12 Ocak 2016 Salı

İpteki Dans

Her günüm bir önceki ile aynılaştı.
Sabahlarım, geceye karıştı.
Geceler, sonsuz karanlığa...
Uyumak göz sancısına iyi geliyormuş da,
Beyin sancısına işkence imiş!

Uyumaktan korkar oluyor insan,
Uyanık iken uyuşukluk hissi olsa da,
Uyurken her şey daha kanlı canlı.
Bu bir işkence,
Ne zaman bitecek bu!

Bıkkınım kendime,
Bıkkınım bu hayata,
Her uyandığım güne bir eksi ile başlıyorum.
Her uyuduğum gece bir kırık camla kapatıyorum gözlerimi.

Artık olduramıyorum.
Çok zorluyorum benliğimi,
Bu boşluğa yürümek gibi,
Karanlığa alışmış kayıp bir ruh bendeki,
Çırpınışlar sona ermiş durumda.
Dinginim...
Ve artık daha çok isteksizim...

Sonun başlangıcı uzak olmamalı!!!

6 Ocak 2016 Çarşamba

Sahte Gülen Surat

Hayat çaresizlik oyunu...
Sen yerden kalkmaya çalıştıkça,
Bir çelme daha takıyor.
Elini uzatıyor gibi görünüyor,
Sen adım attığın an elini geri çekiyor.

Gel diyor,
Gidiyorsun! defol diyor,
Yolluyor seni.
Kendini gösteriyor!
Güzel bir fragman izletiyor sana,
Kötü olan her şeyi kırpıyor...
Kendini kandırmaya o kadar heveslisin ki,
Evet yine kandırıyor seni,
Sen adım atıyorsun tekrar ona...
Bu fragmandaki tek güzel şey,
Gözlerin yaşlarla doluyken bile,
Gülümsemeni bozmaman oluyor.

Hayat durmuyor,
Tekrar bir çaresizliğin eşiğine sürüklüyor seni,
Durmuyor, o durmaktan nefret eder.
Bu sefer, seni sana düşman ediyor.
Kendinden nefret ettiriyor.
Sahteliklere sırtını dönen sen,
Bu sefer onlardan medet umar oluyorsun...

Hayat, kahpeliğin maskelerini birbir gösteriyor.
Yine de nafile.
İnanmak isteyen insana,
Hangi maskeyle gidersen git yinede inanacaktır.
Hayat bu dersin sonunda,
Gelir gider her şey dersin,
Sineye çekmek kolay gibidir.
İnsan kendine küstümü,
Her yer artık cehennemdir.
Huzur sonsuz karanlıkta boğulmuştur.
Mutluluk kendini kapatmıştır.
Ruh bedenden ayrılıncaya kadar, saklanmıştır.
Bir maskede sana uzatır,
Sadece gülümse der,
Bir sahte gülen suratta benden sana gelsin der...




4 Ocak 2016 Pazartesi

Teşekkürler

Bazen her şey durur,
Nefes bile alamaz hale gelir insan.
Kalbin sıkışır,
Gözler acır,
Konuşacak mecalin kalmaz...
Yorgunluk diz boyudur.

Anlat derler,
Hangi biri anlatılabilir ki!
Hazmedilemeyen onca şey var iken!
Bu yemek değil ki; soda içip hazmedesin,
Sonra nasıl hazmettiğini anlatasın.
Evet, onca zaman geçmesine rağmen hala yediremiyorum kendime!

Bir at düşün; sen o atın ön bacaklarını kırdın!
O at eskisi gibi özgürlüğüne koşabilir mi?

Depremler oldu,
Heyelan kalanı aldı gitti,
Son artıkları hortum götürdü,
Velhasıl kelam sana sonsuz teşekkürler sunarım...
Beni benle tanıştırdın,
Beni kendimle yüzleştirdin,
Şimdi kendimden başka düşmanım yok,
Kendimden başka dostumda yok!