20 Mart 2017 Pazartesi

#KALICI HASAR#

Bir simülasyondu olanlar.
Kımıldamadan hareket eden canlılar vardı.
Görmeye niyetlendiği hiçbir şeyi göremez olmuştu!
Sancıyan bir kalbi vardı,
Ciğerine kadar keder dolmuştu.
Mezarda inleyen çürümüş leşleri duymaktan bitap düşmüştü.
Gözleri ona ihanet ettiği için,
Gözlerini oymuştu.
Elleri ona annesini hatırlattığı için,
Ellerini kesmişti.
Şimdi bilmediği bir yola ilerlemek istiyordu.
Duymak istemiyordu artık.
Hissetmek istemiyordu.
Yorgundu.
Bitap düşmüştü.
Sonsuz uyku denen şeye inanmak istiyordu.
Çıkmazdaydı ruhu.
Dirilişin her saniyesini hergün yaşamaktan bıkmıştı.
Her gün tek tek anıları siliyordu.
Bir kara deliğe sıkışmıştı.
Her defasında bir hata yapıyordu.
Ve tekrar!!!
Son bir aydır sadece nefes alıyordu.
Ancak duymaktan usandığı seslerden kurtulamamıştı.
Hades şimdi başka bir dünya bahşetmişti ona.
Ancak bu yetmiyordu.
Amaçsız ruhlardan bıkmıştı.
Ateşin yarattığı büyülü dünya son vermişti.
Şimdi sadece gökyüzü vardı.
İçinde yanan o özlemi söndüremiyordu.
Oysa şimdi her şey daha netti.
Kalıcı bir hasar vardı ortada.
İkilemde sıkışıp kalan bir ruhtu.
Ne ateş ne havaydı...
Şimdi sadece hiçbir şeydi.

7 Mart 2017 Salı

#ÖĞÜTLERE YÜRÜ#

Her şey tam anlamıyla kopuktu.
Hayata dair sinyal gücüm azaldığı şu günlerde,
Kendimle kalmaya ihtiyacım vardı.
Sadece kendi nefesimi duymak istiyordum.
Boş kalabalık nefes aldırmıyordu.
Bitip tükenmek bilmeyen talepleri son bulmuyordu.
İstikrarsızca hareket ediyorlardı.
Ben ise inadına istikrarımı bozmuyordum.

Dedemin bana öğrettiği en büyük şey buydu.
Her zaman yürüdüğün çizgiyi bozmamak.
Girdiğin yolun sonu olmasa bile dönmemek...
Kulaklarımda çınlayan şu cümle;
'Bilesin ki yolun sonu yoksa bile, Nereden merdiven çıkacağını bilemezsin'
Beklemeyi öğrenmelisin evlat.
Sükunetini bozmamalısın.
Unutma ki; 'Ağzın dili varsa; bıçağın da sırtı var...'
Gölgelere inat yürü!

Karabasanlı bir geceden geldi gölgeler,
Susarak büyütüyordum onları.
Gittikçe büyüyen bir boşluktu.
Şizofrence sayıkladığım bir araftı.
Müptelası olduğum bir acıydı.
İnadına üstüne gidiyordum.
Üstüne gittikçe kayboluyordum.
Her kayboluşta, bir şey daha eksilir hale geliyordu.
Son bulmadan devam eden bir döngüydü bu.