Çok küçüktüm...
Nazlı büyütülmüştüm. Evin ilk torunu olunca hal değişmişti haliyle .Genelde her dediğim yapılırdı. Ailem pek yanımda olmadığı için, efsaneler yaratmak dedeme kalmıştı. Birgün annem beni arayıp, akşam beni alacağını söylediğinde kalbim heyecandan sıkışmıştı. Ancak akşam olduğunda; Ne gelen vardı, ne de giden... Küçücük kalbime göğüs kafesim dar gelmişti. Nefes alamıyordum...
Evin duvarında mavi gözlü, sarışın, heybetli duruşlu bir adamın fotoğrafları asılıydı. Dedem beni büyük adamla tanıştırmaya karar vermişti. Hıçkırıklarımı dinlemiyormuş gibi yapıp, bana bu zatı muhteremden bahsetmeye başlamıştı.
Kendi yurdundan nasıl ayrıldığını, ailesinden çok uzun yıllar ayrı kaldığını anlattıkça hıçkırıklarımın yerini sessiz yaşlara bırakmıştı. Hala kulağımda çınlayan cümlesi "annesini göremeden, vatanından uzak da başka bir dünya'ya yol aldı" dedi. Anlam veremediğim şeyler arasına bunu da yazmıştım.
Dedem askerdi. Her günün sonunda bir dünya çatışması beni beklerdi. Rekabetin bütün çirkinliğine inat, bana nedenlerini açıklardı. "Sonuçlar çoğunlukla çirkindir, Ancak nedenler çok daha önemlidir" derdi.
Zaman geçtikçe Büyük adamla oturdum, büyük adamla kalktım. Cinsiyet kavramını bilemeden dedeme sordum "Ben nasıl büyük adam olacağım dedeciğim?", İlk defa farklı bir tepki gördüm yüzünde, Şaşkındı...
Gözlerime bakıp "Kendi prensiplerin olduğu gün, büyük adam olacaksın" dedi. Zamanla yarışır hale geldim.
Gözlerimi diktim yine fotoğrafına, geçmiş nasılda paslı. Yağlanmayı bekleyen bir demir adeta. Ah! o nasıl bir demir ki, bir kere yerini unutmaya duruver... Sonra uzuncana uğraş, uğraşabildiğine. Ancak zaman zaman paslı demirlerinde sesi çıkar gibi oluyor. Şimdilerde çok iyi mühendisler yetişti. Büyük adamın izini süren, kutsal kandan insanlar var hala. Yürek sızımız zaman zaman artsa da, yüreği ferah tutmak lazım. Geçmişin çocukları, çocuklarını tarihle büyütüyor! Umudumuz o ki, geçmişin sarı sayfalarını harf harf yutan bir neslin olması.
Zaman zaman korkuya kapılıyorum! Hayat da her şey bir KPSS, LYS, IELTS sınavı değil ki. Bazen robotik insanlarla karşılaşıyorum, birçoğu tarihin ne olduğunu bilmiyor. ATATÜRK'ün kim olduğunu bilmeden büyüyen insanlar var! Geçmişini unutan bir toplum, diri diri gömülmeyi haketmiştir.
Sadece özel günlerde paylaşım yapmayın, Bilhassa özel günlerde paylaşımdan fazlasını yapın EY TÜRK MİLLETİ! Bizler bir arının kovanı için topladığı, birbirinden farklı çiçek türleriyiz. Birlikten kuvvet doğar, ötesinde her tür yok olur. Tek bir çiçek türüyle lezzetli ve sağlıklı bal oluşamaz. Kültürel mozağimiz ile bir bütün olduk. Asırlar geçti, bu toprağı kanlarımızla suladık. Elinizi vicdanınıza koyup, yapmanız gerekeni yapmaya çalışın. Ve özellikle yeni nesillere Büyük adamı anlatın. Geçmişini öğretin.
Yüreği hepimizi saracak büyüklükteki adam, tıpkı gözleri gibi sonsuzluk vaadeden sözleriyle her daim rehberimiz oldu ve de olacak. Sevgili ebeveynler, sevgili gençler hiç değilse NUTUK adlı kitabı okuyalım. Diğer türlü karanlık bir tünel de yolumuzu çakmakla zar zor aydınlatacağız. Unutmayın ki tünel uzunluğunu bilmeden yürüyoruz, çakmağın gazı her an bitebilir. Ya da patlayıcı bir maddeyle karışıma uğrayıp hepimizi küllere çevirir. Bunun olması bir kabus. Kendi kimliğimizi kendimiz silmiş oluruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder