Sessiz bir çığlık dudaklarımı aralıyor,
Ama sesim çıkmıyor...
Gece oldu yine, yine bana eziyet.
Hiç karanlığın olmadığı bir dünya istiyorum.
Gölgelerin kendini gizleyemediği,
Bir su yardımıyla büyümeyi bırakalı çok oldu.
Güneşe ihtiyaç duymana rağmen,
Karanlık ile kolkola gezmenden bıktım.
Küçülmedin mi yaptıklarından,
Ben insanlık adına utandım.
Ama sustum...
Bir avuç suda boğulmak nasıl?
Bir sokak arasında kaybolmak?
Dünya'yı bir kasaba olarak görmek?
Anlat bana, anlat ki seni çözümleyebileyim.
Yoksa sen düştükçe, basmaya devam edecekler!
Ve ben, seni anlayamadığım için engel olmayacağım.
Gözlerin bir uçurum,
Kendine bakarken ne görüyorsun?
Küçükte olsa bir duygu kırıntısı var mı?
Merak ediyorum da nefret duygun var mı?
Sevgi kalmadığını çok iyi biliyorum!
Peki ya kindar mısın?
Zannetmiyorum....
Çok üzgünüm, bu boşlukların dolmayacağı için.
Çok üzgünüm, ama her uzattığın papatya ölmeye mahkum.
Çünkü insanlar senin gibi değil.
Onlar hep alırlar, sen hep verirsin.
Sen sevmeyi bilmeden, sevgiyi öğretirsin;
Onlar seni sevmezler, onlar eşyaları sevmeye başlarlar.
Sen yapılan her bir eylemi objektif değerlendirirken,
Onlar şahsına zarar vererek, kendi hatalarının faturasını da sana ödetirler.
Çok üzgünüm ama seni ayıltmam gerekiyor.
Sen bir yolcusun,
Netlik senin yolunu çizen tek araç.
Nedenden ziyade sonuca odaklanmalısın.
Nedenin hiçbir anlamı yok!
Sonuç yolunu ya aydınlatır ya da taşlar koyar.
Gölgeli insanlara ihtiyacın yok.
Dünü,bugünü, yarını ayırt edemeyen,
Ufacık insanlığı ile sana yol göstermeyi deneyenler olacaktır,
Sessizce uzaklaş...
Görüyorsun ya,
Bir sepet papatya toplaDIN
Kendine verdiğin sözü unutMA
Kalbin kirlendikçe bir bir solacaklar...
Şimdi sepetin yarısı soldu,
Sessizce AĞLAYABİLİRSİN şimdi!
Her bir papatya yaprağı birgüne paralel.
Tek tek düştü.. tek tek bitti..
Kendinle yüzleşme zamanı geldi.
Sana kesilen faturaları ÖDETME zamanı.
Merak etme, kimsenin yaptığı kimsenin yanına kalmaz.
Şimdi söyle bana, vicdanın rahat mı?
Vicdanın rahat değilse, tam zamanı...
Üzülme, gururunu kıran her bir nesne önünde çırpınacak!
Affetmek senin görevin değil.
Yolunu kirletme!
Buğulu camlara ihtiyacın yok.
Kimseye peçete uzatma,
Bizim ki, bir beyin fonksiyonu bozukluğu.
Teşhise ihtiyaç kalmadı...
Hastalığı tetikleyen, nedenler!
Şimdi nedenleri bir bir silme zamanı.
Dedim ya Sonuç önemli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder