30 Kasım 2014 Pazar

Alabora oldu beynim

hayat seçtiğimiz tercihlerdir diyorlar
söyleyin o halde efendiler madem öyle!
ben neden tercih ettiğim yolu seçemedim?
bana hep 30 tercih sunuldu
bende onlardan birini seçmeye çalıştım
olmasını istediklerimi en başa yazdım, istemediklerimi en sona
neden hep en sondaki oldu
o kadar inançlıydım ki, en son yazdığımı bile kabullenip;hayırlısı bu dedim
oysa bu hayırlı falan değildi
hayat sadece gözümü boyayıp durdu, sen istediğini de yaz... azcık hayal kur
Ama şunu aklından çıkarma, hep son söz benimdir dedi

bu tıpkı kaçmak istediğin şeylerden kaçıp,uzaklaşıp tam yeni bir başlangıç yapıp adapte olmuşken
kaçtıklarını bir bir önüne getirip, ayaklarına prangalar vurmasıdır
sonraları kollarını keser,daha sonra öyle bir hale gelirsin ki düşünemezsin
afallarsın...karmaşadan başka bir şey bırakmaz sende

hep yeni bir başlangıç istedim
hep sildim, hatta o kadar kalıcı sildim ki... anıdan eser kalmadı
ama bu bende boşluklar yarattı
bu tıpkı bir puzzle gibi.. her seferinde yapmak istedim
fakat her seferinde puzzlen en önemli parçalarını kaybettim
hep yeni puzzllar aldım, ama her seferinde aynısı oldu

Şimdilerde yine aynısı..
30 tercih,saçma sapan umutlar
sonraları 3 tercih...hepside seni parçalara ayıran yerlere
dayanamadım alim saydığım,saygı duyduğum insana sordum
mutsuzsuz yapma dedi.. hepsini es geç yeni bir puzzle al dedi
sonra durdum, sorgulamalardan bıkan beynimi..daha çok karıştırdım
alabora oldu beynimm..
yanıtsız artık..ama o alimin bana verdiği akılla değil bir adım gitmek..yolumu bile bulamam
çünkü o bile ne dediğini bilmiyorken, bana nasıl akıl verme cesaretinde bulunabilir ki
ama bu da benim hatam... neden soruyorsun ki!!!

Artık hayırlı diyemiyorum..inançlı olanlar içindir bu kandırmaca kelime
ben kendimden bile emin değilim artık, inançtan söz etmek boş
artık bıraktım umudu,hayalleri,inanmayı
inanmak istiyorum bazı şeylere..artık olmuyor
Bazen uzaklara dalıyorum..nedeni yok..
içim kopkoyu, bomboş..kırıntıları bile sildim..
dedim yaa anılardan eser yok
beni üzen her anıyı sildim
ama şimdi anlıyorum ki bu hataymış
çünkü artık boşluğumda boğuluyorum

Gelişi güzel yaşamak istedi bazıları..ama fatura her adımlarında bana kesildi
ve şimdi onların hatalarını ben ödüyorum
hayat bu kadar acımasız olmamalı diyorum
sonra durup kendime kızıyorum
5 tane evi olan insanlar para sayarken
karton üstünde uyuyan, çöpten ekmek toplayanlar var.
dolaplara ayakkabılarını sığdıramayan insanlar varken, ayakları cıplak olan insanlar var.
sofrada tabakta kalan yemeği bırakıp,çöpe atan insanlar varken.. çöpleri ekmek için karıştıran insanlar var.
birikim hesaplarıyla bankalar para saçıyor.. ama sokaktaki küçük çocuklar aç uyuyor
o çocuklar umudu hayallerle öğreniyorlarken, diğerleri parayla öğretiyorlar

bu hayat böyle işte...
tek tasanız alamadığınız ikinci pabucunuz olsun
ama unutmayın ki bu hayatta daha ciddi şeylerde var
mesela sokakta kartonlarda yatan çocuklar var
o çocukların mutlu etmek çok basit...
Çocukluk ne önemli bir şey
ne görürsen öyle yaparsın
o çocuk ona çikolata almadığın için ağlamaz,
o çocuğun büyük bir yüreği var ve sen ne zaman ki o yüreği kanatırsan o zaman ağlar
o sadece bir sevgi kırıntısı ister, sevilmek ister.. umudu bilmek ister
unutma ki o bir dünyadır.. kimse çocukların değerini bilmez
hep büyütürken şiddetle,hırsla,öfkeyle,umutsuzlukla,beklemelere tabi tutarsınız
çocuklara sözler vermeyin, siz büyükler o sözleri tutmadığınızda yarattığınız hayal kırıklığını hiçbir zaman bilemezsiniz,bilemeyeceksiniz de..


her adım atışınız, başka bir insanın hayatını sallar
bu yüzden kendinizi bilip, sağlam adımlar atın
sağlam atın ki, başka insanlarda depremler yaratmayın
sizlere önerim... çocuklara verebileceğiniz tek şey SEVGİ olsun
onlar her şeyi bilir... siz sadece sevin onları
Sevin ki, sevilmeyi bilsinler
bir çocuğun gülüşü ne kadar masumsa, hayatta onun kadar acımasız
Bunu da aklınızdan çıkarmayın..



Zamanaşımı

Cevabını bulamadığımız yüzlerce soru var. Sorular çoğaldıkça insan kendinden
uzaklaşıyor ve cevaplar hepten bulunmaz oluyor. Artık ne deseler kabul etmiyorsun ya
da her cevabı kabul ediyorsun. Zamanında bulamadığın bütün cevapların soruları gün
geçtikçe sorun oluyor. İlk başlarda sadece soruların varken artık sorunların var ve
çözmek mümkünlüğünü kaybediyor. İşte o zaman kafayı dağıtıyorsun, sonuçta her
şeyi sen çözemesin. Zaten kimse senden her şeyi çözmeni beklemez. Sen kendini
kasarsın boşuna ve iyice dengesiz bir ruh haline bürünürsün. O halde soruları cevapla
çünkü sorunların cevabı yok.

A.Batman

29 Kasım 2014 Cumartesi

Bizler Geçici Dünyanın GEZGİNleriyiz

Her güzelin içinde bir kusur var derler.
Bu dünya'nın tek kusuru bizleriz
Biteceğini bile bile nesnelere anlamlar yüklüyoruz
Öleceğimizi bile bile duvarlar örüyoruz etrafımıza
Tapular alıyoruz,tutsak kuşlar gibi yaşıyoruz
Aslında dünyadaki nesneleri bu kadar sahiplendiğimiz için bu kadar mutsuzuz

Bir kafes yapıyoruz, sonra bu kafese bir de kapı yapıyoruz
Anahtarını ait olmak istediğimiz başka bir nesneye veriyoruz
Kafese giriyoruz. Sonrasında çıkamıyoruz
Ama bazılarımız kafeste olduğunu bile unutuyor
Kendi kendisini tutsak yaptığını unutuyor
Sonra isyanlar...umutsuzluklar..

Madem her şey geçici
Sonuçta kalıcı olan hiçbir şey yok
Tek gerçek küllere dönüp, toprağa karışacağımız gerçeği
Neden en güzeli, hala sona saklıyorsunuz ki?
En güzeli en başa alsanıza
Mesela ben meyveyi çok severim
Yemekte her zaman en sevdiğimi başta yerim
Çünkü 2 saniye sonra  o orada olmayabilir veya ben onu tadacak fırsatı bulamayabilirim

Bu Hayatta sevdiğimiz şeyleri sona saklamamızdan dolayı, hep geç kalmışlıklarımız var
Ben her zaman istediklerime yönelmeyi seçtim, vazgeçmedim
Fakat olmayacak gibiyse de zorlamadım sınırı
Kendimi yıpratmamaya çalıştım
Ama beni inciten yine ben oldum
Dediğim gibi geçici dünyanın gezginleriyiz
Gezginler gelir ve gider
Aitlik nedir bilmezler
Sahiplenmezler hiçbir nesneyi
Benim ayakkabım,benim kolyem demezler
Bez parçalarını bile sahipleniyorken insan, nasıl olurda hep mutlu olmayı hayal eder?

Tek kaybediş nedenimiz sahiplenme hastalığımız
Kendimizi bile es geçiyoruz
ama bu hastalıktan dolayı mutlu olmayı unutun
Ne zamanki sadece ruhen , enerjileri sahiplenirsek
O zaman her şey farklı olacak.
Bu dünya da tek somutluk: tadına baktığınız yemek ve yaptığınız boşaltım
Gerçekliğin tek algısı da bunun kadar basit.
Anlayabilene artık...


Sabah Uy---KUU--MM

Başımıza ne geldiyse alışkanlıktan geldi. Çok sevmekten öte bir şeydi bu... Her şeyi
mahveden bazen... Alışmak kaybetme korkusunu en derin hissettiren duygulardan biri.
İnsan ölümden ne kadar korkmuyorum dese de korkar. Ölmek yok olmaktır.

Herkes bir şeylere alışır ve alışmak ölmek gibidir çünkü insan önce kendine alışır ve
ardından başkaları gelir. Hayatına aldığın ve kabullendiğin herkese zamanla alışırsın.
Onu kaybettiğinde de kısmen ölürsün. İnsan bir kere ölür derler, insan bir kere ölmez.
İnsan sadece bir kere yok olur. Toprak olur, kül olur ama insan bir kere ölmez.
Defalarca ölebilir. Defalarca doğabilir. İnsan yeteneklidir; hiç olmayacak biri için bütün
bir hayatını mahvedebilir.

Asıl değerli olan neydi? İnsandı. sendin. Aynada gördüğündü değerli olan. Her
haliyle kabul ettiğin kişi yine şendin. Sen aslında bir bardak çaydın, bir bardak su, bir
bardak da yalnızlık. Belki defalarca öldün hiç hak etmeyen birileri yüzünden. Canını
yaktılar, yaranı bile bile kanattılar. Aynı şeyi onlar da yaşadı. Onların da canı yandı. Bu
dünyada herkesin canı yanar ve insan canı yandıkça acımasızlaşır. Ben kimseye
alışamıyorum diyen insan acımasızlaşmaya başlamıştır ve acımasızlık korkunun
çocuğudur.

Hâlâ birilerine alışabiliyorsan ve hâlâ birilerini çok sevebiliyorsan yaşıyorsun
demektir. Bunun dışında da yaşıyor olabilirsin ama hayat sevebildiğin kadar... Aldığın
nefes onu başkasıyla paylaşabildiğin kadar. Sen kendine birini katabildiğin kadarsın.

A.Batman

28 Kasım 2014 Cuma

Sabah Uykum'dan kıssalar

Hayatı sorgulamak kolay çünkü herkes kendi gözünden bakabilir dünyaya... Kiminin
gözleri ıslanırken içinde gülüşler vardır, kiminin yanakları tuzundan yenmez. Sen
baktığını görürsün ve dünya senin etrafında dönüyordun Başkaları başka hayatlar,
onlar hep yalan.

Senin mutlulukların var, acıların var... Kaybettiklerin, kazandıkların var. Sen
kendinden bakıyorsun dünyaya. Senin canın yanıyorsa 3. Dünya Savaşı çıksa
umurunda olmaz ama sen mutluysan ve o savaş çıkıyorsa, "Hadi ya, iki dakika mutlu
olacaktık, nereden çıktı şimdi bu savaş?" dersin. Mutluluğunu bozan şeyleri sevmezsin.
Canın yanıyorsa zaten dünyada bundan kötüsü olamaz senin için.

İnsan kendine bakamaz, aynalar bunun için üretilmedi. Zaten hiçbir ayna senin
ruhunu göstermez. Eski Türk filmlerine benzemez hayat, yani şöyle bir cümle
kuramazsın: "Hayır, siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum." Sen
vazifenden istifa edemiyorsun, eninde sonunda hayat seni kovuyor. Senin istediklerin
olmayacak ve inan dünyanın en zengin insanının da sorunları var.

Acılar beyninin sana kıyabildiği kadar... Mutluluk zaten beynine çok uzak çünkü
beynin yüzde doksanı olumsuza çalışır. Olumsuz olsa yine iyi... Olumsuza çalışıyor...
Bu ne gayret be oğlum. Kazık mı çakacaksın sanki. Bir kendine gel, beyninin yüzde
onu ile yaşa biraz. Olumluya çalış, sevmeye alış...

A.BATMAN

SOĞUK KAHVE'DEN inciler


        SOĞUK KAHVE'DEN inciler

İnsan içindeki boşlukları yazar,kimsenin dolduramadığı, belki de hiçbir zaman dolduramayacağı...Eksildikçe daha çok yazarsın ve her giden bir kitap bırakır boşluğuna. Ağırlaşırsın, kalınlaşırsın ve cephe alırsın artık çünkü ne kadar çok insan geçerse hayatından o kadar zor güvenirsin. Güvenemedikçe sen hep, sen olarak kalırsın. Biz olmak bir hayal olur, katamazsın kimseyi hayatına .İlk insanda doğruyu bulacak kadar şanslı değiliz ama doğru insanı bulmak için yüzlerce hayattan geçecek kadar da aptal olmamalıyız.

A.Batman

25 Kasım 2014 Salı

Artık Gri Değil Dünya

Her şey bir umut kırıntısıyla başlamıştı
Güvenmek zor işti, ama umudun başlangıcı güveni de tetikliyordu
Hayat ne kadar adaletsiz olsa da, bazen küçükte olsa adil olmaya yelteniyordu
Güzel şeylere zaman var diyordu
Sabırlı olmak erdemdir diyordu
Bunu söylemek ne de kolaydı

Gel gör ki.. ne günler geçiyordu
Ne de uzun geceler kısalıyordu
Geçen tek şey içindeki hevesti
Sonra birgün..gözlerini açtı
Gördüğü rüyadan çok etkilenmişti
İlk defa rüyası gri değildi
Rengarenk çiçekler, gülümseyen insanlar
Yeşil bahçeler, tüten bacalar
Sarılan insanlar vardı
Umutla bakan gözler görmüştü
Yoksa bütün bunlar tebessümlü yarınların habercisi miydi?

Bunu bilmek belki de imkansızdı
Ama bu o umut kırıntısını yüreğe saplamıştı
Artık gri değildi dünya
Her adımının bir nedeni olmaya başlamıştı

24 Kasım 2014 Pazartesi

Ölüm esiyor buralara

Anladım ki hiçbir şey değişmeyecek
Bunun bizim tercihlerimizle alakası yok
Kalbimizle de. Sadece hayatın sunduğu koşul önemli

Tıpkı KPSS başvurusu gibi
Nitelik meselesi
Bu niteliği ya taşırsın ya da taşımazsın
Asıl trajik kısmı ise
Taşımadığı niteliğe rağmen, inatla tercih yapma çabasıdır
Bile bile kendini kandırırsın
Tıpkı böyle olan birini tanıyorum
Günden güne, gözlerimin önünde kendini kandırmasını..
İzlemiyorum, böyle anlaşılmasın!
Her daim ona gerçekleri söylüyorum
Ama sabah yine her şey, bir önceki gün gibi oluyor

Birinin karşınızda kendi kendisini yok etmesi çok acı...
Bir şeyler yapmaya yelteniyorsunuz
Ertesi gün hiçbir şey yapmamış gibisiniz
Bu tıpkı kötü bir kabus gibi
Hergün bir önceki gün ile aynı
Umutsuzca, çözüm yolları aramak
Çaresiz aslında...
Pes etmekten nefret ediyorum
Bir çocuk gibi inatlaşıyorum dünya'yla
Çocuklar hayal kırıklığının, çaresizliğin anlamını bilmezler
Oysa ben biliyorum
Yine de değişmesini, çaresizce istiyorum

Bu bataklığın ortasında kürek çekmek gibi
Belki diyorum,sadece belki..
Çünkü mutluluğu herkesten çok, o hak etti
Şimdi her şeyini yok eden, o canavarlara dönmesi...canımı acıtıyor

Söylesenize hayallerinizi çalan, Sizi satan
Sizi hiç kabullenmeyen
Her gittiğinizde kapıyı gösteren
Sizi hiçliğe itenlere döner miydiniz?
Bu nasıl bir yürektir ki, her şeye rağmen...
Dönüp, 'geliyorum size' diyor
Böyle yürekler, sürünmeye mahkümdur

Ben öfkeleniyorken,bu insan sakin
Çünkü ne yaptığını göremiyor
Etki altındaki bir prenses gibi
Masaldan farkı ise sonu mutlu bitmeyecek olması

Gözü hiçbir şey görmüyor
Hiçbir şeyi hatırlamıyor
Sadece dönmeye odaklı adım atıyor
Görmüyor ki; o insanlar, uçurumun dibinde şeytanla anlaşma yapıyorlar
Şeytanla; 3 cana karşı,onun büyük yüreği
Günden güne umut tükeniyor
Yerini karanlığa, soğuk, çaresiz boşluğa bırakıyor
Ölüm esiyor buralara
O görmüyor bunu

Mutlu sonlu tasarılar

Hayat! Durdun, durdun  yine tam 12'den vurdun
Dipsiz kuyularda uyanmak
Karanlık,soğuk odalarda uyumak
Sol tarafının acıdan uyuşup, sürekli saçmalaması
Yetmezmiş gibi, kafanın içindeki seslerin belirsizliği

Ne mantık bıraktın, ne de duygu
Şimdi de karşıma geçtin
'Al, bu mutlu olmak için;sana bir fırsat' diyorsun
İnan bana, sana olan inancımın son kırıntısını da yitirdim
Derler ya; artık ağzınla kuş tutsan boş...

Şimdi yarattığın tasarım o kadar kusursuz ki
Her şey mükemmel olacak gibi
Ayağıma hep taktığın o taşları da kaldırmışsın
Hiç bir engel yok gibi, ama...
Bu seferde ben sana inanmayı reddediyorum!

Sana güvendiğim her an, her şeyi tepetaklak ettin
Korkmuyorum artık senden
İstediğini yap!
Yapabileceğin hiçbir şey, canımı bir önceki kadar acıtamayacak

Ben dersimi aldım
Senin kurguna ihtiyacım yok
Sana önerim; Gidip mutlu sonlu tasarılar hazırlaman
Belki; İnsanlar böylelikle, seni sevmeye başlar

20 Kasım 2014 Perşembe

Sahipsiz bir aşk'a itaf!

sana bir adım gelmek için her şeyi feda edebilirdim
ama sen gel diyecek cesareti bulamadın
söylesene ey sevgili başını yastığa koyduğunda rahat uyuyor musun
gecelerin nasıl geçiyor?
ılık mı? soğuk mu?
bana her gece kış biliyor musun?
yatağım soğuk
kalbim üşüyor

karanlıklardayım
gel nolur!
ellerini uzat da çıkalım birlikte, bu karanlık diyardan
Sensizlik çok zor
nolur cezalandırma beni sensizlikle
biliyorum ki, sensiz olmuyor
nefes alamıyorum, gözlerim seni arıyor
sen yokken gözlerim görmüyor
kulaklarım duymuyor, her yerde sesini arıyorum
kokunu arıyorum


 Sahipsiz bir aşk'a itaf!
Şans vermeli bu aşka..


Sadece es ve geç

Öyle bir gel ki, geldiğini rüzgar hissetmesin
Yüreğim ürkmesin, soğukluğundan
Sessizce, ürkekçe es ve geç
Seni hissetmeme izin ver
Senden önce büyük bir zelzele oldu burada
Can kırıkları çok oldu
Bu yüzden sadece es ve geç

Bekleme hiçliği, Bekleme yüreği
Beklersen, sadece yıkıma şahit olursun
Sen git sadece
Unutma! gidersen, tekrar geri dönebilirsin
Kalırsan sadece acılara şahitlik edersin
Feryatlar kulağını sağır eder
Kırıklar bileklerini keser

Çukurlara düşebilirsin,düşersen çıkamazsın
Karanlık buralar, çok karanlık
Diplerdeyim. Karanlığın dibindeyim
Sen aydınlıklara alışıksın, ışıksız yapamazsın
Çok durmamalısın,
Karanlıktakiler seni hissederse, dönüş yolunu bulamazsın

Sen nefes alamazsın dipte
Korkmuyorsun! Cesursun. Biliyorum
Ama sen aydınlık, ben karanlık
Bu yüzden sadece es ve geç

Belkilerin olasılığını sevdim

Giden çok oldu.Gelen hep geç geldi
Şimdi yine aynısı...
Artık gücüm yok
Kimseyi beklemek istemiyorum
Her bekleyiş içimden bir şeyleri yakıyor
Yanan şeyler...Canımı acıtıyor
Küllenmiyor, Alev daha da büyüyor
Bu acıyı bir tek ben hissediyorum
Hissizleştim ben.Duygu karmaşam bitti
Duygularım uyuştu
Üzülmek, mutlu olmak sadece lafta kaldı

Bu beni çok hırpalıyor
Umutla devam etmeyi hayal ediyorum
Belki umut etmek, güzelceler getirir
Yine olasılık hesabına başladım
Bunu yapıyorsanız, sorun ciddi demektir!
Ama bir yerde iyi. Neden mi?

Kendimizi kandırabiliyorsak;
cümle sonlarına  '...güzel olacak' deyip adım atabiliriz
Adım atmaya devam ettikçe
Belkilerle uğraşırız
Yine sebepler yaratabiliriz
Yeniye olan yabancılıktan çıkabiliriz
Belki.....
Belki bu yüzden
Belkilerin olasılığını sevdim...

Keşke o kadar kolay olsaydı

Şimdi sen, 'gel her şey düzelecek' diyorsun ya
İnan sevgili, dediğine çoğu zaman; sende inanmıyorsun
İnadımı bilirsin,sevgimi de, nefretimi de!
Kolay geçmiyor. Biliyorsun ki alevim her şeyi yakar
Sana dair olan her şeyi siler
Sen çok can yaktın! Tek lafla düzelir sandın!
Keşke o kadar kolay olsaydı
Duygularım uyuştu. İnan bana his yok içimde
Sadece; acıyı sevmeye başladım
Tek gerçek, tek hakikat bu
Bu beni korkutuyor. Kendimden cesaret buldum
Sonuçta mutluluğu istedim, acıyı da göze aldım
Mutluluğun dibini içemedim
Acının dibini içeceğim. 
İçmeyen sen gibi olsun...

En büyük hazine hatırlamak

Bizleri biz yapan anılarımız
Hiç düşündünüz mü o anıların silindiğini
Bazılarımız buna dua eder...
En çokta yaralandıkları zamanlarını silmek isterler..
Sildiğimizi düşünüyorumda...bizler birer boşluk oluruz
Kendimizi unuturuz..benlikten uzaklaşırız
Yaşadığımız en tatlı duyguyu, bize hatırlatan tek şey acıdır
Bunu göremiyoruz
İstediğimiz şeylere dikkat etmeliyiz!

Bir alzheimer hastası, sevgiliye ;
   Kafamda bir silgi var. günden güne seni siliyor, beni siliyor,bizi...her şeyi siliyor..
           Sevgilinin gözlerine bakıp;
              Söylesene sevgilim, anılar gittikten sonra aşkın ne anlamı var ki?
                 Gerisi bir boşluk...
         
Anılar yaşadığımızı gösteren birer resim
Bizleri biz yapan birer hazine
Duygunun rengini bize öğreten bir ressam
Ruhumuzu şenlendiren bir melodi

Anılarınızı sildiğinizi veya silebildiğinizi düşünün..
İçi boş, karanlık bir oda gibi olursunuz...

19 Kasım 2014 Çarşamba

Gitmek gerekiyordu, tekrar geriye dönebilmek için

ömürde her kal,  bir git demeydi
insanoğlu bunu çok sonraları anlamıştı
kalmak istiyordu, ama gitmesi istenmişti
yalvardı, gururu hiçe saydı
ağızdan çıkacak olan tek bir kelimeye endeksledi ömrünü
'Kal' demedi! daha kötüsü oldu...
'Artık git!'... arkasını dönemiyordu
cesaretini toplayıp,gözyaşları içinde gözlerini o alevli gözlere kilitledi
belki değişir fikri; diyordu
bacakları güçsüzce titriyordu, bu beden ağır geliyordu...
daha fazla dayanamadı, yüreği sıkışıyordu
nefes alamıyordu... içinde volkanlar patlıyordu
gözleri acıyordu... bir yumru boğazında kitlenmişti
sessiz gözyaşları, hıçkırıklara dönmüştü

ilahi varlık, taptığı o varlık kımıldamıyordu
gözlerinde öfke vardı, nefretle küçümsüyordu...
Napmalıydı ki şimdi
yerden kalkacak güç yoktu
gitmek gerekiyordu ama takat yoktu
elden tutacak bir dost yoktu

Son kalan gücüyle ayağa kalktı
Affet! diyebilmişti
Bunun ne de gereksiz bir kelime olduğunu..
O gözlerdeki boşluğu görünce anladı
Çaresizlik işte buydu
Bunu şimdi çok iyi anlıyordu
Arkasına dönerse, biliyordu ki artık her şey geride kalacaktı
İlahi varlık özgürdü, evet! ama...
Onundu işte. Dönerse artık onunla olmayacaktı...
Bırakıp gidemiyordu...Tapılası varlığın nefret dolu bakışları canını yakıyordu
Ama şimdi giderse, bir daha bu bakışları bile bulamayacaktı
Yüreği göğsüne büyük gelmişti... nefes aldırmıyordu
Gitmek gerekiyordu, tekrar geriye dönebilmek için
Gitmeliydi..

18 Kasım 2014 Salı

UU-YUU-MM


İnsanın hicbir şey hissetmemesi normal midir?
Kendini unutması!

Yürürken sağ bacağını sola uydurmaya çalışması normal midir?
Sanırım duyguların yitip gitmesi kişiyi karanlığa sokuyor
Acıyı hissettirmiyor ya da yediğiniz yemeğin tadımı anlamıyorsunuz
Tebessümleri zor yakalıyorsunuz

Bitkinliğin, yorgunluğun, isteksizliğin dibine vuruyorsunuz
Amaçsız olmak canınızı yakıyor
Yetişecek herhangi bir şeyin olmaması can sıkıyor, ama olması daha da can sıkardı değil mi?

Böyle durumlarda herkesler aslında kimsedir
O kocaman çevre sıfırlanmıştır
Arayacak tek bir numara olmaz
Gel bir bira içelim diyecek bir kişi bile olmaz
Sormakta istemeyiz, nazlanmalarına tahammül edemeyiz

Yürek sızlanırken, karşıdakinin sızlanmalara kayıtsız kalırız
İstek o dur ki; kayıtsız, karşıda eşlik edecek bir dosttur
Çoğu zaman ya somuttur ya da kalem,kağıttır
Aslında en iyi  dostum bu süreçte kalem ve kağıttır

O kadar İyiler ki
Kıskanıyorum birlikteliklerini
Çok uyumlular, kusursuzlar...
beklentisiz, tatlı tatlı atışıp devam ediyorlar

somutluk dunya'ydı

her adımda daha geride kaldın
sana ait olan her yoldan geri döndüm
sırf senin gibi olmasın,sonu senin gibi çıkmasın diye döndüm

sen gidince yeni bir ben oldum ben
senden çok uzak, senden apayrı  bir ben
değiştim ben
sendeki bir benlik yok artık, her adımımla değiştirdim onu ben

artık başlangıçlarım bile değişti
sayende oldu bu
sana sonsuz teşekkür ediyorum.

evet çok şey aldın benden
beni benden ettin
beni hiç ettin
ama değdi

yeni bir benlik yarattın
gurur duy kendinle
duygunun hiçliğini anladım
sonuçta hakikatte sevginin yeri yoktu değil mi?

artık son önemli benim için
mantık neye gittiyse o
soyutluk hiçlikmiş, boşlukmuş,
somut olan eldeydi değil mi?
somutluk dunya'ydı


16 Kasım 2014 Pazar

Acının Sonsuzluğuna

Her adım, sonsuzluk muydu
Yoksa hiçlik miydi
Sanırım hiçlikti...
Çünkü sonsuzluk olsaydı..  elbet eskilerden biri derdi...
Güzel tatlı, kavuşmalı...sonsuzlu cümleler kurardı

Demek ki yoktu.
Ya da bizden öncekilerde yoktu
Ya da hiç olmamıştı

Şimdilerde öyle kavuşmalara da gerek yok ki
Sadece karşıdaki gözlerimize bakıp, az da olsa hislerimizi anlaya dursun..yeterli bu
Bunu yapabilene gerçekten aşk olsun

Süslü püslü cümleler,kelimeler sarmış dört bir yanı
Kendimizi kandırmaya ne de meyilliymişiz, değil m?
Ben alışamadım o süslü laflara
Hakikatten ne de uzaklar öyle
Kalıp gibi
Nereye giydirsen oluyorlar

Hakikat bu muydu ki!
Asıl olan sadece kendi kalıbına uyardı arkadaş
Her kalıba sığmazdı
Sadece gerçeği gördüğüm içindi, belki de bu acı
O halde bu acının sonsuzluğuna, içiyorum.


Kafamda Sen Kokan Kelimeler, Seninkinde..

Bütün yaralara temiz bir bez gerekiyordu
Kirli bir bez, yarayı iyileştiremezdi
Mikrop kaptırırdı
Temiz gerekliydi,
Temiz olanı seçtin

Beklemen gerekliydi
Sen bekleyemedin
Hızla yeniyi, temizi istedin

Her şeye, her yaraya zaman gerekiyordu
Bazılarımız zamanı salladık, bazılarımız bekledik..
Öyle bir an geldi ki dağıttın her şeyi.. herkesi..
Bu sadece seni sarstı
Sen bunu çok sonraları gördün
Sana zarar veren her şeyi geride bıraktın
Belkide bilerek yaptın bunu
Daha az hasar almak için..

Kimse anlayamaz ne yapmaya çalıştığını,herkes kafasında öteni bilirdi
Değil mi??
Benim kafamda sen kokan kelimeler, seninkinde.. ondan, bundan, şundan kelimelerdi
Ne de can sıkıcıydık.. değil mi?
Ne senin istediğin bir ben, ne de benim istediğim bi ben olmuştuk!!!


kelebekler

içimde uçuşan kelebekler vardı
oluşları bazen sancı yaratırdı
bazende tarif edemediğim,fakat bitmesini istemediğim bir duygu yaratırdı
şimdi o kelebeklerin kalıntıları acı veriyor
derince bir boşluk yarattı
düzelemeyecek bir çukur oluştu

belki düzelir diye, belediye çalışmalara başladı
başlarında sen duruyordun
komut veriyordun, ama bana verdiğin komutlar kadar basit değildi bu sefer çok zordu.. değil mi?

o çukuru onaracak kimse çıkmadı
yapılan çalışmalar, sonuçsuzdu,
çünkü hep malzemeden çalınıyordu
pes etmeyen biri vardı
o da zamanla adım atmaya üşenir hale geldi...

adımlarım yavaşladı, sende yavaşladın
koşmalar son buldu
şimdiler de sadece bir sen bir ben diye devam ediyoruz
ama bana yetmiyor bu
sen çok kırdın..
belkide bundandı bu gidişlerim..hiç düşündün mü?
hayır! değil mi? sen kendinden başkasını düşünmezsin
zaten senin kendi yargıların var..

15 Kasım 2014 Cumartesi

Sevemediğim Puzzle Parçaları

Bu hayat çok öfkeli bir kurucunun eseridir belkide
Göz göre göre hep aynı şeyleri; farklı insanlar ve mekanlarda yaşıyoruz
En acı olanı ise bizi tüketen bazı insanları, hayatlarımızdan atamamamızdır
Hep aynı hataları yaparlar, buna hata denir mi bilemem ama..
Tek bildiğim hep aynı yerden, nokta atışı yapıp..hüzne boğdukları

Erkin Korayın'da dediği gibi.. böyle gelmiş,böyle gidecek korkarım valla
Ne de güzel söylemiş..
Kangıren kolu kesemeyince...bütün bedeni ele geçirir..
Bizde buna izin verdik
Artık çıkış yolu yok
Bataklıkta çırpındıkça,daha derine inermiş insan..
Her yukarı çıkışta..daha da dibe battığımı anladım
Artık hiçbir şey yapmaya heves kalmadı

Zaman geçtikçe,..
Hayat; her karesini bildiğiniz puzzle gibi duruyor karşınızda
Arada yanlış parçaları koyuyorsunuz
Ama resim,çerçeve,renkler aynıdır
Sadece siz doğru parçayı bulmak için
Koy, çıkart şeklinde deneyerek ararsınız
Öyle bir zaman gelir ki..
Puzzlen bir heyecanı kalmaz

Bir şeyler değişir diye; puzzlen bazı parçalarını, evin dört bir yanına dağıttım
Hiç sevmediğim kısımlarını ise sobada yaktım
Artık böyle devam etsin istemiyorum
Bir yerlerde, bir şeyleri değiştirecek...bir şeyler olmalı



13 Kasım 2014 Perşembe

seni özledim (ölüm)

her bir başlangıç, bir kaybedişti
bunu, çok sonraları anlıyor insan
başlarda, her adımda daha iyi olduğunu hissediyorsun
zaman geçtikçe, her şeyin aynı kaldığını farkediyorsun
zorla atılan adımlar gibi,devam diyorsun
belkilerle devam etmeye başlıyorsun
ama nafile...
hayat zaten olasılık hesabıyken
attığımız adımı da buna bağlamaya başladığımız an, tükeniyoruz

her şey farklı olmalı dediğimiz an, aynıya bir adım atıyoruz
yeni başlangıç dediğimiz an, eskiye bir adım dönüyoruz
acı olan, bunu başlarda anlayamıyoruz
inanmaya o kadar inanmışken..
körleşiyoruz..
tam da o an, kaybetmeye başlıyoruz

kaybettikçe, acıdan kendimizden geçiyoruz
bedenimizin uyuşması bizi umutlu kılıyor
belki de, sonraki güne daha umutla uyanmamızı sağlıyor
fark etmekten korktuğumuz; umuda, mutluluğa... ihtiyacımızın olmadığıydı

bir basamak kadar mesafe kalmıştı sana
sen karşımda duruyordun
ben adım atmaya korkuyordum
şunu da biliyordum ki, huzur sendeydi
seni özledim (ölüm)....

12 Kasım 2014 Çarşamba

kara sinek

hayat bir kelime oyunuydu
devam mı? tamam mıydı? işte bütün olay buydu
sona yaklaştıkça, kelime oyunu yapmaya başlamıştık
bu, ömrü uzatmıştı
fakat zaman geçtikçe, bu kelime oyunu yetmez hale gelmişti
bu oyunda sen daha iyiydin

bu bir oyundu, değil mi?
bu oyunu çok ciddi oynuyordun. korkularım vardı
ama sen, bu korkularımı göremeyecek kadar umutluydun
senin için ya vardı ya yoktu değil mi? keşke, keşke benim içinde öyle olsaydı
ama sana göre en büyük keşke ben, bana göre en büyük keşke hayattı
işte bütün fark buradaydı
sonuçta birimiz devam edebilmiştik
o da sendin

sen dildeydin, ben yürekte
sen hep dile getirdin, ben hep sustum
sen korktun, ben sessizce cesaret buldum
gün geldi ki: hadi kalk gidelim..
ben evet diyecekken, sen yok olmaz, nasıl yaparız dedin
geçmiş olsun kara sinek



yalansın, yalancısın sende...

anladım ki sende onun gibisin
o da senin gibi
herkesin bir doğrusu var
sevmeye 5 kala bıraktınız onu
sizin sevgiye ihtiyacınız yok
siz görüntüye bakarsınız
duygu yok, görüntü var
size adım atılsa bile, nedenini bilemezsiniz siz

fakat siz başlangıcı yaptınız!
inancı kalmayanı, inandırdınız
şimdi noldu
kendinize mi geldiniz? yoksa düşünebilmeye mi başladınız

sizin gibiler, boşluklarda, ölmeli
yalnızlığı iliklerine kadar hissedip, titreyerek ağlayıp düşmeli
hıçkırdığından dolayı, nefes alamaz olmalı
tuzlu sular seller olmalı

sizin gibi insanları düşünmemek lazım
sonuç her daim aynı dediğimde, kızardın
hatırlıyorsun ya!
ama sende artık görüyorsun! sende aynısın, bende..
sende hiçmişsin
sonuçta hep sözler tutulamalı derdin!
ama ya verilen mutluluk sözleri?
yalandı her şey
her daim kandırlıdığımız gibi.. sende yaptın

yalansın, yalancısın sende...

11 Kasım 2014 Salı

ölüm ile burun buruna

bütün kırgınlığı, kırıklığı... bıraktım
sadece tatlı bir tebessüm için
yaşananlar huzur doluydu,gelecek vaaediyordu.
tek yapman gereken küçük adımlar ve tebessümlerdi
kalbim kendinde değildi
çok bir zaman geçmemişti ki
onun gözlerinde boşluğu gördüm
her şey değişmişti
hayat alt üst olmuştu
ben ise düzlemeye çalışıyordum
fakat düzelmiyordu
her toparlayamayışım da, daha da öfkeleniyordum

o ise artık bambaşkaydı
öyle birini sevmiştim ki, bir nevi intihardı bu
o kendisine , ben ise ona yaşıyordum
baş ağrılarım, karartılarım çoğalmıştı
sonunda o inadımı yenip, doktora gitmiştim
tahlil sonuçları beni aydınlatmamıştı
kimse ölüm ile burun buruna gelindiğinde, ne yapmak gerektiğini anlatmıyordu
hayal kurmazdım, evet! ama şimdi o ne olacak diyordum...

o kendinden vazgeçmişti, ben ondan vazgeçememiştim
son iyi değildi
ama bu denli huzursuz da olmamalıydı, sonuçta ölümdü bu
çokta yabancı değildi, değil mi?
daha geçenlerde 28 yaşındaki ilker'i kaybetmiştik

hayatı dolu dolu yaşayan
ufacık bir surat asışına, küçücük bir inada verdiği cevaplar inadına kulaklarda çınlıyordu
sonucu düşünmek ne de bitiriciydi

10 Kasım 2014 Pazartesi

bilinmez

hayat küçük bi kıvılcım
o kıvıcılcımı yakaladıysan, Alevlendirmelisin
kıvılcım söndüğünde,geriye hiçlik kalıyor
ardı arkası kesilmeyen kaybedişler
kurgusuz cümleler takip ediyor
sonra boşluk
kaybedişi iliğine kadar hissedip, için için kaynamak nedir kimse bilemez belkide
yanındaki her hangi bir cana ihtiyaç, nedir bilemez belki kimse
yerini hiçliğin alması, ne can acıtır
hissiz gibisindir,oysa içinde fırtınalar kopar
yürek sıkışır, gözler yanar
etraf bomboştur, kimsesizdir her yer
nedeni yoktur hiçliğin, aslında hiç neden aranmamıştır
sadece kişi kendiyle oynamıştır...
herkes bir kelime arar, ama o kelime sadece bendir
kişi söyleyemez
çaresizlik değildir bu, bilinmezliktir.
çünkü kişi kendini anlayamazken, yeni bir kelime nasıl yapmalı ki
her şey bir arada olamıyor
sonuç hep tek..
bunu kavramak bile üst makamdır

9 Kasım 2014 Pazar

Yürek Sızısı Ürkütür İnsanı

Eskilerden bir ben vardı, her şeyi en ince ayrıntısıyla düşünen
Un ufak tartarak adım atan, yanındakine kol kanat olan bir bendi o
Sonra her şey değişti
Ele avuca sığdırılan kalp, avuç içinde çizilerek kanatıldı
Kanayan yüreği sarmaya güç yoktu, bu yüzden hiç kanamamış gibi davranmayı seçtiler
Yaraları sarılamazdı. Ama alçıya alınırsa, belkide yürek yenilenebilirdi
Buna kimsenin cesareti yoktu.. kendisinin bile..
Zaman geçtikçe, yüreği kanayan kişi tek kadim dostu olan; ölümü seçmişti
Yaşanması gereken çoğu şeyi, evet! belki yaşamamıştı
Fakat artık yeni duygulardan korkar olmuştu
Yürek sızısı ürkütür olmuştu
Korkuyordu bir şeyler dilemekten...istemekten..elde etmekten
Çünkü elde etmeye yakın hissettiği her an, aslında kaybetmeye yakınlaştığını gösteriyordu
Ve evet! kaybediyordu. bu yüzden susuyordu, akışına bırakıyordu
Fakat hissiz ve umutsuzdu
Bazı zamanlarda, kulağa gelen bir melodiyle yeniden hayat buluyordu
Çok geçmeden sonu düşünüp, kendini sarsıyordu
Ve ne kadar aptal olduğunu söyleyip, kendine sövüyordu
Avuntular baş gösteriyordu, bazen bir melodiyle; bazende bir kaç sözle veya kitap aralarında
En çokta kitap aralarındaydı umut
Umut kitap aralarından göz kırpıyordu ve o da buna inanmak istiyordu; buna sığınıyordu
Yeniden normale dönmek istiyordu
Fakat her bir istekte daha da derine batıyordu
Daha da aşağı çekilir hale gelmişti
Bu yüzden konuşmamayı, hatta düşünmemeyi seçmişti
Yaşını, kimliğini, karakterini sollamıştı
Ailesini, duygularını ve hatta taptığı mantığı da sollamıştı
Sonuçta hayat hep 1-0 öndeydi
Bir adım öne geçmek mümkün değildi
Öne geçmek; doğuştan gelen bir armağandı; altın bir goldü...
Herkese nasip olmazdı bu gol





Bir Damla Tuzlu Su

Aşkta nefes almak, nefes aldırmak ne de zor
Aşk anlamsız olduğu kadar karmaşıktır
Nerede duygu yüklü arıza varsa oradadır
Sonunu düşünmez, olacağa bakar
Başlamak ister ama sonu görmez
Son önemsizdir, sonu sadece hayal etmeyi sever
Gerçek sonlar aşka göre değildir
Aşkın sloganı 'anı yaşa'dır
Anı yaşa, yaşa ki sonu ümitle bekleyesindir
Ümitler, kıpırtılar,umutlar...aşkladır
Aşkın elini tuttuğunuz an, sonu göremeyecek kadar körleşirsiniz
Körleştikçe sona olan yakınlığı hiçlersiniz
Geceleri yalnız uyurken, hiçlik sarsar bedeninizi...kalbinizi sıkar
Güneş doğduğunda yeniden ümitlenirsiniz.. her şeyi bir kabus olarak düşlersiniz
Ne de güzel kandırırız kendimizi değil mi???
Zaman geçtikçe güzelleşir her şey
Ama sonu düşünmeye başlarız, gerçek sonu!
Gerçek son yakınlaştıkça, yürek yangınlarla sarsılır
Sarsıldıkça düşlerden kan,ter içinde uyanırsınız
Sonra birgün...... sonu biliyordum dersiniz
Karşınızdaki dostunuza anlatırken..
Bir damla tuzlu suyla, hüzünlü bir tebessüm edersiniz...

6 Kasım 2014 Perşembe

Boşluk

her şey allak bullak
yine sen yoksun
yine yardımcı hasta bakıcılar var
onlara seni sormaktan bitap düştüm
keşke seni sormama gerek bırakmasaydın
duvarlar çok soğuk be sevgili
kimse beni dinlemiyor
yatağımın ucunda duran mor koltuk bile yan duruyor
sus dercesine...utanıyorum perdelerden
aynalardan kaçıyorum, göz ucuyla bakmaya korkar oldum
senin yüzünden haksızlık ettiğim insanlar var biliyorsun değil mi???
en çokta kendime haksızlıklarım var!!!

Bana Şans

Hayat bir sana bir bana dedi
Sıra her bana geldiğinde sen dedim, o ise şansımı aldı
Her adımımda şanssız olmam yüzüme yüzüme çarptı
Yeri geldi adım attık ama engeller çıktı
Bu yüzden tekli adımlar attık,destek gerekiyordu adımlara
Ama kol değneklerim olmadığı için devam edemedim
Bir anda çıka geldin sen, tam adım atacakken..
Hayat bana sen onu, ben şansını aldım dedi
Ve sen gittin, elde ne değnek ne de bir dost kaldı
Yapayalnız kaldırıma oturdum
Kendimi ve seni düşündüm
Bu anlaşma hiç de adil değildi..
Tekrar bir anlaşma istedim...
Bu şansı vermedi hayat bana
Eğer yaşadığım ikilemleri çözebilirsem, bir şans daha verebilirdi
Evet bu şansı henüz hakedemedim, ikilemleri çözmek her babayiğidin harcı değildir
Bu hileli bir oyun bunu biliyorum
Ama sonunu bile bile adım attım
Hep dediğim gibi; mutlu olmak istiyorsak, üzülmeyi göze almak zorundayız...
Bunları düşünürken bir dost çıkageldi; düşünme yaşa dedi!
Nasıl diye sordum?  anı yaşa, düşünme dedi
Denedim dediğini, çünkü o çok farklıydı..
Belki onun bakış açısıyla bakarsam, bir şeyleri değiştirebilir diye düşünmüştüm
Sonra birgün bana seviyor musun diye sordu?
Hayır , ama nefret ediyorum diyebildim
Gece kafamı yastığa koyduğumda o vardı
Evet bu sevgiydi...ama sonu alevliydi..sonu uçurumdu...
Hep dediğim gibi son hep aynıydı...
Dosta teşekkür ederim...

5 Kasım 2014 Çarşamba

Kurgusuz Kelimeler

Ey aşk ne de acımasızsın sen!
kalbi öyle bir hale getiriyorsun ki, onun nefesi olmadan yaşatmıyorsun
Senin en büyük düşmanının nefret olduğunu öğrendiğim gün, yüreğim kanadı
Gözlerim yandı, ruhum çırpınmaya başladı
Her çırpınışında daha da derine indim
İndikçe ,soluk alamaz oldum...karanlıktı...
Kimse yoktu, sonsuz bir hiçlikti
Nefret ne de yakışıyormuş sana aşk
Bu tıpkı siyah, beyaz gibi
Ama hangisi daha iyi bilemiyorsun
Aşık olduğunda, yüreğin onun adını hep pompalar
Fakat nefret ettiğinde yüreğin susar, sadece soluk alamaya başlarsın
Zamanla bunun ne denli gereksiz olduğunu hissedersin..
Kafan, kalbin, kolun, bacağın...hepsi bağımsızlığını ilan etmeye başlar
Vücudunun her bir mekanizması geri tepmeye başlar
Gözlerin acır, bitkin bir hale gelirsin.
Fakat gözlerine inat, beynin konuşmaya devam eder
Sabah olmaz, sabah olunca da gece olmaz...
Günler birbirini kovalar, ama senin için geçen bir saniye bile yoktur.
Sadece göz açar ve kaparsın.
Zaman yanılgısına düşmezsin
Çünkü yetişecek biri yoktur
Ya da yetişecek bir iş, arkadaş, bir hayal...
Dibe vura vura toplar insan kendini, ama dibi görmeden toplayamazsın!
Etraf o kadar kalabalık ki, insan kendini göremez hale geliyor..
Taa ki kendini kaybedince, kimseyi göremez hale geliyorsun
Buna bile izin verilmiyor...
Kendimizi kaybetmek için, yan koltukta oturan teyzeye sormamız gerekiyor
Ya da 'anne kendimi kaybedebilir miyim?'
Her şey bu kadar basit ve sıradansa..
Neden bu kadar soru? Neden bu kadar kalıp?
Es geçesi geliyor insanın..
Bu da kolay değil, değil mi?
Yan koltuktaki teyze izin vermiyor..
Sürekli konuşuyor..sürekli umuttan, hayattan, güzellikten konuşuyor
Ne de anlamsız geliyor, Ah bir bilse
O da kendince haklı tabi.
Nefret sarmış dört bir yanımı teyzem!
Ne yapsam geçmiyor, onun yüzünden kimseye inanamıyorum
Son şans bileti de yandı, artık geçmez bu öfke..
Sizi hiçlikle burun buruna bırakan, hayallerinizi yakan, gözlerinizi acıtan kişi doğru değildir
Bırakın her şeyi ve kaçın
Öfkeniz ve siz yanyana oturuyorsanız, vay halinize!