30 Ekim 2014 Perşembe

Keşkeler

Yeni başlangıçlar her zaman insanı korkutur
Fakat korkunun ecele faydası yok derler
Ki bu doğru bence
Fakat yara aldıkça, güven sarsıldıkça..İçimizde bir şeyler biriktirmeye başlıyoruz
Bu biriktirdiğimiz şeylerin, zamanla anılar olduğunu fark ediyoruz
Sarsılıyoruz... Başa dönmekten korkar hale geliyoruz
Sanki adım atarsak, farkında olmadan uçurumdan atlayacakmışız gibi hissediyoruz
Bu bir yerde doğru. Çünkü hayatın her adımı risk
Sonuçta ömür denen şeyin cetvelini çözebilen yok
İki saniye bile 1 saniye ye fark atmıyor mu?
Her şey birbirini geride bırakıyorken..
Neden bazı şeyleri garantilemeye çalışıyoruz..
Sonuçta yolun sonu belli değil mi?
Tek fark her adım başı, çantamıza attığımız şeyler..
Yük biriktikçe kaslarımız gelişiyor sanki..
Alıştırıyoruz kendimizi ağırlığa
Bir zaman sonra sürüklemeye başlıyoruz..
Yürüyemez hale geliyoruz..Ama bırakmak, gitmek diye bir şey aklımızda yok
Çünkü ağırlığı, yorgunluğu, unutulmuşluğu, hamallığı seviyoruz
Sonra bir gün,çantanın gereksizliğini fark ediyoruz!
Çantayı olduğu yerde bırakıp gidiyoruz...Sonucu düşünmeden sadece gidiyoruz
İçimizde büyük bir boşluk, büyük bir karanlık oluşuyor ...yalınlığın farkına varınca da..
Keşke diyoruz..
Keşkeler olacak elbette, fakat erken farkına varıp...
Düzeltmek gerekiyor bazı şeyleri.. en önemlisi de kendimizdeki yaraları sarmadan yeni olan her şeyden uzak durmalıyız..,
Bunu yapmadığımız için de keşkelere maruz kalıyoruz...

29 Ekim 2014 Çarşamba

Sonuç Daima Tektir


Hayat hiçbir zaman adil olmayacak
Şans hiçbir zaman size dönmeyecek
Fakat siz değişirseniz, bir ihtimal bazı şeyler değişebilir
Belki de bu da mümkün olmayacaktır
Sonuçta 2-1 çıktığında her zaman sonuç tektir
Sonuç her daim tek olacaktır
Sadece sayılar değişecek 3-2 sonuç 1 gibi
Kısacası her şey kısır bir döngüden ibaret
Her zaman olacak olanları biliyoruz, yinede belkide... diyoruz
Bazı şeylerin belkisi yoktur
Evet olasılıklarla yaşıyoruz ama Sonuç daima tektir
Olasılıklarla başlayıp, kesin sonuçla devam ediyoruz
Nedense her seferinde keşke diyoruz!!!
Zaten olasılıkla başlamıştık ve sonucu tahmin ediyorduk..
Peki ama neden şimdi bu pişmanlık...
İnsan kendisiyle çelişiyorsa zaten..
Artık her şey anlamını yitirmeye başlamış demektir..


Dip not: Olasılıklar vardır belki ama kesin sonucu sakın unutmayın!
               Şunu da unutmayalım ki mutlu olmak için; acıyı göze almak gerekir
                 Yoksa embesil bir hayat yaşarız..
                   Bu da insanlığımızı unutmamıza neden olur...

23 Ekim 2014 Perşembe

Seni nasıl arayayım ki!!!

Hatalarımızdan ders aldıkça, bizi öğretici yaptılar
Oysa sadece mutluluğa yaklaşmak istemiştik
Bu onlar için o kadar anlamsız bir gerekçeydi ki
Hatalarınızı da alın, derslerinizi de ...gidin der gibiydiler
Keşke o kadar kolay olsaydı
keşke kaybetme konusunda da ders çıkarabilseydik
Ama bunu hiç kime öğretmedi
Bir vardı ve bir yok oldu ile baş başa kalmıştık
Elimde iki şarap kadehiyle başbaşaydım
bir kendime, bir ona harcadığım hiçliğime doldurdum
Doldurdukça şarap azaldı..ama hiçlik gözlerime gözlerime bakıyordu
Ruhuma sesleniyordu.Senin yapmadığını o yapıyordu.
Sonra ne mi oldu? Boşver sen sadece uyu 
Bıraktığın o emanet sevgiyi bu gece uçurdum
Hiçlik ve ben ona son kadefi kaldırdık
Artık Mutlu ol emi! 
Sıra kimindi unuttuk ama ben sana saldım sıramı
Mutlu ol benim yerime de, ben sensiz yapamadım
Hazmedemedim, soda iç dediler ama olmuyor be sevgili
Ben kendime sadece akşamları anestezi yapabildim
Sabahları ruhum kabul etmedi
Ama akşamları bana yolladığın hiçlik izin verdi
Artık akşamları uyuyorum.
Aramıyorum.... Kendimi bile unutuyorken...
Seni nasıl arayayım ki!!!




Hiçliğin Çukurunda Ölüyorum

Adım atmaya korktun! Ben ise hiç düşünmedim
 Senin amaçların vardı, benim ise tek amacım sendin
 Sen kendin için, ben senin için vardım
 Sen adımlarını kendine göre atardın, ben sana yetişmek için büyük atardım
 Yoruldum... Yordun...
  Umut ederdim.. ama artık edemiyorum
   Umutlarımı her gidişinle kırptın
   Sen ne olduğunu anlamamıştın bile..ama ben yorulmuştum
   Her şey bu denli net mi ? hayır değil
   Gidişler normal gelir başlarda, hazmetmeyi denersin..
Taa ki kendi hiçliğini görene dek... O kadar yalınsındır ki ,kendini görme fırsatı bile bulamamışsındır.
  Gidişler olur ve gelişler ..her defasında o yalınlığı hissedersin damarlarında
   Kalbin acır, ama artık ses edemezsin... sadece git diyebilirsin.
   Çünkü her gidiş bir diğerini dindirmiştir , ki bu da artık gittiğine alıştım demek olmuştur...
   Fakat asıl sorun gitmene alışmak değildi..Asıl sorun senin bana verdiğin bir torba hiçlikti
   Ben her defasında onu sana taşıyordum... Ama sen bilmiyordun
   Sonra bir gün önümde duran torbayı sordun!!!
    Çok geç sevgilim... Kararlar verdin..ikimiz adına yalnızlık bıraktın
    Şimdi ne mi oldu... torbalar birikti içimde...
    Bana bıraktığın hiçliğin çukurunda ölüyorum...
    Sakın gelip alma.... artık anlamsız her şey

22 Ekim 2014 Çarşamba

Acıyı Hissetmeyi Sevin

         Bazen sadece bir omuz ararız.. Soru sormadan...akan gözyaşlarımızın düştüğü omuzlar...
         Yaramızı sarmalarını beklemeyiz sadece sessizlik...küçükte olsa bir şefkat isteriz..
         Bu imkansızdır, çünkü yürek meraklıdır...sorular sorar.. Sordukça kanatır..kanattıkça tanır ve kaybeder..
         Yaralı bir yürek görürseniz, sorular sormayın! Sadece sarılın, onun tek ihtiyacı bir omuzdur.
          Konuşamıyorsanız,sadece dinleyin... illede konuşmaya çalışmak düşüncesinden çıkın..
          Yaralı bir yürek sözcükleri sevmez...sorgulamaları sevmez... sadece bir omuz... Düşen gözyaşlarının ıslattığı bir omuz....
          Büyük yaralar geç iyileşir. Toparlanmak bazen o kadar zor olur ki.. Verdiğiniz değere, harcadığınız zamana..kendinize yaptığınız yanlışları düşündükçe deliye dönersiniz..
          Bu çözüm değildir. Yeni olandan uzak durun. Yürek yüreği iyileştirmez!!
          Daha çok acı verir. kendinizi toparlamak isterken daha da kötüye gidersiniz.
          Bir süre acıyı sevin. O yaşattığı bölünmeyi, ruhsuzluğu,hiçliği,boşluğu,anlamsızlığı iliklerinize kadar hissedin.. Bu tek gerçekliktir!
           Acıdan daha gerçek hiçbir şey yoktur. Dağılın, dağıtın.. Kimseyi düşünmeyin.
           Bu sürece kadar düşündünüz! Şimdi noldu? neredeler?
           Sizi dinleyen, nasılsın diyen birileri yoksa... Kimseyi kazanmamışsınız. O halde kaybedeceğiniz ya da düşünmeniz gereken hiç kimse yok!
            Acılarınızı paylaşmayı deneyin.. Yazın, anlatın.. Düşünmeyin artık.
               

19 Ekim 2014 Pazar

Geç Değil

            Bunu yapma! Bunu yazma! Aman dur, bak sonra herkes ne düşünür.....derken her şey sarpa sardı değil mi?
            Ne oldu? Hani nerede o umursadığın insanlar? Emin ol kimse senin hayatını düşünmüyor.
            Sadece ne kadar acı çektiğini merak ediyorlar. Hepsi bu. Bazı insanlar umutsuzluklarımızla, kırgınlıklarımızla, çaresizliklerimizle mutlu olurlar...
             Hayat bu denli basitleşebiliyorsa, sende kendin için basitleştir. Kimseyi alma dünyana.
             İnan sana bir adım yakın olan, sana en büyük zararı veriyor.. Özellikle sana gülümseyenden kork. Neden mi? Çünkü ona her şeyini anlatacağın hissine kapılırsın. Anlatınca ne mi olur? Kimsenin kırmadığı,kimsenin incitemediği kadar incitir seni.. Paramparça bırakır seni... Kendini toparlaman o kadar uzun zaman alır ki! Sen uyandığında hayat durmuş olur...
              Bu saatten sonra istesen de sana gülümseyene dönemezsin. Kaçarsın. Hayat işte bu kadar basit...
              Ders alacağım diye de hataya düşmekten korkma ama! Çünkü mutlu olmak istiyorsan, üzülmeyi de göze almalısın.
              Ne yazık ki bu olmuyor öyle değil mi? üzülmemek için hep bize biçilen hayatla yetiniyoruz.
              Kimseyi düşünmemeyi öğrenmek gerekiyor. Bunu yapabildiğimizde gerçekten mutlu olmuş olacağız. Bencil olmayı öğrenmemiz gerekiyor.
               Çocukken hep paylaşmayı, empati kurmayı öğrettiler.. Ne yazık ki hayat böyle devam etmiyor! Büyüdüğümüzde her şeyini paylaşanı alıp kullanıp,çöpe atıyorlar.. Empati kuranlarımız ise, kendini o kadar kaptırıyor ki; kendisini artık düşünemez hale geliyor..
                Umarım bugün birileri empati kurmadan, paylaşmadan birgün geçirmiştir. Bencil olmalı insan, AZıcık kendimiz için mutlu olmayı öğrenelim.
                Bunu artık haketmedik mi??

17 Ekim 2014 Cuma

Önem Sırası Bizde

              hayatta hiçbir zaman istediğiniz şeylerin yolunda gitmesini beklemeyin. Yolunda bir şeyler gitmiyorsa bir yerlerde ciddi sorunlar var demektir. Bunu kadere ya da şansa bağlamayın. Eğer bunu yaparsanız sadece kendinizi kandırırsınız!
               Diyelim ki bir şeyi çok istediniz. Ve onun için ne gerekiyorsa yaptınız ama olmuyor... Burada durup bir düşünün, ne kadar yıprandığınızı görün. Siz ne kadar çabalarsanız da hala her şey aynı, demek ki durup yeter! demenin zamanı geldi. Durun ve sadece kendinizi düşünün.
            Hep derler 'hayat acımasız'diye evet bu doğru. Fakat biz insanlar daha da çekilmez hale getiriyoruz. Kimsenin hayatı mükemmel değil. O yüzden kimseyi kınamayın,nefret etmeyin,önyargılı olmayın... Bunlardan herhangi birini bile yapmanız sizleri belli bir kalıba sokar. Sonra her attığınız adımda kimlerin ne düşündüğünü önemsersiniz.
              Hayat kısa ve acımasız.. Sizi üzen ya da sorgulayan, kınayan...vs. kim olursa olsun kurtulun ondan.. Milyon tane insan var! karşınızdakine defalarca şans verip sizi anlamasını beklemeyin. Çünkü siz bunu yaparken karşıdaki sizi düşünmez. Taa ki siz kararlar verip, hayatınızı düzene sokacağınız zaman; Neden demeye başlar!
               Bencillik gerekiyorsa bencil olun. Sizden bir tane daha yok! bunu hiç unutmamak gerekiyor. İnsancıklara bu denli değer vermek yerine, kendimizi hatırlasak keşke..
               Herkes bir yana ben bir yana diyebildiğimiz gün, mutlu oluruz belki. Belkiler umudun ışığında büyür. Umut olmadan insanlık olmaz..  

11 Ekim 2014 Cumartesi

Hayat Herşeye Rağmen Güzelmiş

           Her şeye ne kadar kayıtsız kalabiliriz bilemiyorum. Bildiğim tek şey yeni çıkan bir Ipone'a kayıtsız kalınmadığı.
           Ya da yeni açılan kafelerde ortam kurma çabamız. Çok acınası gibi görünüyor!
            Marka delisi olduk çıktık. Üstelik aldığımız,yediğimiz, giydiğimiz kısacası delisi olduğumuz her şey karşı takımdan..
            Yıllar önce kara kutular geldi girdi yuvalarımıza, Çok geçmedi saniyeler bile oynamadan kara kutuyu açtık ve beyinlerimiz nakavt. Adamlar böylelikle 1-0 öne geçtiler. Bu maçtan çok çok sonraları haberimiz oldu. O zamana kadar da iş işten geçti. Geçmişler ola bizlere.
            Şimdilerde bazılarımız bilinçli gibi. Aslında gibi demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum. Kendi başımıza bir şeyi sorgulayamamak kötü .. Eskiden doğru bilgiler ışığında,araştırmalar yapılır mantıklı olan şeye karar verilirdi. Şimdilerde herkesin her konuda bir bilgisi var. Doğru mu? yanlış mı? Bunu hiç kimse bilmiyor..
             Yanlış olan doğrularla veya doğru olan yanlışlarla hayatlar devam ediyor. En kötüsü de bu çarpıklıkla yeni üretimler yapılıyor. Sıcak sıcağına inanılıyor.
             Sorguyu da geçelim, Kara kutuyu da veya ortamı da....Bence en kötüsü artık kültürümüzün yok oluşu. Big bang'e gerek kalmadan biz ortadan kaldırdık. Asimile olduk. Değerlerimizi unuttuk. Kendimizi unuttuk.
             Hepimiz bir diğerimizin kopyası olduk.Zaten projede buydu. Ama ses etmeyelim. Kimse uyanmasın değil mi? Hepimiz oturduğumuz yerden tweet atalım, gerginliğimiz geçsin rahatlayalım.
             2 5 karelere devam edilsin. Beyinin uyuşması iyidir. Hepimiz birer makine olduk çıktık nasılsa. Yarın sabah ekmek derdine düşeceğiz ve köpek gibi çalıcağız.
            Hayat bize güzel değil mi? dert yok tasa yok. Kim aç? kim tok? kime ne! 'Ben doydum.Şükür'.
            Zaten adamlar yapıyor,bize ne gerek var. Para kimdeyse o tüketir,mantığına devam.
            KISACASI hayat çok güzel..İyi ki bu internet illeti var. Johnny depp'in "transcendence" filmini yaşıyoruz adeta...
   
           

6 Ekim 2014 Pazartesi

Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapmayın!


         Hayatı bu denli zora sokan biz insanlarız.Güzelleştiren de bizler değil miyiz? Keşke hayattaki önceliklerimiz sevdiklerimizin önüne geçmese.
        Bazen tercih ettiğin şeyleri iyi düşünmelisiniz! Sevgi mi? para mı? gibi...
         Şunu unutmayalım ki parayı tercih eden hiç bir zaman dürüst,saf bir sevgi bulamayacaktır.
         Öte yandan sevgiyi tercih eden ise o parayı her türlü kazanır. Demek istediğim sadece maddeyi düşünmemeli insan. İnsan insanlığını unutmamalı.Bizleri biz yapan beyin ve kalp arasındaki kontağı kurmak değil midir?.
           Bu konuda sanıyorum ki kimse bana katılmıyor. Eğer aksi olsaydı bu denli incinmiş olmazdım. Yanınızda diğer eşiniz yoksa (kadı-erkek farketmiyor sizi anlayan biri yoksa) hayat o denli kolay olmuyor. Şartlar belkide extra kolay oluyor fakat içinizdeki o kolaylık,o adaptasyon yoksa hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor.
           Zamanla robotlaşıyoruz. Duygular yerini mantığa... Cesaret yerini korkaklığa....mutluluk yerini hiçliğe bırakıyor..Kimse böyle olmak istememişti...
           Kendini bitkin,tükenmiş hissetmek acı verir insana. O üretkenliğin yerini tüketime bıraktığı bir süreçteyiz.
           Kendi hayatınız ile ilgili karar vermeden önce; Lütfen durup bir düşünelim!
           Çünkü durup düşünme zahmetine girmediğiniz o tercihiniz ile eğer hayatınızda birileri varsa..Onların savrulmasına neden olursunuz. Ve o savrulan insanlar kendi hayatları hakkında karar veremez hale gelirler. Şart değil size ölümüne bağlı olmaları. Burada kendi iç dünyalarında yaşadıkları bunalımdan sözediyoruz.
            Bu insanlar yaşama sevinçlerini kaybederler,Gülümsemekten sıkılırlar,İnsanların günlük yaptığı rutin şeylerden bıkarak sadece uyumayı tercih ederler. Ve siz dönüp bu insana baktığınızda; Çok düşünmeyin sadece dile getirin!
                           EVET bu sizin eseriniz. Düşünerek hareket etseydiniz, O kişiye de bir seçim hakkı sunmuş olurdunuz. Böylelikle kendisini toparlayıp, kendi hayatı için çözümler üretebilecek zamanı bulabilirdi.
               DİP NOT: Bu kişinin sevgiliniz olmasına gerek yok, arkadaşınız,ailenizden biri....de olabilir. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapmayın!

4 Ekim 2014 Cumartesi

Kendini Sevmeyi Öğren!

   
       Ne kadar zayıf yaratıklarız. Küçücük bir sevgi kırıntısıyla yakıp kül ediyoruz bütün benliğimizi. Oysa durup baksak, yaptığımız hiç de mantıklı değil.Sonuçta biz bütün canlılar içinde aklını kullanabilen tek varlıklarız. 
      Peki ama neden konu sevgi olduğunda bu denli sefilleşiyoruz? 
      Herkesin en büyük şikayeti güven! Bence asıl sorun bunu dile getirenlerde. Çünkü birine güvendiğinde aksini düşünmezsin. Yaptığın her şeyi karşılıksız yaparsın, bir çıkar beklemeden, katıksız yaparsın. Ne zaman ki biri bir şeyleri sorgulamaya başlarsa işler sarpa sarmaya başlıyor.
      O çok sorgulayan kişi güveni sarsan kişi oluyor. Sanırım aileden gelen bir güvensizlik var. Yoksa neden biranda  şeytan içine tohum atmaya başlasın ki? 
      Her şey bir yana güvensizlik ve sevgisizlik çok çok kötü. İkisi biraraya geldiğinde  süper ikiliyi oynarlar. En iyi dostun süper ikili olmuşsa durum çok kötü. Depresyondasın! daha da kötüsü gizli depresyondasın! Geçmiş olsun . Tek çare beynin içindeki milyon tane sesin susması için antidepresan desteği...
      Ah bir de ben güçlüyüm ayakları var. Her şey dış görünüşte değil, Ama dış görünüşün mükemmelliği her şeyi yoluna sokuyor gibi görünmesi ne de huzur verici...Asıl atak gece o yastığa kafayı koymakla başlıyor..
    Her neyse uzun lafın kısası: 
    
          "Kendin için bir adım atamıyorsan, yanındaki için sakın atmaya kalkma! Gün gelir yanındaki gitmeye karar verir sen ise sadece ardından gitmek zorunda kalırsın. Ya da  gururun seni durdurur. Belki de o muhteşem mantığın uyanır ve gidemezsin !" der.
       Böylelikle mutlu bir masal olmaz bu. O halde kafanı kullan sağlam bas! 
       Senden daha değerli hiçbir şey yok. Asıl olay kendini benimsediğinde, kendine değer verdiğinde karşıdakine de verebilirsin. Sanırım bütün sorunumuz bu. Kendimizi sevmeden bir başkasını sevmeye çalışıyoruz. Fakat şunu bilmiyoruz 'bilmediğin bir şeyi karşıdakine aktaramazsın'. Sevgi de bu. Kendini sevmeyi öğrenmeden başkasını sevemezsiniz ki!!!