Ey aşk ne de acımasızsın sen!
kalbi öyle bir hale getiriyorsun ki, onun nefesi olmadan yaşatmıyorsun
Senin en büyük düşmanının nefret olduğunu öğrendiğim gün, yüreğim kanadı
Gözlerim yandı, ruhum çırpınmaya başladı
Her çırpınışında daha da derine indim
İndikçe ,soluk alamaz oldum...karanlıktı...
Kimse yoktu, sonsuz bir hiçlikti
Nefret ne de yakışıyormuş sana aşk
Bu tıpkı siyah, beyaz gibi
Ama hangisi daha iyi bilemiyorsun
Aşık olduğunda, yüreğin onun adını hep pompalar
Fakat nefret ettiğinde yüreğin susar, sadece soluk alamaya başlarsın
Zamanla bunun ne denli gereksiz olduğunu hissedersin..
Kafan, kalbin, kolun, bacağın...hepsi bağımsızlığını ilan etmeye başlar
Vücudunun her bir mekanizması geri tepmeye başlar
Gözlerin acır, bitkin bir hale gelirsin.
Fakat gözlerine inat, beynin konuşmaya devam eder
Sabah olmaz, sabah olunca da gece olmaz...
Günler birbirini kovalar, ama senin için geçen bir saniye bile yoktur.
Sadece göz açar ve kaparsın.
Zaman yanılgısına düşmezsin
Çünkü yetişecek biri yoktur
Ya da yetişecek bir iş, arkadaş, bir hayal...
Dibe vura vura toplar insan kendini, ama dibi görmeden toplayamazsın!
Etraf o kadar kalabalık ki, insan kendini göremez hale geliyor..
Taa ki kendini kaybedince, kimseyi göremez hale geliyorsun
Buna bile izin verilmiyor...
Kendimizi kaybetmek için, yan koltukta oturan teyzeye sormamız gerekiyor
Ya da 'anne kendimi kaybedebilir miyim?'
Her şey bu kadar basit ve sıradansa..
Neden bu kadar soru? Neden bu kadar kalıp?
Es geçesi geliyor insanın..
Bu da kolay değil, değil mi?
Yan koltuktaki teyze izin vermiyor..
Sürekli konuşuyor..sürekli umuttan, hayattan, güzellikten konuşuyor
Ne de anlamsız geliyor, Ah bir bilse
O da kendince haklı tabi.
Nefret sarmış dört bir yanımı teyzem!
Ne yapsam geçmiyor, onun yüzünden kimseye inanamıyorum
Son şans bileti de yandı, artık geçmez bu öfke..
Sizi hiçlikle burun buruna bırakan, hayallerinizi yakan, gözlerinizi acıtan kişi doğru değildir
Bırakın her şeyi ve kaçın
Öfkeniz ve siz yanyana oturuyorsanız, vay halinize!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder