29 Ocak 2017 Pazar

#İSİMSİZ SÖZLÜK#

İsimsiz bir sözlüktük
Sessizliğe haps olduk
Bir grevdi yaşadığımız
Ya var olacaktık ya da...

Küslük var olan bir varoluştu

Sessiz sedasız bir iniltiydi şimdi herşey..
Susma zamanıydı belki de
Fakat olmuyordu
Çığlık çığlığa geçiyordu her şey
Konuşmak anlamsızdı
İnsan en çok da sustuğu zaman kendisiydi.
Konuşmayı oldum olası sevmem
Anlamak isteyen anlar her türlü...

Daraldı kafes
Nefesler önemsizdir
Sesler anlamsız...
Suskunkuğun sonsuz zaferi
Nefes alma
Kendin kal
İnsan ol
Var olmayı öğren
Nefes alarak insancık olma!!!
Oku ve düşün evlat!!!!
İnsan olmanın temel gereksinimi???

#ÇÖP POŞETİ#

Kısa ve basitti
Hayatın her sürümü basittir
Detaya yer yok.
Oysa insanlık sürümü güncellendikçe günceller kendini.
Vican ve merhamet en önemlisi.
Her insancık sürümü bunu güncelleyemez...

Şimdi ölümün verdiği bir grilik var gözlerde
Hüzün, mutluluk, keder, hasret....
Karmaşıktı...
Hadesin verdiği bir yetkiydi her şey.

Gölgesizdi bütün ruhlar,
Tanrı inliyordu
Anlam veremiyordu olanlara.
Hep tekrar ediyordu kendisine; "onu ben yarattım!!!"
   -"onu ben alacaktım."
Bu robotik sürümün ne olduğuna anlam veremedi ve bağırmaya devam etti.

Dünya sarsıntı sancısı çekiyordu,
Patlayışa ramak kalmıştı.
Oysa tanrı insancığı artık istemiyordu.
Hergün kendinden bir damla verdiği filizleri yok oluyordu.
Her yok oluş ruhunda  bir grilik bırakıyordu
Artık Karmaşıktı...
Nefret doluydu
Lilithi anlıyordu..
Sessizce meryemi anlamaya zorladı kendisini,
Yeniden merhamet dolmalıydı...
Olmuyordu...olmuyordu..
İnsanlığın dediği gibi;
Beden bir çöp poşetine atılmalıydı...

12 Ocak 2017 Perşembe

#ALDATMACA#

Araladı kefenini
Yüreği çığlık çığlığaydı
Son zifti de içmişti
Beti benzi gitmiş bir adamla bekliyordu.
Masalların kirli kimliğine gizlenmişti
Saklanmak güvende hissettirmişti.
Oysaki hiddetinin amacı yoktu.
Boş bir serzenişe sığdırmıştı bütün öfkesini.
Şimdi perdenin öteki tarafına değmişti.
Bağlaçların anlamsızlığı artık rahatsız etmiyordu.
İşte şimdi hazırlık aşamasını bir adım geçmişti.
Fakat vadesi vardı.
Bütün benlik akmalıydı.
Yıkılmalıydı küçük köprüler,
Kapı kilitleri kırılmalıydı...
Anlam bütünlüğü yoktu kelimelerin.
Kelime oyunları artık haz vermiyordu.
Mitolojik hikayelerden ibaretti hayatlar,
Çirkinliği gizleyen karanlık kadar aldatmacaydı,
Adeta Kurgu çalıntıydı.
Sessizliği bozmaya çalışan bir sağırdı,
Kelimeleri anlamlı kılmaya çalışan bir dilsizdi.
Kefenin içinde yatan soluk benzine baktıkça utandı,
En büyük haksızlığı kendine yapmıştı.
Yüreğini daraltan bir pişmanlıkla bakıyordu kendine.
Dönüşü kaybetmişti.
Zamansızlık çaresizliğiyle çarpılmıştı.

8 Ocak 2017 Pazar

#İNFAZ YOLU#

Saniye saniye değişen bir aylak kargaydı zaman,
Bulutlar toplanır, hüzünlenip kararırlardı,
Yağmur yağdıran tanrının inlemesiyle,
Dağılırlardı dört bir yana.
Karanlığın etrafı talan ettiği şu günlerde,
Kar bütün pisliği hapsedip,
Bir anda dışa atıvermeye yüz tut.
Demem o ki,
Kaçabilirisiniz ama saklanamazsınız.
Hayat kısa olduğu kadar,
Kendi yönetiminde uzun.
Bu tıpkı karların yere düşüşünü izlemek gibi.
Yavaş yavaş,
Adeta zamanı hiçe sayarcasına yavaştır.
Ta ki yağmurla karışana dek!
Duygu karmaşası insanın beyin felci geçirmesine neden olur.
İster öfke, ister korku...paranoya vs.
Hepsinin işlevi aynıdır.
Karşıdakini felce uğratmadan önce bir kere daha düşünün.
Sonuç karşı konulamaz bir düşman olabilir.
Ya da dengenizi içten içe sarsacak bir histeri yaratabilir.
Hayat akıl oyunlarından ibaret.
İyi oynadığınız sürece aktif olursunuz.
Kötüler her daim infaz yolundadır.

4 Ocak 2017 Çarşamba

#SESSİZ UĞULTULAR#

Kıyıda kaldı çöplükler,
Oysaki girdaba kapılmalıydı.
Bütün pisliği etrafa saça saça kapandı.
Şizofrence kelimeler inliyor.
Gökyüzü kapkara bir oda adeta.
Zemin yok oldu.
İnsancıl olmayı kavramlar öğretirmiş,
Oysa şimdilerde kavram nedir?
Nefessiz kalmalıydı,
Ki gölgeler affetsin.
Kavramsal bir bozukluk çarptı!
Gölge oyununa döndü sahne.
Çaresizlik değildi.
Çözümün nefessiz kalmak olduğu, acıydı.
Mazoşist bir harekete kapıldı,
Sessizce çizilen bir ağaçtı.
Hepsi buydu!
Demirini ateşte eritip, şekil vermişti.
Şimdi anlıyordu ki,
Anlam kaymasıydı bütün benlik bilinci.
Şimdi kenarda durmuş,
Girdaba kapılmayı bekliyordu.
Uzun süren bir yoldu.
Kıyısı olmayan bir deniz,
Uçurumu olmayan bir yamaç...
Günü olmayan bir dünyadaydı.
Sonsuz bir hiçliğe girmişti...