9 Aralık 2015 Çarşamba

Değersiz Olan Şeyin Varlığıdır Hayat

Kendim ve yine kendimim ben bu gece.
Hep yek, hep tek devam.
Günler geçtikçe, bu yeklik bana ilham veriyor.
Kendimi keşfediyorum sanki.

İnsan çoğaldıkça gerçekten de azalıyormuş,
Öyle olduğuna kanaat getirdim.
İnsan teklik kavramını sindirdikçe, gerçek huzura koşuyormuş.
Sizi sizden çalan insanlarlardan kaçın!
Tölere etmeyin kimseleri!
Günü geldi mi, onlar sizi kimsesiz koyacak ilk insanlar olacaklardır.

Hazmetmek zordur, zaman kavramı gerekir ona.
Zaman kavramı insanı yer bitirir.
Arkana bakmanı istemeyen bir kavramdır.
Yer yer silmek,
Yer yer konuşmak,
Yer yer sövmek gerekir buna,
Bazen de...
Sadece susmak gerekir.

Aslında zaman hiçliktir,
Saat hiçbir şeydir,
Değersiz olan şeyin varlığıdır hayat...

Bazen de sadece sen algısıdır
Sen çözemezsin, seni
Çözerler sanırlar, çözdürmeye yüz tuttururlar seni
Fakat nafile
Kimsecikler çözemez seni
Sen yine sende saklıdır...




19 Kasım 2015 Perşembe

SAHTE YONCA

Kendimden çok sana güvenmiştim
Herkes bir yana sen bir tarafaydın
Fakat seni anladım 
Seni tanıdık
Senin için ne yaparsak yapalım
Ne bedeller ödersek ödeyelim
Hiçbir ŞEYİZ değil mi?
Gözlerinin içine bakıp, mutlu olman için attığımız taklalar
Senin için ateşe atılmalar
Hiçbir ŞEY değil mi?

İnsan bir ömür yaşadığı insana da güvenemiyorsa, 
Bana güvenden bahsetmesin kimse
Dürüstlükten bahsetmeyin.
Bana yalanları anlatın,
Bana ikiyüzlülüğü anlatın,
Sen mükemmel bir oyuncusun.
Önce destek oldun...güven kazandın sonra...
Artık piyonlar hazırdı.
Şeytan seninle!
Yüreğini ferah tut, Sahte yonca!
4 yapraklı yonca mutluluktu değil mi!
Kalbin gibi bir hayat sürmeni temenni ediyorum.
Hak mı dedin sen!
Bir hak var ise, bir yerlerde birileri görüyor ise;
Görene havale ediyorum seni.

Herkes kötü, herkes çıkarcı derdin...
Ya sen?
Hayatımızın kullanım kılavuzu sende imiş, Sahte yonca.
Sana teşekkür ediyorum, 
Artık gardımı hiç düşürmeyeceğim.
Hepimiz bir oyunun içinde yuvarlanıyoruz,
Hepimiz bu oyunda oyuncağız,
Fakat oyun içinde, oyuncağın oyuncağı olmayacağız !
Ben 3 gözlüyüm,
Bilirsin sen beni...
Artık nöbetteyiz.

29 Ekim 2015 Perşembe

Acınası Geçit

oldu bitti bugün
dün geldi geçti
yarın, unutuldu
çaldılar zamanı
günleri alıp gittiler

ve sen, evet sen,
mutluluk denen çatı altındaydın
ne manidar, çatı başına yıkıldı
hüzünlendim mi? tabi ki hayır
mutlu muyum? tabi ki hayır
sen oyuncaktın sadece

şimdi görüyorum bazı bazı seni
kalbim körükleniyor
körüklendikçe, nefretim artıyor
dedemi hatırlıyorum
seni lanetleyişini
senin de o sıralar onu kirletişini

kalbim sıkışıyor, nefesim kesiliyor
gözlerim yaşlarla doluyor, kendimi yine bastırıyorum
susuyorum
kırgınlığım gün yüzüne çıkmasın diye çırpınıyorum..

sessizlik başa bela,
dayım öğretti
sustu diye her şey üstüne yıkıldı
ey büyük adam, tapasım var sana...
sen ki her şeyi bilip, altından kalkan kişi
bana kalkan olan kişi
tapılası tek erkek
ah bazen keşke... keşke...

hayat bu ama
kirletilen, toprağa girermiş değil mi?
sizler anlamazsınız bunu, siz hep gömensiniz ya
siz hep boka, çamur dersiniz ya

sizler kullanılan,biz kullanan
sizler sahiplenen, biz kovan
ah be gözünü sevdiğim dünyalar güzeli insanı
doğru mudur ki, saat gece yarısı;
senin kovuşun mu? beni uykumdan eden
yoksa senin hiçe sayıldığın gurur mu? dışarıya atılan

kalbim acıyor
gözlerim yanıyor,
söylesene bana hangisini körüklediler?
kirletilen gurur muydu?
yanan yüreğin miydi?





26 Ekim 2015 Pazartesi

ÇöpLük

Bugün evden çıkarken, tekliğimi hissedip eve geri girdim
Aynı ruh halim beni, ayakkabılarımı giymeye zorladı
Korktum, kendimden korktum
Nasıl da kolay alışıyoruz her duruma

Her günüme ait yeni bir kişilik özelliği
Her günüme, yepyeni bir kişilik bozukluğu
Eskiden taş,kağıt,makas vardı..
Şimdi ise her yola yeni bir duvar çıkıyor
Her adıma yepyeni bir tuzak çıkıyor

İnsan benliği ile başbaşa kaldığı zamanlarda
Her olasılık, hakikatleşiyor
Olasılık çaprazında kalan her şey olurlaşıyor
İmkansız kavramı silik bir hece gibi
Olmaz diye bir şey kalmıyor
En kötü denilen şeker kıvamı misali
Oldu bitti işte

Bugüne bugün taptığım saçlarımı kırptım
İtiraf ediyorum ki, sinirlendikçe saçlarımı kırpıyorum
Bu yüzden kendimden de korkuyorum
İnsan taptığı nesneyi hiçe sayıyor ise...
Hiç önemsemediğine ne yapıyor o zaman?
Önemsendi, hiçleşti.
Silikleşti, çöpleşti
Önemsenmedi...
Sustu,
Pustu,
Güldü,
Geçti,
SİLDİ...
Korkma cengaver,ölümün ecele faydası yok.



22 Ekim 2015 Perşembe

Renksiz Kelebeğe Mektup


Gözlerimi açtım oradaydın
Kapattım, karanlığın ortasında bana bakıyordun
Kalktım, arkamdan yürüdün
Hatalar yaptım, arkamdaydın
Senden nefret ettim,
Kovdum, gitmedin
Her şey adına seni sorumlu kıldım, sustun
Gözlerine bakıp hakaretler ettim,
Karşımda bir çift buğulu gözle karşılaşınca, sustum

Anlamam zor oldu, ne ben seni bırakabilirim ne de sen ...
Ne ben seni uçurumdan atmaya yeltendim, ne de sen ...
Her şeyin bir sonu olduğu gerçeği beni bırakacağını düşündürtmedi bana
Ben yoksam, sende yoksun sonuçta
Seninle mutlu olmayı öğrendim
Huzuru iliklerime kadar hissettim
Güvenmeyi senden öğrendim

Senden önce her şey berbattı
Elimi uzattığım herkes kolumu kırptı
Sırtımı yasladıklarım, arkamdaki her şeyi alıp gittiler
Gözüm gibi baktıklarım, göz bebeklerime ihaneti kusarak gülümsediler
Kelime oyunu yapmam ben, lafı dolandırmak bana göre değil ki
Hem ben sanatçı mıyım arkadaş,
Dolaylı yolla güzellik anlatacağım sana
Hem benim güzel bir eserim bile yok ki, bu dünya'da sana

Senden önce hayat, bana öğretti
Her yardım çığlığında, yanında olduklarımdan "enayi" kelimesini öğrendim
Maddi manevi "al her şeyim senin" dediklerimden "çok safsın sen" kelimesini öğrendim
Çok sonraları bu "saflığın" aslında "salak" anlamına geldiğini kavradım
"Seninle her şeye varım" dostluğunun tavan yaptığı birgünde;
Bir baktım tek başıma kaldırımda oturuyorum
Hiçkimse yoktu
Belki de herkes ölmüştür diye düşünmüştü, iyi niyet bekçim
Beklemeyi ve sabırlı olmayı annem bana öğretmişti ne de olsa
Bekledim, aylarca.
Kaleme çarptığında o bekleyiş yıllarımı aldı benden
Sabırlıydım ben, elbet birgün geleceklerdi

En nihayetinde hayatla bağlantılı her kablom koptu sonunda
Ben yine karanlığımda kalmıştım
"Nefes aldığınız müddetçe yaşarsınız" denmişti bana
Bende iyi niyet bekçimin bana öğrettiği gibi, inanmıştım
Beklemekten ölmüş, sabrımın içi dökülmüş bir haldeyken
İyi niyet bekçimi, köşe başındaki küçük çocuğa yolladım
Fırsat bu fırsat diyerek topukladım
İşte tamda o gün, kaçmayı öğrendim

Senden sonra ne mi oldu
Her şey mükemmel sevgili ikizim
Her şey adına teşekkür ederim
Benim renksiz kelebeğim










6 Ekim 2015 Salı

Şizofren kaleminden

Nevrotiğim ben
Şizofrenim, bipolarım...
Derin bir vakayım
Sen anlamazsın beni
Aklın almaz beni
Yüreğin yetmez bana
Ömrün kısadır geleceğime

Sadece yanımda olmana ihtiyacım var
Biliyorum bana tahammül etmek zor
Katlanmak, akıl alır şey değil

Kronik bir vakayım
Duvarlarla uyum sağlayan bir rengim
Camlara uyum sağlayan bir buğuyum
Yağmura eşlik eden bir damlayım
Çoğu zaman bir damla ya da çamur birikintisiyim

Zordu kalmak
Zordu beklemek
Beyaz dört duvar ve sessizlik
Sizi aradım, yoktunuz
Günlerce uykulara sığınıp, beklemek nedir bilir misiniz?
Sesler çoğaldıkça, kaybolmak?
Kayboldukça, çırpınmak?

Gözler karanlığa alışırsa...
Kulaklar sesleri ayırt edemezse..
Her şeyi bir çırpıda yerle bir olabilir
Engel olmak kalıcı hasara neden oluyorsa,
Sadece susup, bakmak bazen iyi gelebilir
Hissizleştirir bu süreç
Bitkinleştirir insanı
Yorulmak bir eylem ola çıkar karşına

1 Ekim 2015 Perşembe

SADECE YAP

Yeni bir akış için, yeni bir adım gerekir
Hep sağ adım ise bu defa sol olmalı
Hep gri ise bu defa hep turuncu olmalı
Yepyeni olmalı bu defa demeli insan
Yapmalı, olmalı
Yüzdelik payı bırakmadan, yapabilmeli

Yapamama olasılığını ortadan kaldırmalı
Pi sayısı kadar kesinleştirmeli sonucu
Kesinleşemediyse itiraf etmemeli
Zamana inat, yapmaya;denemeye devam etmeli
Bazen bazı şeyler olmak zorundadır demeli kendine
Bu süreçte tek cümle destektir ona; OLACAK!

Emin olmalıdır kendisine
Olumsuzluğa yer vermemelidir,çünkü akbabalar bir adım ötededir
Küçük bir OLMADI harekete geçirir onları
Şşşttt yola devam
Düş ama kalkmayı bil
Beklemeden toplamayı öğren kendini
Ya sen varsın ya da sen
Başka kelime yok
Başka cümlede yok
Bir güç bekliyorsan, sadece kendinden bekle
Bir destek bekliyorsan sadece kendinden bekle
Emin ol ki, başka bir özne desteği bekliyorsan, sadece yanılgıdan ibarettir
Bu sadece bir halisnasyondur

Unutma, kendini kandırmaktan daha iyisini yapabilirsin
Yapmalısın!
Sadece adım at!
Bırak gerisini zaman hallettsin.
Önce karar ver, detayı ilk defa, geride bırakmaya ne dersin *

28 Ağustos 2015 Cuma

Siyahlar Beyaza Çalmadı

Sarf edilebilecek bütün kelimeler bitti
Avuçlarımda kalan yitik bir alfabe
Uzun cümleler yok artık
Uzun birleşik kelimeler yok artık
Bir araya zor gelen harfler var
Fakat bir kelime oluşturmak çok zor artık

Uzaktan bakılan buğulu camlar var bende
Bakıpta göremeyen gözler var sende
Konuşacak çok kelime var bende
Sende yitip giden bir alfabe var
Bende sarılmak için yanıp tutuşan bir yürek
Sende ise kollar var

Eksiğiz evet
Bütün mesele eksikleri bir araya getirmek değil miydi?

Sen benim kollarım,ben senin yüreğin
Sen benim ışığım, ben senin gözlerin
Sen benim dilim,ben senin alfaben
Sen benim kulağım,ben senin müziğin olurdum
Oldururduk, oldururdum


Ters bir bakış açısıydı belki de seninki
Belkide benim bilmediğim bir sessizlikti seninki
Yollar değişebilir
Mevsimler değişebilir
İnsanlar değişebilir
Fakat umut değişken değildir
Umuda yol almıştım seninle
Bütün karanlığına rağmen
Olmadı, olduramadım
Siyahlar beyaza çalmadı


23 Temmuz 2015 Perşembe

Toplum Mu Tanrılaştı?

Her saniye bir ödüldür diyor tanrı!
Peki ama bu ödülü biz istedik mi?
Biz bu dünya'yı istedik mi?
Bu şekilde var olmayı istedik mi?
Hiçkimse iken bir kalıba sığmak neden?
Neden bu mecburiyet?
Madem hiçkimse isek, nedendir bu kimlik arayışı?

Toplum mu tanrılaştı,
Biz mi kalabalığı tanrılaştırdık.
Yorgun bedenlerin cevap vermeye mecali yok iken,
Bunların, çektiği acılardan beslenen yamyamlar yürüye dursun.
Bunların, her şeye bir cevabı vardır.

Tanrıda görmez oldu,
İblisler sarmış her yanımızı.
Feryatlar boşa,
Her kim yasağa el uzatırsa, ödül onadır.
Korku en büyük haz ola dursun,
Siz siz olun, sevginin anlamını öğrenmeye çalışmayın.
Huzurun nerede olduğunu aramayın!

Konuşmak vakit kaybı
Giyimine bakıp değer biçmek, pek bir havalı.
Değer para ile, güzellik ile ölçüle dursun,
Siz siz olun sırtında kürkü olmayana güvenmeyin,
Yüzü güzel olmayana inanmayın.



20 Temmuz 2015 Pazartesi

Utanç Kaynağıyız, Eski Topraklara

Artık iç savaşı da başlattınız,
Artık patlamalar kimsenin kanına dokunmuyor
Öyle ki adam ayrım bile yapıyor: "Gebersin köpek, haketti" diyor.

Benim kanım donuyor.
Bu ülke nefretle kurulmadı,birlikle kuruldu.
Ülkemin geçmişini bilmeyen birkaç kişi laf cambazlığı yapıyor...

Yazık çok yazık!
Etrafta paramparça olmuş kol,bacak,kafalar var
Ey insan evladı!
Nasıl da unutuyorsun boşlukta süzüldüğünü
Unutuyorsun! savaşın eşiğindesin
Ülken de bütünlük bozuldu,düşman huzurlu
Cesetler sende,ağıtlar sende,kayıp sende,öfkenle kaldın
Öfkeni yanlış tarafa yönlendiriyorsun
Sanma ki taraflısın
Kendini kandırma,düşman ülkeye girdiği an sende o parçalanmış bedenlerden olacaksın

Acının dili,dini,mezhebi,sağı,solu olmaz
Hala anlayamadın değil mi!
Bütün olunmazsa kara parçası kalmayacak
Sen tarihini unutmuşsun,gelecek nesil geçmişini bilmiyorken...
Kimse barıştan,insanlıktan,birlikten,beraberlikten bahsedemez

Afrika ile çok ortak noktamız var
Biz de, onlarda gelişmemiş ülkeler sıralamasındayız
Onlar da, biz de başka kuvvetlerin oyuncağıyız
Aynı zamanda büyük bir farkımız var
Onlar birlikte güçlü olacaklarının farkındalar,
Biz ise ne birliğin ne de düşmanın farkındayız
Utanç kaynağıyız eski topraklara...
Koruyamadık...
Kollayamadık...
Ne birliği,ne beraberliği,ne ilkeleri,ne de kültürü...


14 Temmuz 2015 Salı

Uçurum Kenarındaki Ümitler

Bekliyorum, Neyi beklediğimi bilmeden
Her geçen gün biraz daha amaçsızlaşıyorum.
Ne istediğimi bilmez haldeyim,
Sanırım artık istemeye de korkuyorum.

Şu ara korku ve ben iyi arkadaş olduk.
Yalnızlıkla aram bozuldu...
Kendimi tanıyamaz oldum
Aynadaki görüntüm benimle alay eder oldu.
Puslu bir görüntüde silikleşen bir yüz,
Sadece gözler aklımda keskinleşti,
Dünden bi haber,umuda yenik gözler...

Yorgun bir ruh,umuda yenik düşmüş gözler,
Beyne direnen, beden
Hissizleşen duygulara inat, atan kalp
Sanki bedenim bir tür savaş içinde...
İçimde bir çatışma var,
Bu savaşın sonunda kazanan olmayacak.
Beklentisiz, amaçsız bir savaş bu,
Birlik yok, herkes başına buyruk.

Silikleşen anılarla birlikte, kaybolan dünler
Yaşanan dünlerle, unutulan yarınlar
Her şey bir pamuk ipliğine bağlıymış.
Savaşa inat, gülümseyen hissiz  surat
Gülümseyen surata inat, buğulu bakan bir çift göz
Artık anılarda yok, yarınlarda...
Sadece kabuslar ve karanlık
Sadece alevler ve ölümler


21 Haziran 2015 Pazar

İki Ayaklılar

Uykusuzluğumun kaçıncı günü bilmiyorum.
Kafam bomboş, Çok ağır
Ne düşündüğümü bile bilmiyorum..
Eşyaları sürekli kaybediyorum,
Geçenlerde tüpü açık unutmuşum...
Ben bu haldeyim anladım da,,,
        Hayat bile yorgun belli ki
        Mevsimler bile dengesizleşti.
Tıpkı benim gibi...
Anlık iyi, anlık depresif...

Kimseyle savaşmıyorum artık.
Her kulağıma gelen sese tebessüm edip, evet diyorum
Çünkü insanlar dinlemekten aciz, aynı zamanda tek doğru onlara ait.
Başka doğruları sorgulamadan lekeliyorlar.
Hayatı akışına bıraktım.
Teknem denizin ortasında
Eldeki olanaklarla, yaşamaya devam etmek lazım.

Gel gelelim bu ülkenin sınırları içinde insanlığa
İnsan kelimesinin; iki ayak üzerinde, durmaktan ibaret olduğunu düşünmeye başladım.
İnsanlığın; bir sürüden ibaret olmasını düşündüğüm gibi
Veya insanlaşmanın; gökyüzündeki bulutların, pamuk şeker olduğunu zannetiğim  gibi.

Her şey gelip geçiyor belli ki
Deprem gibi, heyelan gibi.... kayıp verip ağlıyoruz.Fakat bir düzen var neticede
Şimdilerde her şey sarmaşıklar gibi
değer,ahlak,namus,kültür.....her şey depremin altında kaldı
Din ve imandan bahseden bir ülke olarak,
Dinsizliğin çukurunda adeta, ölmemek için halay çekiyoruz.
Trajedi...
Yahu her şeyi geçtim,arkadaşım azıcık saygı duyun kendinize de dilinizi bağlayın.
Papağan değilsiniz siz. Demoloji yapmayın.
Susmayı öğrenin,Zaten içinizin pisliği gözünüzden akıyor.
En azında sesinizi kısın da İNSAN diyebilelim...



9 Haziran 2015 Salı

imiş ibiş

ben vardım, o gitti
ben gittim, o vardı
ortalama olacak bir yoldu bu
ne ben ortayı buldum, ne o

azı vardı,çoğu kısaydı
o inandı ben inanmadım.
ben inandığımda ise inanç kalmamıştı.
Bir mum yak dediler, bir sayfa çevir dediler...
yapamadım,
inanç yoksa eylem neye yarar ki!

bana göre bir kelime bin eylemdir
fakat öyle değilmiş dostlar, bir kelime bin kelekmiş
eylem dediğin kerizlikmiş
kelime dediğin laf ebesiymiş
ebe dediğin köşede köstek köstek bakanmış...

sözün kısası kimse kimseyi anlamaz imiş
kimse ebeyi bilmez imiş
fakat herkes ebeye tapar imiş
keleklere selamlar ola...

                                           Hürmetlerimle...

31 Mayıs 2015 Pazar

Sıfırlanmak Gerekir Bazen

Gerçek olmanı istemiştim
Oysa şimdi anlıyorum ki...kurgumdan ibaretmişsin sen
Karmaşığım,
Kurgudan ibaret olduğunu anladığım için, rahatladım.
Gerçek olmadığın için, hayal kırıklığı yaşadım
Anlamam zaman aldı belki...
Fakat aldığım büyük bir ders var;
       Hayat bir similasyon oyunu gibidir,
       Mantığını anladıysan boşa üzülmez, boşa çaba harcamazsın.
       Enerjini boşa sarf etmezsin... stratejik düşünürsün.
       Deniyorum...Deniyorum ben.
Bilirsin ki, ben oyunlardan nefret ederim...

Şimdi, durup bakıyorum da
Oyunu sevmem gerekliydi.
Sonuçta her oyuncu, stratejisi kadar vardı, değil mi?

Ben bir sihirbaz değilim, fakat illüzyonu severim.
Herkes mutludur sonunda,yaralı yoktur...

Bana öğrettiğin bir şey var, gerçekler parçalar.
Similasyon yeniden yaratır.
İllüzyon uyutur.

O halde gerçeklerle, paramparça olmaya devam.
Sonunda her yapboz kendi eş parçasını bulur, değil mi?
Zaman alacak belki de..
Fakat güzel şeyler için, parçalardan ayrılmak gereklidir.
Sıfırlanmayı denemek lazım





19 Mayıs 2015 Salı

Ne İstediğini biliyor musun?

hayaller bizi uyutan tatlı düşlerdir
ve unutmayalım ki hayaller bizi bu alemde ayakta tutan şeylerden biridir
hayallerinize zaman ayırın
kendiniz için, kendinizi sevmiyor musunuz?
peki, o halde sizi sevenler için...
kendinizden vazgeçmeyin..

sizi ayakta tutması için illede bir insan gerekmiyor.
bu alemde olan her şey enerjiden ibaret, bunu sakın unutmayın.
sizi mutlu eden bir enerji bulduysanız,sıkı sarılın
öncelikle kendi enerjinizle başlayın.
sizi kendi esaretinizden kurtaracak tek şey enerjinizdir

herkes farklı şekilde bir şeyleri sınıflandırıyor
bu sınıflandırma sizleri belli ki mutlu etmiyor
o halde siz bu topluluğun dışına çıkın,kendinize izin verin
mutlu olmak herkesin hakkı,görebilene

kendinizi sevmezseniz başkalarını sevemezsiniz!
kendinize saygı duymazsanız, karşınızdakine duymazsınız...
   bir anımı paylaşmak istiyorum; bir arkadaşım hep anne ve babasından nefret ederdi,
   ebeveynlik görevlerini yerine getirmiyorlar falan derdi...belki haklıydı. fakat şu bir gerçekti ki            kendisi onlara hiç saygı göstermiyordu. insanların görmesini beklemeyin,nasıl davranmaları             gerekiyorsa öyle davranın onlara.belki sizden öğrenecekleri şeyler vardır. değiştirmeye kendimizden başlamalıyız.
    sonuç olarak, hepimiz mutlu olmak istiyoruz.öyle değil mi?

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Şafak Vakti

kaçtıkça boşluğa düştüğümü gördüm
kaçtım ve düşüyorum
düşmek güzel bir şey, inan bana
ya sonra?
sonrası yok.. ya hep düşüş varsa! ya sıkışıp kalırsam bu yere!

yoruldum kendimle verdiğim savaştan
bitmek bilmiyor
başa sarıp sarmalıyorum
kendini iyi zannedenler,gülerler bu yazılarıma
kandırmasın kimse kendini..

sararsın yarayı... açmayı bilen iyileştirebilir
yarayı açmayı bilmeyen..iltahap kaptırır..
hayat bu denli sıradan.
durup bakmak lazım
fazla sorgulamak anlamasız
düşünmemek aptallık
uyanıp neden? nasıl? neden? kim için? demeli

uyanamadıysan...sorgulama!
hata da sensin
düşünen de
düşünemeyen de
her şey kendin için!


7 Mayıs 2015 Perşembe

İmrenilen Oyuncular

Hayatımda hep, tercihi kendim yaptığıma inandım.
Meğer her şey bir oyunmuş.
İlk oyun bitti.
Artık oynamak istemiyorum.
Fakat bu da benim seçimim değil

Piyon olmak çok korkunç.
Hayat bizi her şeye koşulluyor,
Pavlov'un köpekleri gibiyiz...
Koşullu havlama! Koşullu açlık!
Başlangıç var. Koşullu başlangıç gibi...

Korkmuyorum artık.
Heyecanda duymuyorum.
Beni uyutabilirsin. Fakat beynimi uyutamadın.
Aptal bir saat gibi işliyor.
Çoğunlukla şizofrence konuşuyor benimle.

En komiği koşullama raporu hazır!
Kukla ipleri otomatik.
Sonu yok bu oyunun, sadece başka bir sahnesi var.
Perdeyi görenler mutsuz,
Perdeyi bekleyenler umutlu,
Perdeyi hiç göremeyenlere imreniyorum...


2 Mayıs 2015 Cumartesi

Çıldırış

Yalınlığımı iliğime kadar hisseder oldum
Gerçekliğin anlamını daha net anladım
Algılar değiştiriyor dünya'yı
Gözlerim farklı görüyor
Kulaklarım farklı duyuyor
Bu beni ürkütüyor
Çıldırmaya ramak kaldı diyorlar...

Çıldırış bir sonuç ise nedeni önemli midir?
Nedeni önemliyse,sonucu değiştirebilecek misiniz!
Sessizlik acıdır...sessizlik çaresizliktir.
Susmayın! cevabını bildiğiniz sorular sormayın.
Kendinizi de karşınızdakini de yormayın.
En önemlisi de cevabından korktuğunuz sorular sormaktan kaçın.

Hayat sizi kaile almıyor.
Yaşayan piyonlarla sadece mutlu olmak lazım
Fazla soru mutsuz eder.
Çıldırış ise güzel bir sonuçtur.
Tadını çıkarın dıştaki seslerin..


27 Nisan 2015 Pazartesi

Koca Bir Boşluk

mutluluk saniyelik
sen saniyesiye hesaplarken saniyeler yol kat eder durur
sonra durur bakarsın.....ne oldu==?

hayat kısa mı?
gerçekten bu kadar kısaysa neden bu cefa?
neden bu saçmalık?
neden bu serzeniş?

sen her şeyi vaad ederken; o sana 'bilmiyorum' der ve biter her şey
hayat bu işte.
basittir her şey.bütün kelimeler basittir.
siz istediğiniz anlamı yükleyin fakat karşıdaki için bir anlamı yoksa HİÇTİR

her şey bir boşluktan ibarettir
kendini o boşlukta var ettiğin sürece varsın....

21 Mart 2015 Cumartesi

Kopmuş film Şeritleri

insanlar yaşadıkları acıların can kırıklarını öyle kolay kolay atamazlar.
Atmak için zaman gerekir.
ve can kırıkları atılsa bile izleri kalır.
o insanın mükemmel olmasını beklemeyin.
kaybetmeyi ve acı çekmeyi derin yaşadığı için,güven sorunu olacaktır.
her daim melankolik ve bıkkın olacaktır.
Aklınız varsa uzak kalın böyle insanlardan.
Yoksa acıya doyamazsınız.

Böyle insanların hayallerini toplamaya çalışmayın!
Siz topladıkça,depremler devam edecektir.
Sizi çok sevse bile, içinde bir yerlerde hep kopmuş film şeritleri kalacaktır.
Fakat şunu da unutmayın ki böyle insanlar sizi oyuncak yapmazlar..
Sadece sizden uzak durmaya çalışırlar.
Ona tekrar sevmeyi öğretebilirsiniz ama öncelikle kendinizden emin olmalısınız.
Siz hazır mısınız? değilseniz arkanıza bakmadan yolunuza gitmelisiniz.
Çünkü böyle insanların hayatlarında artık hayal kırıklığına ve umut etmeye tahammülleri yoktur.


14 Mart 2015 Cumartesi

Bu Adi Bir Oyun

Çaresizlik başa beladır
Derler ki çaresizlik diye bir şey yoktur.çaresi olmayan tek şey ölümdür..
Bir yerde haklılar,fakat elinizi attığınız her dal kırılmaz,her çiçek solmaz..
Zaman geçtikçe yeni bir adım atmaya korkar oluyor insan
Artık çiçeklerim solmasın, adım attığım yeşillik kurumasın..
Mutlu olmak harcıma konmamış eyvallah
Şansımı kullanamamak gibi üstün bir özelliğim var benim

Hayatın benimle oynamayı sevdiği en adi oyun; sevdiklerimi elimden her an alabileceğini göstermesi
Sevdiklerinle sınanmak ne kadar zordur, bilir misin?
Önce birini alır...
Sonra diğerlerinin gidip gelişlerine tanık olursunuz
Küçük bir serumla bile kalbiniz sıkışmaya başlar
Beyaz önlükler sizi korkutur
Hastane duvarlarına sinen ölüm kokusu, kafanızı uyuşturur

Düşünemezsiniz,korku kavramı yerini boşluğa bırakmıştır
Bilinciniz yerindeyse çıkar hava alırsınız,değilse
Bomboş etrafa bakarsınız, sevdiğiniz insanın acısına tanık olursunuz.
Ona yardım edemezsiniz...ağlayamazsınız...
Siz güçlü olmak zorundasınız...
Bu bir oyun, korktuğunuzu,üzüldüğünüzü belli ederseniz..
Saymazlar sizi, insanları idare edemezsiniz, kolay düşenlerden olursunuz.


7 Mart 2015 Cumartesi

AH be Büyük İNSAN

kapat gözlerini büyük insan
Ah be büyük insan; görme onları
sus, konuşma..sesini duyan yok artık
şimdi, susma zamanı
onlarca yaşananlara kayıtsız kaldın
şimdi konuşsanda seni duymazlar..

artık yaptığın haksızlığı,zulmü görüyorsun değil mi?
yaşattığın her şeyin sorumlusu sensin
bu insanların karakterini sen inşa ettin
gurur duy kendinle

sahte ayrılıklar,sahte gülüşleri ve timsah gözyaşlarını sana karşı ürettiler
yapamayanları karaladın, sildin...
telefonlarını açmadın,sofranda saymadın
ah be diyosun şimdi!
ah bee!!!
çok geç artık.

şimdi seni duyan yok,görende yok
en acısıda herkesin gerçek yüzünü yeni görüyorsun
baş tacım dediklerin; gecenin bir yarısı ilk toprak atanlar oldu değil mi
sen gidişinden emin bile değilken; üstüne atılan kürek kürek topraklar seni boğdu mu?
sen merak etme herkes bir gün yaptıklarının cezasını çekecek
bunu sen çok iyi bilirsin



4 Mart 2015 Çarşamba

Ah Dik Başlı Adam

Yürüyüşüyle saygı uyandıran adam
Dik başlı, dediğim dedik bir ağa oğluydun
Herkes bakışından korkardı
Sen oturduğunda herkes susar, hayran hayran seni dinlerdi

Herkesin büyüğüydün, akıl hocasıydın
Küçüğünü dinlerdin, tabi yine kendi bildiğini yaptırırdın; o ayrı mesele
Kimse seni gülümsetmezken, ben sana kahkahalar attırırdım
Ah be dünya!!! son günleri öyle yaşamayı haketmedin sen

Çok dik başlıydın be adam!
Seni dinlemediler, seni saymadılar dimi son zamanlarında
Merak etme,  yapılanlar kimseye kar kalmıyor
Bunu en iyi sen bilirsin gururlu adam

Kim ne derse desin, sen üzüntünden gittin
Yordular seni, yalınlaştırdılar
Sevdiğinden ayırdılar, sözünü kulak arkası ettiler
Kahven zamanında gelmedi değil mi?
Yemeğini getiren, burun kıvırarak getirdi değil mi?

O soğuk basamakta kaç gün oturdun?
Döktüğün yaprakları, tek tek o gün farkettin değil mi?
Döktüğün yaprakları yanlış zamanda toplamaya çalıştın
Sen topladıkça onlar parçalandı
Çok acıtmamıştır diye düşünmek istiyorum,
Ama seni biliyorum ben, senin içini kemirdikçe sustun!
Sustukça gözlerin doldu ve sen ki yıkılmaz bir duvar!
Seni nemlendirdiler...
Küflendirdiler...
Çatlattılar...
Dayanamadı o büyük yüreğin...
Elin telefona gitti, ilk defa gururunu hiçe saydın aradın
Aradın..aradın...çaldı..çaldı...meşgul...
Aradığınız kişiye ulaşılamıyor...

Bu seni ağlattı...ne de zordu değil mi yalnızlık
Oysa ki sen  hep yalnız kalmak isterdin
Herkesi etrafından uzaklaştırırdın
Sonunda herkes gitti...
Bedeli ağır oldu.hep ileri görüşlüydün
Nasıl oldu da bu defa göremedin ??

Ah gururlu adam
Ah dik başlı, gaddar adam
Meğer ne de duygusalmışsın...





23 Şubat 2015 Pazartesi

Deneyim hissizleştiriyor

İnsan bazen bir şeylere bağlanmak istiyor
Onu bu hayatta tutan eller istiyor
Onu düşleyen umutlar

İnsan bazen hayal kırıklıklarının toplanmasını istiyor
Amaçsızlığına amaç katacak bir şeyler istiyor

Bütün bunlar için kendini ortaya koyuyor
Sonraları anlıyor ki, her şey bir oyundan ibaret
Aslında tutan bir el,düşleyen bir umut ya da toplanabilen hayal kırıklığı yok

Bunları anlayacak deneyime gelindiğinde ise; hissizleşiyor insan
Umut kırıntısı kalmıyor
İyi olabilecek ne insana ne de başka bir olasılığa inanç kalmıyor

Gerçeklik algısını yitirmeyen tek şey acı oluyor
Bir müzik tınısı,bir şiir,bir kelime...
Yüreği yoruyor

İnsana olan inanç yitirildiyse, kaygıda kalmıyor
Merak olgusu sadece maddede kalıyor
Dedim ya deneyim hissizleştiriyor...

14 Şubat 2015 Cumartesi

Çaresiz Bedenler

Türkiye'de sex'e olan açlık, Afrika'daki açlık sınırıyla kıyaslanamaz
Adamlar ekmek derdinde, ülkemizdeki sapıklar çük derdinde

Zorla ağzını kapatıp, giysilerini yırtarken hiç mi düşünmediniz?
Sizin anneniz yok mu? kız kardeşiniz?
İkisi de yok diyelim...
Çevremizde hayvanlar alemi var
Hiç gördünüz mü, köpeklerin bir dişi köpeği zorla becerdiğini?

Başımızda bir devlet var, evet çoğu şeyi sallayan
Fakat konu kadın olduğunda kendince yasalar çıkaran
Kürtaj en büyük örneği
Yasa çıktığında...tecavüz edilen kadının çocuğunu, aldırması yasak olamaz dendi
Cevap gecikmedi...giyimine dikkat etsin "Kuyruk sallamasın"...
Kusura bakmasın kimse de "hayvanlar aleminde kuyruk sallamak; hayvanı istemek demek"
Fakat bizler insanız! bedenimizin en üstünde bir kutu var ve içi dolu..
Bu kutunun içindeki şey beyin...
İletişim kurmaya yarar, plan yapabilmeye yarar...
İletişimi; sen ağzını tut,ben üstünü yırtarım değil.
Ya da kızı bu sokakta kıstıralım demek; plan değil...

Sözün kısası devlet; "onun piçi, sonucuna katlansın" dedi.
Annelerinize birazcık sevginiz varsa, "İDAM CEZASINI YASAL YAPIN"
Ya da tecavüz eden erkekler "HADIM" edilsin.



8 Şubat 2015 Pazar

Araftaki İnanç

Kaybettiğimi satır aralarında arıyorum...
Boşa çabalıyorum..
Çünkü, kimse kimseyi beklemez; aramaz
Ve hiçkimse verdiği sözleri tutmaz

İnanmak insana verilen en büyük aptallıktır.
Kimseye inanmayın denilmez ki,
Unutmayalım ki, inanmak demek; zaman denen arafta "piç bir inanca eştir"
Zaman geçtikçe neye ve neden inandığınızı unutur hale getirtir
Elinizde kalan tek şey; yitirilen umutlar , hayal kırıklıkları olur..
Gözlerde biriken denizler olur.
Kimseyi bu kadar şanslı yapmayın.
Unutmayın milli piyango'da bile, 1 milyon insandan; 5'i kazanır

Hayat şanssızı gösterir ki
Şanslı olan kendini görsün
Şansta hayatın bir oyunudur...
Sadece bizler görmek istemiyoruz.
Oyuncak olmaya alıştık belkide...

Zaman bizden duygularımızı alıp,götürüyor
Haberimiz bile olmuyor.

7 Şubat 2015 Cumartesi

#2

Hayat kısa, kafana göre yaşa dediler
Dediler de; sonucunun parçalı bulutlu olacağını söylemediler ki
Deniyorum,bu kısa hayatı idare etmeyi deniyorum
Fakat hep, nedense satır aralarına sıkışıp kalıyorum
Artık canım acımıyor.
Her cümlenin satırına, sıkışan duygularım var
Sustukça aralıkların azalması da cabası
Fakat konuştukça, daha çok kelimenin arasına sıkışıyorum

Susmak artık acıtmıyor.
Sonuçta, konuşmakta pek işe yaramıyor.
Her türlü heba olunuyor...

Ben duygusalım diyenden kaçın
Size en çok zarar verenler, onlar olur
Şunu unutmayın, kendisini kelimelerle sürekli anlatan; sizi bölen kişi olacaktır
Duygular bölünür,çarpılır,toplanır
Fakat sağlaması yoktur
Toplanır,zamanla düzelir demeyin!
Kandırmayın kendinizi,
Yalınlık kadar zararsız bir şey daha yoktur.

Ve düzelir deyip, kendinizi topladığınız; sizi böler!
Unutmayın ki!
Yaşadıkça hissizleşir kalp,
Hissizleştikçe, tek bir kıpırtı olmaz.
Dur demek lazım,
Sus ve  Dur!!!

Bazen çözümü yoktur bazı şeylerin
Bazen de, nedensiz olur bazı şeyler
"Akışına bırakayım" demeyin
Konu duygularsa, bunu asla yapmayın
Ya bitirin ya da düzeltin
Ortası yok!!!
Paragraf aralarına sıkışmayın
Çünkü öyle bir an geliyor ki; boğuluyorsunuz ama ölmüyorsunuz
Yanıyorsunuz ama sönmüyorsunuz...

4 Şubat 2015 Çarşamba

cümle arası yalnızlık

bazen hayatımıza bir merhabayla her şeyi bombok edenler oldu
kızmayın onlara,kendinize kızın...
buna siz izin verdiniz.sadece ağlayın ve susun
öfke nöbetleri kadar tehlikeli hiçbir şey yoktur.
siz karşıdakini kırdığınızı sanırsınız,fakat en çok kırılan sizsinizdir aslında
karşınızdakinin cinsiyeti önemli değil...
karşınızdaki seviyesiz bir kişilik ise sizi her şeyinizle altüst eder
cümleye ya da söze gerek yoktur, seviyesiz insan bakmayı bile beceremez
aşağılar sizi o lanet gözlerle...
siz kendinizi arafa atmak istersiniz
buna bile izin çıkmaz...

asıl acı olan şey, bile bile merhabaya karşılık vermektir
sonunda sizi inciteceğini bildiğiniz kişiliksize merhaba dersiniz
her bir sözle, sizden bir şeyler kopmaya başlar
sözler yerini cümleye bırakırken, sizden geriye lime lime kırıklar olur
cümleler yerini uzun paragraflara bıraktığında ise, 
siz o paragrafın arasına sıkışan boşluklar olursunuz.

beden sadece robot olur...
ruhunuz hissizleşir...
bazen sıcağı, soğuğu bile ayırt edemezsiniz...
en tanıdık şey ise donuk bakışlardır...
zorla olan tebessümlerdir..



30 Ocak 2015 Cuma

başka renklere gri çalma!

kendini kaybetmek istersin
neticede kaybedersin de
öyle ki çıkışı bulamazsın
en kötüsü de yol gösterecek tek bir varlık bulamazsın

yorulmazsın, sadece umut alıp başını gider
inat kaçar senden
gözlerin gördüklerini inkar eder
kulak sadece sessizliğin ızdırabıyla dolar

yaşanan, yaşadıkların senden inancını çalar
duygularını paramparça olan bir bardak haline getirir
hadi bakalım yapıştır babam yapıştır
üstelik, zaman makinesi daha sürüme girmedi

sizden tek ricam kendinizi tanıyamıyorsanız!
rol yapmayın
azıcık kendiniz olmayı deneyin
bakın olun demiyorum, olamazsınız...
sadece yalan söylemeyin
hayat kısa evet, renk veremeyecekseniz,
başkalarının rengini çalmayın
yolunuza gidin.

23 Ocak 2015 Cuma

Bana Güvenin

Zor günde tek bir insancık yoktur
Siz gülümsemeye başladığınız gün etrafınız dolmaya başlar
Suratınız asıldığında, ne oldu? diyebilecek kimse olmaz
Bir bakarsınız etrafınızda kimsecikler kalmamış

Kural bu kadar basittir işte.
Yalınlığı sevin dostlar
Kimseye güvenme hikayelerine kanmayın
Aileymiş,dostmuş,eşmiş,sevgiliymiş...bir yerde herkes bırakıp gidiyor
Kimin işine ne kadar geldiyseniz o kadar kalıcı olursunuz.

Kendinizi mutlu edin
Kendinizden özür dileyin
Kendinizi kıskanın
Kendinizi gözetin
Unutmayın sizin sizden başka kimseniz yok.
Bu konuda bana güvenin.

20 Ocak 2015 Salı

KIRIK


Galiba o şarkıyı dinlerken ağlamalıydık beceremedik
Şimdi gözevlerimiz dolu nereye akıtacağımızı şaşırıyoruz
Kırılmışlığımızın ortasında irtifa kaybedeceğimi bilmesem
Saç tellerinden kapsülle zaman yolculuğu yapıp
Bir kez daha demek için kalkıp geçmişe gelirim
Ama söylediğin gibi geç kalmak için bile çok geç
Galiba bunlardan hiç bahsetmemeliydim beceremedim
Galiba sen bir bulutsun göbeğin kuşlara yuva
Uzaklaştıkça güzelsin sesin melekler yankısı
Zaten hangimiz neyi ilk defa kaybediyoruz ki
Bak mesela ikimiz birbirimizi kaç kez kaybettik
Kaç balık öldü akvaryumda kaç kez bu defa son dedik
Biliyorum söylemiştin heves etmek için bile çok geç
Galiba ben bir yağmurum yağmaktan çoktan vazgeçmiş
Kalkarken arkamızdaki parkı yakmalıydık beceremedik
-Ali Lidar-

18 Ocak 2015 Pazar

Gurur ve Onur Arafta Kaldı

Gurur yerle bir oldu
Onur piç oldu
O sana döndü,sen siktiri çektin.
Gözlere bakıp iftiralar atmak kolaydı...
Diller kirli cümlelerle, yere dökülen tükürükler..
Kirletilen bir gurur,
Piçe sayılan bir onur,
Kanlı gözyaşları sel oldu.
Gidenin yüzü gülüyordu,
Egosu şişmişti.güne gülümsüyordu.
Kalan kirlenmişti,
Kanlı gözlerle,karanlık yarına baktı...
Gururunu ve onurunu arafa attı
Kendini açılan pencereden aşağa bıraktı
Yere çok geç düşecekti
Sonrayı bilmeyecekti..
Her şeyi bitirmişti...
Artık gün karanlıktı,
Gözler kanlı ve açıktı,
Üstündeki geceliği görenler,tiksinmişti
Çok geçmeden ambulans gelmişti...
Görevli soluk bedeni, siyah poşete koymuştu,
Kirlenen gurur ve onur arafta tutsak kalmıştı...

Susmuş Kadın

Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,
 
Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma.
İlk darbede yere çakılma oğlum,
İlk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu..
Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten...
Can havliyle, kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın.
Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla..
Falan filan sonra,
Bilirsin ya..
Sen sen ol o kadını satma!
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın...

(ALINTIDIR)