Ayrılık çanları çaldı mı,
Durmak yakar bedeni.
Kendine yabancılaşan insanın felaketidir bu
Ne kendisini tanır
Ne de karşısındakini
Aynı zamanda olan biten herşey yabancıdır
Önce seslerle başlar
Sonra belli belirsiz gölgeler
Daha iyi gibi oldu derken,
Gölgeler gerçeğe dönüşür.
Artık onlar dost kervanına girmiştirler...
Uyumazlar onlar,
Uyutmaz onlar,
Nefesin kesilene kadar, emerler ruhunu
Karanlığın sonunun olmadığını gösterirler sana
Gerçek ile hayal karıştı mı,
Algısızlık başlar
Deli derler, bipolar derler, şizofren derler....
Her kelimeyi munasip sanırlar.
Oysaki en munasip şey o kelimeleri onlara yerleştirmektir.
Kişi içinde olduğu bedende çırpınırken,
Çaresizce kelimeleri yuvarlamak basittir
İsyan bitmiştir,
İç çatışma başlamıştır.
Sessizleşir her şeyiyle...
Korku dolu günler başlar,
Onlar uyumaz, Onu da uyutmazlar.
O uyumazsa kimse uyumaz.
Korku yerini endişeye bırakır.
Çözümsüzdür bütün yöntemler
Sana dönüp, tutuklu bırakacak sorular başlar
Bir bedene kaç ruh sığar?
Bu beden dar geldi bana?
Her yer neden karanlık?
Heryer de konuşmalar...
Yoruldum bu fısıltılardan..
Çok geçmeden kandırmaca tedavi başlar.
Uyku çözüm sanırlar,
Sanrılarla boğuşmak, baygınca bakışlar...
O gitmiştir, o hariç herkes o bedene sahiptir.
Sahipsizlik bir volkan gibi beyni sızlatır.
Sızıntılara karşı başlayan bir iç çatışma başlar.
Yerlİ yersiz kararlar başlar.
Her kafa, bir şeytana sunulmuştur
Şeytancıklarla başlayan sonsuz çığlıklar,
Yerini hiçliğe bırakmaya meyilli iken
Parlak bir yıldız ile sonuca ulaşılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder