22 Kasım 2017 Çarşamba

#Elimin Tersi ile İttim Bugünü#

Sessizlik yemini ediyorum, ama inançsız bir insanın istikrarı kaç gün sürebilir.
Grimtırak bir akşam ile verilen her söz lafta kalır derler..
Seni seçtim kurşun asker,
Bir adım öne ilerle, uyum sağla.
Sonu olmayan bir oyun bu, ne sonu öngörülebilir ne de başı...
Sessizliğini koru, ve oynamaya devam et.
Belki, belki birgün sıra sana gelir...
Korkak, kirli bir el gördüm,
Her telden çalıyor,  her gemide kürek çekmiş belli ki
Kimseyi suçlamak değil niyetim, amma velakin bir vicdan meselesidir aldı götürdü beni
Bir vicdan sesi duymayınca dinlemek anlamsız geliyor.
Bazen öyle ki, o gözler bülbül misali şakıyor...
Teşekkür ediyorum hayatımdaki her zerre toz kırıntısına...
Onlar olmadan pisliği çamurla ayırt edemezdim..
Şimdi yavaş yavaş idrak ediyorum ey lusifer,
Kainatın en nadide varlığı balık imiş...
Yeri geldiğinde hatırlamalı, yeri geldiğinde unutabilmeli imiş.
Ben bir masal perisi ya da bir masal cini hiç olamadım.
Ortalarda olmak bana göre değil..
Ya olmalı ya olmamalı...
Ancak insanlık hikayelerinde her  daim bir olasılık hikayesi öngörülüyor.
Korkarım ki kullanılmayan uzuvlar, nesneler köreliyor,
Beyin en temelinde tabi ki, ancak o var ki en üstünü; rüyalar!!!
Hayaller çocuklarda yok olmuş,
Ah be !!!
Küçük ya onlar, neden bunu yaptınız?
Bu minik insanlar şimdi yaradan dan ne isteyebilecek?
Amaçsız bir yemek mi? amaçsız bir iş mi?
Yapmayın be ne olur!

Bugün kalbim sıkıştı... Daha 21 yaşlarında güzeller güzeli bir kız. Aile ya da toplum baskısı kaynaklı psikolojik bipolar bozukluk. Kalp alışkın ya bir ileri bir geri atmaya. Bu meleğin toplumsal tedirginliğini hissettiğim her an kalbim sıkışıyor. Nefes almakta zorlanıyorum. Babası da destek çıkıyor gibi, Amma velakin yine de bir hedef koymuş ki tek ilerlemek zorunda...
Bir azim ki gördüğüm, onu her gördüğüm de; Evet.! bu gün de bir adım cehennem geride kaldı dediğim.
Loki şahidim ki, gün be gün ilerliyorum kendi çarkımda... Sildim, süpürdüm cinliği, fitneyi, festlığı... Huzurla dolu bir gelecek sunacağım sizlere; lokinin dürüst çocukları.

İnancın yarısı soyuttur. Ama kalanı ise somuttur.  Bunu gösterdiğim her evladım, kara kuyunun dibine inecektir. Sonsuz bir kudret sunduk sizlere. Ölümün perdesi kalkıyor sizlere, Görmeyi öğrenin artık!

Gölgeli bir güne veda etme zamanı, Elimin tersi ile ittim bugün, dünden geleni. Korktum kendimde. Ama anladım ki acının gelmesi, tatlıya merhaba demenin bir yoludur.


18 Kasım 2017 Cumartesi

#Dünden Geriye Kalan Bir Rüya#

Sessiz sulara gömüldük
Kavgaya yer vermeyen bir sessizlikle başa çıkmak mümkün mü?
Korkarım değil, sancılı birgündeyim.
Peşi sıra gelen mucizeler ardına gelen büyük karabasan!
Davet edilmeyen misafirlerden hiç hoşlanmadım oldum olası,
Dünya'yı gölgede bırakan bir evrendeyim sanki.
Ne ben buraya aidim, ne de dünya gerçek.
Kaygı dolu insanlar, Koşuşan fareler, Mırıldayan kediler...
Etraf çok kalabalık, nefes aldırmıyorlar.
Duyguların yerini madde varlığı almış iken,
Hayati fonksiyon sadece nefes almaktan ibaret olmuş durumda.
Tek gerçek ilerleyen zaman,
Titrek akrep ve yelkovan...
Birbirinden kaçak yaşayan evrenler bütünü
Çizgi çizgi yollar görüyorum.
Sağa giden de, sola giden de yol sonunda aynı noktaya varıyorlar.
Zorluk ,kolaylık göreceli kavramlardan ibaret!
Ancak soluk soluğa koşarak o yol sonuna gelmek ile
Dingince yürüyerek o yol sonuna da gelmek mümkün,
Acele etmeden,geçtiğimiz yolun her taşını ezberlemek lazım.
Dünden geriye kalan bir rüya,
Korkarak izliyorum ki, titreyen bir ağaç dünya'nın merkezinde
Ne yapacağını bilmeden, sadece bekliyor.
Kaygılı, hüzünlü, sancılı bir bekleyişle onu kavuran güneşin batmasını diliyor.
Gece ise yalnızlıktan, sabahın olmasını ve güneşin doğmasını diliyor.
Bir cehennem havası hakim dünya'ya
Bir cehalet serüveni ile başa çıkıyor arsız kahramanım!
Sağdan soldan gelen bir kurt sürüsü görüyorum,
Önüm arkam uçurum,
Toprak çekecek mi sonsuz boşluğuna,
Bir yarasanın kanadına sığındım bugece.
Hüznün, hayal kırıklığının,kızgınlığın ne olduğunu bilmeyenler ülkesi burası.
Beni buraya gömmelisiniz.
Ah sonsuzluğun asil meleği,
Ruhumu taşıdım buraya,
Beni buradan alma ne olur!
Ömrümce hissedemediğim aitlik duygusunu şu anda hissediyorum.
Artık ölebilirim...
Unuttun mu, herkes tercihleri kadar yaşar.
Şimdi tercih zamanı, buldum kayıp diyarı.
Hapsetme artık beni bana,
Kollarım da , bacaklarım da bana ihanet etti...
Şimdi sende yapma bunu...
Kanatlarımı kırmadan, rüzgara yön verme zamanı,
Karanlık basmadan, fırtına çıkmadan, gölgeler uyanmadan...
Fısılda rüzgara ey freyja,
Şimdi sonsuzluğa karışma zamanı
Bir huzur kumu sardı çölleri.
Sular kaynıyor, görüyorsun ya herkes heyecanlı.
Aidiyet duygusu coşturuyor canları.




12 Kasım 2017 Pazar

#Sarhoşluğumuzun En Nadide Zamanlarındayız#

Hoenir  yemin etti Şimdi ise konuşmaya korkuyor...
Her ağzını açtığında, Dudakları alev alıyor.
Korkarım bu şekilde kendi kendini ölüme sürükleyecek...
Şimdilik en iyi dediğimiz  bir tercih hakkımız yok,
Ancak loki bizi kendine çekti...
Thor korktu, gözleri kapalıydı...
Çektiğimiz acıları görmek istemediğini söyledi.
Sonsuza dek lanetliyoruz thor'u...

Kendimize söz verdik; Düşen her cam kırığımıza, bir derin yara armağan edeceğiz.
Biriktirdik içimizde, pandora'nın kutusu yanıbaşımızda...
Açıldığı an lanetlenecek dünya, alev alacak nesneler var.
Bekliyoruz Medusa'yı, karanlık çöktüğünde uyanacaklar...
Biliyoruz ki toplayacaksın ne varsa, ne yoksa...
Düzeni sağlamayı denedik, ama bazen kuş olmak için kanat yetmiyor!
Thor! Hatırlıyor musun ?
Gökyüzü ağlıyordu, büyük deprem olduğunda...
Şimdi kapıda bekliyor Norn, kaderimizi yazdığını iddaa ediyor!
Nasıl bir hayal kırıklığısın sen! sen ki hala skirnir'i ayartıp haber yollatıyorsun!
Saygınlık demek nedir bilir misin?

Kapattık gözlerimizi,
Gemimiz kalbimiz, Kalbimiz nereye giderse orada sefalet çekeceğiz.
Gemimiz sarsıldıkça, ölümler olacak.
Her düşen nesnenin bir yedeği olmayacak...
Sonsuzluk okyanusun da sirene'ler şarkılar söylerken;
Yapabileceğimiz tek şey, kendimizi direklerimize bağlamak olacak.
Girdaba girdiğimizde, sonsuz dünya bizi kucaklayacak.
Hel bizi sonsuz evini açtığında, Thor ateşler içinde yanacak.
Freyja yasımızı tutacak...
Korkma aşkım, her alem bizi kavuşturacak.
En çok da Hlin bizleri teselli etti.
Ama taptığım tek tanrı, Loki!
freyja şahidim ki, beni benden daha iyi tanır loki!
Odin şahidim ki, yeryüzünde nesnelerin düzenini bir tek ben değiştiririm.

Mani gözlerimizi gerçekliğe, kapatırken ;
Sonsuz bir alem açar bize Lofn.
Kalbi olmayan bir tanrıya, ne anlatabiliriz ki!
Bizim kalbimiz yok, Medusa sonsuz özğürlüğü sunarken ; sattığımız nesnelerden biriydi.
Kapattık gemi kapılarını,
Demirler yukarı çekildi, Tek ses thor'un çekiç sesi oldu....

Şimdi anlıyorsun ya thor!
Sana hiç ihtiyaç olmadı...
Bizler  kör iken, gözlerim yok demiştin!
Bizler duymuyoruz dediğimizde, bende duyamıyorum demiştin!
Bizler dünya'yı saramadığımızda, Gücüm yetersiz; ben de saramam demiştin...

Şimdi ateşler içinde yanıyoruz...
Acı yok artık, bu ateş ki; Bizi dünya'ya yeniden getirdi!
Sonsuzluğuna teşekkür ederiz Loki!
O ateş ki, bizleri anka kuşu misali; yeniden dünya'ya getirdi.
Şimdi bu ateş ile, bütün okyanusu yakabilirim!
Bütün bedenimiz ağrılar içinde floki!
Nasıl sarmalı alev alan bir yarayı?

Gölgeler alemine sürüklenen, sirene'ler ile birlikte,
Sarhoşluğumuzun en nadide zamanlarındayız belli ki,
Henüz kasap, bıçağı çıkarmadı.
Ne kasap suçlu, ne de koyunlar.
Loki uyarmıştı, karanlık sefaleti emerken...
Gözlerimiz hiçliği çekerken, nefesimiz kesilmişti!
Korkunun ecele faydası yoktu.
Ya demir ile gömüleceğiz, ya da ateş bedeni sararken....




10 Kasım 2017 Cuma

#BEN NASIL BÜYÜK ADAM OLACAĞIM#


Çok küçüktüm...
Nazlı büyütülmüştüm.  Evin ilk torunu olunca hal değişmişti haliyle .Genelde her dediğim yapılırdı. Ailem pek yanımda olmadığı için, efsaneler yaratmak dedeme kalmıştı. Birgün annem beni arayıp, akşam beni alacağını söylediğinde kalbim heyecandan sıkışmıştı. Ancak akşam olduğunda; Ne gelen vardı, ne de giden... Küçücük kalbime göğüs kafesim dar gelmişti. Nefes alamıyordum...

 Evin duvarında mavi gözlü, sarışın, heybetli duruşlu bir adamın  fotoğrafları asılıydı. Dedem beni büyük adamla tanıştırmaya karar vermişti. Hıçkırıklarımı dinlemiyormuş gibi yapıp, bana bu zatı muhteremden bahsetmeye başlamıştı.

Kendi yurdundan nasıl ayrıldığını, ailesinden çok uzun yıllar ayrı kaldığını anlattıkça hıçkırıklarımın yerini sessiz yaşlara bırakmıştı. Hala kulağımda çınlayan cümlesi "annesini göremeden, vatanından uzak da başka bir dünya'ya yol aldı" dedi. Anlam veremediğim şeyler arasına bunu da yazmıştım.

Dedem askerdi. Her günün sonunda bir dünya çatışması beni beklerdi. Rekabetin bütün çirkinliğine inat, bana nedenlerini açıklardı. "Sonuçlar çoğunlukla çirkindir, Ancak nedenler çok daha önemlidir" derdi.
Zaman geçtikçe Büyük adamla oturdum, büyük adamla kalktım. Cinsiyet kavramını bilemeden dedeme sordum "Ben nasıl büyük adam olacağım dedeciğim?", İlk defa farklı bir tepki gördüm yüzünde, Şaşkındı...

Gözlerime bakıp "Kendi prensiplerin olduğu gün, büyük adam olacaksın" dedi. Zamanla yarışır hale geldim.
Gözlerimi diktim yine fotoğrafına, geçmiş nasılda paslı. Yağlanmayı bekleyen bir demir adeta. Ah! o nasıl bir demir ki, bir kere yerini unutmaya duruver... Sonra uzuncana uğraş, uğraşabildiğine. Ancak zaman zaman paslı demirlerinde sesi çıkar gibi oluyor. Şimdilerde çok iyi mühendisler yetişti. Büyük adamın izini süren, kutsal kandan insanlar var hala. Yürek sızımız zaman zaman artsa da, yüreği ferah tutmak lazım. Geçmişin çocukları, çocuklarını tarihle büyütüyor! Umudumuz o ki, geçmişin sarı sayfalarını harf harf yutan bir neslin olması.

Zaman zaman korkuya kapılıyorum! Hayat da her şey bir KPSS, LYS, IELTS  sınavı değil ki. Bazen robotik insanlarla karşılaşıyorum, birçoğu tarihin ne olduğunu bilmiyor. ATATÜRK'ün kim olduğunu bilmeden büyüyen insanlar var! Geçmişini unutan bir toplum, diri diri gömülmeyi haketmiştir.

Sadece özel günlerde paylaşım yapmayın, Bilhassa özel günlerde paylaşımdan fazlasını yapın EY TÜRK MİLLETİ! Bizler bir arının kovanı için topladığı, birbirinden farklı çiçek türleriyiz. Birlikten kuvvet doğar, ötesinde her tür yok olur. Tek bir çiçek türüyle lezzetli ve sağlıklı bal oluşamaz. Kültürel mozağimiz ile bir bütün olduk. Asırlar geçti, bu toprağı kanlarımızla suladık. Elinizi vicdanınıza koyup, yapmanız gerekeni yapmaya çalışın. Ve özellikle yeni nesillere Büyük adamı anlatın. Geçmişini öğretin.

Yüreği hepimizi saracak büyüklükteki adam, tıpkı gözleri gibi sonsuzluk vaadeden sözleriyle her daim rehberimiz oldu ve de olacak. Sevgili ebeveynler, sevgili gençler hiç değilse NUTUK adlı kitabı okuyalım. Diğer türlü karanlık bir tünel de yolumuzu çakmakla zar zor aydınlatacağız. Unutmayın ki tünel uzunluğunu bilmeden yürüyoruz, çakmağın gazı her an bitebilir. Ya da patlayıcı bir maddeyle karışıma uğrayıp hepimizi küllere çevirir. Bunun olması bir kabus. Kendi kimliğimizi kendimiz silmiş oluruz.