Uykusuzluğumun kaçıncı günü bilmiyorum.
Kafam bomboş, Çok ağır
Ne düşündüğümü bile bilmiyorum..
Eşyaları sürekli kaybediyorum,
Geçenlerde tüpü açık unutmuşum...
Ben bu haldeyim anladım da,,,
Hayat bile yorgun belli ki
Mevsimler bile dengesizleşti.
Tıpkı benim gibi...
Anlık iyi, anlık depresif...
Kimseyle savaşmıyorum artık.
Her kulağıma gelen sese tebessüm edip, evet diyorum
Çünkü insanlar dinlemekten aciz, aynı zamanda tek doğru onlara ait.
Başka doğruları sorgulamadan lekeliyorlar.
Hayatı akışına bıraktım.
Teknem denizin ortasında
Eldeki olanaklarla, yaşamaya devam etmek lazım.
Gel gelelim bu ülkenin sınırları içinde insanlığa
İnsan kelimesinin; iki ayak üzerinde, durmaktan ibaret olduğunu düşünmeye başladım.
İnsanlığın; bir sürüden ibaret olmasını düşündüğüm gibi
Veya insanlaşmanın; gökyüzündeki bulutların, pamuk şeker olduğunu zannetiğim gibi.
Her şey gelip geçiyor belli ki
Deprem gibi, heyelan gibi.... kayıp verip ağlıyoruz.Fakat bir düzen var neticede
Şimdilerde her şey sarmaşıklar gibi
değer,ahlak,namus,kültür.....her şey depremin altında kaldı
Din ve imandan bahseden bir ülke olarak,
Dinsizliğin çukurunda adeta, ölmemek için halay çekiyoruz.
Trajedi...
Yahu her şeyi geçtim,arkadaşım azıcık saygı duyun kendinize de dilinizi bağlayın.
Papağan değilsiniz siz. Demoloji yapmayın.
Susmayı öğrenin,Zaten içinizin pisliği gözünüzden akıyor.
En azında sesinizi kısın da İNSAN diyebilelim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder