Hergün psikiyatrilerin önünde milyonlarca insan görüyorum.Neden mi? Beyin ölümünü gerçekleştirmek için oradalar. Peki buradaki insanlarla hiç konuşmayı denediniz mi? Denemeyenler lütfen denemesin! Çok gergin, seviyesiz, düşüncesiz insanlar olup çıkıyorlar. Hepsi mi böyle hayır tabi ki! Ancak büyük bir çoğunluğu bu şekilde. Çünkü düşünme fonksiyonu pasif durumda. Amaç da bu zaten az düşünmek. Hepimizin bildiği bir şey var ki; Psikiyatri ilaçları beyin fonksiyonlarında tahribata yol açıyor. Sonuç ortada, Orklar.
Şimdide beş kişilik aile hayal edelim. Baba memur, anne ev hanımı, abi işsiz, abla evleneceği zamanı bekliyor, evin küçüğü ise10 yaşında. Evde bulunanların hepsi üniversite mezunu, sözde bilinçli insanlar. Evin abisi iş beğenmiyor, evin ablası hergün yeni bir kafede ortam yapıyor. Evde son teknoloji telefonlar bulunuyor. Bir aileden ziyade bir yurt ortamı. Herkes kendi köşesinde başka bir hayatta yaşıyor. Bütün yük malumunuz babanın omuzlarında olunca dünya kadar borç ve hergün bu borçları düşünmemek için tekele açılan kara bir defter. Böyle bir ailede gece böyle biter mi? Bitmez!
Gün boyunca kafasında borçları boşa koysa dolan, doluya koysa taşan bir adamın öfkesi beyni yumuşayınca patlak veriyor haliyle. Eşini hergece döven ve araya girenlerinde nasibini alması ile son bulan bir gece haline geliyor. Ev hanımının da kaçış öyküsü psikiyatri ilaçlarında son buluyor. Peki evin en küçüğüne ne oldu?
İlgisizlik, sevgisizlik, öfke bütün bu duygular birbirine girmeye başlamıştır. Çocuk babayı, abiyi, ablayı, anneyi örnek alır. Bu çocuk hepsinin ortak meyvesidir.
Aile içinde gördüğü bu düzeni dışarıda bir hiyerarşi oluşturarak kendini kendisine ispat etmeye çalışacaktır. Büyüdükçe zaman süzgecinden geçişi zor olacaktır. Çünkü yaptığı hiçbir şey onu tatmin edemez olur. Kendi benliğinde kişilik bozukluğu ilk olarak kendini gösterir. Bu da çevre ile uyum yaşamada en büyük sorunu olur. Başka canlılara zarar vermeye başlar, bu içindeki öfkeyi susturabilmesinin bir yoludur . Ancak birey bu davranışın yanlış olduğunu algılayamaz. Hayatının sonuna dek ya kendi beyninde cinayetler işleyecektir ya da bunu gerçekten yapacaktır. Bu durum "Kuzuların sessizliğinde" çok iyi vurgulanmıştı. Böyle bir bireyin tedavi olma ihtimali çok düşük. Ben doktor muyum? Hayır değilim. Sadece insan psikolojisini, fizyolojisini biliyorum ama bunu bilmek için profesör olmak gerekmiyor.
Duygu karmaşası en tehlikeli silahtır. Karşıdakinin ne zaman, nerede, ne tepki vereceğini bilemezsiniz. Lütfen bu gibi sorunlar yaşıyorsanız bir canlı yetiştirmeden önce kendinizi kontrol altında tutmayı öğrenin. Yok ben böyle iyiyim diyorsanız; Sonuç ortada, bir grup küçük çocuk ve bir yavru köpek...
Gördüğüm videoda dünden bu yana medyadaki yavru köpeğe benzeyen bir köpek ve 3 çocuk bulunuyor. Şiddet , şiddet, şiddet..Kanım dondu, konuşulabilecek her şey konuşuldu, yazıldı. Ancak hala bir sonuç yok. Yazdığım yazının dışına çıkarak bunu belirtmek zorundayım ki, hapis cezası isteniyormuş. Yapılan işkenceden zevk alanlar için hapis cezası çok trajikomik bir karar. Bu kişi hapisten çıkınca biriken öfke ile uç noktalara kadar gidebilen bir canavar olacaktır. Başka bir canlının çektiği acıdan zevk alabilen biri insan değildir. İnsanlık sıfatının dışında da bir yere konulamaz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder