9 Kasım 2014 Pazar

Yürek Sızısı Ürkütür İnsanı

Eskilerden bir ben vardı, her şeyi en ince ayrıntısıyla düşünen
Un ufak tartarak adım atan, yanındakine kol kanat olan bir bendi o
Sonra her şey değişti
Ele avuca sığdırılan kalp, avuç içinde çizilerek kanatıldı
Kanayan yüreği sarmaya güç yoktu, bu yüzden hiç kanamamış gibi davranmayı seçtiler
Yaraları sarılamazdı. Ama alçıya alınırsa, belkide yürek yenilenebilirdi
Buna kimsenin cesareti yoktu.. kendisinin bile..
Zaman geçtikçe, yüreği kanayan kişi tek kadim dostu olan; ölümü seçmişti
Yaşanması gereken çoğu şeyi, evet! belki yaşamamıştı
Fakat artık yeni duygulardan korkar olmuştu
Yürek sızısı ürkütür olmuştu
Korkuyordu bir şeyler dilemekten...istemekten..elde etmekten
Çünkü elde etmeye yakın hissettiği her an, aslında kaybetmeye yakınlaştığını gösteriyordu
Ve evet! kaybediyordu. bu yüzden susuyordu, akışına bırakıyordu
Fakat hissiz ve umutsuzdu
Bazı zamanlarda, kulağa gelen bir melodiyle yeniden hayat buluyordu
Çok geçmeden sonu düşünüp, kendini sarsıyordu
Ve ne kadar aptal olduğunu söyleyip, kendine sövüyordu
Avuntular baş gösteriyordu, bazen bir melodiyle; bazende bir kaç sözle veya kitap aralarında
En çokta kitap aralarındaydı umut
Umut kitap aralarından göz kırpıyordu ve o da buna inanmak istiyordu; buna sığınıyordu
Yeniden normale dönmek istiyordu
Fakat her bir istekte daha da derine batıyordu
Daha da aşağı çekilir hale gelmişti
Bu yüzden konuşmamayı, hatta düşünmemeyi seçmişti
Yaşını, kimliğini, karakterini sollamıştı
Ailesini, duygularını ve hatta taptığı mantığı da sollamıştı
Sonuçta hayat hep 1-0 öndeydi
Bir adım öne geçmek mümkün değildi
Öne geçmek; doğuştan gelen bir armağandı; altın bir goldü...
Herkese nasip olmazdı bu gol





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder