÜNÜN GÖLGE İNSANCIĞI
hayatın kısır döngüsüne hoşgeldiniz
hergün bir önceki günün gölgesi
belki de, bir önceki günün gölgesi ile yaşamak için yaratılmışızdır
şu süreçte anladığım tek şey var;
o da şu ki, değişken tek etken ruhum
çevre, insanlar,ortam hep aynı
sadece gölgeler şekil dalgaları yaratıyor
kendimle kaldığım şu süreçte çok şey değiştirdim
ilk sıramda tabi ki kendim yatıyorum, nasıl mı?
şöyle ki; fütursuzca dilime geleni söylüyorum
belki iyi belki kötü
ilk defa zerre umrumda değil
hayat bu ya, kendin çiz; kendin yönet
sahi! cidden öyle mi???
ki böyle bir cümle var ise,
gerçeklik yüzdesi sanallığıyla yarı yarıyadır
yılan kuyruğuna geri döndüğüne göre
olasılık hesaplamaya devam etmeli mi?
çelişki sürecini es geçmeli mi?
yine askılarda gölgeler çoğaldı
pencere çerçeveleri oynamaya başladı
fütursuzca değişen renk huzmeleri ile doldu ruhum bu gece
ne varsa insanın tekliğinde vardır derler
bu cümlenin nedeni ise; hata paylarından çıkarılan derslerdir...
çünkü kendimize en yakın olduğumuz zaman dilimi, yalın olduğumuz süreçtir.
beyin yorgun
rüyalar isyankar
hayaller gri
beynimi ceplerime doldurdum
paylaşmam gerekmediğini anladım; karşımdaki suretlerden
gerekli gördüğüm onca şey, şu son 1 hafta'da ifade eksikliğinden öldü
sağlık diyelim... hayat bu ya!!!
hatice'ye değil neticeye bak
diğeriyle değil, kendinle oyalan
hergün bir önceki günün gölgesi
belki de, bir önceki günün gölgesi ile yaşamak için yaratılmışızdır
şu süreçte anladığım tek şey var;
o da şu ki, değişken tek etken ruhum
çevre, insanlar,ortam hep aynı
sadece gölgeler şekil dalgaları yaratıyor
kendimle kaldığım şu süreçte çok şey değiştirdim
ilk sıramda tabi ki kendim yatıyorum, nasıl mı?
şöyle ki; fütursuzca dilime geleni söylüyorum
belki iyi belki kötü
ilk defa zerre umrumda değil
hayat bu ya, kendin çiz; kendin yönet
sahi! cidden öyle mi???
ki böyle bir cümle var ise,
gerçeklik yüzdesi sanallığıyla yarı yarıyadır
yılan kuyruğuna geri döndüğüne göre
olasılık hesaplamaya devam etmeli mi?
çelişki sürecini es geçmeli mi?
yine askılarda gölgeler çoğaldı
pencere çerçeveleri oynamaya başladı
fütursuzca değişen renk huzmeleri ile doldu ruhum bu gece
ne varsa insanın tekliğinde vardır derler
bu cümlenin nedeni ise; hata paylarından çıkarılan derslerdir...
çünkü kendimize en yakın olduğumuz zaman dilimi, yalın olduğumuz süreçtir.
beyin yorgun
rüyalar isyankar
hayaller gri
beynimi ceplerime doldurdum
paylaşmam gerekmediğini anladım; karşımdaki suretlerden
gerekli gördüğüm onca şey, şu son 1 hafta'da ifade eksikliğinden öldü
sağlık diyelim... hayat bu ya!!!
hatice'ye değil neticeye bak
diğeriyle değil, kendinle oyalan
29 Mayıs 2016 Pazar
#HOŞçaKALIN sevgili insanCIKLAR#
Nefesimin kesildiği,
Huzurumun kaybolduğu şu lanet günlerdeyim.
Sona yaklaşmak bu olsa gerek.
Hergün bir adım daha...
Bedenimin sabrına hayranım,
Ruhum feryatlar içinde,
Can çekişmelerim son bulmak bilmiyor!
Her kafadan bir ses çıkıyor, yine ve yine...
En başa sardım.
Her daim yepyeni desem de...
Son hep baki kalıyor ne yazık ki!!!
Sonu bile bile adım atıyorum.
Fakat artık yapmayacağım bunu!
Sonunu bildiğim yola gideceğim artık!
En azından kötüyse, hazırım.
İyiyse, hazırım.
Sonuçta, yolun sonunu biliyorum.
Olasılık hesaplarım yine fos çıktı.
Annem derdi "şanslı kızım benim.."
Babam derdi "kızım bizim şansımız yok,şansına güvenme..."
Gel gelelim ben de şans oyununa yer iken, yer verdim.
Yanlışlarla doldu bu yolum,
Şans şans şans,
Yanılgı payına yer bırakmadan yaşayan ben,
Şansı önüme koyup, belki dedim...
Aptallık ya bu!
Aptallığımla oturdum yine.
Bir hikayenin daha sonuna geldim.
Artık hata yok!
Süreç azaldı,
Ruh bedenden çıkmak için yakarışta.
Bu son adım,
Bu son yol,
Son kapı,
Hayatıma artık olasılık hesabına yer vermeyeceğim!!!
Orta yolu bulamayan ben!
Kendimi şaşıran yine ben!
Sonum taşa takılıp yuvarlandıysa,
Balçığa saplanıp, yeniden çıkadabilir!
Yeni güne, yeni bir başlangıç lazım.
Yeni bir karanlığa merhaba zamanı.
Ruhumu karanlığa teslim etme zamanı.
Aydınlığın son bulduğu şu günde,
Herkesi gömüyorum!
İlk etapta kendimle başladım işe.
Hepiniz için yaptım bunu.
Ben bana yeterim!
Haydi artık dağılın!
Herkes kendi yoluna!
Benden uzak, aydınlığınıza gömülme zamanı.
Nasihatlerinizi cebinize koyup, defolun lütfen!
Sizi dinleyecek kulaklar yok artık.
Konuşacak dil yok,
Size tahammül edecek, gözlerden eser kalmadı artık.
Uzatmayın artık ne olur!!!
Göçebenin yola çıkma zamanı geldi...
#HOŞçaKALIN sevgili insanCIKLAR#
26 Mayıs 2016 Perşembe
YENİDEN GÖLGELERİN İÇİNDE
günün içinden gölgeler belirdi yeniden
yeniden sizlerle olmak ne mutlu
pek huzur kalmadı doğrusu
ruhun yorgunluğu dibe vurdu
beynim uyuşuk
ve yeniden anladım ki sadece gölgelerden ibaret bu hayatım
asıl olan ölü
ebediyetin sonu karanlığa vurdu yeniden
dipsiz bir çukura girdim
girdabın nereden başladığını bilmeden, ters yöne kürek çekiyorum
fakat artık anladım ki
boşa kürek çekmek deyiminin anlamını
dedemin de söylediği gibi; "yön bilmiyorsan kürek çekme!!!"
Artık bunu yapacağım
daha önce "akar yolunu bulur"derdim!
fakat bu büyük bir yalan
su yolunu bulur da, ya o balıklar?
ya suyun yönü bir balçığa gidiyorsa?
ya suyun yönü pisliğe gidiyorsa?
Tekrardan bir son ile başbaşayım
ya beden ya ruh
ya para ya ruh
peki ama hangisi önemli
şşşttt!!! cevabı biliyoruz hepimiz
en çok da beni tanıyanlar !!!
Bu saçma salak günlerimde,
yanımda olan bütün düşmancıklarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..
ve arkadaş dediğim kişiliklerinde,gereksiz kategorisine girdiklerini gördüğüm şu günlerde,
yine kendimi suçluyorum.
hep vakit kaybıymış.
fakat tekrarı artık olmayacak!
teşekkürler bana bıraktığınız bu karanlık kalp için...
yeniden sizlerle olmak ne mutlu
pek huzur kalmadı doğrusu
ruhun yorgunluğu dibe vurdu
beynim uyuşuk
ve yeniden anladım ki sadece gölgelerden ibaret bu hayatım
asıl olan ölü
ebediyetin sonu karanlığa vurdu yeniden
dipsiz bir çukura girdim
girdabın nereden başladığını bilmeden, ters yöne kürek çekiyorum
fakat artık anladım ki
boşa kürek çekmek deyiminin anlamını
dedemin de söylediği gibi; "yön bilmiyorsan kürek çekme!!!"
