Sessiz bir soluk da çektim içime ölümü
Dinledim, inledikçe sessizleşen iniltileri dinledim..
Anladım ki, yükselen her nesnenin sağlam bir düşüşü var
Her sessizlik oyununda galip gelen oyunculara inat,
Yüreğim temiz, rol yapmadan yürüdüm o ipte.
Bana büyüklerim; Arkama bakmadan yürümeyi öğretti.
Yıllar sonra göz ucuyla bile bakmaya tenezzül etmedim.
Soluksuz kaldıkça kendime hatırlattığım anılarım dışında....
Her şey olduğu gibi,
Sonuçta zaman bir su misali,
Aktıkça yolunu bulur derdi büyüğüm,
Ah be! Bulur mu dersin dedeciğim?
Dünya'ya karşıyım sanki,
Nefes alınmaz olduğunda dua'ya başlarmış eski şamanlar,
Bizler gerisin geri yol çiziyoruz SANKİ..
Kalp bu ya, Çarptıkça yaşıyorsun derdin.
Yaşıyor muyuz dersin?
Sessiz gemiler geçip gidiyor,
Sadece izliyor buluyorum kendimi,
Nefes alamadığım zamanlara inat,
İsyanlarım nefes aldığım zamanlara...
Zaman bir kum misali,
Bugün kum saatinden düşen her kum zerresine tapasım var.
Hayatıma giren her toz zerreciğine bile minnettarım...
Kızdığım her yaprağa inat,
Toprağa düştüğü an, gözlerini kapatan o yaprağa sığınabilirim...
Biliyorum ki nefret en kutsal duygudur.
Bu yüzden sessizliğimi korudum.,
Ancak anlıyorum ki sessiz kalmamalıymış Hades,
Çığlığa inat, eylemsel bir harekete yönelmek en anlamlısı olurmuş.
Merhametin gölgesinde kalan her hareket yok sayılmaya mahkumdur.
Ama bugün öğrendin ki, merhamet karanlık da kalsa da sana nefes aldıran tek şey...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder