26 Eylül 2016 Pazartesi

#İNADINA SİS#

Nefes alırken gözlerini kapattı
Bedeni çaresizce buna bağlıydı.
Bu hüzün kokan zemin,
Soluklaştırdı gökyüzünü.
Mavi-beyaz gök inleyince,
Güneş, Ay'a küsünce,
Anladı insancık hüznün rengini.

Gözleri kızarırdı hep,
Yüreği kanla kaplıydı,
Çürümüş bir odada paslanıyordu bedeni
Anlamın anlamsızlığıyla inliyordu
Anlam yüklediği her şey bir anda hiçleşmişti.

Zaman algısı korkutuyordu
Şansın şanssızlığa açılan bir pencerede durmuştu.
Her şey bir adımdı,
Ya atacaktı ya da...
Suskunluğu kendi kendisini imha ettiriyordu
Kendisine işkence yöntemi başarılı olmuştu.

Şimdi anlıyordu çizilen kağıtların,
Söylenen kelimelerin,
Hüzünlü bir yalnızlığa tekabül ettiğini.
Mutlu olmaktan nefret eden bir insancıktı
Her daim isyan bayrağıyla gezerdi.
Fakat artık bocalıyordu.
Sona bir adım daha atmaya meyilliydi.
Bütün bir ömrü koca bir boşluktan ibaretti.
Aradığı küçük bir huzurdu,
Artık kanatlanan insanlığıyla,
Sonsuzluğa açtığı suskunluğu bir gölge gibi büyümüştü.

Kendisi dışında her şey dönüyordu,
Kendisine bir anlam yükleyememenin verdiği bir ağırlıkla boğuşuyordu.
Susmak ruhunu çıldırtıyordu
Konuşmak beynini uyuşturuyordu.
Sessizliğe açtı,
Milyon sese inat,
Kendisine açtığı savaş ile boğuluyordu
İçinde kopan fırtınaya rağmen,
inadına susuyordu.
Bu kendisine verdiği en büyük cezaydı.

11 Eylül 2016 Pazar

#MİLADIN BAŞLANGICI#

Zaman girdabına sıkışıp kaldı,
Kalp atışları hızlanmıştı.
Kayıp yıllara gelmişti.
Zihninden silmek istemişti.
Zor olmuştu,ama başarmıştı.

Şimdi ise zaman girdabında, hatırlamaya başlamıştı.
Soluğu kesilmişti.
Göz yaşlarına engel olamamıştı.
Artık korkuyordu kendinden.

Kayıp yıllarla beraber giden şeyler olmuştu.
Sevgi,İnanç,merhamet,güven.
Miladın başlangıcıyla birlikte gelenler ise,
Narsistlik,şizofreni,paranoyaklıklar...
Çok geçmeden toparlanan mantıkla birlikte,
Saçmalığa yer bırakmayan bir Narsist doğmuştu.

Hiçlik çerçevesinde başlayan bir milattı bu.
Nihilist bir bakıştı bu.
Narsist bir paranoyağın hayata gelişiydi bu.

Zaman girdabından karanlığa attığımız anılar,
Ödediğimiz bedellerin resimleridir.
Korkaklığımızdan dolayı sileriz onları.
Oysa o resimlere baktıkça,
Geçtiğimiz yolların tek yönlü olduğunu hatırlar,
Ve başka yollara yönelebiliriz...

Boşluk zamanlara üzülmemeli insan,
Bazen boşlukta süzülmeli...
Ki daha net görsün gerçeği.
Çünkü karmaşa gerçekliği örten bir perdedir.






#ANLAM BOŞLUĞU#

Şimdi sessizlik algısını anlıyorum
Bir şizofrenin penceresinde asılı kaldım
Kafamın içinde milyonlarca sese inat susuyorum.
Susmaktan bitap düştüm,
Fakat konuşmaya da korkuyorum.

Gözlerim perdeli artık,
Renksel algıdan eser yok.
Kendimi kandırmıyorum artık.
Rol yapmaktan yorgunum!
Kimliksiz bir kişiliğim var.
Bir bedene sığamıyoruz artık.
Görmemezlikten gelsen bile,
Ormandaki gölgeler kımıldamaz yerinde,

Yanılsamalara inat,
Suskunluğa inat,
Bu bedeni ayakta tutarlar...
Onlarda kullanmaya meyillidirler.
Cansız düşene dek, seni sarsarlar.

Kaçmak çözüm derlerdi eskiden,
Kaçmak, bataklıkta çırpınmaya benzer.
Çırpındıkça daha aşağı çekilirsin.
Bu yüzden,sadece duruyorum.
Hiçbir şeye şekil vermeden,
Bir yön çizmeden,
Kendim dışında, her şeye hafifçe değiyorum.

Bu gölge çukurunda yönlenmek çok zor,
Karanlıkta adım atmak zor,
Hissel analiz mümkün değil.
Milyon ses inliyorken, duymak zor.
Çok sıkışık burası,
İlerlemekte zorlanıyorum.

Beklemek,
Zaman algısı olmayan biri için anlamsızdır.
Sevmek,
Huzuru kaçmış birisi için boşluktur.
Huzur,
Ölüm algısını tadan için hiçliktir.