8 Temmuz 2017 Cumartesi

#HUZUR KOKAN KAHVELER#

Hüzünlü bir kediyi hayatta tutmanın yolları nelerdir diye soruyordu kendine,
Elinde soğuttuğu kahvesiyle, volta atmaya devam ediyordu.
Bir sehpaya çıkıyor, bir koltuğa çıkıyordu...
Sığamıyordu yere göğe.
Ona baktıkça nefesi kesiliyordu.
İçini bir titreme alıyordu.
Huzur kokan ev, şimdi ekşimtıraktı..
Artık dolanan laflar, kararsız bakışlara alışmıştı .

Bir balkon hikayesiydi bu.
Sessizce süzülmüştü kanepeye,
Şimdi her yer, her eşya onundu.
Bir hayat poliçesi gibiydi.
Ama gerçek anlamlı bir poliçeden ziyade, ölüm andıydı!
İçten içe imha ediyordu.
Kimsecikler bunu görmüyordu,
Hoş kendisi de bunu göremiyordu!
Hayatı, rengarenk bir sanat tiyatrosuydu.
Kah gülüyor, kah ağlıyordu...
Bazen de sadece tavana bakıyordu.
En sevdiği şey, yukarıya bakmaktı.
İnsanlara bakmakta zorlanırdı.
Baktığında, kirlendiğini hissederdi.
Evine girdiği anda kapıda soyunurdu...
Lekeli kelimeleri üstünden atardı.
Üstüne yapışan hüzün hikayelerini, suyla silerdi.

Büyüdükçe yekleşmeyi seviyordu.
Bunu sevdikçe huzur kokuyordu kahveler...
Ancak hala soruya bir cevap bulamıyordu.
Sona geldiğinin farkındaydı,
Bir hayata, renk vermek sanıldığı kadar kolay değildi.
Bu gerçek anlamda çetin bir yoldu.
İlk gördüğü uçurtmanın süzülüşünü hatırladı...
O an idrak etti.
Kapıları ve pencereleri sonuna kadar açtı,
Onu bağlayan her şeyi, siyah bir poşete sığdırmıştı.
Şimdi nefes almalıydı.
İplerinden kurtulmuştu,
Artık sahneye ipsiz çıkabilirdi...
Kukla olmayı değiştirmek aptallıktı.
Kendinden vazgeçemezdi, kabulleniş en büyük erdemdi.
Sessizce oyununa başladı.
Artık ipleri yoktu.
Özgür bir kukla olmak huzur vericiydi.

Değiştiremeyeceğiniz şeylerle savaşmak aptallıktır.
Ancak şartları lehinize çevirebilirsiniz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder