Hayat çoğu zaman bir kabus
Bazen de öylece gördüğümüz bir hikaye misali,
Ancak çoğunlukla, görünmez olmak hayalimizdir...
Bir kaplumbağa misali geceye sığınmak isteriz.
Çoğu zaman Gelecek, geçmiş ve şimdiki zaman bir anlam ifade etmez.
Sessizce bedenimizi sararız,
Öylece uzaklaşırız....
Damarımızdan akan kanı gördüğümüze yemin edebiliriz,
Ama bunun olduğundan emin olmayadabiliriz.
Ağladığımızı görüyoruz,
Ama sorduklarında nedense emin olamıyoruz.
Acı Yok artık,
Ama çok derinde bizleri zorlayan bir kabulleniş söz konusu.
Şu ara dünya’nın bize sordurduğu sorulardan kaçmak İçin,
Küçük bir sığınak inşa ettik.
Zaman kısıtlı...
Aslında zaman çok önemli.
Ben yaşamak İçin,
Zamansal bir kurguya sığındım.
Bunu açıklamaya gücüm yetmez.
Ki siz de anlayamazsınız!
Sessizce zamansal paradokslara inandım.
Şaşkınım, öylece inandığım hesapsal kavramlar realite kazandı.
Bu olgu bendeki duygusal Evren’i yerle bir etti.
Şimdi duygulardan uzak bir zombi gibiyim....
Amma velakin duygularımı ateşlemeye çalışan bir kibrit var,
Zaman zaman ateş alıyorum,
Zaman zaman sönüyorum.
Neyseki kendimiz gibi insanlar biriktiriyoruz....
Neticede herkes olduğu kadar insandır, değil mi?
Zorlamadan, kırmadan, bükemeden hayatın elinden tutuyoruz.
Bir orkide misali hayat,
Küstürmeden,
Nefret etmeden,
Öylece yaşamak lazım işte....
Mesela; Huzur içindeyken, Huzur aramamalı !!!
Yakındayken, uzaktaki bir fotoğrafa uzanmamalı!
Sessizce, usulca, konuşup , hareket etmeliyiz.
Böylelikle insan olmanın zarafetine sığınabiliriz.