26 Aralık 2014 Cuma

çarşaflı gece

yorgunluklarım var benim
umutsuzluklarım ceplerimde
adım adım boşluğa yürüyorum
havada asılı kalan bir kuklayım

önümde karanlık uzun bir yol var
ışık yok sonunda
yürümek zorunda kaldığım sonsuz bir yol
her adımda, takılıp düştüğüm taşlara inat; kalkıyorum
yara bere içinde yola devam ediyorum

benim belkilerim kaldı
belki diyorum...
bugün karanlığa beyaz bir çarşaf giydirdim
her şey değişti sanki
sahi değişir mi böyle..?**




14 Aralık 2014 Pazar

inancını yitirmiş birine umuttan bahsetmek..

adım attıkça sen uzaklaştın
elimi uzattım, kayboldun
aradım seni, günlerce... ömürlerce...kayıptın

yıkıldım, bomboş kaldım...sensizdim
belkide beni bulsaydın, büyürdüm.... büyütürdüm bizi..
sen kayıpları bulamadın, ben karanlıklarda kaldım...
hiçleştik... bomboş kaldık..
sen benle, ben senle olamadık..

günlerce seni sordum....
yürüdükçe anılar canlandı..
dayanamadım, dizlerim titredi...düştüm..
gözyaşlarım aktı..
özledim seni..
gitmek bu kadar kolay mıydı?

nasılda bu kadar sessizleşiyordu insan
nasılda hissizleşiyordu böyle?
nasılda ruhsuzlaşıyordu...

aynadaki kim diyordu bana?
bu yüz neden bu kadar mutsuz diyordu?
hiç mi gülümsemedin sen diyordu?
seni mutlu eden hiç anın var mı diye soruyordu?

ona verebilecek cevap yoktu
kırgınlıklar,mutsuzluklar,hayaller....
kim anlatabilirdi ki ...
susmak tek cevaptı ona
onunda tek cevabı susmaktı
zaten konuşmaya mecali yoktu
yorgundu... yürek yorgunuydu
bıkmıştı...korkudan ziyade inancı kalmamıştı..
inancını yitirmiş birine umuttan bahsetmek anlamsızdı..




vazgeçersin

vazgeçersin tam o an gelirler
ya da vazgeçersiniz sonra gelirler ama anlamı kalmaz
sizi aldatırlar.. yerinize birilerini koyarlar...
sonra dönerler..."olmadı", derler
ne olmadı?

kimse kendisini sen yapmaz
ama ben yaptım
uyduruk mucizeler yarattım ikimize
sadece bu dünya'ya sığdıramadım
yaşlarımı sildim...
her şey düzeldi, dedim kendime
belki bahar gelmedi
ama bazı şeyler geldi ve geçti
bunu inkar edemem

kendimce suskunluklarım oldu
kabullenişlerim oldu
kabul edemediğim şeyler oldu.
karşı koyamadığım senler oldu
belki birgün geçer diyorum hala



13 Aralık 2014 Cumartesi

İnsanımızın Yoksun Olduğu Ahlak Kuralı

bugün toplu taşıma aracına bindiğimde, gördüğüm şey karşısında ben utandım
biz türkiye'de yaşıyoruz
evet gittikçe asimile olan bir kültürümüz var
ama ailenizin size öğrettiği hiç mi bir şey yok
saygı? görgü? peki ya ahlak?
illede birinin öğretmesine de gerek yok
insan düşünebilen bir varlık diyorlar..
arkadaşlar lütfen rahatlıkla, beyninizi kullanmamayı birbirine karıştırmayın
bilmiyorsanız ben yazıcam, umarım sizde okursunuz!

şimdi bir toplu taşıma aracına binildiğinde;
kural 1: bacak bacak üstüne atılmaz, koltuk size özel değil!
              siz öyle rahat oturuyorsunuz diye, yanınızdaki veya önünüzdekini rahatsız edemezsiniz.
kural 2: kalçanız koltuğa, sırtınız arkaya dik gelecek şekilde oturulur
kural3:  ayaklar yere basmalı,

              gelelim bugün gördüğüm şeylere...
              otobüse bindik, parayı verip dar arada ilerlemek isterken bir arkadaşın ayağına takılmamak için bir çaba sarf ettim...kural 1 i unutma!
              tutunmak için demire elimi uzatınca, bir ayak gördüm. arkadaşın biri götünü koyacağı yeri ya şaşırdı...belkide koltuğa oturmayı bilmiyordur diye düşündüm... sonra giyimine bakınca, rahatlıkla beynini kullanmamayı karıştırdığını fark ettim...
              arkadaşlar rahatlık bu değil. avrupalaşın... istersen yabanileşin ama adabıyla yapın...her şeyi birbirine karıştırmayın..

DİP NOT: Toplu alanlarda herkesin bir alanı vardır. o alanı işgal edemezsiniz.

12 Aralık 2014 Cuma

Daha 17ymiş...


ERDAL EREN'in Anısına...

Boşver beni 
Mühin değilim 
Bu onun hikayesi 
Çok beyazdı, kir tutardı 
Ömrü kelebek kadardı 
Mektupları şişedeyken 
Bir de bakmış deniz yokmuş 
Tek başına dans ederken 
Mutsuzluktan sarhoşmuş 
Daha 17ymiş.

Oyundan kalkmak isterken 
Kağıtlar dağıtılmış 
Bu hava boşluğunda 
Artık her şey satılıkmış 
Trafikte akmayan 
Hep onun şeridiyken 
Söylediği son şarkı 
Elveda ZalimDünyaymış 



TEOMAN


Bana Bir Masal Anlatın

belki bir gün gözyaşı olmayan, gözleri umutla bakan...
gülümsemenin eksik olmadığı
kalp ağrısı olmayan 
hep güneşin olduğu, parlak bir zaman olur...

bazen merak ediyorum... 

gökyüzündeki  yıldızların, bazılarının neden çok parlak olduğunu
kendimce bir fikir yürüttüm..
sanırım parlak olanlar, umutlu yüreklere ait
gece çok solgun...
herkes umudunu yitirmiş olamaz, öyle değil mi?
yarınlar bu denli kimsesiz kalmamalı...

hadi bana bir masal anlatın;

mesela küçük bir kız çocuğu olsun
gözlerini güneşli bir günde,çiçek kokan bir yerde açsın
gökyüzü masmavi olsun
yemyeşil ormanlar olsun
birbirine gülümseyen insanlar olsun
yanaklara değebilecek tek şey yağmur olsun..
o küçük kızın umutla baktığı yarınları olsun
o küçük kızın tek hayali uçmak olsun..
kanatlarını hayal etsin..
imkansız olan, tatlı bir hayali olmalı
bu da sadece ve sadece kanatları olmalı..

10 Aralık 2014 Çarşamba

Zaman olgusu

Gün çoğumuza başlangıç
Çoğumuza bitiş
Ama kimse yaşananları çöpe atamaz..
Biz unutmak istesek de, geçmiş kapıda..

Kendimize haksızlık etmeyelim.
Bir başkasına asla !
Kişi kendi değerini, kendi yaşatır..
Bu saatten sonra yapamadıysanız es geçin, lütfen
Boşa çırpınmayın !
İllede çırpınmak istiyorsanız. kendiniz için değerli olana adım atın
Çünkü, sonradan pişmanlık olgusunu silmiş olursunuz.
Sonuçta, her şeye rağmen kişi kendisi iyi olanı bilir ya da bilmeli
Değil mi?
Eğer bilmiyorsa, sorgulamadan yürümeli
Sadece yürümeli.. karar vermeden
Zaman gösterir, gidilecek yolu
Zaman olgusu hiç sevilmez
Hatta hiç birimiz tahammül edemeyiz
Ama zaman gereklidir, alışmaya
Hazmetmeye... bekledikçe anlarız.. anladıkça..
Düşünce akışımız değişir..
Sonuçta değişim es geçilmez..
Ve sonuçlara katlanmak gerekir..
İstesekte, istemesekte







GEÇMİŞ olsun

Sana hep yenilik kaldı
En baştan başlarsan, hep güzel olur sandın.
Ama yaptığının..kendi kendini kandırmak olduğu gördün..
Boş, yaptığın her şey boş..biliyorsun

Olsun. yinede adım atacağım,dedin
Devam et. ama pişmanlık kötüdür
Şansı devirir
Gerçi sen şansı teğet geçtin..
Hadi geçmiş olsun...

9 Aralık 2014 Salı

Yalın İnsancıklar

Çoğu zaman gerçeklik algısını yitiriyor insan
Doğruyu yanlışı ayırt edemeyebiliyor
kendisi için neyin iyi olduğunu bilemeyebiliyor

Uyku neden bu kadar tatlı?
insan neden uyandığında hissizleşir?
belkide uyuduğumuzda gerçekliğe adım atıyoruzdur?
olamaz mı? olabilir...

mutlu musunuz?
gerçekten bunu soruyorum
ben değilim sanırım..
tam da bir teste gerek var..
Mutluluğunuza 10 ile 1 arasında bir değer verin
ben 3 veriyorum
neden 2 değil bende bilmiyorum..
ama 4 değil... o denli yakın değilim gülücüklere..

Bu yokluk hissi bana başı ve sonu olmayan bir hikayeyi andırıyor
kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz
sevmeye programlanmış gibi
her şey mükemmel giderken, bir de bakıyorsunuz yalınlaşmışsınız
İşte tamda bundan sözediyorum...
Yalın olmaktan...
Yalınlık güzeldir..
Ama gerçeklik algısını yitiren, yalın insanlar hiç çekilir gibi değil
Nereden mi biliyoruz bunu?
Zaten içindeyiz...



7 Aralık 2014 Pazar

Susmak Çok ŞEYdir

her gidişe bir elveda yakışır
her gidişe bir el sallayış yakışır

ya gidenden haberiniz yoksa..
sessizce çekip gittiyse
o zaman ona s.. yakışır
hayat bu. her şey kısacık kelimelerden ibaret değil mi?

bazen tam gidecekken, geri döner ve sarılır
buna denebilecek çok fazla şey yok
bazen aşırı duyguları anlatacak kelimeleri bir araya getirmek zorlaşır

bazen de dönmesini beklersiniz, ama dönen olmaz
gidenler çok olur... ama dönecek olan, hiç dönmez..
duyguları ifade edebilecek kelime kalmaz..

sessizlik çok şey ifade eder
susmak çok şeydir,anlayana..
susmak rahatlamaktır
kendini dinlemektir
yalın olmayı somutlaştırmaktır..

6 Aralık 2014 Cumartesi

Ve Tanrı Yarattı; APTAL İNSANI

Herkes kendi halinde yaşamaya devam ediyor
Kimisi şuan kartonun üstünde, uyuşmuş bedenine rağmen huzurla uyuyor
Kimisi sıcacık yatağında bir sağa bir sola dönüyor
Kimisi mutlulukla ruh eşine sarılmış,tv izliyor
Kimisi bedenine kollarını dolamış,müzik dinliyor
Kimisi kaybettiklerine ağlıyor,soğuğa inat..sol cebindeki şişeyle, sokakları tavaf ediyor
Kimisi gecenin bu saatinde çalan telefonla yıkılıyor
Kimisinin ise bu saatlerde sevinçten ağzı kulaklarına varıyor

Hayat bu. Farklı yerlerde, farklı hayatlarla renkli bir dünyadayız sanki
Aslında bu dünya; Renkliden çok grimtrak
Çünkü renkli demek; Eşit demek, farklılıkların tatlı karmaşası demek
Fakat renkler eşit dağılmıyor ki
Mutluluktan çok, acı var
Huzurdan çok, huzursuzluk var
Toktan çok, aç var
Tamlıktan yoksunuz...gittikçe eksiliyoruz
Kimisinin ekmek almak için, fabrikada kaybettiği kolu
Kiminin mutlu olmak için kestiği yüreği
Kiminin biriyle düşlerine ulaşmak için gittiği yoldan, yarım dönmesi

Kiminin hayata olan sevincini ellerinden alıyoruz..
Nasıl mı?
Hayatın acımasız oyunlarından galip çıkamayıp, bedensel olarak eksilenler....
Bazı şeyler için, hep bir günah keçisi arıyoruz,
Sokakta tekerlekli sandalyede birini gördüğümüzde, asalak gibi gözlerimizi dikip. Acıyarak bakıyoruz
Sizce bu ne kadar doğru?
Sizce bu devletin sorunu mu?
Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Bu insan bu bakışlardan dolayı dışarı çıkmıyor..

Bizler somut olan şeylere, bu bakış açısıyla yaklaşıyoruz
Yaptığımızın yanlışlığını hepimiz kabul ediyoruz. Fakat bir gelişme yok
Asıl sorun, kabullenip sallamak.
Kör olmayı görev sayanlarımız var.
Sanırım böyle çok mutlular
Bu Mutluluğunuzla, bir an önce ölmenizi temenni ediyorum.

Bizler gelişmelere kısırız
Neden mi?
Bizlerin kendimize ait, bir bakış açısı yok
Yaşamak için bir nedenimiz yok
Olmadığı gibi, olanlara kafa tutuyoruz,
İnançlarını zedeliyoruz
Fikrimiz olmayan her şeye kafa tutuyoruz,
Susup, kabullenmeyi geçtim...asilce gitmeyi bile bilmiyoruz
Bu aslında çok net bir şeyi ortaya çıkarıyor
İnsanın kendisine saygısı yoksa..
Ne karşıdakinin düşüncelerine saygısı olur
Ne de duygularına...ne de inançlarına
Bir yerde aslında beynimizi de kenara bırakmış vaziyetteyiz
Ve çok bariz ki, duygularımızı da artık kullanmıyoruz

Erkek diyor ki; "Para olduktan sonra ayağıma gelmeyecek kadın yok"
Kadında diyor ki; "Bende bu güzellik olduktan sonra, elde edemeyeceğim erkek yok"
Peki ya kalp? ya duygular?
Madem böyle, bari hayvanlara saygı duyun
En azından onlar hala aynı amaca hizmet ediyorlar
Boş yere zarar vermiyorlar...
Tek savaşları, hayatta kalma mücadeleleri
Onlara saygı duyun, Bizden daha sadıklar
Onlara saygı duyun, kendi sınırlarını biliyorlar
Onlar bencillik nedir bilmiyorlar
Gerektiğinden fazlasını alma algıları yok
Bizim algımız var...sadece var, algı bozukluğumuz var
Bizler elimizde olan hiçbir şeyin ne değerini, ne de kullanma adabını biliyoruz.
Ve tanrı yarattı; APTAL İNSANI





5 Aralık 2014 Cuma

sonuca katlanmak zordur

hep susalım dedim
hep susmanı, hep susmak istedim
çünkü biz çok farklıydık...ben bira derdim sen çay
birbirimizi hiç anlamadık, anlayamadık..

Zaman geçmekte...düşünmek anlamsızdır
Karar net alındıysa, sonuca katlanmak zordur

4 Aralık 2014 Perşembe

Bir Şehir ve Bir insan

yarınlar belirsiz ve henüz anılar yok
ama dünler çok özleniyor
bir insan varlığıyla bir şehri yaşanır kılar mı?
onsuz şehir bomboş olur mu?
o kişi o şehirden gittiyse..
rüzgar kokusunu getiremez ki!
oysa o buradayken, kokusu her yerdeydi..
Adım başı varlığı hissedilir miydi?
Bir şehri yaşanır kılan içindeki insanlardır.
O şehre renk katan bazı insanlar vardır
Vazgeçemezsiniz o insanlardan
Siz isteseniz bile, yüreğiniz izin vermez
Aklınız izin vermez
Burnunuz, kulaklarınız,gözleriniz izin vermez..
Birileri onun gibi kokar
Birilerinin sesi ona benzer
Birilerini ona benzetirsiniz

Özlemek çok güzel, acısı da güzel
Bazen sadece özlemek lazım
Zarar görmemek adına

Bu azraili sevmek gibi
Canınızı alacak bilirsiniz ama acıtmadan alsın dersiniz...
Canınızı illede acıtarak  alacaksa...kaçabilirsin belki..
"O gelmeden ben canımı alırım dersiniz"..

3 Aralık 2014 Çarşamba

AH ne de Güzelleşirdik

Aşk adam seçer mi?
Neden hep başlamadan biter?

Aşk siyah-beyazı biraraya getirir
Sadece karmaşayı görmek için yapar bunu
Aşk bu karmaşadan mutluluk duyar
Ama için için o renklerin karışmasını ister
Ama bu mümkün değildir
Siyah-beyaz nasıl karışır
Gece-gündüz,güneş-ay nasıl karışabilir ki

Sonu bellidir hep..
Aşık olan gururlu insanlar, sonu görünce bırakıp giderler
Oysa derler ya aşkta gurur olmaz..
Gururu bir yana bırakanlar ise..
AŞKtan her bir yudum alışta eksilirler
Eksildikçe hiçleşirler...
Ve karşıdakine bunu hiç yansıtamazlar...
Git gide tükenirler
Ama aşıktır... tek bakış eritir..
Zamanla kalpler çarpışır
Sarsıntının şiddetine dayanamazlar
Biri ölür, biri kalır
Gerçek aşklar hep yarım kalır...

Gururlu insanın aşkı derindedir
Yüreği sızlar, kanadıkça sessizleşir
Yalınlaşır
Bırakıp gittiği için hasarları ağırdır
Restorasyon yapılmaz
Baştan bir zemin gerekir
Ama zemin için ömür kısadır
Aşk yarım kalır
Aşk yarım bırakır
Aşk karmaşadır

Aşk bir sel gibidir, içine düştüysen sürüklenirsin
herkes hayatta kalamaz, sele inat bir şeylere tutunursun
Fakat bazen tutunacak bir şey bulamazsın ve seni alır, yok eder

Aşk vefalı olsaydın, siyah-beyaz yerine siyah-gri olsaydın.
Karıştırsaydın... Ne de güzelleşirdik...güzelleştirirdik..
Ama bu doğana aykırı değil mi?
Sen daha çok...
Uslanmaz bir çocuk kadar yaramaz ama masum
Arsız bir fahişe kadar umursamaz ama tehlikelisin..







2 Aralık 2014 Salı

Onurlu olmak lazım

Kimseye ikinci bir şans verme
İkinci şansı verdiğin insan..
İlk yaptığı hatadan daha kötü bir hata yapar
Acı olan ise; tekrar affeder diye düşünür
Ben böyle insanlara KİMLİKSİZler diyorum
Kendini bulamayan,sorunlu,öfke ataklı insanlar...

Hayatımızda vazgeçemediğimiz insanlara defalarca şanslar veririz
Al canımı yak, ama olsun
Sen mutluysan sorun değil...
Zaten aşk acıyla güzeldi değil mi?

Heyyyyy! sana sesleniyorum!
Kendine gel...
Aşkın acısı güzel kısmını yanlış anlamışsın!
Aşkın mutluluğuna doy, sonra acısını dibine kadar iç
İşte bu aşk acısının güzel kısmı.

Bu kimliksizler..
Her verdiğimiz şansta daha da ileriye giderler
Unutmayın, karşınızdaki insan sizi aşağılamaya başladıysa..
Hakaret etmeye başladıysa...
Hep yapıp yapmaması önemli değil.
Bir kere o hakkı verdiyseniz ve o başladıysa...
Başlamak devam etmek demektir
Arkanıza bakmayın, gidin
Kalırsanız sizi daha da küçültürler..
Bir bakarsınız kendinize saygınız kalmamış...

İlerleyen süreç daha sıkıntılıdır. Neden mi?
Kimliksizler, siz farkında olmadan dediği her şeyi yaptırır size
Siz durup baktığınızda ise; Gel, git, yat, ye, yürü....
Ne yapıyoruz dersiniz? ama soramazsınız
Çünkü karşınızdaki her lafına itaat edilmesine alışkındır
Sizi de itaatkarlar listesine eklemiştir

Biri sizin onurunuzu yerle bir ediyorsa silin onu
Gururunuzu hiçe sayıyorsa silin
Bunların hepsi oldu, artık sondayım diyorsanız...
Toplayın kendinizi, Beden bu dünya'ya bir kere gelir.
Fakat ruh dönüşümlüdür
Bir başka hayatta, yeniden bir varoluşta
Sorgulamalar ve güvensizliklerle başa çıkamazsınız
Üstelik yarım kalan bir gurur ve onurla yola devam edemezsiniz.

Topla kendini ve Sil! At!

ÖNERİ:
            Kimse vazgeçilmezin olmasın
            İllede olacaksa
            Kendi kendinin ol
            Varsın narsist desinler
            Zaten herkes bir şeyler söylemiyor muydu?
            Unutma bu hayatı sen yaşıyorsun
            Bu yüzden kimsenin kelimeleriye, hayatını lekeleme!