23 Şubat 2015 Pazartesi

Deneyim hissizleştiriyor

İnsan bazen bir şeylere bağlanmak istiyor
Onu bu hayatta tutan eller istiyor
Onu düşleyen umutlar

İnsan bazen hayal kırıklıklarının toplanmasını istiyor
Amaçsızlığına amaç katacak bir şeyler istiyor

Bütün bunlar için kendini ortaya koyuyor
Sonraları anlıyor ki, her şey bir oyundan ibaret
Aslında tutan bir el,düşleyen bir umut ya da toplanabilen hayal kırıklığı yok

Bunları anlayacak deneyime gelindiğinde ise; hissizleşiyor insan
Umut kırıntısı kalmıyor
İyi olabilecek ne insana ne de başka bir olasılığa inanç kalmıyor

Gerçeklik algısını yitirmeyen tek şey acı oluyor
Bir müzik tınısı,bir şiir,bir kelime...
Yüreği yoruyor

İnsana olan inanç yitirildiyse, kaygıda kalmıyor
Merak olgusu sadece maddede kalıyor
Dedim ya deneyim hissizleştiriyor...

14 Şubat 2015 Cumartesi

Çaresiz Bedenler

Türkiye'de sex'e olan açlık, Afrika'daki açlık sınırıyla kıyaslanamaz
Adamlar ekmek derdinde, ülkemizdeki sapıklar çük derdinde

Zorla ağzını kapatıp, giysilerini yırtarken hiç mi düşünmediniz?
Sizin anneniz yok mu? kız kardeşiniz?
İkisi de yok diyelim...
Çevremizde hayvanlar alemi var
Hiç gördünüz mü, köpeklerin bir dişi köpeği zorla becerdiğini?

Başımızda bir devlet var, evet çoğu şeyi sallayan
Fakat konu kadın olduğunda kendince yasalar çıkaran
Kürtaj en büyük örneği
Yasa çıktığında...tecavüz edilen kadının çocuğunu, aldırması yasak olamaz dendi
Cevap gecikmedi...giyimine dikkat etsin "Kuyruk sallamasın"...
Kusura bakmasın kimse de "hayvanlar aleminde kuyruk sallamak; hayvanı istemek demek"
Fakat bizler insanız! bedenimizin en üstünde bir kutu var ve içi dolu..
Bu kutunun içindeki şey beyin...
İletişim kurmaya yarar, plan yapabilmeye yarar...
İletişimi; sen ağzını tut,ben üstünü yırtarım değil.
Ya da kızı bu sokakta kıstıralım demek; plan değil...

Sözün kısası devlet; "onun piçi, sonucuna katlansın" dedi.
Annelerinize birazcık sevginiz varsa, "İDAM CEZASINI YASAL YAPIN"
Ya da tecavüz eden erkekler "HADIM" edilsin.



8 Şubat 2015 Pazar

Araftaki İnanç

Kaybettiğimi satır aralarında arıyorum...
Boşa çabalıyorum..
Çünkü, kimse kimseyi beklemez; aramaz
Ve hiçkimse verdiği sözleri tutmaz

İnanmak insana verilen en büyük aptallıktır.
Kimseye inanmayın denilmez ki,
Unutmayalım ki, inanmak demek; zaman denen arafta "piç bir inanca eştir"
Zaman geçtikçe neye ve neden inandığınızı unutur hale getirtir
Elinizde kalan tek şey; yitirilen umutlar , hayal kırıklıkları olur..
Gözlerde biriken denizler olur.
Kimseyi bu kadar şanslı yapmayın.
Unutmayın milli piyango'da bile, 1 milyon insandan; 5'i kazanır

Hayat şanssızı gösterir ki
Şanslı olan kendini görsün
Şansta hayatın bir oyunudur...
Sadece bizler görmek istemiyoruz.
Oyuncak olmaya alıştık belkide...

Zaman bizden duygularımızı alıp,götürüyor
Haberimiz bile olmuyor.

7 Şubat 2015 Cumartesi

#2

Hayat kısa, kafana göre yaşa dediler
Dediler de; sonucunun parçalı bulutlu olacağını söylemediler ki
Deniyorum,bu kısa hayatı idare etmeyi deniyorum
Fakat hep, nedense satır aralarına sıkışıp kalıyorum
Artık canım acımıyor.
Her cümlenin satırına, sıkışan duygularım var
Sustukça aralıkların azalması da cabası
Fakat konuştukça, daha çok kelimenin arasına sıkışıyorum

Susmak artık acıtmıyor.
Sonuçta, konuşmakta pek işe yaramıyor.
Her türlü heba olunuyor...

Ben duygusalım diyenden kaçın
Size en çok zarar verenler, onlar olur
Şunu unutmayın, kendisini kelimelerle sürekli anlatan; sizi bölen kişi olacaktır
Duygular bölünür,çarpılır,toplanır
Fakat sağlaması yoktur
Toplanır,zamanla düzelir demeyin!
Kandırmayın kendinizi,
Yalınlık kadar zararsız bir şey daha yoktur.

Ve düzelir deyip, kendinizi topladığınız; sizi böler!
Unutmayın ki!
Yaşadıkça hissizleşir kalp,
Hissizleştikçe, tek bir kıpırtı olmaz.
Dur demek lazım,
Sus ve  Dur!!!

Bazen çözümü yoktur bazı şeylerin
Bazen de, nedensiz olur bazı şeyler
"Akışına bırakayım" demeyin
Konu duygularsa, bunu asla yapmayın
Ya bitirin ya da düzeltin
Ortası yok!!!
Paragraf aralarına sıkışmayın
Çünkü öyle bir an geliyor ki; boğuluyorsunuz ama ölmüyorsunuz
Yanıyorsunuz ama sönmüyorsunuz...

4 Şubat 2015 Çarşamba

cümle arası yalnızlık

bazen hayatımıza bir merhabayla her şeyi bombok edenler oldu
kızmayın onlara,kendinize kızın...
buna siz izin verdiniz.sadece ağlayın ve susun
öfke nöbetleri kadar tehlikeli hiçbir şey yoktur.
siz karşıdakini kırdığınızı sanırsınız,fakat en çok kırılan sizsinizdir aslında
karşınızdakinin cinsiyeti önemli değil...
karşınızdaki seviyesiz bir kişilik ise sizi her şeyinizle altüst eder
cümleye ya da söze gerek yoktur, seviyesiz insan bakmayı bile beceremez
aşağılar sizi o lanet gözlerle...
siz kendinizi arafa atmak istersiniz
buna bile izin çıkmaz...

asıl acı olan şey, bile bile merhabaya karşılık vermektir
sonunda sizi inciteceğini bildiğiniz kişiliksize merhaba dersiniz
her bir sözle, sizden bir şeyler kopmaya başlar
sözler yerini cümleye bırakırken, sizden geriye lime lime kırıklar olur
cümleler yerini uzun paragraflara bıraktığında ise, 
siz o paragrafın arasına sıkışan boşluklar olursunuz.

beden sadece robot olur...
ruhunuz hissizleşir...
bazen sıcağı, soğuğu bile ayırt edemezsiniz...
en tanıdık şey ise donuk bakışlardır...
zorla olan tebessümlerdir..