Artık bunu yapacağım
daha önce "akar yolunu bulur"derdim!
fakat bu büyük bir yalan
su yolunu bulur da, ya o balıklar?
ya suyun yönü bir balçığa gidiyorsa?
ya suyun yönü pisliğe gidiyorsa?
Tekrardan bir son ile başbaşayım
ya beden ya ruh
ya para ya ruh
peki ama hangisi önemli
şşşttt!!! cevabı biliyoruz hepimiz
en çok da beni tanıyanlar !!!
Bu saçma salak günlerimde,
yanımda olan bütün düşmancıklarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..
ve arkadaş dediğim kişiliklerinde,gereksiz kategorisine girdiklerini gördüğüm şu günlerde,
yine kendimi suçluyorum.
hep vakit kaybıymış.
fakat tekrarı artık olmayacak!
teşekkürler bana bıraktığınız bu karanlık kalp için...
14 Mayıs 2016 Cumartesi
SESSİZ TERKEDİŞ
sağım solum yine ayrı alemde
ne ben onlara sahip çıkabildim;
ne de onlar bana
ben talan oldum
suskunlaştım
kendimi anlayamaz oldum
çoğu zaman kendimi cezalandırdığımı düşünüyorum
evet, bu hakikatin ta kendisi
kendimi sevmiyorum
narsistliğimi sadece lafta dile getirdiğimi anladığımdan bu yana,
çok şeyi yolda bıraktım
çok çok benlik kaldı yerde
taşlara takılan tokalar
taşlara takılan ayakkabılar
taşlara takılan ruhlar
taşların dibine çöken ruhlar oluştu
bu alem karmaşık bir alem
başı ölüm,sonu yaşam
ben yaşadım ve öldüm
yürümüyor benlik duygum
sonun başlangıcını geride bırakmayı öğrettiler bana
ben sondayım fakat yeni başlayan bir dip alem bu
asla kaybetmek yok
saçma oyunlar yok
yeri belli sonu belli
sürecin ortası bu
kendimden korktuğum cevaplar veriyorum
kendimden sakladığım sorularım var
kendime itiraf edemediğim sonuçlar var
beklemek sadece zamanı algısını kabullenmekten ibaret
annemin verdiği o sırdan sonra hayatım değişti
oyun bitti
gerçeğin kendisi ile yüzüyorum
beni aşacak bir şey kalmadı
tek engelim kendimi kandırışlarım
buna mecburum bu bir ilke !
bu bir amaç !
evet kendimi kandırmak zorundayım!
çünkü bunu yapmazsam, sonuçları çok ağır olacak!
ve bu bedeli ağır ödeyecek kişiler ve nesneler var !
sessizlik şu ara en büyük silahım !!!
ne ben onlara sahip çıkabildim;
ne de onlar bana
ben talan oldum
suskunlaştım
kendimi anlayamaz oldum
çoğu zaman kendimi cezalandırdığımı düşünüyorum
evet, bu hakikatin ta kendisi
kendimi sevmiyorum
narsistliğimi sadece lafta dile getirdiğimi anladığımdan bu yana,
çok şeyi yolda bıraktım
çok çok benlik kaldı yerde
taşlara takılan tokalar
taşlara takılan ayakkabılar
taşlara takılan ruhlar
taşların dibine çöken ruhlar oluştu
bu alem karmaşık bir alem
başı ölüm,sonu yaşam
ben yaşadım ve öldüm
yürümüyor benlik duygum
sonun başlangıcını geride bırakmayı öğrettiler bana
ben sondayım fakat yeni başlayan bir dip alem bu
asla kaybetmek yok
saçma oyunlar yok
yeri belli sonu belli
sürecin ortası bu
kendimden korktuğum cevaplar veriyorum
kendimden sakladığım sorularım var
kendime itiraf edemediğim sonuçlar var
beklemek sadece zamanı algısını kabullenmekten ibaret
annemin verdiği o sırdan sonra hayatım değişti
oyun bitti
gerçeğin kendisi ile yüzüyorum
beni aşacak bir şey kalmadı
tek engelim kendimi kandırışlarım
buna mecburum bu bir ilke !
bu bir amaç !
evet kendimi kandırmak zorundayım!
çünkü bunu yapmazsam, sonuçları çok ağır olacak!
ve bu bedeli ağır ödeyecek kişiler ve nesneler var !
sessizlik şu ara en büyük silahım !!!
6 Mayıs 2016 Cuma
Avuç içlerimdeki çizgiler
Acı yürekte bir feryat kopardı sonunda
Nefesimi kestiğini hissettim
Midemde bir sancı
Boğazımda bir yumru...
Bu anı hiç unutmayacağım
Son süreç bir yanardağ patlaması yarattı bende
Tabiri caiz ise bir dönüm noktasıydı
Belki iyi , belki kötü olacak bu son
Fakat benim kendi benliğimin artık huzura varması için bu gerekliydi
Taşlaştım artık
Gün geçtikçe uzaklaştım ışıktan
Merhamet damarlarımda gezmesi mümkün olmayan bir mürekkep lekesi
Damarlarımda oldukça kan var , bir daha asla... !!!
Tölere edebileceğim bir durum kalmadı.
Kendi yerime sakladığım ey insan zerreciği,
Senin son bulduğun bu verimli toprakta
Artık sayende bataklıklar oluştu
Bu saatten sonra olsa olsa senin varlığın, bataklık gülü olur
Bu sana olan saygımın kırıntısıydı
Sevgimi dün gece bir alev ve suyla söndürdün
Sessizliğim korkutsun seni
Kimse bu kadar değersiz hissettirmemişti
Kırgınım ama önemi yok
Dün dünde kaldı
Ben düne bakmam, dünde bırakarak yaşarım
Bunu istedin
Artık son kaçınılmaz
Korkum sana değil kendi yapacaklarımdan
Kalbim buzlaştı.
Teşekkür ederim bataklık gülü
Sayende insanlığımın son ışığı da geride kaldı
Dün gece yastığımı ıslatan gözyaşlarımla beraber
Sana olan güvenimde aktı
Sana olan sevgim de aktı, aktı ve gitti...
Dünden kalan tek şey
Avuç içlerimdeki çizgiler
Teşekkür Ederim Güven için...
Nefesimi kestiğini hissettim
Midemde bir sancı
Boğazımda bir yumru...
Bu anı hiç unutmayacağım
Son süreç bir yanardağ patlaması yarattı bende
Tabiri caiz ise bir dönüm noktasıydı
Belki iyi , belki kötü olacak bu son
Fakat benim kendi benliğimin artık huzura varması için bu gerekliydi
Taşlaştım artık
Gün geçtikçe uzaklaştım ışıktan
Merhamet damarlarımda gezmesi mümkün olmayan bir mürekkep lekesi
Damarlarımda oldukça kan var , bir daha asla... !!!
Tölere edebileceğim bir durum kalmadı.
Kendi yerime sakladığım ey insan zerreciği,
Senin son bulduğun bu verimli toprakta
Artık sayende bataklıklar oluştu
Bu saatten sonra olsa olsa senin varlığın, bataklık gülü olur
Bu sana olan saygımın kırıntısıydı
Sevgimi dün gece bir alev ve suyla söndürdün
Sessizliğim korkutsun seni
Kimse bu kadar değersiz hissettirmemişti
Kırgınım ama önemi yok
Dün dünde kaldı
Ben düne bakmam, dünde bırakarak yaşarım
Bunu istedin
Artık son kaçınılmaz
Korkum sana değil kendi yapacaklarımdan
Kalbim buzlaştı.
Teşekkür ederim bataklık gülü
Sayende insanlığımın son ışığı da geride kaldı
Dün gece yastığımı ıslatan gözyaşlarımla beraber
Sana olan güvenimde aktı
Sana olan sevgim de aktı, aktı ve gitti...
Dünden kalan tek şey
Avuç içlerimdeki çizgiler
Teşekkür Ederim Güven için...
21 Nisan 2016 Perşembe
Devamsız kelimeler
Bazen sadece sen sensindir
senle başlar tüm heceler
senle başlar tüm kelimeler
senle devam eder tüm cümleler
Bazen daha iyisi yoktur
realist olmalı insan
varsa varlığıyla devam etmeli
yoksa yokluğuyla dalga geçmeli
bu dalgalı deniz senide boğmaya başlamamalı
başladıysa, yüzmeyi öğrenmeli
ya da dostum çırpınmadan ölmelisin
hayat seni kendine yöneltmez
sana öğretmez eylemlerini
kendin bir felakete öncülük etmelisin
ki ders alasın
ya da okyanusun girdabına kapılır gidersin
ki bu sonun başlangıcıdır.sanma ki ,bitiş bu
aslında başlangıçtır bu
amaçsızca gidemez bir ruh
sadece haps olur bu ruh
ruhun özgürlüğü zordur
önce kayalar
sonra toprak
çok sonra hava olsa da
nefes aldırmaz ki bu kafesler
zindandır her yer
her yer dört duvar
illede somut olmasını bekleme
asıl zorluk soyut olandır
asıl acı ruhta ise kurtuluş karanlıktadır
karanlık ise girilmesi zor bir yapıdır
aslın varlığı karanlık olsa da
ruhun ebedi karanlıkta olsa da
kurtuluş karanlığa kaldıysa...
unut kurtulmayı
es geç kendi ruhunu
olan bedene sarılmayı öğren sadece
aslın senin bedeninde saklandığını hayal et sadece
hayaller sessizlikte gizlidir
kimse karışmaz onlara
hayaller yalan olsa da sadece düşün
hayal etmek zorunda değilsin sen
sadece düşünmeyi dene...
senle başlar tüm heceler
senle başlar tüm kelimeler
senle devam eder tüm cümleler
Bazen daha iyisi yoktur
realist olmalı insan
varsa varlığıyla devam etmeli
yoksa yokluğuyla dalga geçmeli
bu dalgalı deniz senide boğmaya başlamamalı
başladıysa, yüzmeyi öğrenmeli
ya da dostum çırpınmadan ölmelisin
hayat seni kendine yöneltmez
sana öğretmez eylemlerini
kendin bir felakete öncülük etmelisin
ki ders alasın
ya da okyanusun girdabına kapılır gidersin
ki bu sonun başlangıcıdır.sanma ki ,bitiş bu
aslında başlangıçtır bu
amaçsızca gidemez bir ruh
sadece haps olur bu ruh
ruhun özgürlüğü zordur
önce kayalar
sonra toprak
çok sonra hava olsa da
nefes aldırmaz ki bu kafesler
zindandır her yer
her yer dört duvar
illede somut olmasını bekleme
asıl zorluk soyut olandır
asıl acı ruhta ise kurtuluş karanlıktadır
karanlık ise girilmesi zor bir yapıdır
aslın varlığı karanlık olsa da
ruhun ebedi karanlıkta olsa da
kurtuluş karanlığa kaldıysa...
unut kurtulmayı
es geç kendi ruhunu
olan bedene sarılmayı öğren sadece
aslın senin bedeninde saklandığını hayal et sadece
hayaller sessizlikte gizlidir
kimse karışmaz onlara
hayaller yalan olsa da sadece düşün
hayal etmek zorunda değilsin sen
sadece düşünmeyi dene...
30 Mart 2016 Çarşamba
Talihsiz Serüven
Büyük Sessizlik başladı
ruhum yine sıkışıyor
alacakaranlıktayım
sesim çıkmıyor
kimse yok
yine yalınım,
yine kimsesiz
yine savunmasız
hayat hep kendini tekrarlıyor
yorgun olmana müsade etmiyor
hiçliğin vurduğu şu son saatlerde,
ben yine benimleyim
zamanın tek anlamı
güneşin doğup, batması olmasa gerek
fakat ne yazık ki öyle..
bunu durdurmak lazım desem de, sakın ha! inanmayın
çünkü buna ne benim cesaretim var
ne de sonra ki muhabbete inancım ...
sonuçta; benim için her şey bir yalan
koca bir karanlıktan ibaret oldu her şey
bu talihsiz serüvenin bir sonu yok
bu ipin ucu kaçtı
söküğü bitirene kadar,ip sökülecek.
en baştan başlama fırsatım yok
sonu ya da ortası da yok
ne ben boşa kürek çekeyim,
ne de siz boşuna labalaba yapın
herkes kendi işinde,gücünde olsun
bu bana yapacağınız en büyük iyilik olacak.
ruhum yine sıkışıyor
alacakaranlıktayım
sesim çıkmıyor
kimse yok
yine yalınım,
yine kimsesiz
yine savunmasız
hayat hep kendini tekrarlıyor
yorgun olmana müsade etmiyor
hiçliğin vurduğu şu son saatlerde,
ben yine benimleyim
zamanın tek anlamı
güneşin doğup, batması olmasa gerek
fakat ne yazık ki öyle..
bunu durdurmak lazım desem de, sakın ha! inanmayın
çünkü buna ne benim cesaretim var
ne de sonra ki muhabbete inancım ...
sonuçta; benim için her şey bir yalan
koca bir karanlıktan ibaret oldu her şey
bu talihsiz serüvenin bir sonu yok
bu ipin ucu kaçtı
söküğü bitirene kadar,ip sökülecek.
en baştan başlama fırsatım yok
sonu ya da ortası da yok
ne ben boşa kürek çekeyim,
ne de siz boşuna labalaba yapın
herkes kendi işinde,gücünde olsun
bu bana yapacağınız en büyük iyilik olacak.
12 Ocak 2016 Salı
İpteki Dans
Her günüm bir önceki ile aynılaştı.
Sabahlarım, geceye karıştı.
Geceler, sonsuz karanlığa...
Uyumak göz sancısına iyi geliyormuş da,
Beyin sancısına işkence imiş!
Uyumaktan korkar oluyor insan,
Uyanık iken uyuşukluk hissi olsa da,
Uyurken her şey daha kanlı canlı.
Bu bir işkence,
Ne zaman bitecek bu!
Bıkkınım kendime,
Bıkkınım bu hayata,
Her uyandığım güne bir eksi ile başlıyorum.
Her uyuduğum gece bir kırık camla kapatıyorum gözlerimi.
Artık olduramıyorum.
Çok zorluyorum benliğimi,
Bu boşluğa yürümek gibi,
Karanlığa alışmış kayıp bir ruh bendeki,
Çırpınışlar sona ermiş durumda.
Dinginim...
Ve artık daha çok isteksizim...
Sonun başlangıcı uzak olmamalı!!!
Sabahlarım, geceye karıştı.
Geceler, sonsuz karanlığa...
Uyumak göz sancısına iyi geliyormuş da,
Beyin sancısına işkence imiş!
Uyumaktan korkar oluyor insan,
Uyanık iken uyuşukluk hissi olsa da,
Uyurken her şey daha kanlı canlı.
Bu bir işkence,
Ne zaman bitecek bu!
Bıkkınım kendime,
Bıkkınım bu hayata,
Her uyandığım güne bir eksi ile başlıyorum.
Her uyuduğum gece bir kırık camla kapatıyorum gözlerimi.
Artık olduramıyorum.
Çok zorluyorum benliğimi,
Bu boşluğa yürümek gibi,
Karanlığa alışmış kayıp bir ruh bendeki,
Çırpınışlar sona ermiş durumda.
Dinginim...
Ve artık daha çok isteksizim...
Sonun başlangıcı uzak olmamalı!!!
6 Ocak 2016 Çarşamba
Sahte Gülen Surat
Hayat çaresizlik oyunu...
Sen yerden kalkmaya çalıştıkça,
Bir çelme daha takıyor.
Elini uzatıyor gibi görünüyor,
Sen adım attığın an elini geri çekiyor.
Gel diyor,
Gidiyorsun! defol diyor,
Yolluyor seni.
Kendini gösteriyor!
Güzel bir fragman izletiyor sana,
Kötü olan her şeyi kırpıyor...
Kendini kandırmaya o kadar heveslisin ki,
Evet yine kandırıyor seni,
Sen adım atıyorsun tekrar ona...
Bu fragmandaki tek güzel şey,
Gözlerin yaşlarla doluyken bile,
Gülümsemeni bozmaman oluyor.
Hayat durmuyor,
Tekrar bir çaresizliğin eşiğine sürüklüyor seni,
Durmuyor, o durmaktan nefret eder.
Bu sefer, seni sana düşman ediyor.
Kendinden nefret ettiriyor.
Sahteliklere sırtını dönen sen,
Bu sefer onlardan medet umar oluyorsun...
Hayat, kahpeliğin maskelerini birbir gösteriyor.
Yine de nafile.
