14 Ekim 2017 Cumartesi

#BUDİST RAHİBİNE MERHABA#

İçimi gördüğüm günden bu yana, bir satır yazamaz hale geldim.
Sanki bütün duygularım ölmüş gibi.
Saydam bir boşluğun içinde sallanıyor gibiyim.
Kendime hiç bu kadar yaklaşmamıştım...
Oysaki daha da uzaklaştım, kendi yüreğimden.
Sinirlenmiyorum artık, 
Olur olmaz şeylere kızdığım günler geride kaldı.
Şimdilerde sadece olaylar karşısındaki tek tavrım; bakıyor buluyorum kendimi...

Bir kaçış hikayesiyle başlayan,
Bir dünya hikayesindeyiz şimdi.
Ne ben ekmeğimden vazgeçiyorum,
Ne de sen cennetinden.
Ben suyumu uzattım,
Sen yetinmedin, nehirler yarattın...
Bir üstünlük savaşı,
Şimdi ben de nirvan'aya vardım.
Söyler misin, hangi kademe kaldı?

Hiç dinmeyen bir gümbürtü bu!
Konuşmaktan hiç mi usanmazsın!
Onca gözyaşına rağmen, nasıl da nankörsün!
Dilinden her çıkan tılsım, sana zehir olarak dönmeli.
Onca fidan yetişti bu toprak da!
Ah söyler misin? şimdi neden heyelana kapıldılar!
Buna sebep sen misin?

Yüreğimi taşlarla doldurdum.
Her adım attığım diyara, bir taş koydum,
Her dönüşe bedava bir bilet hediyeli.
Ölümü kollayan ruhlar kapında kol gezdiğinde,
Nefes alamadığında, hatırla!
Nefes aldırmadığın o fidanları!

Dilimi dilsizlere emanet ettim,
Gözlerimi körlere emanet ettim,
Kalbimi hayatı çok sevenlere verdim.
Kulaklarımı duymak isteyenlere emanet ettim,
Düşlerimi çocuklara verdim.
Şimdi boşluğu dinleyen bir budist rahibi misali.
En çok kendime borç bildiğim, sessizliği verdim.
Her şeyin azı hatta en azı kafi bu dünya'da!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder