Sessizliğe tutsak bedenler,
Sözlere esir hayatlar görüyorum.
Nefes almak çoğu zaman mümkün olmuyor.
Karanlığa boğuluyor bütün benliğim.
Bazı geceler
Aldığınız nefes için yaratıcıya şükredersiniz.
Bitmek bilmeyen kabuslarla, yatak mezar gibi olur.
Gün aydınlansın diye dualara sığınmak...
Ancak anlıyorum ki, her kabus bir habercidir.
Her haberci vaktine esirdir.
Karşınıza nesneler. Vücut bulmuş sebepler çıkarır.
Sorgulamaya erken başlayan kör ruhların vay haline.
Soluğumu tuttum.
Bekliyorum...
Bu boşluğu anlamlı kılacak sebepler sisli,
Endişeli, kaygılı bakışlara bakmak tedirgince...
Olasılıklarla cepleri dolu,
Belki de cepleri boşaltmak çok zor.
Sığınmacı bir politika hiç gütmedim.
Her daim neysem o oldum.
Ben bir ışık yansımasıyım, o kadar.
Dünya da ki büyük enerjinin bir parçasıyım.
O yüzden hayatlarınızı büyük görmeyin.
Büyük gördüğünüz, taptığınız her şey bunun parçası.
Gördüm ki, kalpler hep kirli.
Ne kadar temizce, kendince yaklaşsan hep aptal bir rekabet.
Madem bu yoldasınız,
Benden bu kadar.
Hayalet olmayı isteyenler için,
Uygulaması benim için bir şereftir.
Tepkisiz bir bitki olma zamanı.
Vicdanım rahat.
Huzurun gölgesinde,
Kirletmeden, kirlenmeden yolumdayım ben.
Tek acıma duygumu bugün kaybettim.
Korku anlamsız...
Hiçliğe adım adım.
Yaratıcı çok adil,
Yemek yediğiniz kaba pislemeyin.
Dönüp dolaşacağınız yer, o yön olacak.
Gölgeli hayatlarınıza lafım yok.
Ancak ağızlarınızı, insancıkların dikmesine gerek yok.
Yaratıcı bu işi çok iyi biliyor.
Ceplerinizdeki can kırıklarını saklamanız anlamsız.
Korkaksınız, sefilsiniz.
Hiçbir şeyi haketmiyorsunuz!!!
26 Ağustos 2017 Cumartesi
16 Ağustos 2017 Çarşamba
#PAKET PAKET KEFEN#
Sessiz bir telaşla sardı kefeni,
Ceset, beti benzi atmış bir kukla gibiydi.
Adamı sarmasına sarıyordu ama
Aslında paket yaptığı kendi hayatıydı.
Bir değişim serüveni şimdi başlıyordu.
Kuklayı yıkadıkça, göz pınarlarını kurutuyordu...
Ona acıdığını hisseder gibiydi.
Bu hissiyatı öldürmek için, bir semazen türküsü mırıldanıyordu.
Şimdi tam da hayal ettiği bir yükselişteydi.
Kuklayı aklıyordu.
Ve gideceği diyara doğru, kendi benliğini teslim ediyordu.
Tedirgindi, bir o kadar da heyecanlıydı.
Şimdilerde etten,kemikten olan bir diyar dar geliyordu.
Köşe başında bekleyen, kukla yakınları
Ölümü bekleyen bir kedi gibi bakıyorlardı.
Ölüm korkusu sarınca bedeni,
Çırpınır nefes tek bir soluk için,
Kollar yana düşmüş,
Göz çukurları oluşmuş...
Hayatın tek gölgesi olan, bedeni bırakma zamanı.
Hazırlık yapılamayan bir başka boşluğa süzülme zamanı.
Şimdi ihtiyaç olan tek şey ruhun doygunluğu,
O büyük irade ki, bedeni ayakta tutmuştu.
Şimdi de karanlık boşluğu kaldıracak gücü bulacak.
Arka oda da yıkanma sırası bekliyordu cesetler.
Ne konuşacak güçleri vardı,
Ne de namlu tutacak bir el,
Tek varlık boşluğa süzülen kutsal ışıktı.
Kulaklar sağırdı,
Sessizce ağıtlar mırıldanıyordu.
Oysa yapılacak tek şey;
Kutsal ışığı paklayıp, özgürlüğe bırakmaktı.
Cesede doyan toprağa inat,
Katliam devam ediyordu.
Yaşları ölüm için gittikçe gençleşiyordu.
Korku kelimesinin anlamını bilmiyorlardı.
Cesaret kandan akan damarlarda gizliydi...
Hem ne demişti yol rehberimiz;
Durmak yok, yola devam...
Ceset, beti benzi atmış bir kukla gibiydi.
Adamı sarmasına sarıyordu ama
Aslında paket yaptığı kendi hayatıydı.
Bir değişim serüveni şimdi başlıyordu.
Kuklayı yıkadıkça, göz pınarlarını kurutuyordu...
Ona acıdığını hisseder gibiydi.
Bu hissiyatı öldürmek için, bir semazen türküsü mırıldanıyordu.
Şimdi tam da hayal ettiği bir yükselişteydi.
Kuklayı aklıyordu.
Ve gideceği diyara doğru, kendi benliğini teslim ediyordu.
Tedirgindi, bir o kadar da heyecanlıydı.
Şimdilerde etten,kemikten olan bir diyar dar geliyordu.
Köşe başında bekleyen, kukla yakınları
Ölümü bekleyen bir kedi gibi bakıyorlardı.
Ölüm korkusu sarınca bedeni,
Çırpınır nefes tek bir soluk için,
Kollar yana düşmüş,
Göz çukurları oluşmuş...
Hayatın tek gölgesi olan, bedeni bırakma zamanı.
Hazırlık yapılamayan bir başka boşluğa süzülme zamanı.
Şimdi ihtiyaç olan tek şey ruhun doygunluğu,
O büyük irade ki, bedeni ayakta tutmuştu.
Şimdi de karanlık boşluğu kaldıracak gücü bulacak.
Arka oda da yıkanma sırası bekliyordu cesetler.
Ne konuşacak güçleri vardı,
Ne de namlu tutacak bir el,
Tek varlık boşluğa süzülen kutsal ışıktı.
Kulaklar sağırdı,
Sessizce ağıtlar mırıldanıyordu.
Oysa yapılacak tek şey;
Kutsal ışığı paklayıp, özgürlüğe bırakmaktı.
Cesede doyan toprağa inat,
Katliam devam ediyordu.
Yaşları ölüm için gittikçe gençleşiyordu.
Korku kelimesinin anlamını bilmiyorlardı.
Cesaret kandan akan damarlarda gizliydi...
Hem ne demişti yol rehberimiz;
Durmak yok, yola devam...
6 Ağustos 2017 Pazar
#GRİ RÜYA#
Duvarlara çarpa çarpa, gerçeklik algısı oluşturmak mümkün mü!
Zaman algısını anlamak için, günlerce uyumamak ne demek!
Gölgeni tanımaya çalışmak!
Susmanın ne olduğunu anlamak için, günlerce susmak...!
Geçen günlere inat, duygularının azalması normal mi?
Hissizliğimin kaçıncı günü,
Susması için dili kesildi...
Görmemeliydi, gözlerini oyuldu...
Duymaktan bıkıp, kendi kulaklarını kesti.
Zamanın ona ihanet etmesiyle, kırıldı bütün dallar.
Beynim uğulduyor.
Gözlerimi kapatmaya korkuyorum.
Her kapatışımda, yeni bir illüzyon.
Yorgunum, kendime verdiğim hasardan bıktım.
Durmuyor bu döngü.
Kırmasını bilene bütün ruhumu vereceğim.
Ruhu açık arttırmayla satmaya kalktı.
İçindeki canavarı ne kadar tutabileceğini bilmeden.
Zaman algısını anlamak için, günlerce uyumamak ne demek!
Gölgeni tanımaya çalışmak!
Susmanın ne olduğunu anlamak için, günlerce susmak...!
Geçen günlere inat, duygularının azalması normal mi?
Hissizliğimin kaçıncı günü,
Susması için dili kesildi...
Görmemeliydi, gözlerini oyuldu...
Duymaktan bıkıp, kendi kulaklarını kesti.
Zamanın ona ihanet etmesiyle, kırıldı bütün dallar.
Beynim uğulduyor.
Gözlerimi kapatmaya korkuyorum.
Her kapatışımda, yeni bir illüzyon.
Yorgunum, kendime verdiğim hasardan bıktım.
Durmuyor bu döngü.
Kırmasını bilene bütün ruhumu vereceğim.
Ruhu açık arttırmayla satmaya kalktı.
İçindeki canavarı ne kadar tutabileceğini bilmeden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)