İnanmak isteyen insana,
Hangi maskeyle gidersen git yinede inanacaktır.
Hayat bu dersin sonunda,
Gelir gider her şey dersin,
Sineye çekmek kolay gibidir.
İnsan kendine küstümü,
Her yer artık cehennemdir.
Huzur sonsuz karanlıkta boğulmuştur.
Mutluluk kendini kapatmıştır.
Ruh bedenden ayrılıncaya kadar, saklanmıştır.
Bir maskede sana uzatır,
Sadece gülümse der,
Bir sahte gülen suratta benden sana gelsin der...
Sen yerden kalkmaya çalıştıkça,
Bir çelme daha takıyor.
Elini uzatıyor gibi görünüyor,
Sen adım attığın an elini geri çekiyor.
Gel diyor,
Gidiyorsun! defol diyor,
Yolluyor seni.
Kendini gösteriyor!
Güzel bir fragman izletiyor sana,
Kötü olan her şeyi kırpıyor...
Kendini kandırmaya o kadar heveslisin ki,
Evet yine kandırıyor seni,
Sen adım atıyorsun tekrar ona...
Bu fragmandaki tek güzel şey,
Gözlerin yaşlarla doluyken bile,
Gülümsemeni bozmaman oluyor.
Hayat durmuyor,
Tekrar bir çaresizliğin eşiğine sürüklüyor seni,
Durmuyor, o durmaktan nefret eder.
Bu sefer, seni sana düşman ediyor.
Kendinden nefret ettiriyor.
Sahteliklere sırtını dönen sen,
Bu sefer onlardan medet umar oluyorsun...
Hayat, kahpeliğin maskelerini birbir gösteriyor.
Yine de nafile.
İnanmak isteyen insana,
Hangi maskeyle gidersen git yinede inanacaktır.
Hayat bu dersin sonunda,
Gelir gider her şey dersin,
Sineye çekmek kolay gibidir.
İnsan kendine küstümü,
Her yer artık cehennemdir.
Huzur sonsuz karanlıkta boğulmuştur.
Mutluluk kendini kapatmıştır.
Ruh bedenden ayrılıncaya kadar, saklanmıştır.
Bir maskede sana uzatır,
Sadece gülümse der,
Bir sahte gülen suratta benden sana gelsin der...
4 Ocak 2016 Pazartesi
Teşekkürler
Bazen her şey durur,
Nefes bile alamaz hale gelir insan.
Kalbin sıkışır,
Gözler acır,
Konuşacak mecalin kalmaz...
Yorgunluk diz boyudur.
Anlat derler,
Hangi biri anlatılabilir ki!
Hazmedilemeyen onca şey var iken!
Bu yemek değil ki; soda içip hazmedesin,
Sonra nasıl hazmettiğini anlatasın.
Evet, onca zaman geçmesine rağmen hala yediremiyorum kendime!
Bir at düşün; sen o atın ön bacaklarını kırdın!
O at eskisi gibi özgürlüğüne koşabilir mi?
Depremler oldu,
Heyelan kalanı aldı gitti,
Son artıkları hortum götürdü,
Velhasıl kelam sana sonsuz teşekkürler sunarım...
Beni benle tanıştırdın,
Beni kendimle yüzleştirdin,
Şimdi kendimden başka düşmanım yok,
Kendimden başka dostumda yok!
Nefes bile alamaz hale gelir insan.
Kalbin sıkışır,
Gözler acır,
Konuşacak mecalin kalmaz...
Yorgunluk diz boyudur.
Anlat derler,
Hangi biri anlatılabilir ki!
Hazmedilemeyen onca şey var iken!
Bu yemek değil ki; soda içip hazmedesin,
Sonra nasıl hazmettiğini anlatasın.
Evet, onca zaman geçmesine rağmen hala yediremiyorum kendime!
Bir at düşün; sen o atın ön bacaklarını kırdın!
O at eskisi gibi özgürlüğüne koşabilir mi?
Depremler oldu,
Heyelan kalanı aldı gitti,
Son artıkları hortum götürdü,
Velhasıl kelam sana sonsuz teşekkürler sunarım...
Beni benle tanıştırdın,
Beni kendimle yüzleştirdin,
Şimdi kendimden başka düşmanım yok,
Kendimden başka dostumda yok!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)